11. Ceza Dairesi 2024/505 E. , 2024/12207 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun), kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları
**11. Ceza Dairesi 2024/505 E. , 2024/12207 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun), kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; değişen suç vasfına göre sanıklara yüklenen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar gören ve kamu davasına katılma hakkı bulunan şikâyetçi kurum vekilinin katılma talebinde bulunduğu, ancak Mahkemece katılma isteğinin reddedildiği anlaşılmakla; şikâyetçi kurumun 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilmiştir. Sanık ...'a yüklenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerini sanık ... müdafiinin temyiz etme hakkının bulunmadığı gözetilerek, sanıklara yüklenen suçlardan kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A.Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Sanık ... müdafiinin sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümleri temyiz hakkı bulunmadığı, hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanık ... adına vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin ve Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin ve Katılan Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden Değişen suç vasfına göre sanıklara yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 10.12.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, D. Sanık ... hakkında Mağdur ...'a Karşı Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1.Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olaya gelince; Sanık ...'in şikayetçi ...'in eşi ....adına Marmara Üniversitesi Pendik ve Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş gibi görünen "Aslı gibidir" ibaresi bulunan fotokopi ilaç kullanım raporu ile Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince ... adına düzenlenmiş sahte reçeteyi temin edip sahte belgeleri şikayetçi ...'ın sahibi olduğu eczaneye ibraz ederek reçetede yazılı 1.056 TL değerindeki ilaçları alıp reçetenin arkasını da hayali kişiye ait isim yazmak ve imzalamaktan ibaret eyleminin; 5237 sayılı TCK'nin 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ile birlikte aynı Kanun'un 158/1-e maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu da oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşmek suretiyle yalnızca 5237 sayılı TCK'nin 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının aracı kılınarak dolandırıcılık suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayin edilmesi, 2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.