Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ceza infaz kurumundaki bazı uygulama ve kısıtlamalar nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ceza infaz kurumundaki bazı uygulama ve kısıtlamalar nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/10/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Ovacık hâkimi iken Burdur'a ataması yapılan başvurucunun Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık başvurucuyu 18/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 18/7/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Erzincan Sulh Ceza Hâkimliği 22/7/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası yetkisizlik kararı ile -nihai olarak- Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 15/9/2017 tarihinde tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 27/9/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucuya 28/9/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 4/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 8/12/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 5/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/13 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Erzurum Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun tahliyesine de karar vermiştir. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi de 24/4/2018 tarihinde karşı yetkisizlik kararı vermiş ve yetkili mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyayı Yargıtay Ceza Dairesine göndermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 11/7/2018 tarihinde Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiştir. Yargıtay kararı üzerine Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/497 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Mahkeme yargılama sonucunda 12/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun da hazır bulunduğu duruşmada silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı vermiştir. Mahkeme ayrıca beraat eden başvurucunun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden, beraat kararının kesinleştiğinin tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ve her hâlde kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde oturduğu yere en yakın ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmak suretiyle tazminat davası açma hakkının bulunduğunun ihtarına da hükmetmiştir. Karar, istinaf kanun yoluna başvurulmadan 20/3/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, yargılamanın sona ermesi üzerine gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuka aykırılığı nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek 2/5/2019 tarihinde koruma tedbirlerine dayalı tazminat davası açmıştır. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 2019/231 Esas sayılı dosyasında 14/7/2020 tarihinde başvurucunun maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar vermiştir. Karar taraflarca istinaf edilmiş olup, dava bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Celal Uyğur, B. No: 2016/12442, 12/11/2019, §§ 17,