DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3558 E. , 2024/2316 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3558 Karar No : 2024/2316 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2017/4778, K:2022/1522 sayılı kararının davalı idare tarafından, aleyhine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3558 E. , 2024/2316 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3558 Karar No : 2024/2316 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2017/4778, K:2022/1522 sayılı kararının davalı idare tarafından, aleyhine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2017/4778, K:2022/1522 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının bu dava dosyasıyla Dairelerinin E:2016/43808 sayılı dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan davacının beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir ifade içermeyen tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, HTS raporu yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları, davacının beraatine dair kararda yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında hakkında soruşturma yürütülen kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konusu görüşmelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerinin E:... sayılı dosyasında yapılan 17/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Dijital materyal inceleme raporu yönünden, davacının dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemede, FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı haber sitelerine erişim sağladığı bilgisi dosyaya sunulmuş ise de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından, davacının 2014 HSK seçimlerinde sandık müşahidi olarak görev yaptığı ve oy sayımını çetele tutmak suretiyle takip ettiği iddia edilerek bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü ancak bu iddiayı kanıtlayabilecek herhangi bir tanık ifadesi veya belgenin dosyaya sunulmadığı; davacı tarafından, kesinlikle böyle bir faaliyet içerisinde olmadığının beyan edildiği; davacı hakkında somut bir bilgi veya belge ile ortaya konulmayan bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı; Dairelerinin E:... sayılı dosyasında yapılan 17/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği; anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı; davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin E:... sayılı dosyasında yapılan 17/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Davacının dava konusu kararlar nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zarara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi istemi değerlendirildiğinde ise, davacının maddi tazminat istemine esas olan zararının ne olduğunu somut bir şekilde, tam olarak ortaya koymamış olmasından ötürü davanın bu kısım yönünden reddi gerektiği, Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... ayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair... tarih ve ... sayılı kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine, davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği; parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin "dava tarihinden" itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da "yasal faizin" dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı; tanık beyanları ile davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda yer alan, davacının terör örgütünün yayın organları olan aktifhaber.com, samanyoluhaber.com, küretv.com, sızıntı.com, rotahaber.com adlı internet sitelerine giriş yaptığı, yine örgüte ait Kimse Yok Mu Derneğinin internet sitesine giriş yaptığı şeklindeki tespitler, davacıya ait GSM hattının HTS analizi sonucu düzenlenen raporda yer alan, davacının bir çok FETÖ/PDY şüphelisiyle ve ByLock kullanıcısıyla telefon görüşmelerinin bulunduğu yönündeki tespit birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; davacının seçim dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin tanık ifadesinin münferit bir eylem, hal, hareket veya tavır olarak nitelendirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi benzer dosyalarda bu durumun aleyhe değerlendirildiği, davacının oy sayımı sırasında gösterdiği tavır ve davranışların tanık beyanıyla somut bir gözleme dayanılarak tespit edildiği; davacının geçmişe dönük iletişim trafiği (HTS) kayıtlarının incelenmesi sonucu, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen şahıslarla ve ByLock kullanıcısı kişiler ile olan görüşmelerinin "örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından" şeklindeki gerekçe ile delil olarak kabul edilemeyeceğine hükmedilmesinde de isabet bulunmadığı, zira üyelik isnadının değil, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakın değerlendirildiği bu davada mezkur HTS kayıtlarının davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösterdiği; davacının terör örgütünün yayın organları olan internet sitelerine ve örgüte ait derneğin internet sitesine giriş yaptığı şeklindeki tespitlere rağmen Dairenin "sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir" gerekçesiyle anılan delili kabul etmemesinin anlaşılabilir olmadığı, bu bağlamda, irtibat ve iltisaka ilişkin delillerin değerlendirilmesinin adli soruşturma ve kovuşturmadan farklı şekilde ele alınması gerektiği ve benzer dosyalarda bu durumun aleyhe bir delil olarak kabul edildiği belirtilerek Daire kararının iptale ve kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, birlikte çalıştığı tüm meslektaşlarıyla görevi gereği diyaloğu olduğu; atama sonrasında kimsenin ilgilenmediği tanık M.A.D. ile gayet samimi bir şekilde ilgilendiği, bir ihtiyacı olup olmadığını sorduğu, diyalog kurduğu kişilerden bir kısmının 2016 yılı Temmuz ayından sonra adli ve idari soruşturma geçirdiği, bir kısmının ise halen görevde olduğu; nezaket ve mesleki faaliyetleri nedeniyle herkesle diyalog kurduğu, örneğin HTS kayıtları incelendiğinde, halen görevde olan ve ihraç tarihinde ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan M.D. ile 16/07/2016 tarihinde dahi görüşme yaptığının yer aldığı, bu kişilere sorulduğunda herhangi bir gruplaşma içerisinde olmadığının net bir şekilde anlaşılacağı; birlikte çalıştığı ve şu an ihraç olan kişiler ile salt mesleki nezaketten ve zorunluluktan (Şırnak ilinin terör bölgesi olduğu, sosyal imkanların oldukça kısıtlı bulunduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin kapalı bir meslek olması nedeniyle genellikle meslektaşlarla irtibatın kurulduğu, kuradan buraya gittiği ve nitelikli dosyalarda diğer meslektaşlarının tecrübesinden yararlanmak zorunda olduğu da dikkate alındığında) kaynaklı diyaloğu olduğu; daha öncesinde tanımadığı ve hiçbir diyaloğunun olmadığı meslektaşlarının geçmişini, bağlantılarını, gizli işlerini bilmesinin mümkün olmadığı; komisyon başkanı ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan ve sayımı bizzat yöneten tanık M.D.'nin, alınan ifadesinde, sözde bağımsız grupla hareket ettiğine dair bir izlenimi olmadığını beyan ettiği, sayımın bizzat başında bulunan tanık M.D.'nin beyanı karşısında, sayım esnasında sayım yerinde bulunmayan tanık M.A.D.'nin bu yöndeki beyanının gerçeği yansıtmadığı; tanığın, sayım sonrasında, kendisini arayıp ''hayırlı olsun, tebrik ediyorum iyi çalıştınız'' şeklindeki beyanının doğru olmadığı, seçim sonrasında, önemli bir dosyayı görüşmek için tanığın makamına gittiğinde, dosyayı arz etmeye başlamadan önce seçimlerin hayırlı olmasını temenni ettiği ve herhangi bir imalı yaklaşım sergilemediği; bu söylemin neden imalı kabul edildiğinin, neden yargının örgütün elinde kalmaması için çalışan birinin samimi olarak tebrik edildiği şeklinde yorumlanmadığının da gerekçeden yoksun olduğu; mesleğinin gerektirdiği tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerinin gereği doğrultusunda, herhangi bir sendikaya, derneğe, örgüte, cemaate, tarikata üye olmadığı gibi, YBP'ye üye olmadığı ve YBP için de çalışmadığı, seçime giren hiç bir grup lehine veya aleyhine beyanda bulunmadığı; idarenin tanığın beyanlarını subjektif kanaatlerle yorumladığı; seçimde sözde bağımsız adayların destekçilerinin yanında yer almadığı; tanığın, platform üyesi olan T.A.'e, yapmış olduğu ziyaret esnasında, kendisinin çok başarılı olduğunu beyan ederek yücelttiği, şayet tanığın, FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair bir izlenimi olsaydı bu şekilde yüceltmesinin beklenmeyeceği; açıkça YBP'yi desteklediğini söylememiş olmasının seçim sonuçlarıyla değerlendirilerek bu şekilde iddiada bulunulduğu; HTS kayıtlarındaki kişilerle mesleki nezaket, sorumluluk ve görevi gereği görüştüğü; sosyal medya kullanan, internetten haber takip eden, çarpıcı bir haber gördüğünde okuyan, mesleğiyle ilgili veya karşılaştığı bir çok konuda çokça araştırma yapan bir kişi olduğu, sosyal medya hesaplarında başkaları tarafından paylaşılan paylaşım veya herhangi bir konuda araştırma yaparken arama yapılan sözcüklerle beraber açılan sayfalarda veya bir sitede yer alan bir bilgi veya haber tıklandığında, bu siteler tarafından haber kaynağına yönlendirildiği, dijital verilerden tespit edilen bu hususların da bu şekilde gerçekleşen bir yönlendirme neticesinde meydana geldiği; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının temyize konu bölümü, davacı lehine hükmedilen mali haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bu bölümünün esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, mali hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir. Daire kararının davacı lehine hükmedilen mali haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince; Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, yasal faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde gösterilmediği durumlarda, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde uğradığı zararlarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 06/01/2017 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında davacının meslekten çıkarıldığı tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, temyize konu Daire kararının "İnceleme ve Gerekçe" kısmının "6)Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafındaki "yoksun kaldığı mali haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin ve hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı mali haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine, davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2017/4778, K:2022/1522 sayılı kararının, temyize konu bölümünün davacı lehine hükmedilen mali haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının, "İnceleme ve Gerekçe" kısmının "6)Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafındaki "yoksun kaldığı mali haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin ve hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten" ifadesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı mali haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, 4. 14/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, tanık M.A.D.'nin beyanında, davacının 2014 yılı HSK seçiminin yapıldığı gün, oy sayımı yapılırken bağımsız görünümlü örgüt adaylarını destekleyen kişilerin yanında yer aldığını, iş ortamındaki sosyal çevresinde bu kişilerle samimi olduğunu belirttiği görülmüştür. Buna göre, söz konusu tanık beyanının davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu; davacıdan ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu tespit edilen hususlar ile davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde yapılan tespitlerin de bu kanaati desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının bulunduğu anlaşılmakta olup dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının temyize konu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.