9. Ceza Dairesi 2023/12830 E. , 2024/1149 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2065 E. 2021/1828 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kan…
**9. Ceza Dairesi 2023/12830 E. , 2024/1149 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2065 E. 2021/1828 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/345 Esas, 2020/338 Karar sayılı kararı ile sanığın evine çekirdek verme bahanesiyle çağırdığı mağdura yönelik anal yoldan organ sokma şeklinde kabul edilen eylemin, mevcut delillerin değerlendirmesiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'un (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 53 ve 58 nci maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/2065 Esas, 2021/1828 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının kabulü ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hükümler arasında çelişki oluşturduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün (A) bendinin 2. paragrafının tamamen çıkarılarak yerine, "Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası olumsuz etkileri gözetilerek sanığa verilen cezada TCK'nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 15 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," şeklinde eklenmek suretiyle düzeltilerek esastan redddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise "ilk derece mahkemesince kurulan hükmün B bendinin 1. Paragrafında mevcut "1.fıkrası " ibaresini "2. fıkrası" şeklinde DEĞİŞTİRİLMEK SURETİYLE" ve İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün B bendinin 5. Paragrafı olarak; "5-Sanığın daha önce işlediği kasıtlı suç nedeniyle hakkında Bursa 4.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/255 E.-2010/94 K. sayılı kararıyla verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin hükmün 01/01/2019 tarihinde yerine getirildiği buna rağmen süresi içinde yeniden kasıtlı suç işlediği anlaşılmakla sanık hakkında TCK'nın 58/6 maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının 1.kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca mükerrir sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," şeklinde eklenmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasına, vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi İstinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile re'sen dikkate alınacak nedenlerle istinaf mahkemesi kararının bozulması gerektiğine yöneliktir. III.GEREKÇE A. İstinaf Başvurusunun Düzeltilerek Esastan Reddine Dair Kararlar Yönünden İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden, kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Tebliğnamedeki Görüşler Yönünden Sanık müdafiinin sunmuş olduğu 18.10.2021 tarihli dilekçe içeriğinde, istinaf dilekçesinde belirttiği hususlara atıf yapıldığı, istinaf dilekçesinde ise 5271 sayılı Kanun'un aradığı anlamda sebep gösterilmiş olduğu anlaşıldığından Tebliğnamedeki sanık müdafiinin temyiz sebepleri göstermediği gerekçesiyle ret isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince suçun vasfının değiştirildiği anlaşılmakla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temyiz kanun yoluna tabi olduğu anlaşıldığından, Tebliğnamedeki kesinlik dolayısıyla ret isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/2065 Esas, 2021/1828 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, sanık müdafiinin temyizinin kabule şayan olup olmadığına ilişkin Üye Sayın ... ile Üye Sayın ...'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla, diğer yönlerden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanık müdafiinin 18.10.2021 tarihli dilekçesinde bir temyiz nedeni bulunup bulunmadığına ilişkindir. Sanık müdafii 18.10.2021 tarihli dilekçesi ile " gerek istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve gerekse re'sen dikkate alınacak nedenlerle İstinaf Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep ederim." şeklinde temyiz talebinde bulunmuştur. İstinaf mahkemesi kararını temyiz eden sanık müdafinin temyiz dilekçesinde belirttiği hususun CMK'nın 288. ve 289. maddeleri gereğince nispi veya kesin hukuka aykırılık kapsamında dosyaya özgülenen temyiz nedeni olarak kabul edilemez. Sanık müdafisi tarafından verilen dilekçe ile temyiz iradesi beyan edilmiş ve dilekçede temyize ilişkin bir sebep göstermiş olması halinde CMK'nın 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık yönünden hükmün temyiz incelemesi yapılarak denetlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. CMK'nın 288. maddesinin gerekçesinde; Tasarı, 1412 sayılı Kanundan ayrılarak “kanuna aykırılık” yerine daha geniş anlamlı ve amaca uygun olan “hukuka aykırılık” sözcüklerine yer vermiştir. Yargılamanın konusunu oluşturan cezaî uyuşmazlık çözüldükten ve maddî gerçeğe ulaşıldıktan sonra ilgili hukuk kuralının eksik veya yanlış uygulanması veya hiç uygulanmaması, hukuka aykırılığı oluşturur. Hukuk kuralı deyimi, temel hukuk ilkelerini, yazılı olan ve olmayan hukuk kurallarını, yargılama hukukuna ilişkin kurallarla maddî hukuka ilişkin kuralların tümünü kapsar. Temyiz başvurusunun hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayandırılması gerekir. Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde, elbette ki, hukuka aykırılık oluşturur. Hukuki denetim sanık tarafından gerçekleştirildiği kabul edilen fiilin hukuki nitelendirilmesinin ve buna bağlı olarak verilen cezanın yerinde olup olmadığının denetlenmesini ifade eder. Hükmün temyiz edildiğine ilişkin irade usulüne uygun şekilde beyan edildiği andan itibaren temyiz süreci başlamıştır. Temyiz başvuru usulü ve başvuru üzerine yapılacak işlemlerin irdelenmesi, bu kapsamda 5271 sayılı CMK ile 1412 sayılı CMUK hükümlerinin kıyasen değerlendirilmesi ile bölge adliye mahkemelerince verilen kararların temyizi üzerine, temyiz denetiminin ne şekilde yapılacağına da değinilmesi gerekmektedir. 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümleri uygulanacaktır. 1412 sayılı CMUK’nın “Temyiz sebebi” başlığını taşıyan 307. maddesi; “Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur. Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir.”, 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinde ise temyiz nedenleri; “1- Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. 2- Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” şeklinde belirtilmiştir. Mülga CMUK’da temyiz sebebi “kanuna aykırılık” olarak belirlenirken, 5271 sayılı CMK’da “hukuka aykırılık” olarak belirlenmiştir. Ancak her iki Kanun’a bakıldığında bu iki farklı kavramın aynı şekilde anlaşılmasının istendiği sonucuna varılmaktadır. Zira her iki Kanun'un ilgili hükümlerinde bu kavramlar, “bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması” şeklinde tanımlanmış olup öğretide de geçmişten bu yana kanuna aykırılık kavramı geniş yorumlanmış ve bu ifadenin yazılı hukukla sınırlı anlaşılmaması gerektiği, bu nedenle yazılı hukuka ek olarak; içtihada aykırılık, tecrübe ve mantık kurallarına aykırılık, öğretiye aykırılık, maruf ve meşhur olan şahsi bilgilerdeki hataların da kanuna aykırılık kapsamında denetlenebileceği, ayrıca uluslararası hukuka ve evrensel hukuki değerlere aykırılığın da temyiz nedeni olarak ileri sürülebileceği ifade edilmiştir. 1412 sayılı CMUK'nın 307. ve 5271 sayılı CMK'nın 288. maddeleri itibarıyla temyiz nedenleri bakımından iki Kanun arasındaki bir farklılık görülmemektedir. Zira her ikisinde de temyiz nedeni "hukuka aykırılık"tır. 1412 sayılı CMUK'nın 313. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesinin ilk fıkraları temyiz sebeplerinin gösterilmesi hususuna ilişkindir ve aralarında ciddi bir fark yoktur. Asıl farklılık 5271 sayılı CMK’da temyiz başvurusunda temyiz nedeninin gösterilmesinin zorunlu hâle getirilmesidir. Temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğinin saptanması durumunda CMK'nın 298. maddesi uyarınca temyiz istemi reddedilecektir. Gerekçeli temyiz dilekçesi, (ek dilekçe, temyiz layihası) temyiz nedenlerinin gösterildiği dilekçedir. Temyiz dilekçesinde ya da daha sonradan verilen ek temyiz dilekçesinde temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi bakımından hangi hukuka aykırılıklara dayanıldığının anlaşılır bir şekilde gösterilmesi gerekir. Başka bir belgeye,beyana yada karara yapılan atıf anlaşılabilir nitelikte değildir. Temyiz nedeni başka bir belgeye bakmadan doğrudan temyiz dilekçesinden anlaşılabilir olması gerekir. İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucu, istinaf başvurusunda Cumhuriyet savcısı dışındaki diğer kişiler bakımından sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken, temyiz kanun yolunda, mülga 1412 sayılı CMUK'tan farklı şekilde resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini, temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu ve temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren ek bir dilekçe vermesini öngörmüştür. Temyiz nedeni olan hukuka aykırılık, hâkimin olaya en uygun normu bulamaması veya bulsa da yanlış değerlendirip uygulama yapmasıdır. Maddi hukuk normunun ihlali hâlinde temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak kararın bozulması gerekmekte ise de muhakeme hukukuna ilişkin ihlallerde, ihlalin hükmü etkileyip etkilemediği gözetilmelidir. Doktrinde çoğunlukta olan anlayışa göre, Türk Ceza Muhakemesine istinaf kanun yolunun getirilmiş olması, temyiz mahkemesinin önceden olduğu gibi somut temyiz denetiminin elverdiği ölçüde maddi soruna girmesine engel oluşturmayacak, temyiz kanun yolunda somut dava üzerinden içtihatlarla birliği sağlayacak olan Yargıtay, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir etme yetkilerini de dikkate alarak bu delillerle varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olup olmadığının tespiti bakımından somut dosya üzerinden görebileceği ve inceleyebileceği maddi sorunla ilgili vaka değerlendirmelerindeki hukuka aykırılıklar üzerinden bozma kararı verebilecektir. Temyiz kanun yoluna başvuranın, hükmün hangi noktalardan incelenmesini istediğini bildirmesi, diğer bir anlatımla hükmün hangi noktalardan hukuka aykırı olduğunu göstermesi zorunluluğu ile Yargıtayın temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile sınırlı olarak inceleme yapmasına ilişkin hükümler "temyiz incelemesinin sınırlandırılması/temyiz incelemesinin kapsamının belirlenmesi" amacına yöneliktir. Ceza Genel Kurulunun 14.05.2020 tarih ve 2020/197 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 289. maddesinde yer alan “Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır.” hükmünün, söz konusu maddede sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin temyiz incelemesine konu edilebilmesi için temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilme zorunluluğu bulunmadığına yönelik olduğu, diğer bir anlatımla bir temyiz nedeninin varlığı tespit edilmiş olan temyiz dilekçesi veya beyanı bakımından, bu dilekçe veya beyanda hukuka kesin aykırılık hâlleri gösterilmemiş olsa dâhi temyiz incelemesi sırasında hukuka kesin aykırılık hâllerinin gözetileceği, CMK'nın 289. maddesinin, aynı Kanun'un 294. maddesinin birinci fıkrasındaki "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır" düzenlemenin bir istisnası niteliğinde olmadığı, CMK'nın 298. maddesi uyarınca gerekçesiz bir dilekçenin Yargıtayın ön incelemesinden geçemeyeceği, ancak bir temyiz nedeninin varlığı hâlinde mutlak hukuka aykırılık hâlleri kapsamında temyiz incelemesi yapılabileceği, hiçbir temyiz nedeni içermediği tespit edilen bir temyiz başvurusu bakımından CMK'nın 289. maddesinde yer alan hukuka kesin aykırılık hâllerinin kendiliğinden gözetilemeyeceği kabul edilmiştir. Temyiz incelemesinin kapsamının belirlenebilir olmasının yeterli görülmesi ve bu konunun önemi karşısında, temyiz başvurusunda hükmün neden dolayı bozulmasının istenildiğinin gösterilip gösterilmediğinin tespiti, temyiz başvurusunun sebep gösterilmemesi nedeniyle ret edilip edilmeyeceği ve yapılacak olan temyiz incelemesinin kapsamı bakımından önem arz etmektedir. Sanık müdafiinin neden içermeyen istinaf dilekçesine atfının temyiz incelemenin kapsamını (maddi hukuka veya muhakeme hukukuna aykırılık) belirleyen herhangi bir temyiz sebebi içermemesi nedeniyle tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkının bulunmaması hâllerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davası bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca reddine karar verilecektir. Sanık müdafinin temyiz dilekçesinde bir temyiz sebebinin bulunmadığı ve istinaf dilekçesine yapılan atfın somut temyiz sebebi olarak kabul edilemeyeceği sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. ...