T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/440 - 2026/268 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) DOSYA NO : 2025/440 Esas KARAR NO : 2026/268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2024/307 Esas- 2024/261 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözle…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/440 - 2026/268 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) DOSYA NO : 2025/440 Esas KARAR NO : 2026/268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2024/307 Esas- 2024/261 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak KARAR TARİHİ : 31/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;Vatandaşlar tarafından kullanılması zorunlu hale getirilen biyometrik özellikli yeni çipli Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarının yaygınlaştırması ve kullanıma sunulması amacı ile bir proje başlatıldığını, başlatılan bu proje kapsamında İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2016/276575 İhale Kayıt Numarası ile proje kapsamında "Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı ve Sarf Malzemeleri ile İlave Donanım Alanı" işinin ihaleye çıkartıldığını, davacı şirketin proje kapsamındaki etkin çalışmalarını bilen ve projenin devamı niteliğindeki ihalelere teklif vermeyi düşünen davalı şirketin, davacı şirketin tecrübe ve birikimlerinden faydalanarak davacı ile çalışma yürütmek amacı ile 11/08/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, ihalenin davalı şirket uhdesinde kaldığını, bunun neticesinde taraflar arasında 02/09/2016 tarihli "Mal ve Hizmet Tedariki Sözleşmesi" imzalandığını, davacının ihaleler gereği üstlendiği tüm yükümlülükleri zamanında eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, bu durumun davalının kabulünde olduğunu, davacı şirketin bu kapsamda davalıya verdiği teminat senetlerinin kendisine iade edilmediğini, davalı şirketin söz konusu proje ihalesi kapsamında ilk iş ile ilgili olarak davacı ile imzaladığı sözleşmelere uygun şekilde çalışmalarını yürüttüğünü, buna rağmen tespit edilebildiği kadarıyla projenin devamı niteliğindeki diğer ihaleler yönünden işbirliği sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, başkaca şirketler ile yüklenici veya tedarikçi olarak sözleşmeler imzaladığını, davacı şirket ile çalışmadığını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesi nedeni ile davacı şirketin hem menfi hem müspet zararının olduğunu, müspet zarar kapsamı yönünden sözleşmenin bitim tarihi olan 11/08/2019 tarihine kadar davalı şirketin "Türkiye Cumhuriyetli Kimlik Kartı" işi kapsamında devam eden ve üzerine dört adet ihale ile ilgili olarak dava dışı üçüncü kişi durumunda bulunan şirketle yapmış olduğu dört adet ihale yönünden kar mahrumiyeti söz konusu olduğunu, davacının toplam maddi zararının şu an için tam olarak tespit edilmediğini, ihaleye konu ürünlerin önemli kısmının ithal edilmesi ve ithal edilen ürünlerin tedarik bedelleri de dikkate alınarak davacının TL dışında döviz cinsinden zararının bulunduğunu, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/483 e. sayılı davası ile TL cinsinden alacağa ilişkin dosyanın derdest olduğunu, davacının uğradığı zararların bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının uğradığı EURO ve USD cinsinden olan zarar bedellerinin belirsiz olması sebebi ile, bilirkişi marifeti ile söz konusu zararların ayrı ayrı belirlenmesini, şimdilik 1000-EURO, 1000-USD zarar bedellerinin her türlü bedel artırım ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile davalının temerrüde düşürüldüğü Beşiktaş 6. Noterliğinin 22/12/2023, 39367 sayılı ihtarnamesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren 3095 sayılı Kanuna göre işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle;Davacı firmanın dava dilekçesindeki beyanlarından da anlaşıldığı üzere, açılan bu yeni davanın davacı tarafça mahkemenin 2022/483 esas sayılı dosyası üzerinden açılan ilk davada saklı tutulan fazlaya ilişkin haklara ilişkin olmadığını, "ek dava" niteliği taşımadığını, davacının dahi iş bu davanın ek dava olmadığını ve derdest davanın aynısı olduğunu kabul, ikrar ve beyan ettiğini, açılan bu yeni dava ile Euro ve USD cinsinden müspet zararlarının ek davaya konu edildiğini belirttiğini, davacının açılan ilk dava ile seçimlik hakkını TL cinsinden kullandığını, halihazırda derdest olan davanın aynısının yeniden açıldığını ve davanın ek dava niteliğinde olmadığını, bu nedenle “hukuki yarar yokluğu” ve “derdestlik” ile “dava şartlarının mevcut olmaması” nedenleriyle davanın reddedilmesi gerektiğini, zira her iki dosyanın tarafları, ileri sürülen iddialar, dava sebepleri ile dava konularının aynı olduğunu, birleşen yeni davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinden sonra açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının davasına konu ettiği menfi ve müspet zararını birlikte talep edemeyeceğini, mahkemenin 2022/483 esas sayılı dava dosyasındaki savunmalarını tekrarla işbirliği sözleşmesi hükümlerinin bağlayıcı nitelik taşımadığını, bu sözleşmenin kapsamı ile davacının tazminat talebine dayanak yaptığı alımların sözleşmedeki ihale tanımı içine girmediğini, davacının ihale kapsamındaki sözleşmenin yürütülmesini tehlikeye attığını, yükümlülüklerine uymadığını, bu sebeplerle müvekkilinin davacı ile işbirliğine devam edilmeye zorlanamayacağını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ve 2024/307 Esas ve 2024/261 Karar sayılı kararında özetle; Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Ankara 7. Asliye Mahkemesinin 2024/170 esas sayılı dava dosyasının 12/03/2024 tarih 2024/170 esas ve 2024/164 karar sayılı ilamı ile mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, mahkememizin belirtilen dava dosyasında 02/05/2024 tarihinde yapılan duruşmasının 3 nolu ara kararı ile birleşen dosyanın tefrik edilmesine karar verildiği, tefrik edilen dosyanın mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili ön inceleme duruşmasında davanın yazılı yargılama usul hükümlerine tabi olduğundan cevaba cevap dilekçesi sunduğunu belirterek talepte bulunsa da TTK'nın 4/2 maddesi uyarınca dava değeri dikkate alınarak dava basit yargılama usul hükümlerine tabi olduğundan yargılamaya devam olunmuştur. Dava, taraflar arasında yapılan işbirliği sözleşmesinin ihlali sebebiyle davacının döviz cinsinden oluştuğu belirtilen zararının davalıdan tahsili istemlidir. ... Teknoloji Bilişim Dan. ve Eğt. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. ve STM Savunma Teknolojileri Mühendislik Ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 11.08.2016 tarihinde İşbirliği Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunun kurum tarafından açılan ihale kapsamında, STM'nin ihaleye istekli sıfatıyla teklif vermesi ve ...'nın STM'ye yapacağı işlerin kapsamı ve bu kapsam dahilinde tarafların birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülüklerini belirlemek, STM'nin Kurum'a vereceği ihale teklifi kapsamında ve ihalenin STM üzerinde kalması ve Kurum'la sözleşmenin imzalanması durumunda yapılacak işlere ilişkin Tarafların yükümlülüklerinin ve işbirliğine ilişkin temel esasların belirlenmesinden ibaret olduğu, sözleşmenin yürürlük tarihinin 3 yıl olarak belirlendiği anlaşılmıştır. ... Teknoloji Bilişim Dan. ve Eğt. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. ve STM Savunma Teknolojileri Mühendislik Ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 02.09.2016 tarihinde Mal Tedarik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunun STM uhdesinde kalan İhale neticesinde; STM ile İdare arasında imzalanan/imzalanacak ve işbu Sözleşme'nin EK-1'inde sunulan sözleşme (bundan böyle "Ana Sözleşme" olarak anılacaktır) ve eklerinde yer alan ve Ek- 3'te kapsamı, miktarı ve birim fiyatları verilen mal ve hizmetlerin, Ek-2 Teknik Şartnamede (bundan böyle "Teknik Şartname" olarak anılacaktır) belirlenen özelliklere eksiksiz uyulmak ve işbu Sözleşme'nin ayrılmaz parçasını teşkil etmek ve aynen uygulanmak kaydı şartıyla, Tedarikçi tarafından anahtar teslim olarak temini ve Ana Sözleşme ve Teknik Şartname hükümlerine uygun olarak STM'nin belirttiği yer(ler)de; dağıtık lokasyonlara taşıma ve dağıtım, kurulum, montaj ve devreye alma hizmetleri de dahil olmak üzere teslimi ve Ana Sözleşme ve Teknik Şartname hükümlerine uygun olarak yerinde servis ve garanti hizmetlerinin verilmesi olarak belirlendiği, sözleşme birim fiyatlı sözleşme olup, EK-3 Mal ve Hizmet Listesi ve Bedeli'nde Mal ve Hizmetin Adı ve Kısa Açıklaması başlığı altında yer alan her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için EK-3 Mal ve Hizmet Listesi ve Bedeli'nde Birim Fiyat başlığı altındaki ilgili birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan tutarların KDV hariç toplamı olan 27.956.074,77€ (Yalnız Yirmiyedimilyon Dokuzyüzellialtıbin Yetmişdört Avro ve Yetmişyedi Avro Sent), 4.274.820,02$ (Yalnız Dörtmilyon İkiyüzyetmişdörtbin Sekizyüzyirmi Amerikan Doları ve İki Dolar Sent) ve 5.089.733,60 TL (Yalnız Beşmilyon Seksendokuzbin Yediyüzotuzüç Türk Lirası ve Altmış Kuruş) bedellerinin toplamı üzerinden akdedildiği, alınan mal ve hizmetlerin ve yapılan işlerin bedellerinin ödenmesinde, Ek-3 Mal ve Hizmet Listesi ve Bedeli cetvelinde belirtilen ve Sözleşme bedelinin tespitinde kullanılan birim fiyatlar ve para birimleri esas alınacağı belirtilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde yine yukarıda belirtilen sözleşmelere dayalı olarak davalıdan TL cinsinden zararının tahsili için mahkememizin 2022/483 esas sayılı dosyası üzerinden talepte bulunduklarını, eldeki davada ise 02.09.2016 tarihli sözleşmenin 6.2. maddesi uyarınca bahse konu davada istenilmeyen döviz cinsinden zararlarının tahsilini talep ettiklerini bildirmiş; buna karşılık davalı vekili ise davacı tarafın mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasında herhangi bir ayrım yapmaksızın tüm zararları için TL cinsinden talepte bulunduklarını, davacının seçimlik hakkını kullandığını, bu suretle zararların tahsili için açılan bir dava varken aynı konuda yeinden dava açılamayacağını belirterek derdestlik dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 2022/483 esas sayılı derdest durumdaki dava dosyası incelendiğinde, davacı tarafın dava dilekçesinde yukarıda belirtilen işbirliği sözleşmesi hükümlerine davalının riayet etmemesi sebebiyle uğranılan zararlara karşılık temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL maddi zararın tahsilini talep ettiği görülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. (Bkz. Aynı yöndeki Yargıtay 11.HD'sinin 2015/9172-2016/2407 E.-K. sayılı kararı, Yargıtay 9.HD'nin 2020/9125-2021/6983 E.-K. sayılı kararları) Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak sözkonusu olup hakkın kullanılması bozucu yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. (bkz. Yargıtay 9. HD.^nin 2021/12219 E.- 2022/535 K. sayılı kararı) Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının mal ve hizmet tedariki sözleşmesi hükümleri uyarınca TL dışında döviz cinsi üzerinden zararını tahsil ve talep hakkının bulunduğu anlaşılsa da mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasında davacının sözleşmeden kaynaklı tüm menfi/müspet zararlarının TL cinsinden tahsilini talep ettiği, bahse konu davadaki dava dilekçesinde de TL ve döviz cinsinden bir ayrıma gidilmeksizin yahut döviz cinsinden zararların tahsili talep hakkı saklı tutulmaksızın davanın ikame edildiği, yine bahse konu dosyada alınan bilirkişi raporuna karşı 13/11/2023 tarihli davacı vekilinin sunduğu itiraz dilekçesinde de döviz cinsinden zararın hesaplanmasının talep edildiği, dolayısıyla eldeki davada davacı vekilinin aksine savunmalarının yerinde olmadığı, davacının yenilik doğrucu nitelikte olan bu hakkını TL cinsinden kullanmasıyla birlikte artık bu kararından geri dönemeyeceği ve döviz cinsinden olduğu bildirilen zararını talep edemeyeceği, davacının aynı konuda açmış olduğu mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğu, bu suretle eldeki davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı ve 115. maddeleri uyarınca "derdestlik dava şartı" noksanlığından usulden reddine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 11.10.2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ülke çapında vatandaşlar tarafından kullanılması zorunlu hale getirilen biyometrik özellikli yeni çipli Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartlarının yaygınlaştırılması ve kullanıma sunulması amacıyla bir proje başlatıldığını, başlatılan bu proje kapsamında İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü tarafından 2016/276575 İhale Kayıt Numarası ile proje kapsamında"Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı ve Sarf Malzemeleri ile İlave Donanım Alımı"işi ihaleye çıkartıldığını, müvekkili şirketin proje kapsamındaki son derece etkin çalışmalarını bilen ve projenin devamı niteliğindeki ihalelere teklif vermeyi düşünen davalı şirketin, müvekkili şirketin tecrübe ve birikimlerinden faydalanarak müvekkili ile çalışma yürütmek amacıyla"11.08.2016 tarihli İşbirliği Sözleşmesi"ni imzalandığını, davalı şirketin, söz konusu proje ihalesi kapsamında ilk iş ile ilgili olarak müvekkilli ile imzaladığı sözleşmelere uygun şekilde çalışmalarını yürüttüğünü, tespit edilebildiği kadarıyla projenin devamı niteliğindeki 2017/389598, 2018/573302, 2018/573302, 2018/65590 ve 2019/82133 nolu ihaleler yönünden İşbirliği Sözleşmesine aykırı hareket ederek, başkaca şirketlerle alt yüklenici veya tedarikçi olarak sözleşmeler imzalayarak, müvekkili şirketle çalışmadığını, bunun üzerine, müvekkili şirketin önceki vekili tarafından davalı şirkete Ankara 57. Noterliğinin 24.11.2021 tarihli ve 33100 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, söz konusu ihtarnamede sözleşmeye aykırılıktan dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararların giderilmesinin talep edildiğini, ancak davalı şirketin verilen süre içerisinde müvekkili şirketin zararlarını tazmin etmediğini ve temerrüde düştüğünü, yaşanan durum üzerine, müvekkili şirketin önceki vekili tarafından Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/483E. sayılı dosyası ile bu yöndeki deliller sunularak dava ikame edilmiş olup, halen söz konusu dava dosyasının yargılamasının devam ettiğini, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/483E. sayılı dosyasında müvekkili şirketin önceki vekili tarafından davalı şirketin taraflar arasında akdedilen İşbirliği Sözleşmesine aykırı hareket etmesinden dolayı müvekkilin uğradığı zararına karşılık, fazlaya ilişkin her türlü hak, alacak, talep ve dava hak saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 07.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazmin edilerek müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, taraflar arasında imzalanmış olan 11.08.2016 tarihli İşbirliği Sözleşmesinden dolayı müvekkili şirketin TL, EURO ve USD cinsinden olmak üzere üç ayrı para biriminden ayrı ayrı alacaklarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/483E. sayılı davaya konu edilen TL cinsi alacak talebi dışında, EURO ve USD cinsinden doğan alacak taleplerinin de mevcut olduğunu, taraflarınca müvekkilinin EURO ve USD cinsi alacaklarına ilişkin olarak davalı yana daha önce talep edilmeyen alacak kalemlerine yönelik taleplerine ilişkin olarak Beşiktaş 6. Noterliğinin 22.12.2023 tarih, 39367 sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı yanın söz konusu ihtarnameye cevap vermemesi üzerine ise arabuluculuk süreci de tamamlanarak işbu davanın; fazlaya, faiz ve ferilerine ilişkin ve ayrıca here türlü hak, talep ve davaya dair tüm haklarının saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin uğradığı EURO ve USD cinsinden olan zarar bedellerinin HMK madde 107 gereği belirsiz olması sebebiyle, şimdilik harca esas değer olarak 1000-EURO ve 1000-USD zarar bedellerinin, davalının temerrüde düşürüldüğü Beşiktaş 6. Noterliğinin 22.12.2023 tarih, 39367 sayılı ihtarnamesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren 3095 sayılı Kanuna göre işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte müvekkili şirkete ödenmesi talep ettiklerini, öte yandan, taraflarınca müvekkili şirketin uğradığı zararın dava tarihinde hesaplanabilecek olması mümkün olmadığından işbu davanın, HMK 107. madde gereği belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, mahkemece yaptırılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenecek olan tutar üzerinden bedel artırım haklarının saklı tutularak davalarının ikame edildiğini, mahkemece de takdir edileceği üzere, alacak davası olarak ikame edilen ve yazılı yargılama usulü sınırına takılan, bu sebeple de basit yargılama usulüne tabi olan bir davada davalının cevap dilekçesinden sonra davacının cevaba cevap ve davalının ikinci cevap dilekçesi hakkı olmayacağını, yine basit yargılama usulüne göre yürütülen bir davada, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı ise cevap dilekçesinin Mahkemeye verilmesiyle başlayacağını, yargılama devam ederken dosyaya sunulacak bilirkişi raporu davacının zararının yazılı yargılama usulüne tabi olacak bir tutarda olduğunu tespit eder ve davacı da dava değerini bu miktara yükseltir ise basit yargılama usulüne tabi olarak yürütülen davada tarafların"hukuki dinlenilme hakkı"ve"eşit yargılanma hakkı"ihlal edilmiş olacağını, sayın Mahkeme tarafından 02.05.2024 tarihinde taraflarınca verilen cevaba cevap dilekçesinin de dikkate alınmadığını, bunun gerekçesi olarak davanın HMK'nın 316 vd hükümlerine göre basit yargılama usulüne tabi olduğunun belirtildiğini, bu kapsamda, huzurdaki dava dosyasında Mahkemece esas alınması gereken usulün yazılı yargılama usulü olduğu ve Yerel Mahkemece yargılamanın hukuka aykırı bir şekilde basit yargılama usulüne tabi olarak yürütüldüğünü ve bu durumun da yargılamanın en başından itibaren hukuka aykırı şekilde yürütülmesine sebebiyet verdiği dikkate alınarak dilekçelerinin ilerleyen aşamalarında izah edileceği şekilde öncelikle yargılama usulünde hataya düşülmesi sebebiyle, bu yön itibariyle usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, taraflarınca keşide edilen Beşiktaş 6. Noterliğinin 22.12.2023 tarih, 39367 sayılı ihtarnamesinde ise; daha önce TL cinsi alacak kalemi ile ilgili dava ikame edildiği belirtilerek gelinen aşamada ise EURO ve USD cinsi alacak kalemlerinin talebi amacıyla davanın ikame edileceği belirtildiği ve nihayetinde Euro ve USD cinsi alacak kalemleri yönünden işbu istinaf itirazına konu karara ilişkin davanın ikame edildiğini, hal böyle iken,söz konusu iki davanın birbirine karşı hiçbir şekilde derdest dava niteliğinde olmadığını, yerel Mahkemenin de gerekçeli kararında işaret ettiği üzere, her iki dava aynı sözleşme ilişkisinden kaynaklanan bambaşka alacak kalemlerine yönelik olduğunu, öte yandan, müvekkili şirketin davalı tarafa birinci ihale neticesinde ödemeleri bu üç para cinsine göre yaptığını, müvekkili şirketin 2022/483E. sayılı davada hiçbir şekilde döviz cinsinden alacaklarını TL'ye çevirdiğine dair beyan ve açıklamasının mevcut olmadığını, kaldı ki bu durumun 2022/483E. sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, bilirkişi raporunda döviz cinsi talebin 2022/483 E. sayılı davada ileri sürülmemesi sebebiyle döviz cinsinden alacak hesabı yapılmadığının belirtildiğinin sabit olduğunu, derdest dava olduğu iddia edilen davalardaki taleplerin birbirinden farklı olduğu açık olduğundan mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin daha önceki vekilinin Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/483E. sayılı dava dosyasını ikame ederken çok açık bir şekilde fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakların saklı tuttuğu ve hiçbir şekilde yargılama boyunca EURO ve USD cinsi alacak taleplerinden feragat etmediğini, yerel mahkemenin 02.05.2024 tarihli gerekçeli kararında müvekkili şirketin mal ve hizmet tedariki sözleşmesi hükümleri uyarınca (TL) dışında döviz cinsi üzerinden zararını tahsil ve talep hakkının bulunduğu ancak sayılı dava dosyasında müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı tüm menfi/müspet zararlarının (TL) cinsinden tahsilini talep ettiğini, bahse konu davadaki dava dilekçesinde de (TL) ve döviz cinsinden bir ayrıma gidilmeksizin yahut döviz cinsinden zararların tahsili talep hakkı saklı tutulmaksızın davanın ikame edildiğini, yenilik doğrucu nitelikte olan bu hakkını (TL) cinsinden kullanmasıyla birlikte artık bu kararından geri dönemeyeceği ve döviz cinsinden olduğu bildirilen zararını talep edemeyeceğinin belirtildiğini, mahkemeye bu aşamaya kadar detaylı olarak izah ettikleri üzere, taraflarınca talep edilen zararların, davalı yanca sözleşmeye aykırı davranılması nedeni ile sonraki ihalelerden elde edilecek olan gelirden müvekkilinin yoksun bırakılmış olması nedeniyle ortaya çıkan zararlar olarak talep edildiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürmüş olduğu döviz cinsi alacak taleplerinin TL'ye çevrildiğine yönelik sunmuş olduğu ve emsal içtihat olarak belirtmiş olduğu tüm Yargıtay kararlarında alacaklı tarafın döviz cinsinden tek bir alacak talebi olduğunun, başka bir alacak talebinin bulunmadığının açık olduğunu, yerel mahkemece derdestlik sebebiyle dosya içeriğine, usul ve yasaya aykırı bir şekilde verilen usulden ret kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; önceki cevap ve beyan dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, istinaf dilekçesindeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın emsal içtihatlarda da belirtildiği gibi iddiasına konu zararını, imkanı varken dolar ya da euro cinsinden değil Türk Lirası olarak ilk davada talep etmiş olduğunu, zira müvekkili şirkete gönderilen 24//11/2021 tarihli 33100 yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkili şirketten 10.000.000.,00 USD Amerikan doları talep edildiğini, anılan ihtarname sonrasında da iddia edilen zararların Türk Lirası cinsinden talep edildiğini, ilk davayı ikame etmesinden önce zarar iddiasını döviz cinsinden ileri süren davacının açtığı dava ile Türk Lirası cinsinden iddiasına konu zararı talep etmek suretiyle seçimlik hakkını kullandığını, bu sebeple zarar iddiasını döviz cinsinden talep etme hakkı ortadan kalktığından huzurdaki dava ile ilk açılan davanın aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sözleşmeye dayanılarak yani aynı dava sebebine dayanılarak açılmış olduğundan mahkemece eldeki davada davanın dava şartı olan derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden davacının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki 11/08/2016 tarihli iş birliği sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararların davalıdan tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucundan yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın dava şartı olan "derdestlik dava şartı" nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 tarihli 2024/307 Esas 2024/261 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 304,40 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 31/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır