8. Hukuk Dairesi 2013/425 E. , 2013/2257 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ...aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.11.2011 gün ve 276/656 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde, 1295 ... parsel ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan taşınmazın aralıksız -…
**8. Hukuk Dairesi 2013/425 E. , 2013/2257 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ...aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.11.2011 gün ve 276/656 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde, 1295 ... parsel ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan taşınmazın aralıksız - çekişmesiz malik sıfatıyla yıllardan beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, fındık ve diğer çeşitli meyve ağaçlarını burada yetiştirdiğini, ağaçlar kısmen kesilerek yerine inşaat yapıldığını, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını açıklayarak mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, 17.09.2008 tarihli cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın deniz kenarında kumluk alanda kalması sebebiyle tespit dışı bırakılan yer olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle kazanmayı sağlayan zilyetlik ile edinilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Kişiliğini temsilen Köy Muhtarı, 05.03.2010 tarihinde yapılan keşifte dava konusu yerin davacı tarafından kullanıldığını bildiğini açıklamıştır. Mahkemece, teknik bilirkişilerin 19.03.2010 tarihli raporuna ekli krokide A harfiyle işaretli 8207,58 m2 yüz ölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne, dava konusu bu yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz, bitişikte bulunan 1041 ... parselin kadastro tespitinin yapıldığı 15.08.1954 tarihinde tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, kadastro tespitinde; kabulüne karar verilen yerin hangi tarihte ve ne nitelikle tespit dışı bırakıldığı hususu Kadastro Müdürlüğünden sorulmadığı gibi çifte tapunun oluşumuna engel olunması için krokide A harfiyle gösterilen taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığı konusu üzerinde de durulmamıştır. Bu nedenle öncelikle teknik bilirkişi Selami ... ve arkadaşının dosyaya sunduğu 19.03.2010 tarihli rapor ve kroki eklenmek suretiyle dava konusu yerin hangi tarihte ve ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden, aynı şekilde çifte tapunun oluşmasının engellenmesi bakımından aynı rapor ve kroki eklenmek koşuluyla dava konusu krokide A harfiyle belirtilen taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulması gerekmektedir. Teknik bilirkişilerin krokilerinde Karadeniz, sonrası kumsal alan, kıyı ve kıyı kenar çizgisi belirtilmiş ise de; adı geçen teknik bilirkişilerin kıyı kenar çizgisin belirlemekte yetkileri olmadığı gibi uzmanlık alanları kapsamında da olmadığı açıktır. Keşifte dinlenen Jeoloji Mühendisi Hakan Akın’ın rapor ve ek raporlarında da kıyı kenar çizgisinin nereden geçtiği teknik bilirkişilerin krokisinde A harfiyle gösterilen taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığı konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ayrıca uzman bilirkişi jeoloji mühendisinin dosyaya sunduğu bir krokiye de rastlanılmamıştır. Bu yönde yapılan araştırma ve incelemede yetersizdir. Teknik bilirkişilerin az önce açıklanan rapor ve krokileri eklenmek suretiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede idarece çizilmiş bir kıyı kenar çizgisine ilişkin paftanın yada haritanın bulunup bulunmadığının öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü'nden sorulması, varsa getirtilerek dosya arasına konulması, 3621 ... Kıyı Kanunun 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 9. maddeleri göz önünde bulundurularak ve 9. maddede açıklandığı gibi bir Jeoloji Mühendisi veya Jeolog veya Jeomorfolog , bir harita ve Kadastro Mühendisi, bir Ziraat Mühendisi, bir Mimar ve Şehir Plancısı ve İnşaat Mühendisinden oluşacak en azından 5 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde keşif yapılması, İdarece çizilen kıyı kenar çizgisinin uygulanması suretiyle dava konusu yerin kıyı kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, bu konuda bilirkişi kurulundan gerekçeli, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor istenmesi, şayet İdarece çizilmiş herhangi bir kıyı kenar çizgisine ilişkin harita veya pafta yok ise, bu takdirde 13.03.1972 tarih ve 1970/7 Esas, 1972/4 Karar ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 28.11.1997 tarih ve 1996/5 Esas, 1997/3 Karar ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararının kapsamları gözetilerek kıyı kenar çizgisinin 3621 ... Kanunun 9. maddesinde öngörülen ve yukarıda nitelikleri açıklanan bilirkişiler aracılığıyla saptanması, aynı biçimde gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi, krokide A harfiyle gösterilen yerin güneyinde bulunan kadastro çalışmaları sırasında 1295 ... parsele revizyon gören Ekim-Eylül 1952 tarih 8 sıra nolu tapu kaydının kuzey hududu kayalık ve “KEH” okuduğu gözetilerek, KEH ibaresinin mahalli terim olarak hangi anlama geldiği ve bununla neyin kastedildiği hususunun yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmesi, bu yönde kayalık tabir edilen bir yerin bulunup bulunmadığının araştırılması, davalı Hazinenin savunduğu gibi tesciline karar verilen taşınmaz bölümünün “kumsal” nitelikte olup olmadığı yönünde uzman bilirkişilerden görüş istenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.