Başvuru, güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu meydana gelen ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu meydana gelen ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 2015/16451 numaralı başvuru 13/10/2015 tarihinde, 2019/15572 numaralı başvuru ise 13/5/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşlerine karşı süresinde beyanda bulunmuştur. 2015/16451 numaralı başvuru ile 2019/15572 numaralı başvuru arasında konu bakımından hukuki irtibat bulunması nedeniyle başvurular 2015/16451 numaralı başvuru üzerinde birleştirilmiş ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 11/3/2021 tarihinde yapılan toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan yargılama dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların yakını olan 1986 doğumlu E.S. 1/6/2013 tarihinde kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen gösterinin Ankara’da gerçekleştirilen kısmına katılmıştır. E.S. gösteriye müdahalede bulunan kolluk görevlilerinden birinin silahından çıkan merminin başına isabet etmesiyle 1/6/2013 tarihinde yaralanmış, kaldırıldığı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 14/6/2013 tarihinde hayatını kaybetmiştir.A. Olayla İlgili Soruşturma Süreci Olayla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu Mustafa Sarısülük 4/6/2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde müşteki olarak beyanda bulunmuştur. Olay tarihinde gösterilere müdahale için görevli olan, aralarında şüpheli A.Ş.nin de bulunduğu güvenlik güçleri tarafından düzenlenen 2/6/2013 tarihli Olay Tutanağı'nda özetle Gezi Parkı eylemlerine destek vermek amacıyla 1/6/2013 tarihinde saat 00 civarında Ankara/Kızılay'da gerçekleştirilen gösteriler sırasında güvenlik güçlerinin dağılmaları yönünde uyarıda bulunmasına rağmen göstericilerin güvenlik güçlerine ve araçlarına taş, şişe, sopa, bilye gibi sert cisimlerle saldırdığı, çevrede bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile vatandaşlara ait binalara, araçlara, otobüs ve otobüs duraklarına, yaya kaldırımlarına, reklam panolarına zarar verdiği, sloganlar attığı, bazı göstericilerin gözaltına alındığı, saat 00 sıralarında gösterici sayısının 000'e ulaştığı, bu sırada polis helikopterinden 000 kişilik bir gösterici grubunun daha yaklaşmakta olduğunun tespit edilmesi üzerine Güvenpark'ta görevli güvenlik güçlerine geri çekilme talimatı verildiği belirtilmiştir. Tutanağın bu aşamadan sonrasına ilişkin kısmı şöyledir:"...Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personelinin geri çekildiğini gören GMK Bulvarı-Milli Müdafaa Caddesi kesişimi ve Kızılay Meydana kadar ilerlemiş olan ve sayıları giderek artan marjinal gruplar aniden bu kuvvete doğru koşarak ve 'teslim olacaksınız, hepinizi öldürecegiz' 'teslim olacaksınız, sizi teslim alacağız', '[T.nin] köpekleri' şeklinde bağırarak fiilen saldırı amacıyla kullanılmaya elverişli taş, şişe, sopa ve sapanla demir bilye atmak suretiyle saldırılarını artırarak devam etmişlerdir. Bu esnada çok sayıda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personeli yaralanmıştır. Güvenpark Havuz başı ve Milli Müdafaa Caddesi-GMK Bulvarı girişinde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personelinin üzerlerine doğru koşarak saldıran eylemci grupların Çevik Kuvvet personelini etkisiz hale getirmek amacıyla saldırılarını artırması üzerine başka uygun geçiş güzergahının da bulunmaması nedeniyle kuvvetin geri çekilme güzergahı YKM metro çıkışının sol tarafındaki reklam panosunun altı ile telefon kulübelerinin arkasında bulunan ağaçlık kesimden gerçekleşmek zorunda kalmıştır. Burada bulunan beton oturakların geçişi engellemesi ve sadece bir kişinin geçmesine müsait olması sebebiyle geri çekilme hızlı bir şekilde gerçekleşememiş, tek tek çıkılmak zorunda kalınmıştır. Bu sırada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personelinin bazıları yere düşmüşlerdir. Saldırgan gruplar beton oturakların önüne kadar gelerek, kalkancı olarak görev yapmaları nedeniyle kuvvetin en sonunda kalan az sayıdaki Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personeline tekme atmak ve çok sayıda taş atmak suretiyle yaralamaya ve rehin almaya çalışarak daha sert ve yakın mesafeden saldırılarına devam etmiştir. Ayrıca bu esnada güvenlik kuvvetlerine hitaben '[o...] çocukları, şerefsizler' şeklinde küfürlerle hakaret etmişlerdir. Yine grubun içerisinde bulunan bazı eylemci şahıslar tarafından, yapılan saldırılar esnasında Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personelince savunma amaçlı kullanılan kalkan ve coplar zorla gasp edilerek kendilerine siper etmek için kullanılmıştır. Bu saldırılar nedeniyle kalkanların bir kısmı da kırılarak kullanılamaz hale getirilmiştir. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü personelinin geri çekilmesi esnasında en önde elinde kalkan bulunan polis memuru [E.U.] sırt çantalı, yüzleri bezlerle kapalı, ellerinde ... flamalar ve sopalar bulunan göstericilerin arasında kalarak zati demirbaş silahı ayrı bir yerde olacak şekilde yere düşmüştür. Yapılan bu saldırı üzerine tekrar gazlı müdahale yapılarak, adı geçen emniyet mensubunun yerde bulunan zati demirbaş silahı göstericilerin arasından kurtarılmıştır. Geri çekilen Çevik Kuvvet personeli arasında bulunan ve kalkancı olarak görev yapan polis memuru [A.Ş.] [başvuruya konu polis] telefon kulübelerinin yanından Milli Müdafaa Caddesi'ne geçtiği esnada eylemci şahıslar tarafından yapılan saldırılar sonucu yere düşürülerek elindeki kalkanı zorla gasp edilmiş ve yapılan saldırılarla kendisi linç edilmeye çalışılmıştır. Polis memuru [A.Ş.] kendisini yakın mesafeden atılan taş, tekme vb. tehlike ve saldırılardan korumak için kullandığı kalkanının eylemci şahıslar tarafından gasp edilmesi ve kalkancı olarak görev yaptığından üzerinde robocop tabir edilen teçhizatın bulunmaması nedeniyle kendi can güvenliğini sağlayamayacak duruma düşmüştür. Bu olay esnasında Polis Memuru [A.Ş.]; aralarında [A., E.S. ve İ.Ş.A.nın] da bulunduğu, kendisini hedef alarak yakın mesafeden çok sayıda taş ve tekme atmak suretiyle saldırarak gitgide daha da yaklaşan, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini kapatmış yaklaşık (50) kişilik marjinal bir grubun karşısında tek başına kalması ve kaskı dışında can güvenliğini sağlayabilecek herhangi bir teçhizatının da bulunmaması nedeniyle başka türlü def edemeyeceği, hayatını tehlikeye sokan ve artarak devam eden düşmanca saldırı ile muhtemel linç girişiminden kurtulabilmek amacıyla havaya zati demirbaş tabancası ile 3 el uyarı ateşi yapmak zorunda kalmış, bu sayede eylemci şahısların elinden kurtulmayı başarmış ve görevli diğer arkadaşlarının yanına gidebilmiştir. Polis memuru [A.Ş.nin] uyarı ateşi yaptığı esnada eylemci grup tarafından yakın mesafeden atılan çok sayıda taş kendisine isabet etmiştir. Bu esnada saldırgan grubun arasında bulunan [E.S.nin] yere düştüğü ve devamında ambulansla hastaneye gönderildiği gözlemlenmiştir. Ayrıca geri çekilme esnasında gösterici grup arasında kısa bir süre kalan ve geri çekilen diğer arkadaşlarına yetişemeyen Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları [E.Y., H.Ö., O.A. ve G.T.] YKM alışveriş merkezi yanında bulunan Milli Eğitim Bakanlığı ek binası içerisine saklanarak eylemci şahısların elinden kurtulmuşlardır. Meydana gelen olaylar esnasında; polis memurları [A.Ş., Ö.Y., E.E., S.K., S.E.K., A.E.E., F.K., E.U. ve B.Ç.] çeşitli yerlerinden yaralanarak tedavilerinin yapılabilmesi için hastaneye gönderilmiştir. ..." Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara İl Jandarma Komutanlığı (İl Jandarma Komutanlığı) Olay Yeri İnceleme (OYİ) Timi görevlileriyle 7/6/2013 tarihinde, başvurucu Mustafa Sarısülük ve vekilleri huzurunda -Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden (İl Emniyet Müdürlüğü) OYİ ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğüne bağlı bir ekip de hazır olduğu hâlde- olay yeri incelemesi gerçekleştirilmiştir. İncelemeye dair tutanakta Cumhuriyet Başsavcılığı; Ankara Adalet Komisyonu (Adalet Komisyonu) bilirkişi listesinden olay yeri inceleme konusunda uzman iki bilirkişi tespit edildiğini, bu şahıslardan birine telefonla ulaşılamaması, diğerinin polis olması nedeniyle görevlendirilme yapılamadığını, TÜBİTAK'tan (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) bilirkişi talep edilmesi üzerine olay yeri incelemesi yapacak nitelikte personelin bulunmadığının bildirilmesi üzerine işin aciliyeti dikkate alınarak İl Jandarma Komutanlığı OYİ Timinden iki görevlinin bilirkişi tayin edilerek olay yeri incelemesinde görevlendirildiğini açıklamıştır. Olay yeri incelemesi sırasında başvurucuların dinlenmesini talep ettikleri tanıklar İ.K., B.Ç., T. dinlenmiş ve tanıklar polisin havaya birkaç el ateş ettiğini, sonrasında silahın namlusu aşağı düşmüşken tekrar ateş etmesi sonucu E.S.nin vurulduğunu ifade etmiştir. Bilirkişilerce düzenlenen 13/6/2013 tarihli raporda; olay yerinde mermi sekme iziyle ateşli silaha ait kovan bulunmadığı, E.S.nin düştüğü yer ile şüpheli polisin durduğu ilk yer arasında 4,8 metre mesafe olduğu tespitlerine yer verilmiştir. E.S.nin 14/6/2013 tarihinde tedavi altında bulunduğu hastanede ölmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı gün ölü muayenesi yapılmış, bu işlemde başvurucu Mustafa Sarısülük tanık olarak dinlenmiştir. Ölü muayenesi sonunda otopsi yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucular 11/6/2013 tarihli dilekçeyle, E.S.nin beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra yapılacak otopsi işleminin kameraya alınmasını ve başvurucu Mustafa Sarısülük'ün otopsi işleminde hazır bulunmasını talep etmiştir. Ayrıca başvurucular 13/6/2013 tarihli dilekçeyle E.S.nin beyin ölümünün gerçekleştiğini bildirerek kesin ölümünü müteakip gerçekleştirilecek olan otopsisinde gözlemci olarak ismini belirttikleri bir doktorun da bulunmasını talep etmiştir. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığına (Grup Başkanlığı) aynı tarihli yazı ile adı geçen hekimin otopside hazır bulunacağına dair bilgilendirmede bulunulmuştur. Grup Başkanlığının 6/8/2013 tarihli raporuna göre fotoğraf ve kamera çekimi yapılan 15/6/2013 tarihli otopsiye başvurucuların talebi doğrultusunda Ankara Tabip Odası tarafından görevlendirilen Adli Tıp Uzmanı Dr. A.U. da katılmıştır. Raporda; ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemik kırıkları ile karakterli beyin doku harabiyeti ve kanaması sonucu meydana geldiği, kişinin vücudunda bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespit edildiği, mermi çekirdeğinin kafa kubbe ve kaide kemiklerini kırarak kraniuma (kafatası) girdiği, beyin dokusunda harabiyet ve kanama oluşturup beyin dokusu içinde kaldığı, seyrinin sağdan sola doğru olup oluşturduğu yaralanmanın müstakilen öldürücü mahiyette olduğu, "... 1x1,5 cm ebadında üst kısmında 1,5 cm uzunluğunda yırtık tarzında cilt laserasyonu bulunan sağda kalan bölümünde dış kenarda yarım ay şeklinde vurma halkası bulunan ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği yarası görüldü. Giriş yarası etrafında is ve barut artığı görünmedi..." tespitleri doğrultusunda cilt ve cilt altı bulguları uyarınca atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17/6/2013 tarihinde talep edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu (ATK) Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 20/6/2013 tarihli balistik inceleme raporunda, E.S.nin otopsisi sırasında elde edilen mermi çekirdeğinin polis memuru A.Ş.nin silahından atılmış olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 6/6/2013 tarihinde İl Emniyet Müdürlüğünden, 1/6/2013 tarihindeki gösterilerde yaralanan şahsın kimlik bilgisi ile yaralamaya sebebiyet veren silahla ateş eden polis memurunun açık kimlik bilgisinin iletilmesini talep etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/6/2013 tarihinde cevabın çabuklaştırılması ve polis memurunun olayda kullandığı silahın teslim edilmesi, 15/6/2013 tarihinde ise olaya tanık olan diğer polis memurlarının kimlik bilgilerinin iletilmesi yönünde başka müzekkereler yazmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6/6/2013 ve 7/6/2013 tarihli müzekkerelerle İl Emniyet Müdürlüğünden olay tarihindeki olay anını, öncesini ve sonrasını gösteren polis kamera kayıtlarının, olay yerinde bulunan ve olayı görüntüleyen MOBESE'lerin kayıtlarının, çevredeki işyerlerinde bulunan güvenlik kameralarının olayla ilgili kayıtlarının, vatandaşların yaptığı kamera kayıtlarının, bir haber ajansı kameramanının çektiği olay öncesi ve sonrasını da gösteren ham görüntülerin iletilmesi, ayrıca olay yerinde boş kovan, mermi çekirdeği, mermi çekirdeği gömlek parçası ya da ateşli silaha ait başka bir materyal ele geçirilmiş ise bunların gönderilmesi, olayın tanıklarının araştırılarak kimlik ve iletişim bilgilerinin iletilmesi talep edilmiştir. Başvurucular 11/6/2013 tarihli dilekçeyle olay anına dair video görüntüsünü Cumhuriyet Başsavcılığına ileterek şüpheli polis memurunun kask numarasının görüntülerde mevcut olduğunu belirtmiş, soruşturmanın bu yönde ilerletilmesi talebinde bulunmuştur. İl Emniyet Müdürlüğü 17/6/2013 tarihinde, olaya neden olan silahı kullanan polis memuru A.Ş.ye ait silahı, şarjör ve beş adet fişekle beraber Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmiştir. İl Emniyet Müdürlüğünün 18/6/2013 tarihli yazısıyla, olaya dair polis kamerasıyla çekilmiş bir görüntü bulunmadığı, olay yerinde güvenlik güçlerine saldırıda bulunan çok sayıda eylemci olması nedeniyle ilk etapta inceleme yapılamadığından olay yerinden ele geçirilmiş boş kovan, mermi çekirdeği, mermi çekirdeği gömlek parçası ya da ateşli silaha ait başka bir materyal olmadığı belirtilerek olay yerini gören MOBESE kamerası görüntüsü, haber ajansı kameramanı tarafından çekilen olaya ilişkin ham görüntü, çevrede bulunan işyerlerine ait güvenlik kameralarının görüntüleri iletilmiştir. Ayrıca E.S.nin ölümüyle sonuçlanan havaya ateş etme fiilini gerçekleştiren polis memurunun Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli A.Ş. olduğu bilgisi iletilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/6/2013 tarihinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan, birçok televizyon kanalında E.S.nin yaralanmasına dair haber yayını yapılması nedeniyle olay anını, öncesini ve sonrasını gösteren haber yayınlarının ham hâllerinin iletilmesini talep etmiştir. Başvurucular 18/6/2013 tarihli dilekçeyle, Cumhuriyet Başsavcılığından A.Ş.nin tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevkini istemiştir. İl Emniyet Müdürlüğü ölüm olayına dair düzenlenen tahkikat evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına 24/6/2013 tarihinde iletmiştir. Ayrıca İl Emniyet Müdürlüğü 20/6/2013 tarihinde düzenlenen Görüntü İnceleme Tutanağı'nı da Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuştur. Sicil numaraları yazılı iki polis memuru tarafından imzalanan bu tutanakta; vurulma anı, öncesi ve sonrasına ait görüntülerin yavaşlatılması suretiyle elde edilen fotoğraflarda göstericiler ve olay yerinde bulunan taşlar numaralandırılarak polis memuru A.Ş.nin ateş ettiği anlarda ve öncesinde atılan ve isabet eden taşlar tespit edilmiştir. İddianamede ayrıntıları yazılı olan (bkz. § 36) söz konusu incelemeye göre polisin karşısındaki grup kırk kişiden oluşmaktadır ve A.Ş.ye atılan taşın biri ateş etmesinden önce polis memurunun kafa bölgesine yakın bir yere, diğer bir taş ise ateş etmesinden önce göğüs ve karın bölgesi arasına isabet etmiştir. Bu sırada A.Ş. atılan taşlardan kurtulabilmek için sağdan sola sıçramaktadır. Yine polisin ateş etmesi sırasında müteveffanın attığı taş A.Ş.nin sağ omzuna çarpmış olup polis memurunun sağdan sola sıçrama hâli devam etmektedir. Sonrasında A.Ş.nin ateş etmesi sırasında atılan bir başka taş ise A.Ş.nin karın ile kasık bölgesi arasına isabet etmiş ve A.Ş. bu nedenle önünde bulunan bir göstericiye yüzünü dönmüş, sol kolunu karın bölgesine koymuş, vücudunda kasılma oluşmuş fakat A.Ş.nin silahı omuz hizasının yukarısında kalmış, üçüncü atış esnasında ise bir başka taş A.Ş.nin kafa bölgesine yakın yere isabet etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı olay sırasında Çevik Kuvvet Biriminde görevli polis memurları E.G., S.K., F.Ö., E.Ş. ve E.U. ile amirleri S.G.nin tanık sıfatıyla beyanlarını almıştır. Güvenlik güçleri beyanlarında özetle olay yerinde kalabalık bir gösterici grubunun silahlı saldırılarına maruz kaldıklarını, aralarından bazılarının yaralandığını, E.S.nin vurulma anını net görmediklerini belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığında polis memuru A.Ş.nin müdafileri huzurunda alınan24/6/2013 tarihli şüpheli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Ben Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde 11/03/2011 tarihinden beri polis memuru olarak görev yaparım. Memuriyete ilk olarak bu Şubede başladım. Olay günü saat 00'da Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görev aldım. Birliğimizle birlikte başımızda [S.G.] olduğu hâlde araçla Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünün bulunduğu Necatibey Caddesine gittik... Yürüyerek Kumrular Caddesini takiben Milli Müdafaa Caddesine çıktık. Ben kalkancı idim. Grubun en önünde kalkanları tutuyordum. Kalkan tutan polislere robocop kıyafeti giydirilmez. Milli Müdafaa Caddesinden Güvenpark içerisine girdik. Park içerisinde yürüyerek havuz başına geldik. Havuz başına gelirken park içerisinde bulunan göstericiler bizi alkışlarla ve ıslıklarla protesto ettiler. Havuz başına geldiğimizde ben ve diğer kalkan tutan arkadaşlarım grubun önüne geçtik. Gruptaki diğer polisler bizim arkamızda konuşlandılar. ... Biz burada konuşlanınca Ziya Gökalp Caddesi istikametinden, Gama İş Merkezi istikametinden, metro çıkışının bulunduğu yönden ve Kızılay AVM tarafından üzerimize taş, demir bilye ve torpil yağmaya başladı. ... Bunları gören Güvenpark içerisindeki grup da aynı şekilde bize saldırmaya başladı. Biz önce düz hat şeklinde konuşlanmıştık. Her yönden saldırı başlayınca saldırının yönüne göre oval olarak dizildik. ... Kalkanı başımıza taş gelmemesi ve arkadaki grubu koruyabilmek için diz kapağı hizasında tutmamız gerekiyordu. Bu şekilde yaptık. Bu defa alttan dizlerimize ve ayaklarımıza taş atmaya başladılar. Dizlerimizi korumaya çalıştığımızda yukarıdan başımıza taş atıyorlardı. Bir ara birlik amirimin telsizle 'böyle olmuyor efendim' diye anons geçtiğini duydum. Gösterici grup her yönden saldırarak bize iyice yaklaştı. Çok yakın mesafeden taş ve demir bilye atmaya devam etti. Ellerindeki flamaların sopalarıyla da vuruyorlardı. Birlik amirimiz çekileceğimizi söyledi. Biz kalkanlarla siper olup arkamızdaki grubun çekilmesine yardımcı olduk. Bu sırada göstericilerle aramızdaki mesafe iyice azaldı. Yakın mesafeden taşlı sopalı saldırılar devam ettiği için kalkanları her yöne çevirmeye çalışıyorduk. Bir taraftan da geri geri gitmeye çalışıyorduk. Geri giderken arkada beton koltuklar bizim geriye çekilmemize engel oldu. Polislerin bir kısmı yere düştü. Birbirini ezme tehlikesi geçirdi. Gösterici grup iyice yaklaşınca bu defa bize tekmelerle de vurmaya başladılar. Bazı arkadaşlarımızın kalkanları düştü. Polislerden yere düşenler oldu. Yere düşen arkadaşlarımıza taşla ve sopayla saldırdılar. Bir ara 'silah düştü' denildiğini duydum. Ancak hangi arkadaşımızın silahının düştüğünü görmedim. Arkamızdaki grup çekildikten sonra kalkancılar olarak biz de parktan çıkmaya çalıştık. Kalkancılardan bir kısmı bizden önce çıkmıştı. Biz 4-5 kalkancı polis park içinde kalmıştık. En son biz çıkmaya çalıştık. Gösterici grup çok kalabalıklaştı, her yönden bize saldırılarını sürdürdüler. Parkın bitiminde kaldırım vardı. Kaldırımın seviyesi parktan biraz daha aşağıda idi. Parkla kaldırım arasında yaklaşık yarım metre yükseklik farkı vardı. Ben de yanımdaki 4-5 kalkancı arkadaşımla birlikte parktan geri geri çıkmaya çalıştım. Bu sırada göstericilerden birisi bana tekmeyle vurdu. Elimdeki kalkan parkın içine düştü. Ben de tekmenin etkisiyle parkın dışına, kaldırım üzerine düştüm. Düştüğüm sırada da parkın içerisinden saldırılar sürüyordu. Bana taş atıyorlardı. Ben kaldırıma sırt üstü düştüm. Ayaklarım Güvenpark tarafında başım ise [Ç.] Market tarafında olacak şekilde yerde idim. O sırada yerden doğrulan sol tarafımdaki bir göstericinin bana doğru hamle yaptığını gördüm. Ben yere düştüğümde saldırılar devam ettiği ve göstericiler üzerime geldiği için beni öldüreceklerini düşündüm. Sırt üstü yerde yatarken yukarıdan bana doğru parkın içerisinden gelen ve üzerime taş atan göstericileri görünce içimden 'işim bitti' dedim. Bir an önce oradan kaçıp kurtulmak istedim. Kaçabilmek için öncelikle bana doğru hamle yapan göstericiyi kendimden uzaklaştırıp kaçmaya fırsat yaratmak istedim. Bu amaçla hemen doğrulup öne hamle yaparak göstericiye tekme ile vurdum. Ben hızlı davranıp o göstericiye tekme vurmasaydım o benim yanıma gelip benim yerden kalkmamı engelleyerek gösterici grubun beni linç etmesini sağlayabilirdi. Bundan korktum. O göstericiye tekme attıktan sonra diğer gösterici grubu gördüm. Tam cephemde duruyorlardı ve üzerime taşlarla koşarak geliyorlardı. Benim tekmeyle vurduğum gösterici doğrulup yakın mesafeden bana taş attı. Diğer gösterici grup ise bir taraftan üzerime doğru geliyor, bir taraftan da bana taş atıyorlardı. Ben yerden kalkarken biraz önce bahsettiğim korkularla silahımı çektim. Ancak mekanizmayı çekip namluya mermi sürmemiştim. Gösterici grubun bana taşlarla saldırdığını görünce linç edileceğimi düşündüm. Kaçmak istedim. Kaçmak için kendime fırsat yaratmak için de o sırada namluya mermi sürdüm. Bunu yaparken tabancamın namlusunu yere doğru tuttum. Daha sonra tabancamın namlusunu yukarıya, omuz hizamın üzerine kaldırdım ve havaya ateş etmeye başladım. Amacım uyarı idi. Bir taraftan uyarı amacıyla havaya ateş ederken, bir taraftan da kendimi kurtarmak için geriye doğru adım atarak gösterici gruptan uzaklaşmaya çalışıyordum. Ben ateş ederken gösterici grup içerisinden atılan taşlar vücuduma isabet ediyordu. Toplam 3 el ateş ettim. Sonra da koşarak uzaklaştım. Ateş ederken gruptan bir miktar uzaklaşmayı başarmıştım. Ben kaçarken de bana taş atmayı sürdürdüler. Hatta belime bir taş isabet etti. Ben ateş ettiğim sırada birinin yaralandığını farketmedim. Biraz ilerde konuşlanmış olan çevik kuvvet ekibinin yanına gittim. Yaralandığım için ambulans çağırdılar. Ambulans ile hastaneye gittim ve o gece saat 00 sıralarına kadar hastanede tedavim devam etti. Tedavi sonrası istirahat raporu düzenlendi. Toplamda 16 gün istirahat raporu verdiler. Vücudumdaki yaraların fotoğrafını da çektim. Ben olaydan 2 gün sonra internette ve televizyonlarda olay görüntüleri yayınlanınca ateş ederken birinin yaralandığını öğrendim. O ana kadar haberdar değildim. Ben kimseyi hedef alarak ateş etmedim. Tek gayem linç edilip öldürülmekten kurtulmaktı. Ateş ederken o ortamda alınması gereken tedbirleri aldım. Silahın namlusuna mermi sürerken namluyu yere çevirdim. Ateş ederken de silahı omuz hizamdan yukarı kaldırdım. Ben uyarı atışı yaptığım sırada dahi gösterici grup bana yönelik saldırılarını sürdürdü. Ben görevim gereği orada bulundum. Ben yere düştükten sonra dahi devam eden saldırılar karşısında havaya ateş etmeseydim gösterici grup beni linç edecekti. Ben ateş ederken vücuduma taşlar isabet etti. Ateş etmeye başlamadan önce de vücuduma taş isabet etti. Üzerimde sadece koruyucu olarak kaskım vardı. Hatta kaskımın ön tarafına da bir taş isabet etti. Bu olaylar sırasında benimle birlikte çok sayıda polis memuru da yaralandı...Ben göstericilerin hiç birini tanımadığım gibi [E.S.yi] de tanımam. Hayatını kaybettiği için üzgünüm.Benim otopsi raporuna bir diyeceğim yoktur. Adli Emanete teslim edilen ve balistik incelemesi yapılan silah benim görev silahımdır. Otopsi sırasında [E.S.nin] başından çıkarılan mermi çekirdeğinin benim silahımdan çıktığına dair balistik inceleme raporuna da bir diyeceğim yoktur. Bana silah kullanmayla ilgili mevzuatta yer alan genel ilkeler dışında özel bir talimat verilmedi. Ben olay sırasında kanunun bana tanıdığı silah kullanma yetkisinin doğduğu kanaatindeyim. Silah kullanma şartları oluştuğu için ben havaya uyarı ateşi yaptım..." Cumhuriyet Başsavcılığı 24/6/2013 tarihinde meşru müdafaada sınırın aşılması suretiyle ölüme neden olma suçundan A.Ş.nin tutuklanması talebinde bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 24/6/2013 tarihinde şüphelinin tutuklanması talebinin reddi ile hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulması ve her hafta polis merkezine başvurma şeklinde adli kontrol uygulanmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesi ile şüphelinin sorgudaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...ŞÜPHELİ SORGUSUNDA: Ben bu konuda savcılık aşamasında vermiş olduğum ifademi tekrar ediyorum. Orada da belirttiğim gibi göstericilere gereken müdahaleyi yapmak üzere amirlerim tarafından Güvenpark civarında Kızılay'da görevlendirilmiştim. Müdahale devam ederken olayın çok kızıştığı bir noktada hatırladığım kadarı ile belediye ekmek satış binasının arkasında göstericiler tarafından sıkıştırıldım ve buradan 15-20 kişilik bir grup tarafından yoğun şekilde taş atışına maruz kaldım ve öldüreleceğimi düşündüm, ayağa kalkarak göstericinin bir tanesine tekme ile vurdum ancak grup üzerime doğru gelmeye devam edince kendimi korumak kastı ile silahımı çektim, önce namluya mermi sürmedim fakat saldırı devam edince silahımın ağzına mermi verdim ve namlusunu yere doğru tuttum daha sonra tabancanın namlusunu omuz hizamın üzerisine kaldırdım ve havaya doğru ateş etmeye başladım. Toplam üç el ateş ettim silah sesinin verdiği fırsattan istifade arkamı dönüp koşmaya başladım. Göstericiler halen taş atmaya devam ediyorlardı kendimi korumak kastı ile hareket ettim silah kullanma şartlarının oluştuğunu düşünüyorum kaldı ki kimseyi hedef gözeterek ateş etmedim...Lüzum üzerine soruldu: Toplam üç el ateş ettim ancak ateş esnasında yoğun şekilde taş atışına maruz kalmıştım aldığım darbeler stabilitemi bozmuş olabilir. Bu esnada vücudumun her tarafına taş gelmişti, bileğime de gelmişti, bileğime gelen taş nedeni ile namlunun pozisyonu değişip maktülün kafasına doğru yönelmiş olabilir......GEREKÇE:Dosyada bulunan tüm deliller, cd kayıtlarının incelenmesi sonucu Gezi Parkı eylemleri adı verilen ve Ankara Kızılay'da yoğunlaşan eylemler sırasında olaya müdahale eden güvenlik güçlerinin arasında bulunan şüphelinin göstericiler tarafından prefabrik bir klübenin arkasında sıkıştırıldığı ve kalabalık bir grup tarafından yoğun şekilde taşlamaya maruz kaldığı, bu sırada şüphelinin belinden tabancasını çıkardığı ve havaya doğru üç el ateş ettiği, bu esnada maktül [E.S.nin] aniden yere düştüğü, şüphelinin arkasını dönerek grubun aksi yönüne koşmaya devam ettiği, bu sırada beline ve sırtına atılan taşların isabet etmeye devam ettiği, havaya ateş etme sırasında şüphelinin eyleminin meşru müdafaa sınırları dahilinde kalma olasılığının bulunduğu, Şüphelinin kamu görevlisi olup kaçma ve delilleri karartma şüphesi altında olduğuna dair dosyada yeterli delil bulunmadığı gibi delillerin toplanmış olduğu,Cumhuriyet Başsavcılığının sevk maddesinde belirtildiği şekilde suç vasfının sübuta ermiş olması ihtimaline binaen tutuklanmasının ileride telafisi mümkün olmayacak sonuçlar ortaya çıkarabileceği anlaşıldığından..." Karara karşı başvurucular tarafından yapılan itirazın Ankara Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yerinde görülmemesi üzerine itirazın iletildiği Ankara Asliye Ceza Mahkemesi 2/7/2013 tarihinde, müştekilerin salıverilme kararına itiraz hakları bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Dosyanın incelenmesi neticesinde şüpheli A.Ş. hakkında İ. Hastanesi tarafından üç ayrı tarihte istirahat raporu düzenlendiği görülmüştür. 1/6/2013 tarihli genel adli muayene raporunda "Darp cebir nedeniyle 112 tarafından getirildi. Sağ alt kadran batında abrazyonu [yüzeysel çizik, sıyrık] mevcut. Sağ ön kolda bilekte abrazyon, sol ön kol ön yüzde abrazyonu mevcut." yine 1/6/2013 tarihli raporda "TANI...: Darp edilme" 3/6/2013 tarihli raporda "TANI...: Diz kontüzyonu... Uyluk kontüzyonu [ezilme]... Dirsek burkulma ve gerilmesi ...Ayak bileği kontüzyonu" 10/6/2013 tarihli raporda ise "TANI...: Diz kontüzyonu... Uyluk kontüzyonu... Dirsek burkulma ve gerilmesi ... Ayak bileği kontüzyonu... El bileği ve karpus ligamentinin travmatik yırtığı" yazdığı ve A.Ş.nin sırasıyla 2, 7 ve 7 günlük sürelerle istirahat etmesinin uygun görüldüğü anlaşılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 25/6/2013 tarihinde İl Emniyet Müdürlüğünden 1/6/2013 tarihinde Kızılay'da meydana gelen gösterilerde ve genel olarak toplumsal olaylarda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı polislerin silah kullanımıyla ilgili özel bir talimatın bulunup bulunmadığına dair bilgi istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19/6/2013 tarihinde, birçok yerden temin edilen olay anına ilişkin görüntülerin incelenmesi için Adalet Komisyonu bilirkişi listesinden seçilen iki bilgisayar yazılım donanım ve görüntülü inceleme uzmanından bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiştir. Bilirkişilerin hazırladığı ayrıntıları iddianamede yer alan (bkz. § 36) 25/6/2013 tarihli bilirkişi raporunda; geriden gelen bir göstericinin yakın mesafeden attığı taşın polis memuru A.Ş.nin kaskının önüne çarptığı, bu esnada A.Ş.nin silahının mekanizmasını kurduğu, A.Ş.nin silahını havaya kaldırdığı sırada müteveffa da dâhil olmak üzere birçok göstericinin elindeki taşları atmak üzere olduğu, A.Ş.nin tabancasını havaya doğrultarak namlusu havada bulunduğu sırada iki kez ateş ettiği, E.S.nin elindeki taşı A.Ş.ye attıktan sonra uzaklaşmak için sola döndüğü, bu sırada A.Ş.nin silahının baş seviyesinden yukarıda, namlusunun ise yere paralel olduğu, A.Ş.nin üçüncü kez ateş etmesinden önce grubun önünde bulunan bir göstericinin elindeki taşı fırlatmak üzere olduğu, toplam üç el ateş eden polis memurunun ateş etme süresinin bir saniye civarında olduğu, silahın ilk iki ateşlemede namlu ucunun havaya dönük olduğu fakat ateşlemeler sırasında namlunun çok hareketli olduğu, son ateşleme öncesinde ise namlunun bir an yere paralel olduğu, A.Ş.nin silahını üç kez ateşlemesine kadar geçen sürede göstericilerin ondan fazla taşı polis memuruna attığı tespitlerine yer verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memuru A.Ş. hakkında meşru savunmada sınırın kasıt olmaksızın aşılması suretiyle öldürme suçundan 12/7/2013 tarihinde kamu davası açmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamede delil olarak müşteki beyanı ve dilekçeleri, Ölü Muayene Tutanağı, otopsi raporu, mermi çekirdeği ve tabanca, balistik raporu, olaya ilişkin görüntü kayıtları, görüntü analizine ilişkin bilirkişi raporu, Olay YeriTutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri inceleme uzmanlarınca düzenlenen bilirkişi raporu ve ekinde yer alan fotoğraf ile CD'ler, görüntü kayıtlarından alınan fotoğraflar, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilen olay tutanakları, görev raporu, telsiz muhaberesine ilişkin ses kayıtları ve çözümleri, CD'ler, tanık beyanları, görev belgesi, adli muayene raporları, istirahat raporları, Görüntü İnceleme Tutanağı, zati demirbaş tabanca satış senedi, şüpheliye ait fotoğraflar ve şüphelinin savunmasını belirtmiştir. İddianamede, şüphelinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi ile maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"...İstanbul Gezi Parkında meydana gelen olaylara destek vermek amacıyla Ankara'nın çeşitli semtlerinde gösteriler yapıldığı, gösterilerin 01/06/2013 günü de devam ettiği, bu gösteriler nedeniyle alınan güvenlik tedbirleri kapsamında, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan şüpheli [A.Ş.nin] Birliği ile birlikte saat:17:00 sıralarında Ankara Metrosu Milli Müdafaa Caddesi çıkışı ile Güvenpark içerisinde bulunan havuz arasında konuşlandırıldığı, şüphelinin kalkancı olması sebebiyle en ön safta yer aldığı,Çevik Kuvvet Birliğinin Güvenpark içerisinde düzen almasından hemen sonra, o bölgede bulunan göstericilerin taş, demir bilye, çeşitli sert cisimler ile maytap atmak suretiyle polise saldırıda bulundukları,Göstericiler tarafından gerçekleştirilen saldırıların yoğunlaşması ve Kumrular Caddesinden yaklaşık 4000 kişilik gösterici grubunun yaklaşması üzerine, Güvenpark içerisinde ve YKM Alışveriş Merkezi önünde bekleyen Çevik Kuvvete ait birliklerin Milli Müdafaa Caddesi ile Kumrular Caddesinin kesiştiği hattın yukarısına çekilme emri aldığı, Şüphelinin ve arasında yer aldığı Çevik Kuvvet Birliğinin, arkalarında bulunan beton banklar, ağaçlar ve telefon kulübeleri ile göstericiler tarafından gerçekleştirilen saldırılar sebebiyle hızlı ve düzenli bir şekilde çekilemediği, polislerin bir kısmının telefon kulübelerinin üzerinden atladığı, Şüpheli [A.Ş.] ile birlikte, kalkan taşıyan ve ön safta yer alan küçük bir polis grubunun park içerisinden en son çekildikleri, bu grubun çekildiği sırada ellerindeki kalkanların beton banklar arasına sıkışması ve göstericilerin taşlı, sopalı saldırıları sebebiyle beton banklar arasına düşenler olduğu gibi kalkanını elinden düşürenlerin de olduğu, bu gruba göstericiler tarafından yakın mesafeden taşlı ve sopalı saldırıların yapıldığı, Güvenpark içerisinden çıkan şüpheli [A.Ş.nin] Milli Müdafaa Caddesi ile Güvenpark arasındaki kaldırıma geldiği sırada, üzerine gelen bir göstericiyi uzaklaştırdığı ve yere düşen göstericiye doğru ilerleyip tekmeyle vurduğu, bu sırada Metro çıkışı önünde bulunan yaklaşık 40 kişilik bir gösterici grubunun şüpheli [A.Ş.nin] üzerine geldiği ve taş atmaya başladığı, göstericiye tekmeyle vurmadan önce tabancasını çeken şüphelinin, göstericiler tarafından taşlanınca tabancasının mekanizmasını çekmek suretiyle fişek yatağına mermi sürdüğü, bu sırada namluyu yere doğru tuttuğu, şüphelinin daha sonra tabancasını yukarı kaldırıp omuz hizasından yukarıda tutarak havaya ateş etmeye başladığı, ateş ettiği sırada geriye ve yana doğru çekildiği, silahıyla bu şekilde iki kez havaya ateş ettiği, geriye ve yana doğru çekilirken arkasını göstericilere dönüp gitmek istediği sırada, geriye dönerken tabancayı tuttuğu elinin ve tabancanın bir an yere paralel hale geldiği, şüphelinin bu konumda iken tabancasını üçüncü kez ateşlediği, bu sırada [E.S.nin] elindeki taşı şüpheliye attıktan sonra uzaklaşmak için sola döndüğü, tabancadan çıkan mermi çekirdeğinin [E.S.nin] başına sağ kulak hizasından isabet ettiği, şüphelinin eylemcilere yaklaşmasından silahını kez ateşlemesine kadar geçen süre zarfında göstericiler tarafından 10'dan fazla taşın şüpheliye atıldığı, ateş edildiği esnada [E.S.] tarafından, ateş edilmeden 1/3 saniye önce, ateş edilmeden 1/2 saniye önce, ateş edildiği esnada ve ateş esnasında göstericiler tarafından atılan taşların şüphelinin vücudunun muhtelif yerlerine isabet ettiği, Tabancadan çıkan mermi çekirdeği ile yaralanan [E.S.nin] Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde saat 17:54 itibariyle tedavi altına alındığı, ancak kurtarılamayarak 14/06/2013 tarihinde vefat ettiği, [E.S.nin] ölümünün ardından hastanede ölü muayenesinin yapıldığı, sonra Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığına sevk edildiği, burada 15/06/2013 tarihinde, müştekiler adına gözlemci olarak Adli Tıp Uzmanı Dr. [A.U.nun] da katılımıyla Minnesota Protokolüne uygun olarak otopsi yapıldığı, otopsi sırasında başından bir adet 9 mm çapında mermi çekirdeğinin çıkartıldığı, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığında yapılan otopsi sonucunda düzenlenen 15/06/2013 tarih... otopsi tutanağına göre, [E.S.nin] ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemik kırıkları ile karakterli beyin doku harabiyeti ve kanaması sonucu öldüğü, ayrıntılı otopsi raporunun daha sonra dosyaya ibraz edileceği, Otopsi sırasında cesetten elde edilen mermi çekirdeğinin Adli Emanetin... muhafaza altına alındığı, [E.S.nin] ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı olarak öldüğünün yapılan otopsi ile anlaşılması üzerine, şüpheli [A.Ş.nin] görev silahına el konularak... muhafaza altına alındığı, Adli Emanete alınan şüpheli [A.Ş.ye] ait tabanca ile [A.Ş.nin] vücudundan çıkartılan mermi çekirdeğinin 17/06/2013 tarihinde... Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği ve balistik inceleme ile mermi çekirdeği üzerinde sekme izi çalışması istenildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi tarafından mermi çekirdeği ve tabanca üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20/06/2013 tarih ve ... balistik raporuna göre, [E.S.nin] vücudundan çıkartılan mermi çekirdeğinin şüpheli [A.Ş.ye] ait tabancadan atılmış olduğu...Ankara Emniyet Müdürlüğünün 17/06/2013 tarihli yazısı ekinde bulunan Zati Demirbaş Tabanca Satış Senedine göre, adli emanete alınan tabancanın şüpheli [A.Ş.ye] ait olduğu, Ankara Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünden alınan görev listesine göre, şüpheli [A.Ş.nin] 01/06/2013-02/06/2013 tarihinde Birlik Amirliğinde Grup Tim'de Kızılay Bölgesinde görevlendirildiği, Ankara İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Timi'nde görevli 2 uzman bilirkişi ile 07/06/2013 tarihinde olay mahalline gidilerek keşif yapıldığı, keşif sırasında mermi sekme izinin bulunmadığının belirlendiği, ayrıca müşteki vekillerince hazır edilen tanıkların dinlenildiği, Keşif sırasında yapılan tespitlere dayalı olarak bilirkişilerce 13/06/2013 tarihli raporun düzenlendiği, bu rapora göre, olay yerinde mermi sekme izinin bulunmadığı gibi ateşli silaha ait kovana da rastlanılmadığı, [E.S.nin] yere düşme anında şüphelinin durduğu yer ile tabancanın ele alındığı ilk yer arasında 4,8 metre mesafenin bulunduğu, bilirkişilerce [E.S.nin] düştüğü yerin ve olay yerindeki sabit noktaların tespit edilerek ölçümlerinin yapıldığı, olay mahallini gösteren fotoğrafların ve kamera kaydının rapora eklendiği, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporuna göre de, olay mahallinde herhangi bir mermi sekme izinin olmadığı, bu rapor ekinde de olay yeri görüntüleri ve krokisinin yer aldığı, [E.S.nin] vurulma anına ilişkin görüntülerin, olay mahallinde bulunan kamu kurumları ile özel şahıslara ait işyerlerinin güvenlik kameralarından, mobese kayıtlarından, televizyon kuruluşlarından, internetten ve RTÜK'ten temin edildiği, temin edilen görüntü kayıtlarının Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı bilirkişi listesinde yer alan bilgisayar yazılım donanım ve görüntülü inceleme uzmanlarından oluşan 2 kişilik heyete tevdi edildiği, Görüntüleri inceleyen bilirkişilerin 25/06/2013 tarihli raporu düzenleyerek ibraz ettikleri, bu raporda, olay öncesi göstericiler tarafından polise yapılan saldırıların, şüphelinin ateş etme görüntülerinin, [E.S.nin] vurulma anı ve göstericilerin şüpheli [A.Ş.ye] yönelik taşlı saldırılarının fotoğraflarla gösterildiği, Bahse konu rapora göre, şüphelinin üzerlerine gelen eylemciyi uzaklaştırdığı ve yere düşen eylemcinin üzerine doğru ilerleyip tekme attığı, o sırada bir çok eylemcinin ellerinde bulunan taşları atmak üzere oldukları, [E.S.nin] de elinde taş olduğu, gerilerden koşarak gelen bir göstericinin elindeki büyük bir taşı yakın mesafeden şüphelinin başına attığı, şüphelinin başındaki kaskın ön tarafına çarpan taşın yere düştüğü, bu sırada şüphelinin sağ elinde bulunan tabancasının mekanizmasını çektiği, şüphelinin tabancayı havaya kaldırdığı sırada [E.S. de] dahil olmak üzere bir çok eylemcinin elinde taş bulunduğu ve taşları atmak üzere oldukları, şüphelinin tabancasını havaya doğrultarak ateş ettiği, aynı anda da sol yana ve geriye doğru hareket ederek çekildiği, silahın namlusu havada bulunduğu sırada şüphelinin kez ateş ettiği, [E.S.nin] elindeki taşı şüpheliye attıktan sonra uzaklaşmak için sola döndüğü sırada şüphelinin elindeki tabancanın baş seviyesinden yukarıda, namlusunun ise yere paralel olduğu, şüphelinin kez ateş etmesinden önce grubun önünde bulunan eylemcinin elindeki iri taşı fırlatmak üzere olduğu, şüphelinin atışından hemen sonra [E.S.nin] başında ve başının sağ üst tarafındaki saçlarda bir anlık hareketliliğin gözlendiği, şüphelinin ilk ateş ettiği yer ile son ateş ettiği yerin farklı olduğu, son ateş ettiği yerin daha geride olduğu, ancak bu mesafenin ölçüsünün raporda gösterilmediği, toplam 3 el ateş eden şüphelinin ateş etme süresinin 1 saniye civarında olduğu, son atış anı ile birlikte yönünü polislerin olduğu tarafa dönüp koşmaya başladığı, şüphelinin silahı ilk iki ateşlemesinde namlunun ucunun havaya yönelik olduğu, ancak ateşlemeler sırasında namlunun çok hareketli olduğu, son ateşleme öncesinde ise namlunun bir an yere paralel olduğu, şüphelinin eylemcilere yaklaşmasından silahını kez ateşlemesine kadar geçen süre içerisinde göstericiler tarafından 10 adetten fazla taşın şüpheliye atıldığı, polisin atışıyla aynı anda [E.S.nin] yere düşmeye başladığı, Bilirkişiler tarafından incelenen CD ve DVD'lerin kopyalarının çıkartılarak soruşturma dosyasına eklendiği, orijinallerinin ise otopsi işlemine ait fotoğraf ve görüntü kayıtları ile birlikte Adli Emanetin ... muhafaza altına alındığı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce de olaya ilişkin kamera kayıtlarının incelenerek Fotoğraflı Görüntü İnceleme Tutanağının düzenlendiği ve 20/06/2013 tarih... yazı ekinde Başsavcılığımıza gönderildiği,Fotoğraflı Görüntü İnceleme Tutanağında; göstericiler tarafından Ziya Gökalp Caddesi üzerinde kurulan barikatın, polisin göstericilere müdahalesinin, Güvenpark içerisinde polise yönelik taşlı saldırıların, polisin geri çekilme sırasında maruz kaldığı saldırıların ve beton banklar arasından çekilirken yaşadığı zorlukların, telefon kulübeleri üzerinden atlayan polislerin, [E.S.nin] yüzü kapalı ve eldivenli halinin ve 5 kez taş atarken görüntüsünün yer aldığı, Aynı tutanakta vurulma anına ilişkin görüntülerin inceleme yönteminin anlatıldığı, buna göre, iki buçuk saniyelik görüntüden saniyede 1/50 (fps) kare almak suretiyle 250 kare fotoğraf elde edildiği, görüntü hızının 50/100 ve 10/100 oranında yavaşlatıldığı, sesin senkronize edildiği,Yine bahse konu tutanağa göre; bir buçuk saniyeden az süre içerisinde 3 el silah sesinin duyulduğu, polis memurunun silahını yere doğru dolduruş yaptıktan sonra 3 el atış yaptığı, her 3 atışta da elin omuz hizasından yukarıda olduğu, bu sırada polis memurunun çok yakınında ve karşısında bulunan, içerisinde [E.S.nin] de yer aldığı grubun taşlı saldırısına maruz kaldığı, [E.S.nin] atış sesinin gelmesinin hemen ardından yere düştüğü, grubun bir kısmının geriye doğru kaçtığı, bir kısmın da taşlamaya devam ettiği, dondurulan görüntü üzerinde polis memuruna saldıran gruptaki şahıslara numara verildiği ve eşgal tanımlaması yapıldığı, buna göre grubun 40 kişiden oluştuğu, ayrıca yerde bulunan ve gösterici grup tarafından atılan taşlara da numara verildiği, polis memurunun silahla ateş etmesinden 1/3 saniye önce, tahmini 4-4,5 metre mesafeden 27 numaralı şahıs tarafından atılan 35 numaralı taşın polis memurunun göğüs üstü kafa bölgesine yakın yere isabet ettiği,atıştan 1/2 saniye önce 14 numaralı şahıs tarafından atılan taşın polis memurunun göğüs ve karın bölgesi arasına isabet ettiği, bu esnada polis memurunun atılan taşlardan kurtulabilmek için sağdan sola doğru sıçrama halinde ve yüzü göstericilere dönük olduğu, atış esnasında tahmini 4-4,5 metre mesafeden 17 numaralı şahıs [E.S.] tarafından atılan 17 numaralı taşın polis memurunun sağ omuz hizasında omuzuna çarpıp yere düştüğü, polis memurunun sağdan sola sıçrama halinin devam ettiği, yine atış esnasında 40 numaralı şahıs tarafından tahmini 7-8 metre mesafeden atılan 39 numaralı taşın polis memurunun karın ile kasık bölgesi arasına isabet ettiği, polis memurunun kendisine isabet eden taşın etkisiyle bir anda önünde bulunan 7 numaralı şahsa yüzünü döndüğü, aynı zamanda sol kolunu karın bölgesine doğru tuttuğu, vücudunun kasılma hareketi gösterdiği, silahın halen sağ elde ve omuz hizasının yukarısında bulunduğu, atış esnasında 7 numaralı şahıs tarafından tahmini 2-2,5 metre mesafeden atılan 34 numaralı taşın polis memurunun göğüs üstü kafa bölgesine yakın yere isabet ettiği, 7 numaralı şahsın taşı atmasından 1/3 saniye önce polis memurunun vücudundaki kasılmanın belirgin olarak görüldüğü, 8, 10, 25 ve 36 numaralı şahısların polis memurunun kaçış istikametine taş attığı,Fotoğraflı Görüntü İnceleme Tutanağında yer alan yukarıdaki açıklamaların fotoğraflar üzerinde de gösterildiği,Ankara Emniyet Müdürlüğünün 20/06/2013 tarih... yazısı ekinde Başsavcılığımıza gönderilen, [İ.] Hastanesinin 01/06/2013 tarih ve... Genel Adli Muayene Raporuna göre, şüpheli [A.Ş.nin] 112 Acil Servis tarafından Hastaneye getirildiği, karın sağ alt kısımda, sağ ön kol bileğinde ve sol ön kol iç yüzde abrazyon mevcut olduğu, aynı Hastane tarafından [A.Ş.nin] hakkında 01/06/2013 tarihinde 2 gün, 03/06/2013 tarihinde 7 gün, 10/06/2013 tarihinde de 7 gün istirahat raporu düzenlendiği,Emniyet Müdürlüğünün anılan yazısı ekinde şüpheli [A.Ş.ye] ait olduğu bildirilen ve vücudunun çeşitli yerlerinde yara izlerini gösteren fotoğrafların bulunduğu, Ankara Emniyet Müdürlüğünün 24/06/2013 tarihli yazısı ekinde 02/06/2013 tarihli Olay Tutanağının gönderildiği, bu tutanağa göre; ... [bkz. § 14 ]Şüphelinin de aralarında bulunduğu Çevik Kuvvet Birliğinin amiri olan [S.G.nin], görev yaptıkları 01/06/2013 günü saat 16:00 ila 02/07/2013 günü saat 10:00 arasında gerçekleşen olaylara ilişkin 02/06/2013 tarihli Görev Raporu düzenlediği, dosyaya ibraz edilen bu raporda [E.S.nin] yaralanması olayı ile bu olaydan önce ve sonra yaşananların detaylı olarak anlatıldığı, raporda isimleri yer alan 9 polis memurunun yaralandığı ve iş göremez raporu aldığı, polise ait 5 adet boy kalkanının da göstericiler tarafından gasp edildiği bilgilerine de yer verildiği, raporun [S.G.nin] ifadesi ile uyumlu olduğu,Şüpheli [A.Ş.nin] ifadesinde, [bkz. § 30]Şüphelinin Sulh Ceza Mahkemesi'nde verdiği ifadesinde, [bkz. § 31]Olay sırasında şüpheli [A.Ş.nin] görev aldığı Çevik Kuvvet birliğinde yer alan polis memurları [E.G., S.K., F.Ö., E.Ş. veE.U.nun] tanık sıfatıyla beyanlarının alındığı, Tanık [F.Ö.nün] ifadesinde olay günü Güvenparkta görev alan birlik içerisinde kalkancı olarak görev aldığını, Güvenpark içerisinde metronun YKM çıkışı ile havuz arasında düzen aldıklarını, hemen sonra göstericilerin saldırıya başladığını, taş, demir bilye vb sert cisimler attıklarını, saldırıların yoğunlaştığı sırada geri çekilme emri aldıklarını, geri çekilirken arkalarında beton bank ve ağaç çit olduğu için çekilmekte zorlandıklarını, hızlı çekilme sağlanamadığını, çekilme sırasında göstericilerin iyice yanlarına yaklaştığını, yakın mesafeden taş ve flama sopalarıyla vurmaya başladıklarını, kendisinin ağaçların arasından geçerek parktan çıktığını, kaldırım üzerinde bulunan taksi durağının arkasına saklandığını, bu sırada 3-4 polisin parkın içerisinden telefon kulübelerinin yanından çıkmaya çalıştıklarını, bunların parktan çıkan son grup olduğunu, bu grup çıkarken parkın içerisinden yoğun şekilde taşlandıklarını, tekme ile vuranlar olduğunu, [A.Ş.nin] aldığı tekme darbesi sonucu kaldırıma düştüğünü, son çıkan grup kaldırıma geldikten sonra da park içerisinden üzerilerine taş atmaya devam edildiğini, bu sırada kel bir göstericinin [A.Ş.nin] [sanık polis memuru] üzerine doğru geldiğini, Kızılay AVM tarafından da bir grup göstericinin aralarında [A.Ş.nin de] bulunduğu polislere taş atmaya başladığını, bu grubun aynı zamanda polislere doğru geldiğini, kendisinin yardım etmek için kalkanını siper ederek yanlarına gitmeye çalıştığını, ancak bir göstericinin [A.Ş.nin] yanına yaklaştığını, [A.Ş.ye] tekme attığını, vurmaya çalıştığını, üzerlerine yoğun bir şekilde taş atıldığı ve etrafı da gözetlemeye çalıştığı için [A.Ş.nin] yerden kalktığını görmediğini, silah sesi duyunca baktığında [A.Ş.yi] üzerine gelen göstericilerin önünde havaya 3 el ateş ederken gördüğünü, ateş ederken göstericilerin [A.Ş.yi] yoğun bir şekilde taşladıklarını, [A.Ş.nin] ateş ettikten sonra dönüp kaçtığını, bu olay sırasında [E.S.nin] yaralandığını fark etmediğini, olaylar sırasında, polis memuru [E.E.nin] göğüs kafesinin kırıldığını, çok sayıda polisle birlikte kendisinin de yaralandığını, saldırıların yoğunluğu karşısında öleceğini düşündüğünü beyan ettiği,... [devamında diğer polislerin Başsavcılıktaki tanık beyanları yer almakta]Olay günü şüphelinin de içerisinde yer aldığı Çevik Kuvvet Birliğinin Amiri olan [S.G.nin] ifadesinde,...Olay mahallinde yapılan keşif sırasında müşteki vekilleri tarafından keşif mahallinde hazır edilen, [İ.K., B.Ç. ve T.nin] tanık sıfatıyla dinlenildikleri, Tanık [İ.K.nın] ifadesinde, ...... [devamında olay yeri incelemesi sırasında dinlenen tanıkların beyanları yer almaktadır.]Müştekiler vekilinin 08/07/2013 tarihli dilekçe ile [G., Ç., , G.K., H.A., Ş.İ., E., K.A., S. ve F.O.yu] tanık olarak dinletmek istediğini beyan ettiği, bu tanıklardan [G., Ç., H.A., K.A. ve S.nin] dinlenildiği, bu defa müştekiler vekilinin 09/07/2013 tarihli dilekçe ile diğer tanıklarını yargılama aşamasında dinleteceklerini, bu aşamada dinletmekten vazgeçtiklerini beyan ettiği, [Tanık S.nin] ifadesinde, ... [devamında tanıkların beyanları yer almaktadır.]Olayla ilgili görüntüleri kaydeden [T.] Televizyonu kameramanı tanık [B.T.nin] ifadesinde,...Olayla ilgili görüntüleri kaydeden [K.] Televizyonu kameramanı tanık [H.nin] ifadesinde...Bir diğeri ile uyumlu olmayan, kısmen yorum içeren, olay görüntüleri ve görüntü analiz raporlarıyla çelişen beyanlara itibar edilemediği, Olay yerinde yapılan keşif sırasında yapılan tespitler, olay yeri inceleme uzmanları tarafından düzenlenen raporlar, görüntü inceleme raporu, mermi çekirdeğinin kemik dokuda oluşturduğu kenarları düzgün oluk şeklindeki iz ve balistik raporuna göre, olay yerinde ve [E.S.nin] ölümüne neden olan mermi çekirdeğinde sekme izinin bulunmadığı,Mermi çekirdeğinde sekme izinin olmamasının, şüphelinin maktülü doğrudan hedef alarak ateş ettiği anlamına gelmediği, şüphelinin silahından çıkan merminin başkaca bir cisme çarpmadan [E.S.nin] başına isabet ettiğini gösterdiği,Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu maddede polise silah kullanma yetkisi tanındığı, ancak bunun öldürme yetkisi anlamına gelmediği, [E.S.nin] de arasında bulunduğu gösterici grubun şüpheliye yönelik taşlı saldırısı ile şüphelinin silahlı savunması arasında bir orantı olmadığı, meşru savunmada yasal sınırın aşıldığı, sınırın kasten aşılması halinde ceza sorumluluğunun kalkmayacağı,Ancak şüphelinin kendisine saldırıda bulunan gösterici gruba karşı tabancasını çekerek havaya uyarı atışı yaptığı sırada, atışı yapmak isterken dönüp kaçmaya çalıştığı esnada, omuz hizasından yukarıda tuttuğu tabancasının dönme hareketinin etkisi ile yere paralel hale gelmesi ve o konumda iken atış yapması sonucu [E.S.nin] yaralanmış olması ile atış öncesi ve atış esnasında şüphelinin vücudunun muhtelif yerlerine isabet eden taşlar dikkate alındığında şüphelinin meşru savunma sınırını kasten aştığının söylenemeyeceği, sınırın kasıt olmaksızın aşıldığı,Meşru savunmada sınırın kasıt olmaksızın aşılması halinin TCK 27/ madde düzenlendiği,TCK 27/ maddenin 'Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.' hükmünü içerdiği,Şüphelinin eyleminin TCK 81 ve 27/ maddelere uyan meşru savunmada sınırın aşılması suretiyle öldürme suçunu oluşturduğu, Şüpheli tarafından gerçekleştirilen ve TCK maddeye mümas olan eylemin meşru savunma olup olmadığı, meşru savunma ise yasal sınırın aşılıp aşılmadığı, sınır aşılmış ise bunun kasten mi yoksa kasıt olmadan mı aşıldığı hususlarının taktir ve değerlendirmesinin ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği anlaşıldığından,Şüphelinin yüklenen suçtan mahkemece yargılamasının yapılarak, eylemine uyan TCK 81, 27/1, 53 ve maddeler uyarınca cezalandırılmasına..."B. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Nezdindeki Yargılamalar 2013/337 ve 2013/349 Esaslarına Kayden Görülen Yargılama Süreçleri Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin (Ankara Ağır Ceza Mahkemesi) 2013/337 esasına kayden görülmeye başlanan yargılamada, A.Ş.nin Ankara Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru olması nedeniyle hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre verilmiş soruşturma izni bulunmadan kamu davası açılması nedeniyle yargılamanın durdurulmasına karar verilmiştir. Karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığının ve başvurucuların yaptığı itirazları değerlendiren Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 19/7/2013 tarihinde durma kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Bu karar üzerine yargılamaya 2013/349 esasa kayden devam edilmiştir. Başvurucular özel olarak temin ettikleri olay anına ait görüntülerin incelenmesine dair Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinden alınan 17/7/2013 tarihli bilirkişi raporunu, bir Alman belgesel yönetmenliği profesöründen alınan 9/9/2013 tarihli bilirkişi raporunu, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı üç doktordan alınan 25/11/2013 tarihli raporu ve bir psikiyatri doktorundan temin edilen 3/7/2013 tarihli raporu Ankara Ağır Ceza Mahkemesine sunmuştur. Raporların ilgili kısımlarına Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin (Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi) 19/12/2016 tarihli kararında yer verilmiştir (bkz. § 81). Bu karar üzerine 2013/349 esasa kayden yeniden görülmeye başlanan yargılamada 19/7/2013 tarihli tensip kararıyla dosya kapsamındaki görüntü CD'lerinin incelenmesi için bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Bilişim suçları izleme ve değerlendirme uzmanı bilirkişi tarafından 5/8/2013 tarihli rapor düzenlenmiştir. Raporda özetle A.Ş.nin silahını yere doğrultup doldurduktan sonra havaya üç kez ateş ettiği, her üç atışta da elinin omuz hizasından yukarıda olduğu, A.Ş.nin ateş ettiği sırada kendisine yakın mesafede bulunan göstericiler tarafından taşlandığı belirtilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 23/7/2013 tarihinde, 23/9/2013 tarihli duruşma öncesinde, sırasında veya sonrasında duruşma salonunda ve civarında yaşanabilecek olumsuz olaylara karşı gerekli güvenlik tedbirleri alınması için güvenlik birimlerine müzekkere yazmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 23/9/2013 tarihli duruşmasının başında taraflar arasında tartışma çıkması sonucunda duruşma gerçekleştirilemeyerek duruşmanın 28/10/2013 tarihine ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Duruşma Tutanağı'nın ilgili kısmı şöyledir:"... Müştekiler ...[başvurucular] hazır. Müştekiler vekili [53 adet vekil] ... hazır.Sanık A.Ş. ve vekilleri [3 adet vekil] ... hazır.Duruşma salonuna alınması konusunda, polislerin alınması, avukatların içeri girmesi ve vatandaşların salona alınması hususunda tartışma ve arbede yaşandığı görüldü....Dava duruşmasına başlanamaması nedeniyle ilk duruşmanın savunmanın alınması, müştekilerin beyanlarının alınması, savunma avukatlarının ve müşteki avukatlarının beyanlarının alınması amacıyla duruşmanın CMK Maddesi 182/2 Maddesi gereğince kamu güvenliği nedeniyle kapalı yapılmasına karar verildi. ...Müşteki vekillerini temsilen müşteki vekili Av. [Y.nin] beyanları göz önüne alındığında duruşma salonundaki duruşma saatinin saati geçmesine rağmen başlamaması olması, mahkemenin karar aldıktan sonra duruşma salonunda her ne kadar sükunet sağlanmış ise de mahkememizin ilk celse için almış olduğu kararın kaldırılması talebinin reddine karar verildi. Kapalı duruşmaya devam olundu. Kapalılığın ilk celse duruşması için alındığı hususu belirtildi.Duruşmaya başlanacağı zaman salonun dışında arbede yaşandığı, salonun içinde ve dışında bu sırada tutanak yazılırken müşteki vekili Av. [Y.] söz alarak sanığın perukla geldiğini ve peruğun düştüğünü belirterek yargılama yapılmamak için kimliğini gizlediğini belirtmiştir. Kolluk adliye dışında tutulmadığı sürece yargılamanın yapılması mümkün değildir. Salon boşaltılırken koridorda kolluk kuvvetleri çıkan seyircilere ve bu esnada orada bulunan avukatlara saldırmışlardır. İkinci çıkan arbedenin nedeni ve sorumlusu da kolluk kuvvetleridir. Peruk, müşteki vekili Av. [Y.den] alındı. Emanete gönderilmek üzere dosyaya alındı...." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 3/9/2013 tarihinde, duruşma salonunda Mahkeme Heyetine "Hâkim davayı kaçtın, onlarla ortaksınız.", polislere "Katil polis, katiller." şeklinde sözler söylendiğini, duruşma sırasında sanık A.Ş.nin darbedildiğini, arbede yaşandığını, sanığın önündeki sabit mikrofonun yerinden çıktığını, parmaklıkların yerinden oynatıldığını belirterek olaylar hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Sonrasında Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 4/10/2013 ve 25/10/2013 tarihlerinde, duruşmalarda meydana gelen olaylara ilişkin olarak 3/9/2013 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek sanığın polis olması sebebiyle davanın güvenilir bir şekilde sürdürülmesi amacıyla 28/10/2013 tarihli duruşma sırasında duruşma salonunda ve kapısında gerekli sayıda asker bulundurulmak suretiyle gerekli tedbirlerin alınması için güvenlik birimlerine müzekkere yazmıştır. UYAP üzerinden yapılan incelenmede A.Ş.nin Şanlıurfa'ya tayin olduğu ve bu sebeple 28/10/2013 tarihli ikinci duruşmaya katılmadığı fakat üç müdafiinin, başvurucuların ve 101 vekilinin de hazır bulunduğu anlaşılmıştır. Duruşmada; başvurucuların vekillerinin A.Ş.nin tutuklanmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmesi hususunda A.Ş.nin ilk duruşmaya geldiği fakat duruşmanın başlayamamış olması sebebiyle savunmasını yapamadığı, A.Ş.nin görevli olarak Şanlıurfa'da bulunduğu, kaçma ihtimalinin, delilleri karartmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle A.Ş.nin müdafilerinin şahısla ilgili mazeretlerinin kabulüne ve A.Ş.nin savunmasının Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla alınmasına dair ara kararı verilmiştir. Başvurucuların SEGBİS ile savunma alınması kararına karşı itirazları Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 4/11/2013 tarihli kararıyla, söz konusu kararın itiraza tabi kararlardan olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucular vekilleri SEGBİS ile alınacak savunma sırasında Şanlıurfa'daki duruşmada hazır bulunma talebinde bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi 27/11/2013 tarihinde SEGBİS Yönetmeliği ve Bakanlık Bilgi İşlem Daire Başkanlığının genelgesi gözetilerek -sanığın hazır edilmesi ve kimliğinin tespitine ilişkin hususlar dışında- tüm işlemlerin Ankara Ağır Ceza Mahkemesince yapılması gerektiğinden ve savunma SEGBİS'le görüntülü olarak Ankara Ağır Ceza Mahkemesince alınacağından sanık ve müşteki vekillerinin Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesindeki SEGBİS duruşmasında hazır bulunamayacaklarına karar vermiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2013 ve 8/11/2013 tarihlerinde, 2/12/2013 tarihli duruşma sırasında salon içinde ve kapıda gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması ve yeterli sayıda askerin bulundurulması için güvenlik birimlerine müzekkere yazmıştır. 2/12/2013 tarihli üçüncü duruşmaya A.Ş., SEGBİS aracılığıyla Şanlıurfa'dan katılmış; A.Ş.nin üç müdafii, başvurucular ve çok sayıda vekil ise duruşmada hazır bulunmuştur. A.Ş.nin kimlik tespiti SEGBİS aracılığıyla yapılmıştır. Başvurucuların vekillerinin talebi üzerine A.Ş.nin kimliğinin tespit edilip elektronik imza ile mahkemeye gönderileceğinden kimlik belgesinin resimli fotokopisinin ve bir resminin çekilmesi suretiyle gönderilmesine karar verilmiştir. Duruşmadaki savunmasında A.Ş. ayrıntılı yazılı savunmasını sunduğunu, bu savunması dışında konuşmak istemediğini bildirmiş; A.Ş.nin yazılı savunması huzurda okunmuştur. Dosyanın incelenmesinden A.Ş.nin yazılı savunmasının Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki ifadesiyle benzer olduğu anlaşılmıştır. Devamında Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucuların katılma taleplerinin kabulüne karar vermiştir. Sonrasında başvurucular vekilinin sorduğu bazı sorulara A.Ş. yanıt vermiştir. Duruşma sonucunda Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Heyetince ilk duruşmada tanıkların duruşma salonu dışına çıkarıldığı, duruşma salonunda meydana gelen arbede nedeniyle duruşmanın ertelendiği, ikinci duruşmada SEGBİS'le ilgili itirazlar ve Mahkemenin adil olmadığı yönünde beyanlar ileri sürüldüğü belirtilerek yargılamadan çekinme kararı verilmiştir. A.Ş. 2/12/2013 tarihli dilekçeyle, yargılanmakta olduğu olay nedeniyle radikal bazı örgütlerden tehdit aldığını ve hakarete maruz kaldığını, can güvenliği bulunmadığını, kendisine koruma tayin edildiğini belirterek çekilen fotoğrafının taraflara verilmemesini ve yargılama dosyasında muhafaza edilmesini talep etmiştir. 2/12/2013 tarihli duruşmada verilen davadan çekinme kararını inceleyen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 13/12/2013 tarihinde hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekinmesi şartlarının dosyada gerçekleşmemesi nedeniyle davadan çekinme kararının uygun olmadığına karar vermiştir. Bu karar üzerine Ankara Ağır Ceza Mahkemesi başkanı 20/12/2013 tarihinde Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne (Genel Müdürlük) kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur. Genel Müdürlük 4/2/2014 tarihli yazıyla, kanun yararına bozma yoluna Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşen kararlar yönünden başvurulabileceğinden davadan çekinme kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmediğini belirtmiştir. Bu defa Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin bir üye hâkimi 10/2/2014 tarihinde davadan çekinme kararı vermiştir. Söz konusu kararı inceleyen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 14/2/2014 tarihli kararla hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek somut sebeplerin gerçekleşmemesi nedeniyle çekinmenin uygun olmadığına karar vermiştir. Bunun üzerine Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 10/2/2014 tarihinde, 7/4/2014 tarihli duruşmanın güvenliğinin sağlanması, duruşma salonu içinde ve dışında yeterli sayıda güvenlik gücünün bulundurulması için çeşitli güvenlik birimlerine müzekkereler yazmıştır. 7/4/2014 tarihli duruşmada, başvurucular çok sayıda vekille temsil edilmiş olup başvurucular 2/12/2013 tarihli duruşmada Mahkeme Heyetinin çekinmesi dolayısıyla sanığın savunmasının tamamlanamadığını belirtmiş, sanığa soracak soruları olması nedeniyle sanığın duruşmada hazır bulundurulmasını talep etmiştir. Talep üzerine sanığa doğrudan soru yöneltilmesi, polisler tarafından tutulan tutanak ile ilgili soru sorulması amacıyla sanığın duruşmada hazır edilmesi için hakkında çağrı kâğıdı çıkarılmasına karar verilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 7/4/2014 ve 27/5/2014 tarihlerinde, 26/5/2014 ve 7/7/2014 tarihli duruşmalarda sanığın da hazır bulunacağını gözeterek duruşmaların güvenliğinin sağlanması, ek planlama yapılması, duruşma salonu içinde ve dışında yeterli sayıda güvenlik gücünün bulundurulması için çeşitli güvenlik birimlerine müzekkereler yazmıştır. 26/5/2014 ve 7/7/2014 tarihli duruşmalarda A.Ş.nin duruşmada hazır bulunduğu, başvurucuların çok sayıda vekille temsil edildiği görülmüştür. 7/7/2014 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısı A.Ş.nin olası kasıtla öldürme nedeniyle cezalandırılması ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği yönünde esas hakkında mütalaasını sunmuş, A.Ş.nin tutuklanmasına karar verilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 14/7/2014 tarihinde, 3/9/2014 tarihli duruşmada sanığın da duruşmada hazır bulunacağını gözeterek duruşmanın güvenliğinin sağlanması, ek planlama yapılması, duruşma salonu içinde ve dışında yeterli sayıda güvenlik gücünün bulundurulması için çeşitli güvenlik birimlerine müzekkereler yazmıştır. A.Ş.nin 3/9/2014 tarihli duruşmadaki savunmasının ilgili kısmı şöyledir:"...kalkanın yere bırakıp üzerlerine doğru gidildiği gittiği ... deniliyor ... benim kalkanım muhtemelen parkın içerisinde ... çünkü kasığımda bu şekilde ayak izi vardı sağ kasığımda ... Parkın içerisinde bizi yani kalkanlarımıza şu büyüklüklerde sayın hakimim delikler vardı ilerden sapanlarla bizi taşlıyorlardı o esnada ben kendi ayağıma o attıkları taşlar yerden sektirip atıyorlar kendi ayağıma gelmesin diye ayağımın kaba etine çevirdiğimi hatırlıyorum. Arkamdakileri koruyabilmek için kalkanı yukarıya kaldırıyorum hakimim... İlk mahkemeye perukla çıktığımı söylüyorlar, benim dışarıda twitterlar’da kimlik fotokopilerim paylaşıldı bu süreçten daha sonra Eylüldeki mahkemeden sonra benim illegal örgütler tarafından dışarıda dünya kadar tehdidim var, bu emniyetten istihbarattan bize ulaşıyor benim dışarıda koruma polisi verdiler bana yani benim dünya kadar tehdide uğradığım ortada twitterlar’da kimlik fotokopilerim paylaşılıyor... havuz başında beton koltukların orada sıkıştırıldığımızda ... Bir arkadaşımın üzerine bastım diyor çalıların arkasına atlayabilmek için diyor yani ne kadar vahim bir durum düşünebiliyor musunuz. Canını emanet ettiğiniz her gün beraber yiyip içtiğiniz işte göreve gidip geldiğiniz bir arkadaşının göğsüne basıyorsunuz atlıyorsunuz yani bu olayın vahametini ne kadar gösteriyor ... Yani o insanın böyle dışarıdan bakınca veya görüntüyü izleyince anlaşılmıyor o an orada o taşı bir yiyip o kaldırım taşını kırılmış ikiye bölünmüş kaldırım taşını bir yiyip bir canınızın yanması gerekiyor. Bugün hepimizin eline evde bir dikiş dikerken bile iğne batsa havaya hopluyoruz yani ... olay anında parkın içindeki görüntüde ben çalılıkların oraya kadar geldiğimde,... arkaya atlayabilmek için oraya kadar geldim orada kalkanımın nereye gittiğini bilmiyorum yani artık yakın mesafeden adamlar bizzat yere düşen arkadaşlara saldırıyorlardı, bize saldırıyorlardı hakim bey ben çalılıkların arkasına atlayabilsem yukarıya doğru kaçacaktım zaten ama çalıların oradan ben sırtım üzerine düşürüldüğümde, ... bana gelen darbe sonucu ... yere düşürüldüğümde ... hala yukarıdan taş atma durumları var orada ki eylemcilerin bu görüntü ile sabit bir şey ben orada yere düştüğümde oranın yüksekliği bu çitten daha yüksek belki de oradan sırtım üzerine yere düştüğümde elimde kalkanım yoktu sadece gaz maskem ve kaskım vardı ve içeride havuz başında 15 dakika boyunca bu adamlar bizi orada taşlamışlar. Orada biz acayip bir duruma düştük yani bizim arkadaşlarımız telefon kulübelerinin üstünden atlayıp kaçtılar robokob arkadaşlar onlar kaçtıysa öndeki kalkancıların ... sayesinde kaçtılar ben kalkancıyım diyorum efendim size kalkanlarda bu kadar delikler vardı ben orada kalkancı olarak sırtımı dönüp gözümün önüne bakarak kaçma imkanım olsa çalılardan güzelce atlar giderdim. Ama arkamı dönmek gibi bir imkanım yoktu çünkü kalkanıma sürekli taşlar isabet ediyordu, sürekli taşlar isabet ediyor, beton koltuklar var, arkadaşlarım orada yere düşmüş millet birbirinin üzerine basıyor yani o hengameyi ben burada size ne kadar anlatsam da efendim o olayın içine yani bu hengameyi polis memuru olup da öyle bir olaya girmeyen bir insan bile anlayamaz ... ben oradan üzerime atlayacaklarını düşünerek efendim parkın içindeki o dediğim görüntüde ki çalılıklar üzerimden üzerime atlayacaklarını düşünerek silahımı yerdeyken çektim ama dolduruş yapmadım efendim, dolduruş yapmadım. Şimdi sağ elimde silah varken doğal olarak nasıl yerden doğrulmam gerekir benim sol elimi yere koymam gerekir değil mi sol elimi yere koyup doğrulduğumda yanımdaki eylemcinin bana doğru hamle yaptığını gördüm bakın buralar ekmek sandığı yüzünden ekmek kulübesi yüzünden görüntüye alınmamış ... o esnada ben yerden doğrulduğumda o eylemci bana doğru hamle yaptığında ben ona tekme suretiyle uzaklaştırmak istedim. Yani belimde copum var ama o copları bilmiyorum ne kadar bilginiz var yani çıkartmak orada çok şey değil yani kolay bir iş değil yani... Daha sonra ben orada o eylemciye tekme attıktan sonra... kaskıma taşın çarpmasıyla... birlikte kalabalık grubu ben o zaman fark ettim bana doğru geldiklerini yani aslında ben silahı parkın içindeki gruba karşı çektim orada ben bunları ifademde de anlattım ... orada ben artık taşlar bana patır patır isabet etmeye başlayınca hakim bey ben orada artık kafamdaki tek o anlık oluşan düşünce silahım namlusuna mermiyi verip havaya ateş etmek oldu. Çünkü oradaki saldırıyı dindirmem gerekiyordu benim yani oradan çıkabilmek için dindirmem gerekiyordu. Size şunu sorayım yani buradan sizin orası 5 metre vs. öyle bir şeydir herhalde sizin kürsünüz ya şimdi atılan taşlar kaldırım taşı hakim bey, ... benim doktor raporlarımda da mevcut. Eve gittim kız arkadaşıma göndermek için fotoğrafta çektim yani ... küçücük bir canınız yansa yani serçe parmağınıza vursam sonuçta bütün vücut irkiliyor ... çıplak bir vücutta yakından atılan o kaldırım taşlarının bırakacağı etkiyi bir düşünün sizce de kontrolümün bozulması normal değil mi. Eğer taşlamasalar ben zaten geri çekiliyordum ve böyle bir kaza yaşanmayacaktı. Efendim şimdi şunu söylemek istiyorum yani benim orada eğer ki amacım bir art niyetim olsa bir kötü niyetim olsa... benim o tekme attığım şahıs yerden doğruluyor ... tekrardan bana var gücüyle geriye doğru kasılıp taş atıyor sanırsam o taş herhalde görüntüde belli ben sol elimi tutuyorum kasılıyorum böyle bir hareketim oluyor elimi oraya koyuyorum yani eğer ki benim kastım olsa... bana en çok orada beş metre ve iki metre olarak kıyaslıyorum bana en çok zarar verecek olan orada iki metre mesafedeki adamdır. Yani benim bir art niyetim olsaydı ben o adama silahı doğrulturdum orada, yani benim başından sonuna bu kadar taş yememe rağmen ısrarla elimi havada tutuyorum, ısrarla havaya ateş etmek istiyorum, ısrarla havaya ateş ediyorum. Ama orada ki eylemciler yani namlu kendilerine doğrulmadığı için bakıyorlar uyarı ateşi yapıyor, hala ısrarla taş atıyorlar eğer ki namlu kendilerine doğrulsaydı zaten taş atmazlardı ... ben vücut hareketlerimle efendim şimdi kafada kask var gaz maskesi var bir ses duyuramazsınız bir şey yapamazsınız karşıdaki gruba bir ikazda da bulunamazsınız sizi taşlayan gruba ve 4,5,6 artık ne kadarsa oradaki metre hatırlamıyorum size o kadar kaldırım taşları atılıyor vücudunuza isabet ediyor canınızın yanmasını vücudunuzun tepkimelerini bir düşünün psikolojik haliniz korkmanız telaşlanmanız bunun çabası ve bu durumdayken bile bu durumdayken bile ben hareketlerime bakın ... ben hareketlerimle uyarı ateşi yaptığımı gösteriyorum karşı tarafa yani benim bir art niyetim olsa yani o silah hiçbir eğitimde öyle kurulmaz yani yere doğru bu şekilde zıplayarak bir silah kurma şekli yoktur. Benim orada ki gayem hem geriye doğru adımlayıp mesafemi açmak hem de aynı zaman da yere doğru doldurup bir kazaya meyil vermemek istiyorum ben orada. Yere doğru dolduruyorum elimi doğrudan eylemcilere değil de doğrudan yukarı doğru doğrultarak ateş etmeye başlıyorum ve aynı zamanda hala içimdeki korkuyu paniği düşünün, yani geriye doğru adımlıyorum ben hala başkanım yani geriye doğru adımladığım halde ve ben atmaya başlamışım oraya artık silahın sesi duyuluyor orada duyulmuyorsa da görülüyor yani. Ben havaya atmaya başlamışım atmışım,... sen beni hala taşlıyorsun yani ben sana uyarı atışı yapmak amacında olduğumu gösteriyorum, ... vücut tepkimelerim yani açıkça görülüyor atılan taşlar, vücudumun hareketi o kasığıma değen taş benim iç kanamadan şüphelendiler hastanede film çektiler. Ben elimi nasıl sol kasığıma tutuyorum... bunlar çıplak gözle görülecek şeyler bunlar bilirkişi raporuna ... taşları saymaya falan hiçbir şeye gerek yok ki ... ben uyarı atışı yapıyorum yapmayın anlamı nedir bunun durdurun saldırıyı ama siz hala taş atmaya devam ederseniz yani benim vücudum o tepkimeleri gösterdiğinde haliyle o kontrol bozulabilir. Yani dünyanın en iyi silah atan adamını buraya getirelim 5 metre 6 metre mesafeye koyalım 20, 30 kişi herneyse 20-30 kişiye de gerek yok üç kişi beş kişi karşısından taşlayalım taşlayalım bakalım düzgün bir havaya atış yapabilecek mi ... eğer ki orada o eylemciler benim az önce bahsettiğim şekilde hareketlerimle atışımı atışımı uyarı atışı olacağını göstermeme rağmen havaya da uyarı atışı yapmaya devam etmeme rağmen beni hala taşlayarak böyle bir kazanın olmasına sebebiyet verdiler. Eğer ki o taşlar bana atılmamış olsaydı ben zaten hamlelerimle de geriye doğru kaçıyorum..." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 3/9/2014 tarihli kararla A.Ş.nin olası kasıtla öldürme suçundan cezalandırılmasına, hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir. A.Ş. neticeten 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına mahkûm edilmiş ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"... 4) Eylemin bilinçli taksir veya olası kast yönünden değerlendirilmesia) Bilinçli taksir yönünden TCK 22/3 maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirmede,Kanun metninde 'kişinin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır' hükmü yer almaktadır. Taksir eyleminin değerlendirilmesinde, eylemin taksirli bir suç olması, neticenin öngörülebilir olması, hareketin iradi olması, neticenin istenilmemesi, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması, hareket ve netice arasında illiyet bağının varlığı göz önüne alınmalıdır...b) Olası kast yönünden TCK 21/2 maddesi yönünden yapılan değerlendirmede,Kanun metninde, 'suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde olası kast vardır' hükmü yer almaktadır...Olası kast ve bilinçli taksirde failin neticeyi öngörerek hareket etmesi gerekmektedir. Olası kastta fail gerçekleşme olasılığını öngördüğü neticeyi göz önüne almakta, kabullenmektedir. Bilinçli taksirde ise failin neticeye yönelik iradesi, istememe şeklindedir......... Görüntülerin incelenmesinde Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı Ankara'da eylemler düzenlenmiş..., eylemlerin hukuk düzeninin gerektirdiği kurallar dışına çıkılarak gerçekleşmesi üzerine yasal çerçevede görevli bulunan polisler, kural dışı yapılan hareketlere ilişkin kendilerine düşen görevi yerine getirmeye çalışmışlardır......Sanığın eyleminin değerlendirilmesinde, mahkememiz olası kast ve bilinçli taksir değerlendirmesi yönünden yukarıda belirtilen kurallar çerçevesinde, sanığın görevli diğer polis memurları ile olay yerinde olaylara müdahale etmek amacıyla tedbir alınması sırasında hazır bulunduğu, eyleme katılan kişilerin güvenlik görevlilerine karşı yapmış oldukları taşlı, sopalı eylemleri sonucunda, olayın başlangıcında kalkancı durumunda bulunan polislerin bazılarının kalkanlarının alınması ve geri çekilmek zorunda bırakılmaları ve buna ilişkin verilen talimatlar sebebiyle polislerin Güvenpark yanında bulunan Milli Müdafaa Caddesi üzerinden Kumrular sokak istikametine doğru geri çekildikleri, görüntülerde izlendiği şekliyle atılan taşların nitelikleri ve direnişin küçümsenmeyecek boyutta olduğu, her bir taşın isabet etmesi halinde öldürücü bir darbe etkisi meydana getirebileceği, ancak sanığın da geri çekilme imkanı varken geri çekilmeyerek silahını çektiği açıktır. Sanık [A.Ş.nin] görevi gereği kendisine verilen tabancasıyla olayın meydana geldiği yer olan Milli Müdafaa Caddesi'nin Güvenpark Kızılay Metro çıkışı köşesinde, üç el ateş etmesi sonucunda mermilerden birinin maktul [E.S.nin] başına isabet etmesi sonucu ölüm meydana gelmiştir. Buna göre kanunun olası kast ile düzenlemiş olduğu hükümler çerçevesinde yapılan değerlendirmede sanığın ateş etmesi neticesinde orada bulunanların isabet alarak yaralanabileceklerini veya ölebileceklerini öngörebilecek bir durumda olduğu, üçüncü atış sonucunda da ölümün meydana gelmiş olması göz önüne alındığında, sanık [A.Ş.nin] olay anında, bulunduğu alanda, tabanca ile ateş etmesini gerektirecek düzeyde bir tehlikenin söz konusu olmadığı, olay anında aynı şartlar altında bulunan diğer görevli polis memurlarının böyle bir eyleme kalkışmadıkları, sanığın kendisinin de daha sonra duruşmadaki ifadesinde de kabul ettiği gibi olaydan hemen sonra polis arkadaşlarına 'çektim sıktım üç tane' demesi, sanığın suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemiş olması sebebiyle eylemin olası kastla adam öldürme olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.Sanığın eylemi bilinçli taksir olarak kabul edilmemiştir. Bilinçli taksirin söz konusu olabilmesi için sanığın neticeye yönelik iradesinin 'istememe' şeklinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Halbuki eylemde yukarıda anlatıldığı gibi sanık olası kast unsurlarını gerçekleştirecek şekilde hareket etmiştir.c) Olası kast (TCK 21/2) halinde haksız tahrik hükümlerinin (TCK 29) uygulanması...haksız hareketin işleniş şekli, niteliği, tahrik edenle edilenin durumları nazara alınmış ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde uygun bir biçimde tahrikin derecesi tespit edilerek cezada yapılan indirim oranı 2/3 olarak belirlenmiştir.5) Meşru müdafaa sınırının aşılması suretiyle adam öldürme iddiasına ilişkin yapılan değerlendirme...... TCK'nın 27/1 maddesi, meşru müdafaa bakımından geçerli olup, hukuka uygunluk nedeniyle sınırın aşıldığı hallerde uygulanır. Olayın meydana geliş şekline göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı göz önüne alındığında meşru savunma şartlarının olayımızda gerçekleşmediği açıktır. ...8) SEGBİS Sisteminin Kullanılması...SEGBİS sisteminin kullanımına ilişkin yukarıda belirtilen yönetmelik ve genelge gereği huzurda bulunamayan ve başka bir mekanda bulunan sanıkla ilgili savunma alınması söz konusu olduğundan, Sanık [A.Ş.nin] Şanlıurfa'da bulunması sebebiyle SEGBİS sistemiyle savunmasının alınmasına karar verilmiş olup, SEGBİS sisteminin özelliği gereği sanığın sesli ve görüntülü video sistemiyle, mahkeme huzurunda bulunan avukatı kanalıyla savunmasının alınmasıdır. Bu sebepten, sanığın savunmasının alınmasına karar verildikten sonra avukatların mahkememizde bulunması gerektiği, SEGBİS sistemi gereği sanığın yanında avukat bulunması zorunluluğu olmadığından sanığın tek başına SEGBİS sistemiyle huzurda bulunan sanık vekilleri ve katılan vekillerinin huzurunda savunması alınmıştır.Tarafların, yani sanık vekillerinin ve katılan vekillerinin savunma konusundaki itirazları, savunmanın yapılamadığına ilişkin beyanları üzerine sanık vekillerinin sanık [A.Ş.yi] duruşmada hazır edeceklerini beyan etmeleri üzerine, sanığın huzurda hazır edilmesiyle savunması alınmıştır.Mahkemenin buradaki amacı, tarafların beyanlarını değerlendirirken sanık savunmasına ilişkin sanık vekillerinin de beyanları göz önüne alınarak adil yargılama ilkeleri çerçevesinde savunmanın alınması olduğundan, tekrar savunma alınmıştır. Esasen mahkememizin görüşüne göre SEGBİS sistemiyle yapılan savunma geçerli olmasına rağmen, özellikle sanık vekillerinin sanığı hazır etmeleri suretiyle savunmasının alınmasını talep etmeleri sebebiyle talepleri kabul edilmiştir.SONUÇ VE GENEL