12. Ceza Dairesi 2024/3776 E. , 2025/1501 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/6 E., 2024/197 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, ger
**12. Ceza Dairesi 2024/3776 E. , 2025/1501 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/6 E., 2024/197 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 42.500.TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ... ve ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanıklar ..., ... ve ... hakkında ise görevi kötüye kullanma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228. maddesinin birinci fıkrası, 102. maddesinin dördüncü fıkrası, 104. maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ..., katılan vekili ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.11.2022 tarihli ilâmı ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ..., ..., ... müdafinin temyiz isteği; eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, müvekkillerinin kusurlarının bulunmadığına, yapı ruhsatının müvekkiller tarafından doldurulması ve düzenlenmesinin, mahkeme kararında belirtilen denetim ve kontrol işlerinin de müvekkiller tarafından yapılması gerektiği anlamına gelmediğine, binanın fenni ve teknik şartlara göre yapılmasından, binanın dayanıklı olup olmadığının kontrolünden, yapı ruhsatında imzaları bulunan belediye görevlisi olan müvekkillerinin doğrudan bir sorumluluğu bulunmadığına, müvekkiller sadece hazırlanan projeler doğrultusunda, kağıt üzerinde inceleme yapmakta ve evrakların dönemin ilgili mevzuatına uygun olması halinde ruhsat vermekte olduklarına, müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, sorumluluğun fenni mesule ait olduğuna, inşaatın yapım, malzeme ve işçilik yönünden müvekkillerinin bir sorumluluğu bulunmadığı gibi bu yönde müvekkillere atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, müvekkilleri hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, müvekkillerinin inşaatın tekniğine göre inşa edilip edilmediği noktasında bir denetleme veya kontrol görevi bulunmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi, bu eylemlerinin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, müvekkillerinin olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceğine, görevi kötüye kullanma suçu açısından da zamanaşımı süresinin dolduğuna, bu sebeple müvekkilleri hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, olayda bilinçli taksirin unsurlarının bulunmadığına, en kötü ihtimalde dahi müvekkillerinin ancak ve ancak bilinçsiz taksir ile sorumlu tutulabileceğine, müvekkili bina sahibinin binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görev veya yeteneği bulunmadığıma, zira sayılan hususlar teknik bilgi ve deneyimi gerektirdiğinden, fenni mesulün sorumluluğunda olduğuna, müvekkilin de yıkılan binada ikamet etmekte olup böyle bir neticeyi öngörebilecek olsa kendisi bu apartmanda ikamet etmeyeceğine, ... apartmanının yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralamalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışın müessir olduğu kanaatine varılsa dahi, ihmali davranışın yol açabileceği ve sonuçlarını önceden öngörebileceği bir halin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığına, numunelerin usulüne uygun alınmadığından alınan numunelerin delil olma niteliğinin kalmadığına, kusur tespitine, KTÜ raporunun hatalı olduğuna ve hiçbir surette hükme esas alınamayacağına, hükmün gerekçesiz olduğuna, gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkemece, müvekkiller hakkındaki ceza tayininde, dosya kapsamında yer alan müşteki ve katılanların büyük bir çoğunluğunun şikayetçi olmamalarına ve alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşılarak verildiğine, müvekkilleri hakkında temel hürriyeti bağlayıcı cezanın yasal olmayan gerekçeler ve orantılılık ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde üst sınırdan belirlenmesinin yasaya ve Yargıtay uygulamalarına açıkça aykırı olduğuna, kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; somut olayda, müvekkil yıkılan bina inşaatı için yalnızca taahhütname imzalamış olduğuna, ancak bu binada fenni mesullük yapmamış olduğuna, müvekkilin bu dosyadaki tek eylemi, inşaat için taahhüt vermek olduğuna, müvekkilin fenni mesullüğü kağıt üzerinde olduğundan fenni mesul olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına, 194 sayılı İmar Kanununa göre müvekkilinin fenni mesul sayılmaması gerektiğine, somut olayda yapı sahibi işe başlama dilekçesi vermemiş; belediye tarafından yer teslim tutanağı düzenlenmemiş olduğuna, dolayısıyla 3194 sayılı kanunun 22. Maddesine uyulmadığından müvekkilin fenni mesullük görevi başlamamış olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine, müvekkilin ölümlerden sorumluluğu cihetine gidilse dahi, bu sorumluluk ancak adi taksir düzeyinde olması gerektiğine, bilirkişi raporunun müvekkil lehine olan kısımlarının da değerlendirilmesi gerekmekteyken yalnızca delillerin aleyhe olan kısımları hükme esas alınmış olduğuna, dosyada bütün sanıklar için sorumluluk aynı düzeyde kabul edilmiş olduğuna, taksirle işlenen suçta herkes kendi kusurlu davranışı nispetinde cezalandırılabileceğine, sanıklarının tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilinin meydana gelen ölümlerden sorumlu tutulmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Van ili, Erciş ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü ... köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, ... Mahallesi ... Caddesinde bulunan ... apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu yedi kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, şikayeti devam etmekte olan müşteki ...'in ise nitelikli şekilde yaralandığı olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Temmuz 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 29.12.1999 tarih ve 99/244 sayılı yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1997 yılından sonra yapıldığı, apartmana ait mimari ve statik projelerin olduğu ancak elektrik tesisat projesinin, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Apartmanının yapım yılına göre 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, bodrum, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu, 29.12.1999 tarihli yapı ruhsatına göre de binanın iş yeri olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, mimari projeden ise binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğunun görüldüğü, binanın kat sayıları arasında farklılıklar bulunduğu, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik proje ile uyumlu olduğu, ... Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 6.80N/mm2 olarak elde edilmiş olup, elde edilen bu basınç dayanımının, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen 1.ve 2. deprem bölgelerinde kullanılması zorunlu asgari C20 beton sınıfına ait dayanım değerinden düşük olduğu gibi, deprem bölgesine bakılmaksızın kullanılması zorunlu olan minimum beton sınıfı C16'dan da daha düşük olduğunun belirlendiği, dosyadaki belgeler incelendiğinde, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar belirlendiği, etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu ile proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi açısından yüzde elli sekizinin yetersiz olduğunun belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 18/01/2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sanık ...'nin yıkılan binanın "fenni Mesulü" olduğu, bu konuda taahütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, yapı sahibi ve aynı zamanda yapının müteahhidi olan ...’ın binanın yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki imar kurallarına uygun bir inşaat yaptırmamasından ve ruhsatta izin verilenden fazla izinsiz ve kaçak inşaat yaptırmaktan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, sanık ...’ın, teknikerlik sınırlarını aşarak yapının inşaat mühendisliğini ve denetçiliğini üstlendiği, dolayısı ile binanın yıkılmasında müessir olan yapım hatalarından dolayı sorumluluğu olduğu, İmar ve belediye mevzuatına göre belediyelerin ruhsat verdikleri inşaatların yapımıyla ilgili denetleme görevlerinin, binanın inşaat tekniğine göre inşa edilip edilmediğini kapsamadığı, bu nedenle belediye görevlileri ... (İş), ... ve Burhan Aslan hakkında yapılacak değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiği, ancak gerek bilirkişi raporlarından, gerekse KTÜ raporundan anlaşılacağı üzere somut olayda ... Apartmanı için; elektrik projesi, sıhhi tesisat projesi, statik hesap raporları ile jeolojik etüt ve zemin etüt raporu olmadan, proje müelliflerinin isim ve imzaları olmadan sunulan mimari ve statik projesini yeterli görerek, verilen mimari projesi ruhsattaki zemin ve 3 kat şartına uymayan bir binaya ruhsat veren ve bu hususta üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen belediye görevlilerinin meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği şeklinde sonucuna varılmış, mahkemece sanıklar ..., ... ve ...'ın mahkûmiyetlerine, sanıklar ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ..., katılan vekili ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.11.2022 tarihli ilâmı ile; "...II- Sanıklar ..., ... ve ...'ın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik, sanık ... müdafii, sanık ..., sanık ... ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafii, sanık ..., sanık ... ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, bu konuda taahhütname vermiş olan sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, inşaat teknikeri olan sanık ...'ın da yasal olmayan bir şekilde binanın mimari proje ve statik proje işi ile inşaatın tekniğine uygun imal edilmesinde sorumluluk üstlendiği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sanıklar ... ve ...'ın sorumlu olduğu, Sanık ...'ın ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derece deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanının tamamen çökmesine ve yedi kişinin göçük altında kalarak ölmesine, şikayeti devam etmekte olan bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ... ve sanık ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-Depremde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlayamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ... ile inşaat teknikeri olan sanık ...'ın çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmalarına karar verilmesi, 4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii, sanık ..., sanık ... ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA; III-Sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki düşme hükümlerine yönelik sanıklar ... ve ... müdafii, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar ... ve ... müdafinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; katılan vekilinin ise yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde, “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı; 29.12.1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ..., ruhsatı kontrol eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... Aldeşer olduğu, bina sahibi olan sanık ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu ve zemin etüt raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporu, zemin etüt raporu, elektrik projesi, sıhhi tesisat projesi olmadan, proje müelliflerinin isim ve imzaları olmadan sunulan mimari ve statik projesini yeterli görerek, mimari projenin ruhsattaki zemin ve 3 kat şartına uymadığı halde binaya ruhsat verilmesi sonucu, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece uyma kararı verilmiş, sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.