Başvuru, kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılan ancak yine kanun hükmünde kararnameyle kamu görevine iade edilen aile hekiminin aile hekimliği yerine asli kadrosuna atanması nedeniyle masumiyet karinesinin, aylığında azalma meydana gelmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yeterli inceleme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, farklı muamelede bulunulması nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılan ancak yine kanun hükmünde kararnameyle kamu görevine iade edilen aile hekiminin aile hekimliği yerine asli kadrosuna atanması nedeniyle masumiyet karinesinin, aylığında azalma meydana gelmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yeterli inceleme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, farklı muamelede bulunulması nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1970 doğumlu olup Manisa'da ikamet etmektedir. Başvurucu 1//1/2008 tarihinden itibaren Kırkağaç 2 No.lu Aile Hekimliğinde aile hekimi olarak görev yapmıştır. Başvurucu son olarak 9/12/2014 tarihinde imzalanan aile hekimliği hizmet sözleşmesiyle 1/1/2015-31/12/2016 tarihlerini kapsayan dönem için de Kırkağaç 2 No.lu Aile Hekimliğinde görevlendirilmiştir. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. OHAL 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır. Başvurucu, darbe girişiminden sonra başlatılan soruşturmalar kapsamında 17/11/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmıştır. Başvurucu 2/1/2017 tarihli ve 683 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yle (683 sayılı KHK) kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu 8/1/2018 tarihli ve 697 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yle (697 sayılı KHK) kamu görevine iade edilmiştir. Sağlık Bakanlığının 16/1/2018 tarihli "olur"unu içeren yazıyla, 697 sayılı KHK'nın maddesinden söz edilerek başvurucunun Kırkağaç Devlet Hastanesine 12/1/2018 tarihi itibarıyla iadesi ve görevden uzaklaştırıldığı dönem dâhil olmak üzere yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi yönünde işlem tesis edilmiştir. Başvurucunun tekrar Kırkağaç 2 No.lu Aile Hekimliğinde görevlendirilmesi istemiyle yaptığı idari başvuru, Sağlık Bakanlığının 16/2/2018 tarihli işlemiyle reddedilmiştir. Başvurucu, Kırkağaç Devlet Hastanesine atanmasına ilişkin işlemin iptali ile Kırkağaç 2 No.lu Aile Hekimliğinde görevlendirilmemesi nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların tazmini istemiyle 20/4/2018 tarihinde Manisa İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 14/9/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İdare Mahkemesi; 98 TL istinaf harcı ve 120 TL posta giderinin eksik yatırıldığını tespit ederek bunların 7 gün içinde yatırılmasını, aksi takdirde istinaf isteminde bulunulmamış sayılacağını 21/11/2018 tarihli müzekkereyle başvurucuya ihtar etmiştir. Bu yazı 28/11/2018 tarihinde başvurucunun adresinde B.B.Ç.ye teslim edilmiştir. Tebligat alındısında "Adresinde muhatabın ad....e [okunamadı] gitmiş olması sebebiyle bulunamadığından muhatap yerine aynı iş yerinde birlikte çalışan daimi işçisi [B.B.Ç.] imzasına tebliğ edildi" notuna yer verilmiştir. İdare Mahkemesi 19/12/2018 tarihinde, harç ve posta masrafı eksikliğinin giderilmemiş olması sebebiyle istinaf isteminde bulunulmamış sayılmasına karar vermiştir. Başvurucu, bu karara karşı da istinaf yoluna başvurmuştur. Başvurucu, tebligatın usulsüz olduğunu öne sürmüştür. Başvurucu, mazbatayı alan kişinin daimî çalışanı olmadığını belirtmiş; ayrıca tebliğ mazbatasında bu kişinin reşit ve ehil olup olmadığının, işyerine hangi saatte gidildiğinin, muhatabın geçici mi yoksa sürekli olarak mı işyerinden ayrıldığının tebligat mazbatasına işlenmemiş olması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdari Dava Dairesi 5/3/2019 tarihinde, İdare Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli kararına karşı yapılan istinaf istemini kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 26/3/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.