8. Hukuk Dairesi 2023/52 E. , 2024/628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasında Mersin Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili ile davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre
**8. Hukuk Dairesi 2023/52 E. , 2024/628 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasında Mersin Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili ile davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 5602 sayılı Tapulama Kanunu'na (5602 sayılı Kanun) göre 1955 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları esnasında kadastro çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmaz orman olduğu gerekçesi ile tespit harici bırakılmıştır. 1993 yılında 47 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman kadastrosu ve 2/B maddesi uygulama çalışmaları yapılarak (çalışma 02.12.1995 tarihinde kesinleşmiştir.) dava konusu taşınmaz "kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında" kalmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca 2015 yılında yapılan kadastro sırasında Mersin ili Erdemli ilçesi Çiriş Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 357 parsel sayılı 1864,08 metrekare yüzölçümüyle miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı olarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın mevcut kullanım durumu ile ilgili mahallinde tespitinin yapıldığını, kadastro tespitine konu olan ve davalı adına işlem gören taşınmazın, evveliyatında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden ve çalılık, taşlık durumunda olduğunu ileri sürerek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın evveliyatının davalı Ömer kızı ...'in eski eşinin dedesi Mehmet Çer'in iken sonrasında bunun oğlu Hüseyin Çer'e, bundan da davalının eşi Hüseyin oğlu Duran Çer'e intikal ettiği, davalı ve eşinin 1993 yılında boşanması üzerine taşınmazın davalıya verildiği ve o tarihten beri davalının nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda olduğu, davalının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin eklemeli zilyetlik ile birlikte 20-25 yılı aştığı yönlü tespit ve mahalli bilirkişilerin beyanları; taşınmazın öncesinin orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik olduğunu içerir ormancı bilirkişi raporu; keşif sırasında mahkememizce yapılan gözlem ve taşınmazda 25 yıldan fazla bir zamandır tarım yapıldığı, imar - ihyanın tamamlandığı, tarım arazisi olduğu yönlü tespitlerini içerir ziraatçi bilirkişi raporu nazara alındığında, teknik bilirkişi raporlarıyla desteklenen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilmiş, bu haliyle TMK. m.713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 üncü maddesindeki taşınmazın zilyetlikle kazanımı koşullarının davalı açısından gerçekleştiği kanaatine varılarak davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin incelenmemesine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı, kararın kesin olmadığı ve davacı Hazine vekilinin istinaf isteminin esastan incelenmesi gerekçesi ile Dairemizce bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...çekişmeli taşınmazın eş yükselti eğrilerine göre doğal eğiminin %12'den az olduğu, 1960 tarihli memleket haritasında çalılık simgeli yeşile boyalı alanda gösterildiği, 1956 tarihli hava fotoğrafında üzerinde maki formasyonuna ait bitki örtüsünün bulunduğu, 1990 yılı memleket haritasında kısmen "çalılık" simgeli kısmen açıklık alanda kaldığı, 1990 yılı hava fotoğrafında kısmen topraklı alan olduğu bildirilmekte ise de devamında kısmen kayalık- makilik olduğunun rapor edildiği, 2004 yılı uydu fotoğrafında ve 2010 yılı ortoftodaki görüntüsünün 1990 yılı hava fotoğrafındaki konumu ile aynı olduğu, öncesinin eğiminin %12 den düşük olması nedeniyle muhafaza makiliği niteliğindeki orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyetlikle iktisabının mümkün bulunan yerlerden olduğu, ancak taşınmazın 1990 yılı hava fotoğrafı ve 2004 tarihli uydu ve 2010 tarihli ortofoto görüntülerinde halen kayalık-makilik olan kısmı yönünden davalının vaki zilyetliğinin tesbit tarihi olan 14/10/2015 tarihinden öncesine doğru 20 yıla ulaşmadığının bilirkişi raporlar içeriklerinden anlaşıldığı, bu kapsamda Dairemiz'ce ek rapor aldırılarak taşınmazın maki-kayalık olan kısımlarının belirlendiği ve bu bölümlerin bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen yerler olduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca ilk derece mahkemesince çekişmeli 105 ada 357 parsel sayılı taşınmazın ek raporla belirlenen (B) ve (C) bölümleri yönünden davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile..." İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmuş ve "Davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 105 ada 357 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptaline, dava konusu Mersin İli, Erdemli İlçesi, Çiriş Mahallesi 105 ada 357 parsel sayılı taşınmazın 16/06/2022 tarihli ek fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 862,43 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davalı ..., aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 894,44 ve (C) harfi ile gösterilen 107,21 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin ... adına tesbit ve tesciline, ..." karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kısmen kabul kararı davacı Hazine ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın evveliyatı ekonomik amaca uygun olarak kullanıma elverişli olmayan yerlerden olduğunu ve davalı açısından, dava konusu taşınmazın bir bölümünü de olsa zilyetlikle edinim koşulları gerçekleşmediği ileri sürülmüş; davalı vekili ise; davalının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin eklemeli zilyetlik ile birlikte 1950'li yıllardan bu yana kullanıldığı, imar-ihyanın 25 yılı aşkın zamandır yapıldığı yönlü tespit mahalli bilirkişilerin beyanları, taşınmaz zemin özellikleri ve taşınmazın kadimini bilen diğer tanık beyanları ile sabit olduğunu, dosya kapsamında orman bilirkişisinin tanzim ettiği raporda da taşınmazın tamamı üzerinde zilyetliğin kadimden beri devam ettiği, imar-ihyanın 25 yılı aşkın süredir yapıldığı teknik hava fotoğrafları ve memleket haritasıyla incelemeler sonucu belirlendiği, dava konusu taşınmazın bölümlere ayrılmadan, tamamıyla davalı adına tespit ve tescili karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında davalı ... adına tespit edilen taşınmazın davalı tarafından imar-ihya edilerek ve 20 yılı aşkın süre ile aralıksız, nizasız ve malik sıfatı ile zilyet olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.