DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/60 E. , 2024/3097 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/60 Karar No : 2024/3097 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Türk Silahlı Kuvvetlerinde askeri …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/60 E. , 2024/3097 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/60 Karar No : 2024/3097 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Türk Silahlı Kuvvetlerinde askeri hâkim olarak görev yapmakta iken 1995-2001 yılları arasında 357 sayılı Askeri Hakimler ve Askeri Savcılar Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca Milli Savunma Bakanı tarafından üç ayrı disiplin cezası ile tecziye edilen, 30/07/2007 tarihinde binbaşı rütbesine terfi eden, 07/03/2008 tarihinde 2. derecenin 1. kademesinden ve 3600 ek gösterge üzerinden emekliye ayrılan davacının; 357 sayılı Kanun'un 29. maddesindeki “Milli Savunma Bakanı tarafından” ve "Bu cezalar kesin olup" ibarelerinin, 2014 yılında Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden ve aldığı disiplin cezaları nedeniyle birinci sınıfa ayrılamadığından bahisle, üç ayrı disiplin cezasının geri alınması ile birinci sınıfa yükseltilmesi ve emekli olduğu tarihe kadar olan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, birinci sınıf hâkim olarak emekli aylıklarının düzeltilmesi ve emekli olduğu tarihten itibaren emekli aylıkları ile ikramiye farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle davalı idarelere yapılan 13/10/2014 tarihli başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte veya yürürlük tarihinin farklı belirlenmesi halinde, belirlenen bu tarihte yürürlüğe girmesinin öngörüldüğü, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının, idari işleme karşı süresinde dava açanlar ve bekletici mesele yapılanlar için geriye yürür şekilde uygulanması gerektiği, bunun dışında Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürütülmesinin mümkün bulunmadığı; uyuşmazlık konusu olayda, 17/09/2014 tarih ve 29122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarih ve E:2013/82, K:2014/100 sayılı kararıyla, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ve “Bu cezalar kesin olup” ibarelerinin iptal edildiği; davacıya disiplin cezası verildiği tarihte yürürlükte bulunan 357 sayılı Kanun hükümlerine göre disiplin cezalarının yargı denetimi dışında tutulduğu, bununla birlikte birinci sınıfa ayırmama işlemlerinin yargısal denetimini engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığı; davacı tarafından disiplin cezaları ile birinci sınıfa ayırmama işlemleri dava konusu yapılmadığından, ortada bekletici bir meselenin de olmadığı, bu durumda Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının davacı hakkında uygulanması mümkün olmadığından, yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre tesis edilmiş disiplin cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2018/6328, K:2022/377 sayılı kararıyla; Milli Savunma Bakanının disiplin cezası verme yetkisinin yasal dayanağı olan ve bu cezalara karşı yargı yolunun kapatılmasını öngören 357 sayılı Kanun'un 29. maddesindeki ibarelerin, Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle, anılan madde uyarınca davacıya Milli Savunma Bakanı tarafından verilen disiplin cezalarının, yetki yönünden hukuksal temelinin ortadan kalkmış bulunduğu, bu durumda, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacının aldığı disiplin cezalarında ve bu cezalara bağlı olarak birinci sınıfa ayrılamaması nedeniyle, yoksun kalınan parasal haklarının ödenmemesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, ... İdare Mahkemesi ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, hukuki kesinlik ilkesi gereği anayasa mahkemelerinin iptal kararlarının geriye dönük olarak haklar tesis etmeyebileceğini, ayrıca kararların veya yapılan kanuni düzenlemelerin geriye yürütülmemesi durumunun ayrımcılık yasağının ihlali anlamına gelmeyeceğini kabul ettiği; Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmünün, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yürürlükten kalkacağı ve iptal kararları geriye yürümeyeceği için de, bu kanun hükmüne göre tesis edilmiş işlemlerin geçerliliklerini sürdüreceği; ayrıca, Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanabileceği; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının idari işleme karşı süresinde dava açanlar ve bekletici mesele yapılanlar için geriye yürür şekilde uygulanmasının gerektiği, davacı tarafından disiplin cezaları ile birinci sınıfa ayırılmama işlemleri dava konusu yapılmadığından, dolayısı ile bekletici mesele de bulunmadığından Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının davacı hakkında uygulanma imkanı bulunmadığı, yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre tesis edilmiş dava konusu işlemlerin geri alınmamasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisine haksız yere verilen ve maddi sonuçları hala devam eden disiplin cezaları nedeniyle birinci sınıf hâkim yapılmadığı, birinci sınıfa yükseltilmemesine kendisiyle iletişimini kesmek zorunda kaldığı K.H.Y.’nin neden olduğu, bu kişi hakkında daha sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı, disiplin cezalarının kasıtlı olarak tarafına verildiği; Anayasa Mahkemesi’nin askeri hâkimlere verilen disiplin cezalarının gerek siyasi makam olan Milli Savunma Bakanı tarafından verilmesi gerekse kesin hüküm niteliğinde olup dava açma ya da itiraz etme hakkı olmaması nedeniyle Anayasaya aykırı bulduğu; olay tarihinde dava açma imkânının bulunduğu yönündeki usule ve yasalara aykırı bir gerekçeyle davasının reddedildiği, cezaların verildiği tarihte yasal olarak mümkün olmayan kanun yoluna başvuruda bulunmasının kendisinden beklenemeyeceği; davayı reddeden AYİM 3. Dairesi üyelerinden bazılarının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeliğinden yargılandığı ve ceza aldığı, bazılarının ise 15 Temmuz darbe girişiminde görevlendirilmek üzere sıkıyönetim direktifi listesinde yer aldığı; yaşadığı travmaların, maddi zorlukların ve rencide edilme hissinin hâlen devam ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Millî Savunma Bakanlığı tarafından, davacının disiplin cezaları ile birinci sınıfa ayırılmama işlemlerini dava konusu yapmadığı, dolayısıyla bekletici mesele de bulunmadığı için Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının davacı hakkında uygulanamayacağı, yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre tesis edilmiş dava konusu işlemlerin geri alınmamasında hukuka aykırılık olmadığı, davada hukuka uygun ... İdare Mahkemesinin kararının onanması gerektiği; Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, davacının ileri sürdüğü hususların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen hususların hiçbirine uymadığından temyiz talebinin reddinin gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Ankara 1. İdare Mahkemesi ısrar kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, 1992 yılında askeri hâkimlik mesleğine başlamıştır. 1995-2001 yılları arasında Milli Savunma Bakanı tarafından biri uyarma, ikisi kınama olmak üzere üç farklı disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. 30/08/2007 tarihinde binbaşı rütbesine terfi etmiş; ancak aldığı bu üç disiplin cezası nedeniyle birinci sınıfa ayrılamamıştır. 07/03/2008 tarihinde ise, 2. derecenin 1. kademesinden ve 3600 ek gösterge üzerinden emekliye ayrılmıştır. Öte yandan, 17/09/2014 tarih ve 29122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarih ve E:2013/82, K:2014/100 sayılı kararıyla, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ve “Bu cezalar kesin olup” ibareleri iptal edilmiştir. Bunun üzerine davacı, 13/10/2014 tarihinde yaptığı başvurular ile, Millî Savunma Bakanlığından, Anayasa'ya aykırılığı saptanan düzenlemeye istinaden Milli Savunma Bakanı tarafından verilen üç ayrı disiplin cezasının geri alınmasını / kaldırılmasını, 01/09/2007 veya bu talep tarihinden geçerli olarak birinci sınıfa yükseltilmesini ve birinci sınıfa yükselmeye müstehak olduğu tarihten emekli olduğu tarihe kadar geçen sürede alması gereken aylık farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini; Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli aylıklarının birinci sınıf hâkim aylığına yükseltilmesi ve emekli olduğu tarihten itibaren emekli aylıkları ile ikramiye farklarının yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Söz konusu başvurulara, davalı idarelerce cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 357 sayılı Askeri Hakimler ve Askeri Savcılar Kanunu'nun, davacının binbaşı rütbesine terfi ettiği 30/08/2007 tarihinde yürürlükte olan "Birinci sınıfa ayrılma" başlıklı 15. maddesinde, "Birinci sınıf hakimliğe geçirilmenin şartları aşağıda gösterilmiştir. A) (Değişik: 21/6/2000 - 4583/1 md.) Binbaşı rütbesinde bulunmak, B) (Değişik: 21/6/2000 - 4583/1 md.) Askeri hakimlik hizmetinde en az on yılını doldurmuş olmak (Askeri hakimlik mesleğinden önceki hakimlik ve savcılıkta geçen sürenin tamamı, avukatlıkta geçen sürenin dörtte üçü ve muvazzaf subaylıkta geçen sürenin yarısı askerî hâkimlikten sayılır.) C) Üsteğmenlik rütbesinden itibaren alınan sicil notları toplamının, sicil notu adedine bölünmesi sonucunda, sicil tam notunun en az % 70'i kadar not tutturmuş olmak, D) İkiden fazla disiplin cezası almamış olmak, E) Affa uğramış olsa bile, mesleğin vakar ve onuruna dokunan veya kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görevle ilgili herhangi bir suçtan hüküm giymemiş bulunmak. Ancak yarbay ve daha üst rütbedeki hakim subaylar için birinci fıkranın (B) bendindeki şart aranmaz. Ayrıca üstün başarı, lisansüstü öğrenim (master veya doktora) nedeniyle verilen kıdemler (B) bendinde öngürülen hizmet süresinden sayılır. Birinci sınıfa ayrılma işlemindeki değerlendirme, binbaşı, yarbay ve albaylığın müteakip yıllarında da yapılır." kuralı yer almıştır. Aynı Kanun'un 30/08/2007 tarihinde yürürlükte olan "Disiplin cezaları" başlıklı 29. maddesinde; "(Değişik: 10/11/1983 - 2948/4 md.) Askeri Hakim subaylar hakkında Milli Savunma Bakanı tarafından, savunmaları aldırılarak, aşağıda açıklanan disiplin cezaları verilebilir. A) Uyarma: Görevde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. .... B) Kınama: Belli bir eylem veya davranışın kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir. ... Bu cezalar kesin olup, ilgilinin kuvvet komutanlığındaki dosyası ile kıta şahsi dosyasına konur, siciline işlenir." kuralına yer verilmiştir. Öte yandan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesi'nin bir başka davada yaptığı yargılamada, Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bularak yaptığı başvuru üzerine, 17/09/2014 tarih ve 29122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarih ve E:2013/82, K:2014/100 sayılı kararıyla, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ve “Bu cezalar kesin olup” ibareleri iptal edilmiş ve bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında, "…İtiraz konusu kuralla askerî hâkimler hakkında uyarma ve kınama cezası verme yetkisinin Milli Savunma Bakanı'na tanınması, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi ile doğrudan ilgilidir. Nitekim askerî hâkimlerin birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Kanun'un 15. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, uyarma ve kınama cezalarını aynı neviden olmasa bile ikiden fazla almamış olma şartı getirildiğinden disiplin cezaları askerî hâkimlerin meslekte yükselmeleri bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, askerî hâkimlerin meslekte yükselmelerini doğrudan etkileyen disiplin cezalarını verme yetkisinin yürütme organının üyesi olan Milli Savunma Bakanı'na ait olması, yargılamanın taraflarında askerî hâkimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda güvensizlik ve şüphe uyandırabilir. Böyle bir güvensizliğin ve şüphenin ortaya çıkma olasılığı da askerî hâkimler hakkında disiplin cezası verme yetkisinin Milli Savunma Bakanı'na ait olmasını mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerine aykırı kılmaktadır." gerekçesine yer verilerek, 357 sayılı Kanun'un 29. maddesinde yer alan "Milli Savunma Bakanı tarafından" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında; "...İtiraz konusu kural Milli Savunma Bakanı tarafından askerî hâkimler hakkında verilecek uyarma ve kınama cezalarının kesin olduğunu hüküm altına almaktadır. Buna göre, hakkında uyarma ve kınama cezası verilen askerî hâkimler bu cezaların iptali istemiyle dava açamayacaktır. ... Askerî hâkimler hakkında disiplin cezası verme yetkisinin yürütme organının üyesi olan Milli Savunma Bakanı'na ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu cezalara karşı yargı yolunun kapalı olması, hâkimin yürütme organına karşı kendisini güvencesiz hissetmesine neden olabileceği gibi yargılamanın taraflarında da askerî hâkimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda güvensizlik ve şüphe uyandırabilir. Yargılama aşamasında böyle bir güvensizliğin ve şüphenin ortaya çıkma olasılığı da askerî hâkimler hakkında yürütme organının üyesi olan Milli Savunma Bakanı tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olmasını mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine ve hâkimlik teminatına aykırı kılmaktadır." gerekçesine yer verilmek suretiyle, 357 sayılı Kanun'un 29. maddesinde yer alan "Bu cezalar kesin olup" ibaresinin de Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri yargı denetimine açık, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş, Anayasa ve hukukun üstün kurallarına bağlı kalan devlettir. Hukuk devletinin başlıca amacı, kamu gücü karşısında kişinin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Bu amaca ulaşabilmek için kullanılan araçlar aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ögeleridir. Hukuk devleti ilkesinin temel ögesi, yasalar da dahil olmak üzere, Devletin tüm organlarının faaliyet ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadıklarının yargı denetimine tabi tutulmasıdır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin, bir başka davada, Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bularak yaptığı başvuru üzerine, 17/09/2014 tarih ve 29122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarih ve E:2013/82, K:2014/100 sayılı kararıyla, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ve “Bu cezalar kesin olup” ibareleri iptal edilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği belirtilmiş, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinde de buna koşut olarak bu kural tekrarlanmıştır. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geçmişte oluşmuş, tamamlanmış, hakkında derdest bir dava bulunmayan, böylece kesinleşmiş hukuki durumlara etki etmeyeceği; bununla birlikte söz konusu kararlar yeni bir hukuki durum yaratıyorsa oluşan yeni durumdan yararlanmak üzere ilgililerin idareye başvurabilecekleri ve istemlerinin reddi hâlinde de bu işlemlerin iptali istemiyle dava açabilecekleri yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Bu cezalar kesin olup” ibaresinin iptaline ilişkin kararı, askeri hâkimlere verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı daha önce kapalı olan yargı yolunun açılmasını sağlamış ve hukuk sisteminde yeni bir hukuki durum yaratmıştır. Bu karar doğrultusunda, geçmişte anılan disiplin cezaları verilen kişiler bakımından, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlanmasından sonra yargı yoluna başvurma imkânının doğduğunun kabulü gerekmektedir. Bu çerçevede, bireylerin yargısal denetimden yararlanabilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup, ilgili disiplin cezalarının iptal kararının ardından yargı mercilerince denetlenebilir hâle geldiği açıktır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi’nin 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ibaresinin iptaline ilişkin kararı ise, kararın yürürlük tarihinden önce Milli Savunma Bakanı tarafından verilen ve kesinleşen uyarma ve kınama cezaları bakımından, cezaların verildiği tarihteki mer'i mevzuat çerçevesinde başka bir uygulama imkânı bulunmaması sebebiyle, bu işlemler üzerinde yeni bir hukuki durum yaratmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı gereği, iptal kararı öncesinde Milli Savunma Bakanı tarafından verilmiş olan bu tür disiplin cezalarının, yalnızca yetki unsuruna dayanarak hukuka aykırı kabul edilmesi mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten önce Milli Savunma Bakanı tarafından verilen disiplin cezalarına karşı Anayasa Mahkemesi kararından sonra açılacak davalarda, işlemin bu husustaki yetki unsuru dışında kalan diğer unsurları yönünden yargısal denetiminin yapılması gerektiği de tabiidir. Uyuşmazlığın anılan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmesine gelince: 357 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca Milli Savunma Bakanı tarafından 1995-2001 yılları arasında üç ayrı disiplin cezası ile cezalandırılmış bulunan davacı, bu cezaların birinci sınıf hâkimliğe yükselmesine engel teşkil ettiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda bu cezaların geri alınmasını, birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesini ve buna bağlı olarak emekli olduğu tarihe kadar olan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini, birinci sınıf hâkim olarak emekli aylıklarının düzeltilmesini ve emekli olduğu tarihten itibaren emekli aylıkları ile ikramiye farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini davalı idarelerden talep etmiştir. Davacının, yaptığı başvuruların zımnen reddi üzerine, bu işlemlerin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesi kararından sonra, yargı yolu açılan söz konusu disiplin cezalarına karşı dava açılmadığı, doğrudan idareye başvurularak bu disiplin cezalarının geri alınmasının talep edildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi kararı, doğrudan anılan disiplin cezalarını ortadan kaldıran bir hüküm taşımadığı gibi davacının başvurusu üzerine Millî Savunma Bakanlığına disiplin cezalarının geri alınması yönünde bir işlem tesis etme imkanı verilmediği de açıktır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı gereği, Anayasa Mahkemesince 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ibaresinin iptaline ilişkin kararı nedeniyle de iptal kararı öncesinde Milli Savunma Bakanı tarafından verilmiş olan uyarma ve kınama cezalarının Millî Savunma Bakanlığınca geri alınmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, idarelere başvurusunda ayrıca, disiplin cezalarının geri alınması ile birlikte bu cezalar nedeniyle birinci sınıfa yükseltilmediğinden bahisle, birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesi talebinde bulunmakta ise de, davacının idarece birinci sınıfa yükseltilmeme işleminin tesis edildiği tarihte bu işleme karşı yargı yolu açık olduğu hâlde bu yola başvurmadığı gibi, birinci sınıfa yükseltilmeme işleminin sebep unsuru olduğu belirtilen disiplin cezaları da Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında hâlihazırda ayrıca davalara konu edilmediğinden ötürü hâlen varlığını koruduğundan, birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesi talebi ve bu taleple bağlantılı diğer talepleri hakkında da idarelerce bu aşamada işlem tesis edilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının; üç ayrı disiplin cezasının geri alınması ile birinci sınıfa yükseltilmesi ve emekli olduğu tarihe kadar olan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, birinci sınıf hâkim olarak emekli aylıklarının düzeltilmesi ve emekli olduğu tarihten itibaren emekli aylıkları ile ikramiye farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin zımnen reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, temyizen incelenen ısrar kararı, sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/12/2024 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın 152. maddesi, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuru usulünü düzenleyerek, bir davaya bakan mahkemenin, uygulayacağı bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varması durumunda, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakması gerektiğini öngörmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar verilirse, mahkeme bu kararı dikkate almakla yükümlüdür. Anayasa'nın 153. maddesinde, Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hâllerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ve Anayasa Mahkemesi Kararlarının Resmî Gazete'de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi, hukuki güvenlik ilkesine dayanmakta olup, hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi, iptal kararından önce tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmemesi ve bu işlemlerin 'kanunilik ilkesi' açısından dayanaksız kalmaması noktasında toplanmaktadır. Aksi bir durumda, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde bu kanuna dayanılarak gerçekleştirilen tüm işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir sonuç doğabilecektir. Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup, gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, 357 sayılı Askeri Hakimler ve Askeri Savcılar Kanunu'nun, davacının binbaşı rütbesine terfi ettiği 30/08/2007 tarihinde yürürlükte olan 15. maddesinde, birinci sınıfa ayrılmanın şartları arasında, "binbaşı rütbesinde bulunmak", "askeri hakimlikte en az on yılını doldurmuş olmak" ve "ikiden fazla disiplin cezası almamış olmak" koşullarına yer verilmiş; 30/08/2007 tarihinde yürürlükte olan 29. maddesinde de, askeri hakimler hakkında, Millî Savunma Bakanı tarafından disiplin cezası (uyarma ve kınama) verilebileceği kurala bağlanmış ve verilen bu cezaların kesin olduğu belirtilerek yargı yolu kapatılmıştır. 17/09/2014 tarih ve 29122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarih ve E:2013/82, K:2014/100 sayılı kararıyla da, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ibaresi ve “Bu cezalar kesin olup” ibaresi ""mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı ilkelerine aykırı olması" yolundaki gerekçeyle, askeri hâkimlere Milli Savunma Bakanınca disiplin cezası verilmesinin ve bu cezalara karşı yargı yolunun kapatılmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verilmiştir. Öte yandan, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesi, 25/07/2016 tarih ve 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesi (Aynen kabul: 09/11/2016 tarih ve 6756 sayılı Kanun’un 16. maddesi) ile değiştirilmiştir. Bu değişiklikle, söz konusu disiplin cezalarının "Müsteşarın başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından seçilecek iki birinci sınıf hâkimden oluşan bir komisyon tarafından" verilebileceği hüküm altına alınmış ve bu cezalara karşı yargı yoluna başvurulmasını engelleyen herhangi bir düzenleme öngörülmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, geçmişte oluşmuş, tamamlanmış, hakkında derdest bir dava bulunmayan veya dava konusu edilmemiş ve böylece kesinleşmiş hukuki durumlara etki etmeyeceği; ancak temyizen incelenen uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesince verilen kararın gerekçesinin incelenmesinden, iptaline karar verilen kanun hükmü uyarınca daha evvel Milli Savunma Bakanı tarafından askeri hâkim olarak görevli iken davacıya verilen uyarma ve kınama cezalarına yönelik olarak da yargı yolunun açıldığı ve bu hâlin yeni bir hukuki durum olduğu açıktır. Bu durumda, daha önce yargı yolu kapalı olan işleme karşı, yargı yolunu kapatan bu hükmün iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmasından itibaren makul sürede doğrudan dava açılabileceği hususu yargısal içtihatlarla kabul edilmiş olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi ile bireylere tanınan "idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını isteme" hakkının kullanılarak idareye başvurulabilmesi, başvurunun reddi hâlinde ise bu işleme yönelik dava açılabilmesi de mümkündür. 357 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca Milli Savunma Bakanı tarafından 1995-2001 yılları arasında üç ayrı disiplin cezası ile cezalandırılmış bulunan davacı, Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından hemen sonra, bu cezaların birinci sınıf hâkimliğe yükselmesine engel teşkil ettiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda bu cezaların geri alınmasını, birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesini ve buna bağlı olarak emekli olduğu tarihe kadar olan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini, birinci sınıf hâkim olarak emekli aylıklarının düzeltilmesini ve emekli olduğu tarihten itibaren emekli aylıkları ile ikramiye farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini davalı idarelerden talep etmiştir. Bu talebin zımnen reddi üzerine de bakılan davayı açtığı görülmektedir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrası oluşan söz konusu yeni hukuki duruma göre, dava konusu üç ayrı disiplin cezasına ve bu cezalara bağlı sair taleplere yönelik olarak işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekir iken, Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürümemesi kuralı hatalı yorumlanmak ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının davacı hakkında uygulanması mümkün olmadığı belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarılık görülmediğinden, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. GEREKÇEDE KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. GEREKÇEDE KARŞI OY : XXX- Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri yargı denetimine açık, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş, Anayasa ve hukukun üstün kurallarına bağlı kalan devlettir. Hukuk devletinin başlıca amacı, kamu gücü karşısında kişinin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Bu amaca ulaşabilmek için kullanılan araçlar aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ögeleridir. Hukuk devleti ilkesinin temel ögesi, yasalar da dahil olmak üzere, Devletin tüm organlarının faaliyet ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadıklarının yargı denetimine tabi tutulmasıdır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin, bir başka davada, Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bularak yaptığı başvuru üzerine, 17/09/2014 tarih ve 29122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarih ve E:2013/82, K:2014/100 sayılı kararıyla, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ve “Bu cezalar kesin olup” ibareleri iptal edilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği belirtilmiş, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinde de buna koşut olarak bu kural tekrarlanmıştır. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geçmişte oluşmuş, tamamlanmış, hakkında derdest bir dava bulunmayan, böylece kesinleşmiş hukuki durumlara etki etmeyeceği; bununla birlikte söz konusu kararlar yeni bir hukuki durum yaratıyorsa oluşan yeni durumdan yararlanmak üzere ilgililerin idareye başvurabilecekleri ve istemlerinin reddi hâlinde de bu işlemlerin iptali istemiyle dava açabilecekleri yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin, 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Bu cezalar kesin olup” ibaresinin iptaline ilişkin kararı, askeri hâkimlere verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı daha önce kapalı olan yargı yolunun açılmasını sağlamış ve hukuk sisteminde yeni bir hukuki durum oluşturmuştur. Bu karar doğrultusunda, geçmişte anılan disiplin cezaları verilen kişiler bakımından, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlanmasından sonra yargı yoluna başvurma imkânının doğduğunun kabulü gerekmektedir. Bu çerçevede, bireylerin yargısal denetimden yararlanabilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup, ilgili disiplin cezalarının iptal kararının ardından yargı mercilerince denetlenebilir hâle geldiği açıktır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi’nin 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ibaresinin iptaline ilişkin kararı ise, kararın yürürlük tarihinden önce Milli Savunma Bakanı tarafından verilen ve kesinleşen uyarma ve kınama cezaları bakımından, cezaların verildiği tarihteki mer'i mevzuat çerçevesinde başka bir uygulama imkânı bulunmaması sebebiyle, bu işlemler üzerinde yeni bir hukuki durum oluşturmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı gereği, iptal kararı öncesinde Milli Savunma Bakanı tarafından verilmiş olan bu tür disiplin cezalarının, yalnızca yetki unsuruna dayanarak hukuka aykırı kabul edilmesi mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten önce Milli Savunma Bakanı tarafından verilen disiplin cezalarına karşı Anayasa Mahkemesi kararından sonra açılacak davalarda, işlemin bu husustaki yetki unsuru dışında kalan diğer unsurları yönünden yargısal denetiminin yapılması gerektiği de tabiidir. Uyuşmazlığın anılan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmesine gelince: 357 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca Milli Savunma Bakanı tarafından 1995-2001 yılları arasında üç ayrı disiplin cezası ile cezalandırılmış bulunan davacı, bu cezaların birinci sınıf hâkimliğe yükselmesine engel teşkil ettiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda bu cezaların geri alınmasını, birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesini ve buna bağlı olarak emekli olduğu tarihe kadar olan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini, birinci sınıf hâkim olarak emekli aylıklarının düzeltilmesini ve emekli olduğu tarihten itibaren emekli aylıkları ile ikramiye farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini davalı idarelerden talep etmiştir. Bu talebin zımnen reddi üzerine de bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesi kararından sonra, yargı yolu açılan söz konusu disiplin cezalarına karşı dava açılmadığı, doğrudan idareye başvurularak bu disiplin cezalarının geri alınmasının talep edildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi kararı, doğrudan anılan disiplin cezalarını ortadan kaldıran bir hüküm taşımadığından, davacının başvurusu üzerine Millî Savunma Bakanlığınca disiplin cezalarının geri alınması yönünde bir işlem tesis edilme olanağı bulunmamaktadır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı gereği, Anayasa Mahkemesince 357 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan “Milli Savunma Bakanı tarafından” ibaresinin iptaline ilişkin kararı nedeniyle de iptal kararı öncesinde Milli Savunma Bakanı tarafından verilmiş olan uyarma ve kınama cezalarının Millî Savunma Bakanlığınca geri alınmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının üç ayrı disiplin cezasının geri alınması talebinin zımnen reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı, idarelere yaptığı başvurularında ayrıca disiplin cezalarının geri alınması ile birlikte, bu cezalar nedeniyle birinci sınıfa yükseltilmediğini belirterek birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesi talebinde bulunmuştur. Ancak davacının, idarece birinci sınıfa yükseltilmeme işleminin tesis edildiği tarihte, bu işleme karşı yargı yolunun açık olmasına rağmen bu yolu kullanmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu işlemlerin, davacının birinci sınıf hâkimliğe yükseltilmesi talebi ve bu taleple bağlantılı diğer istemlerine ilişkin zımnen reddine ilişkin kısımlarında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, temyizen incelenen ısrar kararının bu gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile karara gerekçe yönünden katılmıyorum.