21. Hukuk Dairesi 2012/23960 E. , 2013/24343 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, kurum işleminin iptaliyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
**21. Hukuk Dairesi 2012/23960 E. , 2013/24343 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, kurum işleminin iptaliyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacının 1.3.2008-25.7.2008 tarihleri arasında SSK'lı çalıştığı gerekçesi ile maluliyet aylığını kesen kurum işleminin iptali ile, Kurum tarafından davacıya 1.3.2008-21.7.2011 tarihleri arasında ödenen 26.893,26 TL borçtan sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile, hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı Kurumdan 1.1.2007 tarihinden itibaren maluliyet aylığı aldığı, Kurumun 14.6.2011 tarihli müfettiş raporu doğrultusunda 1.1.2007 tarihinde bağlanan aylığın, davacının 1.3.2008-25.7.2008 tarihleri arasında SSK.'lı hizmetinin bulunması nedeni ile 1.3.2008 tarihte durdurulduğu ve yersiz ödenen aylıkların davacı adına borç kaydedildiği, davacının bu bildirimin fiili çalışmaya dayalı olmadığı ve zaten çalışamayacak şekilde malül olduğunun idda edildiği ve iptali istendiği, Kuruma primi ödenerek yapılan bu bildirimin davacının emekli olmadan önce çalıştığı işyeri olan ... ait ... Nakliyat işyerinin olduğu, dinlenen tanıkların davacının yardım amaçlı ara sıra işyerinde şoför olarak çalıştığını bildirdikleri görülmektedir. Davacının sosyal güvenliğine ilişkin bu davada Anayasal Sosyal Güvenlik İlkesi gereği yöntemince inceleme ve araştırma yapılmadan sonuca gidildiği açıktır. Davanın yasal dayanağını oluşturan; 5510 sayılı Yasa'nın 86. maddenin 7. fıkrasında Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının, fiilen yapılan denetimler sonucunda çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde bu belgelerin Kurumca resen düzenleneceği ve muhteviyatı sigorta pirimlerinin Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edileceği, işverenin bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebileceği, itirazın takibi durduracağı, itirazın reddi halinde işverenin kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabileceği, mahkemeye başvurmanın prim borcunun takip ve tahsilini durdurmayacağı, ll.fıkrasında ise bu maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ise 102.maddeye göre işlem yapılacağı, 102.maddesinin 4.fıkrasında idari para cezalarının ilgiliye tebliğ ile tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kurumca ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılacağı veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazı reddedilenlerin, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idari mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde idari para cezasının kesinleşeceği bildirilmiştir. Somut olayda, 14.6.2011 tarihli müfettiş raporuna ve işyeri durum tespit tutanağına göre, davacının nizalı dönemde ... plakalı kamyon ile şirkete giriş çıkış yaptığının tespit edildiği ancak işverenin davacının sürekli çalışanları olmadığını, ara sıra gelip şoförlük yaptığını beyan etmesine rağmen 5510 sayılı Yasa'nın 86/7. maddesinde belirtilen sürelerde işverence Kurum tespitine yönelik yapılmış bir itirazın olup olmadığı araştırılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasa'nın 130 ve 5510 sayılı Yasa'nın 59.maddelerine göre müfettiş tutanakları aksi kanıtlanana kadar geçerlidir. Aksinin ancak aynı nitelikte belgelerle ispatlanması gerekir. Yapılacak iş; müfettiş tutanakları aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli belge niteliğinde olup, davalı Kurum tarafından düzenlenen 14.6.2011 tarihli müfettiş raporu ve rapora ilişkin tüm belge ve evraklar getirilerek, Kurum veya davalı işveren tarafından davacının davalı işveren yanında çalıştığı tespit olunan 1.3.2008-25.7.2008 tarihleri arasındaki süreye ilişkin ek bildirge düzenlenip düzenlenmediği araştırılıp, ek bildirge düzenlenmiş ise 5510 sayılı Yasa'nın 86/7. maddesinde belirtilen prosedürün işleyip işlemediği hususları araştırılarak, ek bildirge düzenlenmiş ve itiraz edilmeksizin kesinleşmişse, davacının çalışması sabit olup aksinin tanık sözleri ile ispatlanması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmeli, ek bildirge düzenlenmiş ancak işveren tarafından yapılan itiraz nedeni ile iptal edilmişse, müfettiş tutanağı kuvvetli delil niteliğinde olacağından, işyerine ait dönem bordrolarının istenmesi, bu dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurması, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il Müdürlüğünden gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ile iş yerine o tarihte komşu olan işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının davalı işyerinde fiili olarak çalışıp çalışmadığının mahkemece resen araştırılarak tespit edilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.