Başvuru, müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun E.E. ile yaptığı evlilikten 2009 yılında bir erkek ve 2012 yılında bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir. E.E.nin 2019 yılında açtığı anlaşmalı boşanma davasında tarafların boşanmalarına, müşterek çocukların velayetinin ortak olarak anne ve babaya verilmesine, velayeti anne ile babaya ortak olarak verilen ancak fiilen anne yanında kalacak çocuklar ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Anılan karar 23/1/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu 30/7/2021 tarihinde İstanbul Anadolu Aile Mahkemesinde (Mahkeme) ortak velayetin kaldırılarak velayetin kendisine verilmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde kendisinin ve müşterek çocukların ikamet adreslerinin Atina olduğunu, kendilerine özel bir vize alma hakkı ve oturma izni verildiğini bu haklarını kaybetmemeleri için yılın belirli zamanlarında Yunanistan'a giriş ve Yunanistan'dan çıkış yapmak zorunda olduğunu belirtmiştir. Bu süreçte çocukların pasaportlarının kullanım süresinin sona erdiği, ancak ortak velayet hakkı sahibi babanın tüm taleplerine rağmen pasaportların yenilenebilmesi için herhangi bir işlem yapmadığını iddia etmiştir. Bunun yanında müşterek çocukların pasaportlarının yenilenebilmesi ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması için Mahkemeden tek başına bu işlemleri yapabilmesi için yetki talebinde bulunmuştur. Ayrıca başvurucu, karşı tarafın kendisi aleyhindeki şikâyeti nedeniyle ceza soruşturması kapsamında çocukların ifadelerinin bilgisi ve izni olmaksızın alındığı soruşturma sonucunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ifade etmiştir. Karşı tarafın çocukların sağlığı, bakımı ve eğitimi için yapılan harcamalara protokole aykırı olarak katılmadığını, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını vurgulamıştır. Sonuç olarak karşı tarafın ortak velayetin kullanılmasında kötü niyetli davranışları olması nedeniyle velayetin kendisine verilmesini talep etmiştir. Buna karşılık davalı baba cevap ve karşı dava dilekçesinde; başvurucunun ve birliktelik yaşadığı kişinin çocuklara yönelik davranışları nedeniyle kötü muamele suçundan şikâyetçi olduğunu, akabinde başvurucunun velayetin değiştirilmesi davası açtığını belirtmiştir. Bunun yanında dava dilekçesinde başvurucunun ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini, başvurucunun çocukların üstün yararına aykırı davranışlarda bulunduğunu, çocukları ifade vermek için Savcılığa götürmemesi nedeniyle kolluk tarafından arandığını, bu yüzden çocukları, ifade vermek için kendisinin götürdüğünü vurgulamıştır. Ayrıca çocukların ihtiyaçlarını karşılamadığı iddiası bakımından da icra hukuk mahkemesince verilen takibin iptali kararı olduğu, böylelikle başvurucunun iddialarının hukuki dayanağının olmadığı, protokolde yurt dışındaki taşınmazlardan elde edilecek gelirlerin çocukların eğitimi için kullanılacağının kararlaştırıldığını belirtmiştir. Başvurucu ile önce birlikte yaşadığı sonradan evlendiği kişi tarafından çocuklara yönelik psikolojik, fiziki ve ahlaki şiddet uygulandığını, başvurucunun velayet hakkını kötüye kullandığını ve sorumluluklarını yerine getirmediğini iddia ederek ortak velayetin sonlandırılması ile velayetin kendisine verilmesini talep etmiştir. Yargılama sürecinde tek uzman tarafından çocuklar, anne ve baba ile ayrı ayrı yapılan görüşmeler sonunda düzenlenen bir sosyal inceleme raporu alınmıştır. 22/9/2021 tarihli uzman raporunda özetle başvurucu annenin velayet hususunda motivasyonunun yüksek olduğu ve çocukların yaşam düzeninin anne yanında devam ettiği görülse de baba ile çocuklar arasında sevgi ve güvene dayanan ilişki bağının güçlü olduğu, müşterek çocukların okul, sağlık, sosyal ve diğer günlük zaruri gereksinimlerini babanın düzenli ve uyumlu şekilde karşıladığı, müşterek çocukların beyanlarında da velayetlerinin babaya verilmesi hususunda açık ve net şekilde anlatımda bulundukları gerekçe gösterilerek velayetin babaya verilmesinde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı kanaati belirtilmiştir. Ayrıca kardeşler arasındaki ilişki bağının da korunması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, tek kişilik uzman raporuna karşı 11/10/2021 tarihli dilekçesiyle itirazlarını sunmuştur. İtiraz dilekçesinde müşterek çocukların 2018 yılından itibaren psikiyatri desteği aldığını belirterek çocuklarla yalnızca bir görüşmenin yapıldığı raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını vurgulamıştır. Böylelikle çocukların fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıp kalmadıkları, hayatlarını kökten değiştirecek bir değişikliğin bu süreçte uygun olup olmadığı, hangi ortamda daha iyi yetişebilecekleri ve bu uygun ortamı hangi ebeveyninin daha iyi sağlayabileceği hususlarında çocuklarla uzun süredir görüşme yapan, çocuk ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı olan bu kişiden ayrıntılı bir rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkeme 3/11/2021 tarihli duruşmada çocuklarla ilgilendiği belirtilen psikiyatri uzmanından rapor alınması yönündeki talebin dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Mahkeme çocuklar ve bildirilen tanıkları dinlemiştir. Çocuk E. 31/1/2022 tarihli beyanında özetle babasıyla daha mutlu olduğunu, onunla yaşamak istediğini, annesinin bu yaz çok ceza verdiğini, kötü davranışlarda bulunduğunu, ayrıca annesinin sevgilisinin odalarına iç çamaşırıyla geldiğini ve yanlarında öpüştüklerini, bu nedenle babasıyla yaşamak istediğini beyan etmiştir. Diğer çocuk E. ise aynı tarihli beyanında özetle hem annesiyle hem de babasıyla yaşamak istediğini, bazen annesinin ve babasının kızdıklarını ama sonra barıştıklarını, kötü davranmadıklarını, ikisini de çok sevdiğini ifade etmiştir. Ayrıca İstanbul'daki evde başvurucunun yeni eşinin odalarına pantolonla ve normal olarak geldiğini, odalarına iç çamaşırıyla gelmediğini ancak Kuşadası'nda annesi ve evlendiği kişiyle aynı odada kaldıklarını, bu kişinin Kuşadası'nda geceleri çamaşırıyla yattığını belirtmiştir. Mahkeme anılan delilleri değerlendirerek 31/1/2022 tarihinde asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile ortak velayetin değiştirilmesine, müşterek çocukların velayetinin babaya verilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; anne ve babanın arkadaşı olan ve tanık olarak dinlenen kişi ile başvurucunun evlendiğini, bu kişinin çocukların odasına iç çamaşırı ile girme ve çocuklar üzerinde fiziksel baskı kurma eylemleri olduğunu, bu hususu pedagog eşliğinde dinlenen müşterek çocukların da ifade ettiğini ve sosyal inceleme raporundaki beyanlarında da bu hususu dile getirdiklerini belirtmiştir. Ayrıca Mahkeme, baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki tesisini annenin kısıtladığını, bu nedenle icra kanalıyla kişisel ilişkinin tesisinin sağlandığı, gerek sosyal inceleme raporuna yansıyan, gerek mahkeme huzurunda pedagog eşliğinde alınan beyanlarında özellikle müşterek çocuk E.nin anne ile yeni eşinin yanlarında öpüştüğü yönündeki anlatımları, sosyal inceleme raporu ve tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirdiğini ve kardeşlerin birbirlerinden ayrılmamaları gerektiği ifade etmiştir. Sonuç olarak ortak velayetin kaldırılarak velayetlerin babaya verilmesi şeklinde velayetin yeniden düzenlenmesi, anne ile müşterek çocuklar arasında kişisel ilişki tesisinin çocukların üstün yararına uygun olacağı kanaatine ulaşmıştır. Başvurucu, bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf başvuru dilekçesinde özetle çocukların aşamalardaki beyanlarında çelişkiler olduğunu, dosyada mevcut pedagog raporunun yetersiz ve eksik inceleme ile düzenlendiği, çocukların ev hâlinin incelenmediğini uzun zamandır çocukları izleyen psikiyatrdan ve okul pedagogundan görüş sorulmadığı belirtmiştir. Bunun yanında müşterek çocuklardan birine dikkat eksikliği, hiperaktivite ve davranış bozukluğu, öfke kontrol sorunu, dürtüleriyle hareket etme tanısı konulduğunu ifade ederek çocuğun kaygı ve takıntıları için kırmızı reçeteli ilaç kullandığını ileri sürmüştür. Belirtilen iddiaları değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 25/4/2022 tarihinde başvurucunun istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesinde; ilk derece mahkemesince delillerin toplandığı, uzman raporu alındığı, duruşmada çocukların beyanlarının alındığı, uzmanların gözlemleri sonucunda çocukların yönlendirilmediğini ve kendilerini rahat ifade edebildiklerini tespit ettikleri belirtilmiştir. Bunun yanında uzman raporunun ayrıntılı ve açıklayıcı olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının birbirine yakın olduğu, ev incelemesi yapılmasını veya heyet raporu alınmasını gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verildiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma sırasında düzenlenen ortak velayet nedeniyle taraflar arasında çocukların menfaatine olmayacak şekilde sorunlar baş gösterdiği, ortak velayetin gönüllülük esasına dayalı olup bu hâliyle yürütülemeyeceği, idrak çağındaki çocukların görüşlerine üstünlük tanındığı, kardeşlerin de ayrılmaması gerektiğinin gözetildiği belirtilerek velayetlerin babaya verilmesinin küçüklerin ahlaki ve sosyal gelişimleri açısından menfaatlerine olduğu açıklanmıştır. Başvurucu, nihai hükmü 11/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 24/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.