Başvuru, hukuk davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuk davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun murisi A. 12/1/1952 tarihinde vefat etmiştir. Aralarında başvurucunun da bulunduğu davacılar, ortak miras bırakanları A.nin zilyedi olduğu bir kısım taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak kızı olan F. ile damadı P.ye satış suretiyle temlik ettiğini ancak gerçekte bağış yapıldığını, kadastroca bu taşınmazların Demre ilçesi Kapaklı Köyü 101 ada 216, 217, 254, 256 ve 296 numaralı parseller olarak tespit edildiğini ileri sürmektedirler. Bu iddia kapsamında Demre Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 3/6/2011 tarihinde davalı gösterdikleri kırk altı kişi aleyhine açtıkları davada anılan taşınmazların tapu iptali ve tescilini olmadığı takdirde taşınmazların bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Taşınmazlardan 101 ada 216 parsel numaralı taşınmazın dava dışı İ.B. adına, diğerlerinin davalılardan Y. adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Yargılama sırasında davalılardan A.A., S.A., K.A. ve A.A. davayı kabul etmişler, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Dava konusu taşınmazların keşif sonucu belirlenen değeri üzerinden eksik yatırılan harç davacı tarafça tamamlanmıştır. Mahkeme 31/5/2013 tarihli kararı ile 216 parselin taraflarla ilgisi bulunmayan İ.B. adına kayıtlı olduğu diğer taşınmazların ise dava tarihine kadar davalı Y. tarafından kullanıldığı ve bu konuda herhangi bir ihtilaf yaşanmadığı, kadastro tespitine davacılar tarafından itiraz edilmediği gerekçeleriyle 216 parsel yönünden husumet yokluğundan, diğer parseller yönünden esastan davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, kendilerini ayrı ayrı vekille temsil ettiren davalılar Y. ve Z.G. lehlerine 217,95 TL'şer nispi vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmetmiştir. Anılan karar, davanın esastan reddedilmesi ve kendilerini vekille temsil ettiren davalılar yararına ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 5/3/2014 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Onama kararında "dava konusu temlikin 1951 tarihinde, kadastro tespitinin ise 1999 yılında yapıldığı, miras bırakanın 1952 tarihinde öldüğü, bu durumda kadastro öncesi nedene dayalı olarak talepte bulunulduğu, 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesine göre davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, aynı zamanda kayıt maliki olmayan kişilerin davayı kabul yönündeki beyanlarına da itibar edilemeyeceği, her ne kadar mahkemece esastan inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de ret kararı, belirtilen gerekçelerle ve sonucu itibariyle doğru olduğundan" gerekçesiyle davacıların temyiz itirazlarının yerinde olmadığı açıklanmıştır. Dairenin 18/2/2015 tarihli kararı ile karar düzeltme talebi reddedilmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 12/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 9/4/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Yargılama giderleri şunlardır:...ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti....'' 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.'' 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.'' 1136 sayılı Kanun'un maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır." 1136 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.''B. Tarife Hükümleri 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (Karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.'' Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Yargıtay İçtihatları Yargıtay Hukuk Dairesinin 5/12/2017 tarihli ve E.2015/18471, K.2017/8540 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/ maddesi hükmüne göre; ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek avukatlık ücretine hükmolunur hükmü uyarınca ret sebebi aynı olan ve kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti tayin ve takdiri gerekirken her biri yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine karar verilmiş olması isabetsiz ise de, bu husus, yargılamanın yeniden yapılmasını gerekli kılmadığından; hükmün ve bentleri hüküm yerinden çıkartılarak yerine “750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar [H.], [B.B.B.], [A.A.Ç. ve Ç.]'a verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle düzeltilerek onanmasına…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/11/2016 tarihli ve E.2015/4784, K.2016/14899 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''…Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/ maddesi “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur” hükmünü amirdir. Somut olayda, dava, tek bir nedenden dolayı reddedildiği, dolayısıyla yukarıda anılan madde uyarınca tüm davalılar lehine tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği halde her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/12/2015 tarihli ve E.2015/8355, K.2015/16453 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''…Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı [R.] ve arkadaşları vekilinin sair karar düzeltme istemleri yerinde değildir. Ancak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesinde yer alan “ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek avukatlık ücretine hükmolunur” şeklindeki düzenleme ve davanın 3402 sayılı Yasa'nın 12/ maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre gözetilerek aynı nedenle reddedilmesine göre davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her davacı açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, … hükmün açıklanan nedenlerle düzeltilerek onanmasına…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/12/2015 tarihli ve E.2014/5137, K.2015/14311 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Dava, ikrah ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile miras payları oranında mirasçılar adlarına tescil isteğine ilişkindir…Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.…Kabule göre de, her davalı için ayrı hukuksal nedene dayanılarak dava açıldığından davalılar yararına ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretinin davalılara ödenmesi şeklinde hüküm kurulması da doğru değildir…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/2/2015 tarihli ve E.2014/2504, K.2015/1914 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.…Kabule göre de; ret sebebi ortak olan ve davayı avukat aracılığıyla izleyen davalılar yararına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/ maddesi uyarınca tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde her davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti tayini suretiyle davacı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/1/2015 tarihli ve E.2013/19699, K.2015/867 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''…Davacının diğer temyiz itirazına gelince: davacı, davalılar lehine iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/maddesinde, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı açıklanmıştır. Davalılar 2009 tarihinde ölen [E.T.]’nin mirasçılarıdır. Dava konusu taşınmaz halen muris adına kayıtlı olup miras, elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Davacı tüm tapu maliklerine husumet yönelterek katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur. Mahkemece ret sebebinin ortak olması gözetilerek davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, yargılamada kendisini vekille temsil eden davalı [S.T.] ve davalı [E.T.]’nin kendilerini ayrı vekille temsil ettirdiklerinden bahisle ayrı ayrı iki vekalet ücretine hükmedilmesi yanlış ise de, açıklanan bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/2/2014 tarihli ve E.2013/15852, K.2014/2076 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Asıl davada davacı şirket, 40 ada 13 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olan davalılar [Ç.B.] ve [H.O.] aleyhine TMK’nın maddesine dayalı olarak temliken tescil ikinci kademede TMK’nın maddesince tazminat isteminde bulunmuştur.…Asıl davada, davalılar [H.O.] ve [Ç.B.] Başkanlığı yönünden davanın ret sebebi davanın esasına ilişkin olup tektir. Bu durum Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesinde "...birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilir" Şeklinde düzenlenmiştir. O halde, davalılara yönelik asıl davanın ret sebebi ortak olduğundan ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/11/2011 tarihli ve E.2011/9304, K.2011/12877 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''…İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve dava konusu taşınmazın 1966 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalan Devlet ormanı olduğu, ormanların imar- ihya veya kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddiyolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/ maddesi gereği “ ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi” gerekirken davalı idareler lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür…'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/2/2010 tarihli ve E.2010/597, K.2010/2009 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Dava, imar parselinin iptali ve kadastral duruma dönülmesi isteğine ilişkindir.…Ne varki, aynı komşu parselde paydaş olan davalılar Fatma ve Üzeyir'in eldeki davanın niteliği itibariyle zorunlu dava arkadaşı konumunda ve müteselsil sorumluluk içerisinde bulunmaları ve de haklarındaki davanın ret sebebinin ortak olması karşısında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/ maddesi dikkate alınarak anılan davalıların vekiline tek vekalet ücreti tayini yerine herbiri için ayrı ücret tayini doğru değildir…''