Başvurucu açmış olduğu tazminat davasında kararların gerekçeli verilmediğini ve karar düzeltme yoluna başvurduğu için hakkında para cezasına hükmedildiğini ileri sürerek, adil yargılanma hakkına yapılan ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu açmış olduğu tazminat davasında kararların gerekçeli verilmediğini ve karar düzeltme yoluna başvurduğu için hakkında para cezasına hükmedildiğini ileri sürerek, adil yargılanma hakkına yapılan ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 6/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bizzat yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 9/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/3/2014 tarihli yazısı başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine 8/4/2014 tarihinde sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Zaman Gazetesinin 21/7/2009 tarihli nüshasında “kaos planı 6 ay önce uygulanmaya başlanmış” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır. Yazı tam olarak şöyledir: “Türkiye'yi sarsan 'kirli tezgâh'ın 6 ay önce uygulamaya konulduğu ortaya çıktı. Jandarma ekiplerinin, görev alanı dışında olmasına rağmen Erzincan'da 17 vakıf, işyeri ve eve baskın yaptığı iddia edildi. Gözaltına alınan 26 kişinin üst düzey politikacı ve gazete sahipleri hakkında baskıyla ithamda bulunmaları sağlandı. Genelkurmay Harekât Başkanlığı'nda hazırlandığı iddia edilen 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın 6 ay önce uygulamaya konulduğu ortaya çıktı. Jandarma ekiplerinin, görev alanı dışında olmasına rağmen Erzincan'da 17 vakıf, işyeri ve eve baskın yaptığı iddia edildi. Gözaltına alınan 26 kişinin üst düzey politikacı, gazete sahipleri ve vakıf yöneticileri hakkında baskıyla ithamda bulunmaları sağlandı. Geçtiğimiz ay Taraf Gazetesi'nin gündeme getirdiği ve Kurmay Albay Dursun Çiçek'in altında imzası olduğu ileri sürülen kaos planıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Yeni Şafak Gazetesi'nin dün "İşte Andıç'ın İşaret Fişeği" başlığıyla manşetine taşıdığı habere göre, Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner'in izni ile Erzincan Jandarma Alay Komutanlığı'na bağlı ekipler 23 Şubat 2009 tarihinde şehir merkezinde 17 vakıf, dernek ve özel işyerine baskın yaptı. Medine Vakfı şubelerinin de hedef alındığı baskında 26 kişi gözaltına alındı. 26 kişinin 48 saat uykusuz bırakıldıktan sonra saat 00'te yapılan sorgulamalarında bazı vakıf yöneticileri, politikacılar ve İstanbul'da bir gazete sahibi hakkında asılsız suçlamalarda bulunmaya zorlandıkları öne sürüldü. Gözaltına alınanlardan 9'u tutuklandı. Tutuklananlardan 7'si, avukatlarının usulsüzlükleri dayanak göstererek yaptıkları itirazla tahliye edildi. Sanıkların avukatı Turgay Nas'ın, gözaltı ve sorguda CMK'ya aykırı olarak gerçekleştirilen işlemleri tespit ettiği öğrenildi. Operasyon öncesi, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, Ankara'da üst düzey politikacılar ve İstanbul'da bir gazete sahibinin de aralarında bulunduğu birçok ismin 2-3 ay süreyle dinlendiği tespit edildi. Teknik takip için mahkemeden gerekli olan iznin ise dinlemeden sonra alındığı kaydedildi. Haberde, operasyon kapsamında sorgulanan 4 aylık hamile S.G.'nin gördüğü baskı ve şiddet sonucunda ikiz çocuklarının karnında öldüğü iddiası da yer aldı.” Başvurucu, kişilik haklarına zarar verdiği iddiasıyla Zaman Gazetesi ve Gazetenin imtiyaz sahibi aleyhine 21/7/2010 tarihinde tazminat davası açmış; dava Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüştür. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, 25/1/2011 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir: “… yazıda Anayasa’nın maddesi ile Basın Yasasında koruma altına alınan basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacının kişilik haklarına bir saldırının bulunmadığı, dava konusu yazıda, basının kamuoyu oluşturma ve toplumsal eleştiri hakkının kullanıldığı ve hukuka uygunluk sınırları içinde kalındığını…” Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/4/2012 tarihli ilamı ile onanmıştır. Süresi içerisinde kararın düzeltme talep edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi dosyayı yeniden ele almış ve 5/12/2012 tarihli ilamı ile karar düzeltme isteğinin reddine ve başvurucunun para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay ilamının gerekçesi şöyledir:“Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/ ve 4421 sayılı Kanunun ve 4/b- maddeleri gereğince takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine…” Yargıtay ilamı başvurucuya 17/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru 12/2/2013 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 18/6/1937 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Tashihi karar talebi esbabı mezkureye mutabık görülmezse arzuhalin reddine ve mustedii tashihten yüz liraya kadar cezayı nakdi alınmasına ve muvafık ise kabulüne karar verilir.”