Başvuru, cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucuya karşı infaz ve koruma memurları tarafından işkence ve kötü muamele yapıldığı iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucuya karşı infaz ve koruma memurları tarafından işkence ve kötü muamele yapıldığı iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/4/2013 tarihinde Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 15/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu olay tarihinde Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. İnfaz ve Koruma Memurları Hakkında Yapılan Soruşturmalar 13/7/2011 tarihinde başvurucu Cihan Aydın ile hükümlüler Z.K. ve H.T. Ceza İnfaz Kurumu B1 açık görüş mahallinde haftalık sohbet faaliyetinden sonra İnfaz ve Koruma Memuru Z.S.nin yönlendirmesiyle bir grup infaz ve koruma memuru tarafından darbedildiklerini, olayın üzerinden iki gün geçtikten sonra sağlık kontrolüne götürüldüklerini, olayın güvenlik kameralarının bulunduğu alanda cereyan ettiğini ileri sürerek 15/7/2011 tarihinde Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır. Aralarında başvurucunun da bulunduğu müştekilerin şikâyeti, Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/5605 sayılı soruşturmasına kaydedilmiştir. Aynı olayla ilgili olarak hükümlüler Ş.K., E.Ö. ve A.Y. ise 15/7/2011, hükümlüler K.Ş., A.O. ve H.B. 19/7/2011 tarihinde suç duyurusunda bulunmuşlardır. Başvuruya konu olmayan ve 14/7/2011 tarihinde meydana gelen başka bir olayla ilgili olarak hükümlü S.nin 15/7/2011 tarihinde suç duyurusunda bulunması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/5447 sayılı soruşturma dosyası üzerinden işlem başlatılmıştır. Hükümlüler F.Z., K. ve R.F. de aynı tarihte farklı bir dilekçeyle suç duyurusunda bulunmuşlardır. Yapılan suç duyuruları üzerine infaz ve koruma memuru şüpheliler S.Ö., Ş.A., Z.S., U.Ö., K.T., H.S. ve B.A. hakkında görevi kötüye kullanma ve kasten yaralama suçlarından soruşturma başlatılmıştır. Tüm dosyalar Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/5445 sayılı soruşturma dosyasında birleştirilmiştir. İnfaz ve koruma memurları S.Ö., Ş.A., Z.S., U.Ö., K.T., H.S. ve B.A. tarafından tanzim edilen 13/7/2011 tarihli tutanakta özetle 13/7/2011 tarihinde saat 30-30 arasında B1 açık görüş mahallinde hükümlülerin sohbet faaliyetlerinin bitmesinden sonra başvurucunun da aralarında bulunduğu dokuz hükümlünün infaz ve koruma memurları tarafından güvenlik gerekçesiyle oda numarasına göre ayrı ayrı odalarına dönmelerinin istendiği, hükümlülerin görevlilerin bu taleplerini “Biz bu şekilde çıkmıyoruz, toplu çıkarız, bizi böyle oda oda götüremezsiniz.” diyerek reddettikleri, hükümlüler Cihan Aydın, H.T. ve Z.K.nin ellerinden ve kollarından tutulup orantılı bir şekilde kuvvet kullanılarak sohbet alanından çıkarılmak istendiği fakat bu sırada başvurucu Cihan Aydın ile hükümlü E.Ö.nün çıkmamak için direniş gösterdikleri, görevlilere karşı elleri ve kollarıyla fiziki müdahalede bulundukları, onları gören diğer hükümlülerin birbirlerine sarılıp kenetlenmek suretiyle odalarına götürülmelerine engel olmaya çalıştıkları, herhangi bir üzücü olaya sebebiyet verilmeden hükümlülerin odalarına götürüldükleri belirtilmiştir. Adli Raporlar ve Soruşturmada Yapılan Diğer İşlemler Şüpheli İnfaz ve Koruma Memuru Z.S.nin Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Cezaevi Reviri tarafında düzenlenen 14/7/2011 tarihli ve 40 saatli raporunda boyunda ense kısmında 5-6 cm uzunluğunda ekimoz, sağ ve sol kol ön bilek sırtında 5-6 cm uzunluğunda yüzeysel ekimozlar bulunduğu, mevcut yaranın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu yazılıdır. Olayın üzerinden iki gün geçtikten sonra 15/7/2011 tarihlinde başvurucu, adli raporunun aldırılması için İnfaz Kurumuna dilekçe yazmıştır. Tekirdağ Devlet Hastanesinin aynı tarihli ve 26192 sayılı raporunda; başvurucunun her iki kol üst iç kısımlarında eski hematom, 1x1 cm. çapında 2-3 adet ekimoz bulunduğu, yaranın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğu kayıtlıdır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili bilgi talep edilmesi üzerine İnfaz Kurumunun 3/8/2011 tarihli ve 2011/7584 sayılı yazısıyla olaya karışan hükümlüler hakkında disiplin soruşturması yapıldığı, başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (h) bendi uyarınca 1 gün hücre cezası verildiği bildirilmiş olayla ilgili görüntülerin yer aldığı CD gönderilmiştir. Dosyada bu CD’nin incelendiğine dair tutanak ya da bilirkişi raporu bulunmamaktadır. Başvuru tarihinden sonra Anayasa Mahkemesinin talebi üzerine yaptırılan inceleme sonucunda alınan 23/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda; CD’nin 13/7/2011 günü saat 00-30 aralığındaki yaklaşık otuz dakikalık görüntü içerdiği, görüntü kalitesinin iyi olmaması nedeniyle kayıtların çok net olmadığı, kameranın hükümlü ve tutukluların bulunduğu bir odayı çektiği, oda içinde toplam dokuz hükümlünün bulunduğu, saat 23’te hükümlülerin infaz ve koruma memurlarıyla tartıştıkları, 25 ile 29 arasındaki görüntülerde infaz ve koruma memurlarının hükümlülerin kollarından tutarak tek tek dışarı çıkardıkları, hükümlülerin buna engel olmak için infaz ve koruma memurlarının ellerinden tutmaya çalıştıkları, görüntülerde hükümlü ve tutuklulara yönelik herhangi bir darp, cebir, saldırı ya da kötü muameleye rastlanmadığı bildirilmiştir. Şüpheli İnfaz ve Koruma Memurlarının Savunmaları Soruşturma kapsamında şüpheli infaz ve koruma memurlarının 11/8/2011 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında savunmaları alınmıştır. Şüpheli İnfaz ve Koruma Baş memuru Z.S.nin savunması şöyledir:“… 13/07/2011 tarihinde saat 30-50 arası B44 no.lu B48 no.lu, B58 no.lu odalarda kalan 9 hükümlü tutukluyu haftalık sohbet faaliyetine çıkardık. Sohbet faaliyeti bittikten sonra oda oda tutuklu hükümlüleri sohbet odasından alıp odalarına götürmek istedik. Cihan AYDIN ve E.Ö. görevli memurlara ‘Biz oda oda gitmeyiz, hepimiz birlikte 9 kişi gidiceğiz.’ demeleri üzerine ben sohbet faaliyetinin olduğunu B1 açık görüş mahalline gittim. Alanda bulunan tutuklulara kurumun ve kendi güvenlikleri için alanların oda oda boşaltıldığını kendilerine izah etmeme rağmen dikkate almadılar. ‘Biz hep beraber gideceğiz, keyfi uygulama yapıyorsun.’ dediler. Ben kabul etmeyince yanımda olan 44 no.lu odada kalan Z.K.yi kolundan çektim, görevli memurlara alın odasına götürün dedim. Bu arada diğer 8 hükümlü tutuklu birbirlerine sarılıp kenetlendiler. Görevli arkadaşlara 44'te kalan H.T. ve Cihan AYDIN'ı almalarını söyledim. Bu arada görevli arkadaşlarım bu tutukluları dışarı almak isterken özellikle Cihan AYDIN ve E.Ö. aşırı derecede mukavemet gösterdi. Ben E.Ö.yü tuttum, etkisiz hale getirdim. Diğer görevli arkadaşlarım adı geçen mahpusları oda oda götürdüler. Bu sırada ben de yaralandım. Boynumda ve kollarımda kızarık ve çizikler oluştu. Mahpusları odalarına benim talimatımla infaz ve koruma memurları S.Ö., K.T., U.Ö., Ş.A., B.A. ve H.S. götürdüler. Sohbet alanında dokuz mahkûm olduğu için şu an isimlerini hatırlamadığım müdahale ekibindeki infaz ve koruma memurları da bize yardıma gelmişti. Mahpuslar birbirlerine kenetlendiği için, güçlükle birbirlerinden ayırdık. Sohbet görüş alanındaki kamera kayıtlarından da olay net bir şekilde görülebilir. Cihan AYDIN’daki yaraların eski olduğu raporda belirtilmiştir. Ş.K.nin ise kendisinin alınması sırasında saati çıkmıştır. Bu nedenle elindeki yara saatten kaynaklanmış olabilir. Ben ve diğer görevliler mahpuslara saldırmadık. Onların aşırı derecede direnmesi neticesinde biz de görevimizi yapmak için ellerinden ve kollarından çekerken yaralanmışlardır. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.” Şüpheli İnfaz ve Koruma Memuru K.T.nin savunması da aynı içeriktedir. Şüpheli İnfaz ve Koruma Memuru U.Ö.nün savunması şöyledir:“…Başmemur Z.S.ye haber verdik. Z.S. mahpuslarla konuştu. İkna olmadılar, bunun üzerine bağrışmaların duyulması üzerine müdahalede görevli infaz ve koruma memurları da geldiler. Başmemurun talimatıyla 9 mahpusu odalarına götürmek için tek tek çıkarmaya başladık. Çünkü hepsi kenetlenmişlerdi. Biz kendilerine saldırmadık. Odalarına gitmemek için direnmeleri sırasında mahpuslarda çizikler meydana gelmiş olabilir. Biz görevimizi yaptık. Odalarına gitmeyen mahpusları zorla odalarına götürdük. Bende herhangi bir yara olmadı. Başmemur da bu sırada yaralandı. Ben suçlamayı kabul etmiyorum.” Şüpheli İnfaz ve Koruma Memuru B.A, S.A. ve S.Ö.nün savunmaları da aynı içeriktedir. Şüpheli İnfaz ve Koruma Memuru H.S.nin savunması şöyledir:“Ben 13/7/2011 tarihinde B blokta telefon görevlisiydim. Bir mahkûma telefon görüşmesi yaptırırken B1 açık görüş alanından sesler geldi. Bu sırada mahkûmun telefon görüşmesi bitti. Bu kişiyi odasına aldım. Gürültünün geldiği yere gittim. İlk gittiğimde B-48 no.lu odada kalan H.B., A.O. ve K.Ş. sohbet alanından çıkartılıyordu. Bu üç mahkûm herhangi bir direniş göstermeden çıkıyorlardı. Ben üst aramalarını yaptım. Odalarına götürdüm. Daha önceden diğer mahkûmların direnmesini görmedim. Ben infaz ve koruma memurlarının görüş alanına çıkmak istemeyen mahkûmlara karşı saldırdıklarını görmedim. Daha sonradan duyduğum kadarıyla ilk başta mahkûmlar hep birlikte 9 kişi olarak odalarına gitmek istemişler, birbirlerine kenetlenmişler. Arkadaşlarımız kollarından tutmak suretiyle birbirlerinden ayırarak odaya götürmüşler. Ben herhangi bir suç işlemedim.” Soruşturmada başvurucunun ifadesinin alındığına dair başvuru formunun ekinde ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarında herhangi bir belge bulunmamaktadır. Soruşturma Sonucunda Verilen Karar Yapılan soruşturma sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığının 21/12/2012 tarihli ve 2012/5445 soruşturma, K.2012/4922 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu/hükümlü olarak kalan müştekiler, 15/7/2011 tarihli benzer başvuruları ile, suç tarihinde, sohbet sonrası idare tarafından, odalarına tek tek götürülmek istenmesine karşı çıktıklarını, bu nedenle şüpheli infaz ve koruma memurlarının kendilerine saldırdıklarını, darp izlerinin olduğunu ileri sürmüşler, Cihan Aydın ve Ş.K. isimli tutuklu/hükümlüler ile infaz ve koruma memuru Z.S.nin adli raporlarına göre basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde yaralandıkları görülmüşse de; müştekilerin, sohbet sonrası odaya götürülme işlemine direndikleri yönündeki beyanları, şüphelilerin, söz konusu yaralanmaların, orantılı güç kullanımı sırasında direnç nedeniyle gerçekleştiği yönündeki, yaralanma bölgeleri ve yaralanma nitelikleri ile uyumlu savunmaları, şikayet konusuna ilişkin idarece yapılan yazılı açıklama ve ekli belgelere göre, idarenin yetkisi dahilinde yapılan müdahalenin yetki aşılarak ve suç kastıyla yapıldığına dair, müştekilerin dosya içeriğiyle ve birbirleriyle uyumsuz iddialarından başka kanıt elde edilemediğinden … şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (karar verilmiştir.)” Bu karara başvurucu tarafından itiraz edilmesi üzerine Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin 5/2/2013 tarihli ve 2013/145 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Ret kararı 25/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 30/4/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımının bulunmadığı anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"...(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun;...d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,...işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un “Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 5237 sayılı Kanun’un “Görevi yaptırmamak için direnme” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5275 sayılı Kanun’un “Kurumların iç güvenliği” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumların iç güvenliği, Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır. İç güvenlik görevlileri, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapar.” 4/6/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) “Güvenlik ve gözetim servisi“ kenar başlıklı maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:“İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz.” Aynı Tüzük’ün “Kurumların iç güvenliği” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Kurumların iç güvenliği, Bakanlığa bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır. İç güvenlik görevlileri, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapar. (2) Açık kurumlar ile çocuk eğitim evlerindeki idare ile infaz ve koruma görevlileri; firarların önlenmesi, asayiş ve disiplinin sağlanması için gözetim ve denetimle yükümlüdürler.” Aynı Tüzük’ün “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir “(1) Kapalı kurumlarda oda ve koridor kapıları kapalı tutulur. Kapılar aşağıdaki hâllerde açılır: a) Cezaevi tabibine, revir, hamam ve berbere gitme, başka odaya nakil,b) Hastane ve duruşmaya gönderme ve başka kuruma nakil,c) Salıverilme, ziyaret, arama, sayım, denetim, eğitim, öğretim, spor ve iyileştirme çalışmaları, kurumda çalıştırma,d) Kurullara çağrılma,e) Ölüm, deprem veya yangın gibi olağanüstü hâller,f) Kurum idaresince gerekli görülen hâller.(2) Hükümlüler, yukarıda sayılan hâller dışında, diğer odalardaki hükümlüler ve kurum görevlileri ile temasta bulunamazlar.”