Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılamalar neticesinde ;DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Ticaret Ltd. Şti. ile davacı müvekkili şirket arasında; işverenin ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... Bulvarı, 26031 adada yer alan ... Projesinin yapımını daha önce üstlenmiş olan Ana Yüklenici ... A.Ş. tarafından eksik bırakılan işlerin olduğu ve bu işlerin tamamlanması için gerekli olan işçilik hizmetlerinin ifa edilmesi konulu 3 ayrı sözleşme imzalandığını, Davalı bu sözleşmeler kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunda ... işyeri sicil nolu asıl işveren müvekkili şirketin alt işvereni olarak ... sicil nosu ile; bir süre sonra ise, ... işyeri sicil nolu işyerinde ana işveren olarak işçi çalıştırdığını, Davalı yüklenicinin 10 (on) işçisi tarafından işveren müvekkili şirket aleyhinde ... İş Mahkemelerinin muhtelif esaslarında açılan işçilik alacağı davalarında; müvekkili şirket asıl işveren olarak kabul edilerek; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca alt işverenin işçilerine karşı olan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu ve anılan kararlar kesinleştiğini, Mahkemeler bu kararlarında, muhtelif tarihlerde, muhtelif ana yüklenicilere anahtar teslim inşaat projelerinde ihale ettiklerini bu projelerde farklı tarih aralıklarında çalışan işçilerin, tüm projelerdeki tüm işverenleri nezdindeki çalışmalarını; bu projelerin tümünün üst işvereninin müvekkili şirket olduğu gerekçesiyle hizmet birleştirmesine tabii tutulduğunu ve aksi yöndeki hukuki mütalaalar ve içtihatlar yok sayıldığını, Mahkeme hükmü ile tespit altına alınan işçilik alacakları; bir kısmı aleyhlerine olduğunu beyan ettiği girişilen icra takip dosyalarına ödeme yapılmak suretiyle, bir kısmı ise davacı işçilerin vekili ile imzalanan protokoller uyarınca davacı vekilinin hesabına ödenerek, toplam 519.835,69 TL ödendiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca "kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçludan isteme imkanı" mevcut olduğunu,Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 18 ve 19. maddelerinde işçilerin tüm işçilik alacaklarının muhatabı davalı şirket olarak belirlendiğini, Bu nedenle; durum davalıya ayrı ayrı ve tüm bilgi ve belgeleri ile ihbar edildiğini ve işçiler için yapılan toplam ödemenin davalı şirket nezdindeki çalışma dönemlerine tekabül eden 114.258,87 TL'sinin müvekkili şirket hesabına nakden ve defaten ödenmesi talep edildiğini, yazıların 9 adedi 03.12.2018 tarihinde, 1 adedi 06.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini ve alacaklarının 14.12.2018 tarihi itibariyle muaccel hale geldiğini ve bugüne kadar bir ödeme gerçekleştirilmediğini,Bunun üzerine, 18.12.2018 tarihinde davalının müvekkili şirket nezdinde bulunan 16.573,28 TL nakit teminatı gelir kaydedildiğini, bakiye 97.685,59 TL alacaklarını beyan ettiği ve bu alacak için ise işbu davanın açıldığını beyan ederek 97.685,59 TL rücu alacaklarını beyan ettiği alacağın muaccel hale geldiği 14.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.