İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ :03/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2022 tarihli 2017/730 Esas ve 2022/532 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..., davacının ilk evliliğinden olma oğludur. ... ise ... ile ortaklık yapması nedeniyle davacının…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2269 - 2025/2260 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2269 KARAR NO : 2025/2260 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2022 NUMARASI : 2017/730Esas 2022/532Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ :03/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2022 tarihli 2017/730 Esas ve 2022/532 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..., davacının ilk evliliğinden olma oğludur. ... ise ... ile ortaklık yapması nedeniyle davacının tanıdığı birisidir. Yaklaşık bir buçuk yıl önce; ... davacıyı arayarak; oğlu ...'ın kendisi ile ortak banka hesabından haksız yere bir kısım parayı çektiğini, bu durumu kendisi ile konuşmak istediğini, ...'da bulunan ... Restoran üzerinde ikinci katta bulunan ofisinde beklediğini söylediğini, davacının ise oğlu ... ile birlikte belirtilen yere gittiğini, bir süre sonra buraya ismini ... olarak belirten ve orada bulunanların “..." diye hitap ettikleri birisinin geldiğini, bu kişi; 70.000,00-TL'nin ... tarafından haksız olarak alındığını, paranın kendisinin olduğunu, para karşılığında senet imzalamasını aksi halde davacının bir daha oğlunu göremeyeceğini söyleyerek tehditler savurduğunu, davacının komşusundan alacağı olan 50.000-TL'yi tahsil edeceklerini, böylece borcun kapanacağını ve senedi iade edeceklerini, senedi imzalamazsa oğlunu öldüreceklerini, hatta küçük ağlu ... da, kızi ve damadının da yerini bildiklerini söyleyerek davacıyı psikolojik baskı altına aldıklarını, bunun üzerine, bir anne olarak evlatlarının korkusu ile senedi imzalamak zorunda kalan davacı, senette daha önce hiç görmediği ...'in adını gördüğünü, dava konusu senet üzerindeki vade tarihi ve tutar dahâ sonradan doldurulmuş olup, yapılacak imza ve yazı incelemesinde ortaya çıkacağını, tüm bu olaylar nedeniyle davacı ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/19263 Esas sayılı dosyası ile şikayetçi olmuş, soruşturmanın halen devam ettiğini, yine, davacının eski eşi ve ... “un babası olan ... 'a aynı kişiler zorla senet imzalattırmıs olup, ...'un beyanlarının da davayı kanıtlayacağını, davacıya zorla senet imzalattıran kişiler, senedi daha sonra davalı ... adına ciro ederek takip konusu ettiklerini, .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/5405 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte ayrıca davacının ortaklığı olan iki ayrı taşınmazın satışı için ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/344 Esas sayılı dosyası ve .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/470 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, izah olunan tüm hususlar; esasen davalı ile davacı arasında yada ... ile davacı arasında gerçek bir borç ilişkisinin bulunmadığının, senet konusu borçlanmanın somut nedeninin bulunmadığının açık göstergesi olduğu, zira, ebe olarak çalışan müvekkilimizin ne gibi bir iş yada işlem karşılığında böylesi bir borç külfeti altına girdiğinin; yine davacının eski eşi olan ... 'un da nasıl aynı dönemde yüklü bir borç altına girdiğinin davalı ve dava dışı ... tarafından ispatının gerektiği, bu hususta gerek davalıyı borç ilişkisini kanıtlamaya davet ediyor, gerekse Mahkemenizce ...'den senedin sorulmasını talep ettiklerini, inceleme sonucunda anlaşılacağı üzere senetlerin bir kısmı sonradan doldurulduğu, yine senedin zorla imzalattırıldığı tanık beyanları ile ispat olunacağı, ceza dosyalarının da incelenmesi halinde borç ilişkisinin esasen davacının oğluna ait olduğu hususları kuşkusuz olarak ortaya çıkacağı, tüm bu hususlar davalının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğu, açıklanan nedenlerle; öncelikle .... İcra Müdürlüğünün 2015/5405 Esas sayılı dosyasının işbu dava sonuçlanana kadar teminatsız olarak İhtiyati Tedbirle Durdurulmasına ve yapılacak yargılama sonucunda .... İcra Dairesinin 2015/5405 Esas sayılı dosyasında takibe konulan 25.03.2015 tanzim ve 01.04.2015 ödeme tarihli, 130.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, davalının%20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ciro yoluyla iyi niyetli meşru son hamilinin müvekkili olduğunu, 25.03.2015 tanzim ve 01.04.2015 ödeme tarihli, borçluların ..., lehtar borçlunun ..., borcun 130.000,00 TL asıl alacak ve ferileri ile takip konusu bononun, vade tarihini geçmesini müteakip ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/5404 esas sayılı dosyası ile başlatılan ve mahkemece alınan 17/04/2015 tarihli ihtiyati haciz kararı ile ... ve ...'a örnek 10 ödeme emrinin gönderildiği, ödeme emrinin 22/04/2015 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiğini, takibin kesinleşmesinden sonra haciz aşamasına geçildiğini, alacağa mahsuben ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/344 Esas sayılı dosyası ve .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/470 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, icra dosyasında ...'a İİK 89/3 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiği, davanın hak düşürücü süre olan 1 yıllık süre içerisinde açılmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddini talep ettiği, davanın İİK'nun 72. Maddesine göre açılan “Menfi Tespit” davası olduğunu, Kural olarak; Menfi Tespit davalarında ispat yükü davacı - borçludadır. Bu husus Yargıtay'ca benimsenen ve uygulanan bir görüş olduğunu, Takip ve dava konusu bono altındaki imzalar davacı borçlu tarafından inkar edilmediğine göre, TMK.nun 6. maddeşsi uyarınca ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacı önce sözde ikrah iddiasını sonra da bono nedeni ile borçlu olmadığı iddiasını yazılı delillerle kanıtlamakla yükümlü olduğunu, Davacı yanın kötü niyetli olduğunu, borcunu ödememek için oyalama ve zaman kazanma uğraşı içinde olduğunu, zira; takip ve dava konusu borca veyahut ikrah (tehdit) iddiasına ilişkin; usulüne uygun olarak tebliğ edilen ödeme emrine rağmen, İcra Müdürlüğü'ne süresinde itiraz ya da şikayette bulunmadığı gibi, İcra Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilmek üzere borca yönelik gecikmiş itirazda da bulunmadığını, Müvekkilinini, bir kısmı annesi emanetinde olan diğer kısmı da kendinde olan, fakat tamamı müvekkilimizin tasarrufunda ve ikamet evlerinin kasasında bulunan altın, ziynet eşyaları ve bir kısım yabancı parayı nakde çevirmek sureti ile dava dışı senet lehtarı ...'e ; önce 100.000 TL, sonra da 130.000 TL nakit olarak borç verdiğini, davanın reddi ile davacının kesinleşen takibe karşı, kendi kusuru neticesinde söz konusu haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek ve 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra eldeki davayı açmasında hukuka yarar bir yan olmadığı halde, bu davanın açılmasına sebep olarak, sırf davayı uzatmak ve iyi niyetli alacaklı müvekkilimizin alacağına geç kavuşması maksadı ile eldeki davayı açmış olmasından dolayı; kötü niyetli davacı aleyhine; Sayın Mahkemece, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden (20) aşağı olmamak üzere, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir, İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler ve içtihadi açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ....İcra Dairesi'nin 2015/5405 esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde, alacaklının ..., borçluların ..., ... olduğu, takibin dayanağının ise 01/01/2015 tanzim tarihli, 20/02/2015 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli senet olduğu, ....İcra Dairesi'nin 2015/5404 esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde ise, alcaklının ..., borçluların ..., ..., ... olduğu, 25.03.2015 tanzim ve 01.04.2015 ödeme tarihli, 130.000,00 TL bedelli senet olduğu, davacının eldeki davayı takip tarihinden sonra açtığı anlaşılmıştır. Davacının ....İcra Dairesi'nin 2015/5404 esas sayılı dosyasında takibe dayanak olan 25.03.2015 tanzim ve 01.04.2015 ödeme tarihli, 130.000,00 TL bedelli senedinin iradesinin fesada uğratılması suretiyle alındığından geçersiz olduğunu, vade tarihi ve tutar dahâ sonradan doldurulmuş olduğunu iddia ettiği, davacının ileri sürdüğü bu somut olguyu ispatla yükümlü olduğu, her ne kadar borç miktarı senetle ispat sınırının üzerinde ise de, senedin tehdit suretiyle alındığı iddiasının tanıkla ispatının mümkün olduğu, bu kapsamda davacı tanıklarından ..., ..., ..., ...'un duruşmada alınan beyanlarında, takip konusu senedin tehdit ile alındığı hususunda davacıdan aktarılan duyumlara dayalı soyut beyanlardan ibaret olduğu, taraflardan aktarılan beyanlara itibar edilemeyeceği ve delil olarak değerlendirilemeyeceği, tanıkların somut yer ve zaman olgusu içeren görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, yine davacı tanığı ...'un görgüye dayalı beyanı olsa da, davacı tanığının davalı ile aralarında husumet olduğu, davalı tanıklarının dava dışı ...'in davalıdan borç aldığını beyan ettikleri, yine davacı ile ... tarafından bu iddia ile dava dışı şahıslar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/19263 soruşturma numaralı dosyası ile ..., ... hakkında Mağdurun Bir Senedi Vermeğe Mecbur Edilmesi Suretiyle Yağma suçundan soruşturma başlatıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/19263-2021/3199 soruşturma esas ve karar numaralı 01/02/2021 tarihli kararı ile "müşteki ...'in beyanı kapsamında zorla senet imzalama olayı esnasında olay yerinde tanıklar ... ve ...'ın da bulunduğu, bu nedenle olay ile ilgili beyanlarına başvurulduğu, tanık ...'ın beyanında müşteki ...'in beyanını destekler mahiyette beyanda bulunduğu, ancak öncelikle müşteki ...'in oğlu olması ve aynı zamanda şüpheli ...'le aralarında alacak-verecek hususundan kaynaklı husumet bulunması, aynı zamanda olayda mağdur tarafının da bulunması karşısında bağımsız kamu tanığı niteliği taşımadığı, bu nedenle beyanın tek başına kamu davası açmak için yeterli delil teşkil etmediği, olayın diğer tanığı ...'ın da kolluk ve savcılıkta alınan beyanları kapsamında olay esnasında herhangi bir tehdit veya zorla senet imzalatma durumunu görmediğini, ...'in beyanında geçen bu durumun olay yerine gitmeden biraz önce gerçekleşmiş alabileceğini, ancak böyle bir duruma tanıklık etmediğini beyan etmesi karşısında özellikle şüphelilere atılı Yağma suçunun unsurlarının tanık ... tarafından doğrulanmamış olması ve değinildiği üzere şüphelilerin atılı suçlamaları inkar etmeleri karşısında müşteki ...'in beyanlarının soyut beyandan ibaret olduğu, değinilen hususların tamamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair dava açmaya yeterli delil elde edilmediği" açıklanarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, dosya kapsamına göre davacının ikrah iddiasının ispatlanamadığı; TBK'nun 39. maddesi gereğince zorla ve tehdit ile senet imzalatıldığı iddiasına dayalı menfi tespit davasının tehdidin etkisi geçtikten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/19263 esas sayılı dosyasında 22/04/2016 tarihinde ifade verdiği, şikayette bulunarak koruma kararı talep ettiği, bu tarih itibariyle ikrahın etkisinin sona erdiğinin kabul edilebileceği, davacının davasını görevsiz mahkemede 11/11/2016 tarihinde açtığı anlaşılmakla, davanın süresinde olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı vekili tarafından imza incelemesi talebinde bulunulmuş ise de; imzaya itiraz nedeni ile ikrah nedenini aynı anda dayanması mümkün olmadığı, Yargıtay içtihatlarının da bu doğrultuda olduğu, soruşturma dosyası ve mahkememizde alınan beyanlarda imzanın davacıya ait olduğu sabit olduğundan imza incelemesi talebi reddedilmiş olup, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı da nazara alınarak davacıya yemin delili hatırlatıltıldığı, davacı tarafın yemin deliline dayanmayacağının mahkememizin 23/06/2022 tarihli duruşmasında beyan etmeleri üzerine, menfi tespit istemli eldeki davada, açıklanan nedenlerle iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayın tanığı ...'un müvekkilin tehdit altında senedi imzaladığını ifade etmesine rağmen mahkeme bu beyanı dikkate almadığını, bu tanık beyanın göz önüne alınmamasının yasaya aykırı olduğunu, davacının hiçbir şekilde borçlanmadığını senetin zorla ve tehditle yazıldığını, dava konusu taşınmazın müvekkil ...'a ait olduğunu 1/3 hissesinin ...'a ait olduğunu 130.000 TL olarak belirtilen paranın aslında bu taşınmazın alımıyla ilgili olduğunu dolayısıyla olayın ticari borç değil taşınmaz satışıyla ilgili olduğunu, hayatı boyunca senet düzenleme veya mal alım satımı gibi işlemleri olmadığını, borç ilişkisinin gerçek olmadığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin keşidecisi ve davadışı ...'in lehtarı olduğu 130.000,00 TL bedelli ve 01.02.2015 tarihli bononun hamil sıfatıyla davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/5405 Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edildiği, ancak bononun gerçek bir borca dayanmadığı ve müvekkilinin davadışı oğlu ...'un yine davadışı ...'le olan banka hesabından ...'in bilgisi dışında para çektiği iddiasıyla tehdit suretiyle alındığı ileri sürülerek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili tarafından, müvekkilinin bonoyu davadışı lehtar ...'den ciro yoluyla aldığı ve iyiniyetli hamil olduğu savunularak davanın reddi istenilmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde bononun unsurları düzenlenmiş olup, takibe konu bonoda yasada aranan tüm şartların bulunduğu, davacı tarafından davadışı ... emrine 25.03.2015 tanzim ve 01.04.2015 vade tarihli ve 130.000,00 TL bedelli olarak düzenlenmiş olduğu, senedin arka yüzünde sırasıyla ... ve davalı ...'na atfen yapılan ciro işlemlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıda olmakla beraber alacağın kaynağı kambiyo senedi ise bu kez ispat yükü yer değiştirir ve borçlu olmadığını davacının ispat etmesi gerekmektedir. HMK'nun 201. maddesi gereğince, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez. Ancak, davacı tarafından, dava konusu bononun zorla imzalattırıldığı iddiasında bulunulduğundan ve hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı HMK'nun 203(1)-ç maddesinde, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığından, tanık dahil her türlü delil ile ispatı mümkün olup, ispat yükü, bononun, zorla alındığını iddia eden davacı borçludadır. Somut olayda, dava konusu bononun, 6102 sayılı TTK.'nın 776.maddesinde belirtilen yasal unsurları taşıdığı ve temel ilişkiden mücerret borç ikrarını içerdiği, davacı tarafından bonodaki düzenleyen borçlu imzasının kendisine tehdit edilmek suretiyle imzalatıldığının iddia edildiği, davada ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafından yazılı bir delil gösterilmediği, davadışı lehtar ve ondan senedi ciro yoluyla alan davalı hamil aleyhine verilmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığı, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı, mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı ve anlatımlarının duyuma dayandığı, davacının oğlu olan tanık ... tarafından senedin annesi olan davacıya kendisinin yanında tehdit suretiyle imzalatıldığı beyan edilmiş ise de adıgeçen tanığın davadışı ...'le olan banka hesabından ...'in bilgisi dışında para çekildiği iddiasıyla ilgili ceza davası görülerek mahkumiyet kararı verildiği, menfaat ve husumet durumu itibariyle mahkemece Tanık ...'un beyanlarına kıymet verilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu haliyle davacı tanıklarının beyanlarının senedin zorla imzalattırıldığına ilişkin iddiayı ispatlamaya elverişli ve yeterlilikte olmadığı, davalının taşınmaz satışı sebebiyle düzenlenen senedin ciro yoluyla alındığına yönelik savunmasının davacı üzerinde bulunan ispat yükünü kaldırmadığı, sonuç olarak davacının senedin zorla imzalatıldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alınan 80,70.TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 534,7TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 03/11/2025 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır