1. Ceza Dairesi 2012/4767 E. , 2013/1774 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saikiyle öldürme, kasten öldürme ve bu suça yardım. HÜKÜM : 1- Sanık ... için; TCY'nın 82/1-k, 62, 53.maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası. 2- Sanık ... için; TCY'nın 81, 31/3, 62. maddeleri 10 yıl 10 ay hapis cezası. 3- Sanık ... için; TCY'nın 81, 39/1, 31/3, 62.maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası. TÜRK MİLLETİ ADINA 1- Sanık ... müdafiinin yasal süreden sonraki duruşmalı inceleme…
**1. Ceza Dairesi 2012/4767 E. , 2013/1774 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saikiyle öldürme, kasten öldürme ve bu suça yardım. HÜKÜM : 1- Sanık ... için; TCY'nın 82/1-k, 62, 53.maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası. 2- Sanık ... için; TCY'nın 81, 31/3, 62. maddeleri 10 yıl 10 ay hapis cezası. 3- Sanık ... için; TCY'nın 81, 39/1, 31/3, 62.maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası. TÜRK MİLLETİ ADINA 1- Sanık ... müdafiinin yasal süreden sonraki duruşmalı inceleme isteminin CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. 2- Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümde; a) TCK.nun 81/1.maddesi ile tayin olunan müebbet hapis cezasından yaş küçüklüğü nedeniyle TCK.nun 31/3. maddesinin uygulanması sırasında,12 ila 15 yıl arasında hapis cezası belirlenmesi gerektiği halde, uygulama olanağı bulunmayan şekilde 1/3 oranında indirim yapıldığından bahsedilerek hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden, b) Sanığın suç tarihinde 16 sene 5 ay 18 günlük olduğu gözetilerek, TCK.nun 81/1.maddesi ile tayin olunan müebbet hapis cezasından yaş küçüklüğü nedeniyle 12 ila 15 yıl arasında hapis cezası öngören TCK. nun 31/3. maddesinin uygulanması sırasında, sanığın yaşı dikkate alınarak üst sınıra yakın bir ceza tayin edilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde 13 yıl hapis cezası belirlenerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından, Bozma nedeni yapılmamıştır. 3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar ... ..., ... ve ...'in suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ...'nın suçunun niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı incelemede; haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğuna, sanık ... müdafiinin sübuta, gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine vesaireye, sanık ... müdafiinin sübuta, delillerin hatalı değerlendirildiğine, gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine, Cumhuriyet Savcısının sanık ... yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, A- Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (ONANMASINA), B- Sanık ... hakkında töre saikiyle kasten öldürme, sanık ... hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan kurulan hükümler yönünden; Oluşa ve dosya kapsamına göre; Sanık ...'nin annesi olan tanık Hülya'nın olaydan yaklaşık iki yıl kadar önce, maktül ile aynı işyerinde çalıştığı, maktul ile sanık ve ailesinin görüştükleri, bu dönemde maktül ile Hülya arasında bir gönül ilişkisinin yaşandığı, sanık ...'nin olay günü evde annesi Hülya'da daha önceden görmediği bir cep telefonu bulunduğunu farkettiği, annesinin bu telefonla maktulle görüştüğünü düşünerek, maktulü cep telefonundan aradığı, maktulün telefonu açmaması üzerine hakaret içen mesajlar gönderdiği, sanığın ısrarla araması üzerine bir süre sonra maktulün telefonu açtığı ve tarafların telefonda tartıştıktan sonra buluşmaya karar verdikleri, sanığın arkadaşları olan diğer sanıklar ... ve ...'ya bu olayları anlatarak maktulün yanına hep birlikte gitmeyi teklif ettiği, sanıklar ... ve ...'nın teklifi kabul ederek buluşma yerine gittikleri, burada ... ... ile maktul arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine maktulün kaçmaya, sanıklarında hep birlikte maktulü kovalamaya başladıkları, sanık ...'nın maktulü yere düşürerek tekmelediği, sanık ...'nin de yerde yatan maktulün üzerine atlayarak elinde bulunan bıçakla maktule vurarak, maktulü öldürdüğü olayda, a) Sanık ... yönünden; Her ne kadar sanık hakkında "töre saikiyle öldürme" suçundan hüküm kurulmuş ise de; Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde "töre" kelimesinin; "bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, adet, bir topluluktaki ahlaki davranış biçimleri, adap" olarak tanımlandığı, ayrıca "saik" kelimesinin, "sebep, güdü, kasta öngelen ve onu hazırlayan düşünce", "öldürmenin töre saikiyle gerçekleştirilmesinin" ise "öldürmeye yönelik kastın, töre anlayışının etkisi altında şekillenmesi" anlamlarına geldiği, genelde iyi davranış biçimlerini ifade etmek için kullanılan "töre" kavramının zaman zaman "kötü" davranış biçimlerini ifade etmek için de kullanılabildiği, bu anlamda, Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin konusunu oluşturan "töre"nin, "belli bir davranışı gerçekleştirenin veya belli bir yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren", "kötü bir töre"yi ifade ettiği, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için, bu davranışın "bir toplulukta genel olarak benimsenmiş, yerleşmiş yaşam biçimlerinden veya değer yargılarından kaynaklanmasının" gerekli olduğu, yasal düzenlemede geçen "saik" kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından "başka her türlü etkiden uzak olarak sırf toplumda benimsenmiş olan genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmış olmasını cezalandırmayı görev addedip onun etkisiyle" işlenmesini, başka bir deyişle, "öldürme kastının, kötü törenin etkisiyle oluşması lüzumunu" ifade ettiği, bu durumdaki failin "öldürme eylemini" gerçekleştirirse toplum tarafından "saygınlık" ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği takdirde ise "kınanacağını" düşünmesi ve bu eylemi saygınlık kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiği, dolayısıyla "töre saikiyle öldürme"den bahsedilebilmesi için, öncelikle mağdurun "toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın "ölümle" cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin" şart olduğu, burada "toplumdan" kastedilenin "tüm ülke" olabileceği gibi "köy, mahalle, geniş aile gibi" ... bir topluluk da olabileceği, "töre saikiyle öldürme" suçunun oluşması açısından bunlar arasında fark bulunmadığı, "töre" kavramıyla sık sık karıştırılan "namus" kavramının ise "bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük" olarak tanımlandığı, bu anlamda, töre ile namusun benzer ancak farklı kavramlar oldukları, törenin belli koşullarda namusu da içine alan üst bir kavram olarak ortaya çıkabileceği durumlar var ise de, diğer koşulların bulunmadığı hallerde, sırf kişilerin sübjektif namus anlayışından, kıskançlıktan, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamaktan, kınamaktan, hoşlanmamaktan, tasvip etmemekten, söz geçirememekten kaynaklanan öldürme fiilerinin "töre saikiyle öldürme" olarak nitelendirilemeyeceği, aynı şekilde, toplumun tasvip etmediği veya kınadığı davranışları işleyenlerin ya da yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesi" biçiminde gerçekleştirilen her fiilin de toplumdaki öldürme beklentisi açıkça ortaya konulmadan", sırf bu nedenle "töre saikiyle öldürme" olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre, "töre cinayeti ile namus cinayetinin" aynı kavramlar olduğunun söylenemeyeceği, zira, suçta ve cezada kanunilik prensibi ile ceza hukukundaki kıyas yasağının, "töre saikiyle öldürme" suçunun uygulanma alanını bu şekilde genişletmeye izin vermeyeceği, Bu açıklamalar ışığında, somut olayda; Sanığın, annesi ile bir süre gönül ilişkisi yaşayan maktulü aralarında çıkan tartışma sırasında bıçaklayarak öldürdüğü olayda, töre saikiyle insan öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığı halde, sanık hakkında kasten öldürme suçundan TCK.nun 81/1.maddesi gereğince hüküm kurulması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde "töre saikiyle öldürme" suçundan TCK.nun 82/1-k bendi uyarınca hüküm kurulması, b) Sanık ... yönünden; 1- Sanık ...'in, diğer sanık ... ile birlikte hareket edip, fikir ve eylem birliği içerisinde maktul üzerinde tam bir hakimiyet kurarak suçu birlikte işledikleri anlaşılmakla, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 37, 81, 31/3, 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde öldürmeye yardım suçundan hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; aa) TCK.nun 81/1 maddesi ile tayin olunan müebbet hapis cezasından yardım etme nedeniyle TCK.nun 39/1. maddesinin uygulanması sırasında, 10 ila 15 yıl arasında hapis cezası belirlenmesi gerektiği halde, uygulama olanağı bulunmayan şekilde 1/2 oranında indirim yapıldığından bahsedilerek hüküm kurulması, bb) Gerekçeli kararın 9.sayfasında, sanık ...'in diğer sanık ...'nin eylemine TCK.nun 37.maddesi kapsamında katıldığının kabul edildiği halde, sanık hakkında TCK.nun 39.maddesi uygulanmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafiinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, kısmen resen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (BOZULMASINA), 06/03/2013 gününde oybirliği ile karar verildi. 06/03/2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... ...'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 07/03/2013 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.