Başvuru, gazeteci olan başvurucunun Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile bağlantılı olduğu gerekçesi ile kapatılan bir gazetede yayımladığı haber nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gazeteci olan başvurucunun Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile bağlantılı olduğu gerekçesi ile kapatılan bir gazetede yayımladığı haber nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/3/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 2016/5378 numaralı başvurunun kişi ve konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/5377 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2016/5377 numaralı başvuru dosyası üzerinden yapılmasına ve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi Türkiye Hükûmeti ve yargı organları tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) gizli amaçları, üyelerinin aralarında özel bir dil kullanması, ezoterik yapısı ve faaliyetleri nedeniyle öteden beri toplumda tartışma konusu olmuştur. 15 Temmuz darbe girişimini de gerçekleştiren örgütün suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere devlet organları içinde örgütlenme, örgüt mensubu olmayanları tasfiye etme, sivil veya kamu görevlisi olup da örgütün çıkarlarına aykırı davrandığını düşündüğü kişileri etkisizleştirme temelinde eylemler gerçekleştirdiği yönünde çok ciddi deliller bulunmaktadır (FETÖ/PDY'ye ilişkin değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 26). Tahşiye Yargılamaları ve Tahşiyecilere Kumpas Davası 2009-2010 yıllarında medyada Tahşiyeciler adı verilen dinî bir topluluğa yönelik düzenlenen soruşturma ve kovuşturmada El-Kaide silahlı terör örgütü yapılanması dâhilinde örgüt üyeliği faaliyetlerinde bulundukları gerekçesiyle 132 kişi gözaltına alınmış, Tahşiye Yayınevinin ortaklarının da aralarında olduğu 38 kişi tutuklanmıştır. Tahşiye grubuna karşı yürütülen soruşturma devam ederken tutuklulardan biri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir kısım gazeteci, yapımcı, senarist, yönetmen ve emniyet görevlileri hakkında bir şikâyet dilekçesi verilmiştir. Müşteki, haklarında yapılan tüm polis operasyonlarının 15 Temmuz darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'in talimatı ile yapıldığını ileri sürmüştür. Şikâyetçiye göre Fetullah Gülen ilk kez 6/4/2009 tarihinde bir internet sitesinden yaptığı konuşmada kendilerini hedef göstermiş, bu konuşmanın hemen sonrasında 11/4/2009 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilen isimsiz ihbar mektupları bahane edilerek haklarında soruşturma başlatılmıştır. Müşteki, Tahşiye Yayınevinin yayınlarında Fetullah Gülen'in diğer dinlere bakışı, dinler arası diyalog ve zekât gibi konulara ilişkin görüş ve eylemlerine örgüt lideri olarak gösterilen nin ilmî olarak muhalif olması ve bunları yüksek sesle dile getirmesi nedeni ile hedef gösterildiklerini ileri sürmüştür (tahşiye yargılaması olarak bilinen davalar için bkz. Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, § 11). Tahşiye grubuna karşı yürütülen yargılamaların sonucunda Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 15/12/2015 tarihinde, tüm sanıkların silahlı terör örgütü kurma ve üye olma suçlarından beraatlerine karar vermiştir. Bahse konu şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturma sırasında 14/12/2014 tarihinde üst düzey polis görevlileri ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı H.K.nın da dâhil olduğu birçok kişi tutuklanmış; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 22/9/2015 tarihinde 33 şüpheli hakkında kamuoyunda Tahşiyecilere kumpas davası olarak isimlendirilen ceza davasını açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 3/11/2017 tarihinde H.K.nın da dâhil olduğu 25 sanık hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan; 18 sanık hakkında iftira suçundan ve 12 sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 17-25 Aralık SoruşturmalarıFETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcı ve hâkimler tarafından 2013 yılının sonunda bazı siyasiler ve bunların yakınları ile kamuoyunun tanıdığı bir kısım iş adamı hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturma başlatılması (17-25 Aralık soruşturmaları) FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinin Hükûmeti devirmeye yönelik soruşturmaların temel dayanaklarından biri olmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 30). İş Adamı Y.A.E.K. Suudi Arabistanlı iş adamı olan Y.A.E.K.nın (haberdeki ismi Y.E.K. şeklindedir) adı 11 Eylül sonrası Amerikan resmî belgelerinde özel olarak belirlenmiş küresel terörist olarak geçmiştir. Açık kaynak bilgilerine göre Y.A.E.K.nın ismi; İsviçre'de 2007, Avrupa Birliği'nde 2008, Birleşik Krallık'ta ise 2010 yılında terörist listesinden çıkarılmıştır. Y.A.E.K. hakkında Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) görülen bütün davalar 13/9/2010 tarihinde beraatle sonuçlanmıştır. Y.A.E.K. hakkındaki hüküm, Türkiye Cumhuriyeti yönünden 19/10/2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 11/10/2012 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlükten kaldırılmıştır.B. Somut Başvurulara İlişkin Olaylar Gazeteci olan başvurucu, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı H.K.nın FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'den aldığı talimat doğrultusunda tahşiyecilere kumpas kurduğu iddiasıyla tutuklanmasından iki gün sonra, olay tarihinde ulusal yayın yapan ve Samanyolu Yayın Grubu bünyesinde yer alan bir gazetenin 16/12/2014 tarihli sayısında ve aynı gazetenin internet haber sitesinde yayımlanan bir haber yapmıştır. Haber şöyledir:"Tahşiyeciler'in Avukatının E. K. BağlantısıZaman ve STV'ye yapılan operasyona kılıf olarak sunulan Tahşiyeciler grubunun avukatlığını 25 Aralık soruşturmasında [B.E.nin] ortağı olduğu [B.] 360 şirketinin de avukatı [İ.nin] yapması dikkat çekti.El Kaide Finansörü[İ.]; [U.K.], [B.E.nin] de ortağı olduğu [B.] 360 Ltd.Şti.nin ortaklarından [A.], [A.Ç.], [K.], üçüncü boğaz köprüsünün yapımcısı IC Holding'in sahibi [İ.Ç.nin] avukatlığını yapıyor. İ. aynı zamanda Yenişafak Gazetesi ve Albayrak Holding'in vekilliğini üstleniyor. [İ.nin] vekilliğini yaptığı [Y.E.K.], uzun yıllardır ABD'nin El-Kaide'yi desteklemekle suçladığı yasaklı iş adamları listesinde yer alıyor. Tahşiyeciler'i Savundu2010'da El Kaide ile bağlantılı olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma yapılan Tahşiyeciler gurubunun lideri [nin] avukatlığını yapan [İ.], Sabah Gazetesi'ne verdiği son röportajda da Tahşiyeciler'i savundu." Söz konusu haberde isimlerine yer verilen iş adamı Y.A.E.K. ve avukat olarak görev yapan İ. tarafından başvurucu hakkında haberde kullanılan ifadeler sebebi ile hakaret suçlaması ile ayrı ayrı şikâyette bulunulmuştur. Y.A.E.K. tarafından yapılan şikâyet sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı müştekinin El-Kaide terör örgütü ile irtibatı varmış algısı yarattığı iddiasıyla başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması için 10/2/2015 tarihinde ceza davası açmıştır. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 11/2/2016 tarihli karar ile başvurucunun hakaret suçundan 610 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun "İ.nin vekilliğini yaptığı Y.E.K., uzun yıllardır ABD'nin El-Kaide'yi desteklemekle suçladığı yasaklı iş adamları listesinde yer alıyor" şeklindeki ifadesinin ortalama bir kişi tarafından müşteki hâlen söz konusu listede bulunuyormuş gibi algılanmasına müsait olduğuna karar vermiştir. Görünür gerçeklik doktrininden hareket eden ilk derece mahkemesi; bir muhabir olan başvurucunun müştekinin terör örgütünü destekleyen kişiler listesinden çıktığını bilmemesinin mümkün olmadığını, olgusal temeli olmayan iddiası ile ilgili olarak müştekinin kişilik haklarına zarar verdiğini kabul etmiştir. Başvurucu hakkında İ. tarafından yapılan şikâyet de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturulmuştur. Savcılık, ifadeleri ile müşteki İ.nin El-Kaide terör örgütü ile irtibatı varmış algısı yarattığını iddia ederek başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması için 10/2/2015 tarihinde ceza davası açmıştır. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin E. 2015/41 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda söz konusu haberde müştekinin mesleki itibarına zarar verildiği belirtilerek 11/2/2016 tarihli karar ile başvurucunun hakaret suçundan 610 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun müştekinin avukatlığını yaptığı kişi hakkındaki "El Kaide Finansörü" biçiminde nitelendirilmesine dikkat çekmiş ve haberin veriliş biçimi itibarıyla müştekilere yönelik olarak hakaret suçunun oluştuğu sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu her iki karar yönünden 14/3/2016 tarihinde ayrı ayrı bireysel başvurularda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.... (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.“