10. Hukuk Dairesi 2012/24451 E. , 2013/15045 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/62-2012/751 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davalı işyerin
**10. Hukuk Dairesi 2012/24451 E. , 2013/15045 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/62-2012/751 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davalı işyerinde yaprak temizleme, kimyasalları ayıklama, hammadde temizleme, ayıklama ve bantlama işlerinde 15.09.2000 - 06.07.2007 tarihleri arasında her yıl içinde 5-10 günlük ara vermeler dışında sürekli çalıştığı halde eksik bildirilen günlerin tespiti istemine ilişkindir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı .................................Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi ......, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir.Anılan Kanunlarda ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan......... hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesine göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem ...su gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Mahkemece, davacı, davalı ve re’sen tespit edilen ... tanıklarının beyanları ile davacının iddiasını ispat edemediği ve davacı vekilinin 27.08.2012 tarihli celsede; davacının sigortalığının gecikmeli bildirildiğinden bahisle gelen işe giriş bildirgesine bir diyeceği olmadığına ilişkin beyanı ve davacının, 27.11.2001 – 30.11.2001 ve 2003/3. dönemlerindeki dava dışı işyerindeki çalışmaları nedeniyle davanın reddine dair hüküm kurulmuş ise de; dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından, davalı işyerinde, ...... ve sürekli çalışanların bulunduğu, ...... çalışanların bulunduğu dönemde işyerinde 100-150 çalışan olduğu, diğer dönemlerde 60-70 kişiyle süren bir çalışmanın bulunduğu belirtilmesine rağmen dava konusu dönem ...larında 20 ila 50 arasında çalışan bildirildiği gözetilmeden, yine re’sen dinlenen ... tanıklarının beyanlarından, davalı işyerinde farklı birimlerin bulunduğu, davacının ise çalışma iddiasına konu defne bölümü biriminde olduğu, kendilerinin ise farklı birimlerde çalışanlar olduklarına ilişkin beyanları dikkate alınmak suretiyle, davalı işyerinde defne bölümü biriminde ...lara kayıtlı çalışanlar tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmadan, Mahkemece kurulan hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalıştığını iddia ettiği defne yaprağı bölümüne ilişkin davalı işyerinin biriminde dava konusu dönemde çalışmaları bulunan ... tanıkları tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacının çalışmalarının işyerinde sürekli çalışanlar ya da ...... çalışanlar içerisinde olup olmadığı ve işyerinde ...... çalışma dönemi tespit edilmeli; bu kapsamda davacının çalışmaların hangi bölümde hangi tarihlerde geçtiği hususu da netleştirilmeli; gerektiğinde aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı ...lara geçmiş kişiler re’sen saptanarak, bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı; bu şekilde davacının gerçek çalışma süreleri ve işin niteliği tespit edilerek, ...... çalışma halinde boşluk dönemlerinde hizmet akdi askıda olup, hak düşürücü süre işlemediği, ...... çalışma dönemleri dışındaki dava dışı işyerinden çalışmalarda çalışmanın kesintiye uğradığı gözetilerek hak düşürücü süre irdelenmeli; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca taleple bağlı kalınarak bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.