8. Ceza Dairesi 2024/13680 E. , 2024/9406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4175 E., 2021/2051 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı madd
**8. Ceza Dairesi 2024/13680 E. , 2024/9406 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4175 E., 2021/2051 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.04.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın 30.06.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullanma suçu işlemesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.09.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.07.2019 tarihli ve 2017/554 Esas, 2019/812 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beraat karar verilmiştir. D. Cumhuriyet savcısının kararı istinaf etmesi üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.09.2021 tarihli ve 2019/4175 Esas, 2021/2051 Karar sayılı kararı ile ilk derece hükmü kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümleri uygulanmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; Denetimli serbestlik tedbirine uyumsuzluk yapmadığına, sokağa çıkma yasağı olduğu için denetimli serbestlik müdürlüğüne gidemediğine, lehine hükümler uygulanarak hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanığın uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Olay tarihinde, araç içerisinde bulunan sanığın yapılan kaba üst aramasında pantolonun sağ cebinde beyaz naylona sarılı halde uyuşturucu madde ele geçirildiği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın savunmasında atılı suçlamayı inkar ettiği, sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle yüklenen fiilin sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesinin Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile yapılan incelemede; olay tarihinde devriye görevi ifa eden kolluk görevlileri tarafından durdurulan ticari taksi içerisinde yolcu olarak bulunan sanığın şüphe üzerine yapılan kaba üst aramasında pantolon sağ cebinde, kriminal rapora uyuşturucu maddenin ele geçirildiğinin kolluk görevlileri tarafından görgüye dayalı olarak tespit edildiği, dinlenmiş bulunan tutanak tanığı ...'nın da tutanak içeriğini doğruladığı, sanık hakkında 14.04.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın 21.04.2017 tarihinde sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı, sanığın bu kez de 30.06.2017 tarihinde kolluk görevlileri tarafından şüphe üzerine durdurularak, yapılan kaba üst aramasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirildiği, sanığın bu eylemi ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını ihlal ettiğinden kararının kaldırılarak sanık hakkında 07.09.2017 tarihinde iddianame düzenlenerek kamu davasının açıldığı, sanığın eylemlerinin sabit olduğu halde dosya kapsamına uygun olmayan ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının doğrudan mernis adresine yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve 14.04.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, nedenleriyle kararda hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.09.2021 tarihli ve 2019/4175 Esas, 2021/2051 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.