23. Hukuk Dairesi 2013/6230 E. , 2013/7339 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline itiraz davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde birleşen dosyada şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- …
**23. Hukuk Dairesi 2013/6230 E. , 2013/7339 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline itiraz davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde birleşen dosyada şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Asıl davada davacı vekili, davalının takip borçlusu şirketten gerçekte bir alacağı bulunmadığı ve takibe dayanak olarak gösterilen bono muvazaalı olarak düzenlendiği halde, satış bedelinin hukuka aykırı olarak sıra cetvelinde birinci sırada pay ayrılan davalıya ödenmesine karar verildiğini, öte yandan ödeme emri tebliği geçersiz olduğundan davalının kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığını ileri sürerek, derece kararında davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin takip borçlusu şirket ile aralarında düzenlenen protokol gereğince, belirlenen vadede 108.000 USD teslim edilmesi karşılığında borçlu şirkete 170.000,00 TL para verdiğini, vadesinde dövizin teslim edilmemesi nedeniyle icra takibine başlandığını, alacağın gerçek bir borç ilişkisinden kaynaklandığını, borçlu şirkete yapılan ödeme emrinin tebliğinin geçerli olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalının alacağının gerçek bir alacak olduğunu ispatlamakla yükümlüğü olduğu, her zaman düzenlenmesi mümkün olan belgelerden olan bononun, alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığı, 02.07.2010 tarihinde teslim edilecek döviz için bir ay öncesinden yüklü miktarda ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 10.12.2012 tarih ve 4289 E, 7259 K sayılı ilamıyla, sıra cetveline karşı aynı zamanda davacı tarafından şikayet yoluyla icra mahkemesine de başvurulduğu, her iki davanın sonucunu birbirini etkileyecek olması nedeniyle davaların birleştirilmesinde ya da şikayet davasının sonucunun beklenmesinde yarar bulunduğu belirtilerek bozulmuştur. Birleşen dosyada şikayetçi vekili, borçlu şirkete ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, ödeme emri tebliğ edilen kişinin borçlu şirketin çalışanı olmadığını, bu bakımdan kesinleşmiş bir icra takibi bulunmayan şikayet olunana sıra cetvelinde pay ayrılmaması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada şikayet olunan vekili, ödeme emrinin borçlu şirkete 19.07.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, buna göre icra takibinin yasal süresi içerisinde kesinleştiğini, öte yandan tebliğdeki usulsüzlüğün ancak takip borçlusu tarafından ileri sürülebileceğini savunarak, birleşen şikayetin reddini istemiştir.