Başvurucu, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğüne araştırmacı olarak atanmasına ilişkin idari işlemin iptaline dair Ankara 1 İdare Mahkemesinin 23/2/2007 tarihli kararına göre hakkında işlem tesis edilmediğini ileri sürerek emsali sözleşmeli daire başkanına ödenen maaş ve diğer parasal haklardan oluşan zararının tazmini istemiyle 9/5/2008 tarihinde Ankara 2. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında hukuka aykırı karar verildiğini, sonradan yürürlüğe konulan özelleştirme kanunları ile yarg
Başvurucu, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğüne araştırmacı olarak atanmasına ilişkin idari işlemin iptaline dair Ankara İdare Mahkemesinin 23/2/2007 tarihli kararına göre hakkında işlem tesis edilmediğini ileri sürerek emsali sözleşmeli daire başkanına ödenen maaş ve diğer parasal haklardan oluşan zararının tazmini istemiyle 9/5/2008 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında hukuka aykırı karar verildiğini, sonradan yürürlüğe konulan özelleştirme kanunları ile yargı kararlarının uygulanamaz hale getirildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 19/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Su Ürünleri Kredileri Müdürlüğünde müdür olarak görev yapmakta iken İdarenin 15/10/1998 tarihli işlemi ile müşavirlik görevine atanmış, söz konusu atama işleminin iptali istemiyle açtığı davada Ankara İdare Mahkemesinin 27/5/1999 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar verilmesi sonucunda 13/8/1999 tarihinde Su Ürünleri Kredileri Müdürlüğü görevine iade edilmiştir. Başvurucu bu görevde iken Ziraat Bankası A.Ş. Yönetim Kurulunun 15/2/2000 tarih ve 2000/94 sayılı Su Ürünleri Kredileri Müdürlüğü ile Özel Tarımsal Krediler Müdürlüğü adı altında faaliyetlerini sürdürmekte olan birimlerin "Özel Nitelikli Tarımsal Krediler Müdürlüğü" adı altında birleştirilmesi kararı üzerine 18/2/2000 tarihinde yeniden Genel Müdürlük emrine müşavir olarak atanmış, anılan işleme karşı Ankara İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkemenin 8/12/2000 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, temyiz üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 8/5/2003 tarihli ilâmıyla karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Ankara İdare Mahkemesinin 20/4/2004 tarihli kararı ile dava konusu idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 16/3/2005 tarihli ilâmıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Söz konusu karar gereğince başvurucu 29/7/2004 tarihinde Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı olarak yeniden göreve başlatılmıştır. Başvurucu, 15/11/2000 tarih ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un 3/7/2001 tarihinde yürürlüğe giren 4684 sayılı Kanun'la değişik geçici maddesinin fıkrası uyarınca 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Kanun'un maddesine göre istihdam fazlası personel olarak bildirilmiş, Devlet Personel Başkanlığının 17/7/2002 tarihli işlemi ile DSİ Genel Müdürlüğüne araştırmacı olarak atanmıştır. Bu işleme karşı açılan davada, Ankara İdare Mahkemesinin 16/4/2003 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 8/6/2005 tarihli ilâmı ile davacının eski görev yeri olan Ziraat Bankasında Daire Başkanlığı kadrosunda görev yapanların araştırmacı kadrosuna atamasının yapılamayacağı belirtilerek karar bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Ankara İdare Mahkemesinin 23/2/2007 tarihli kararıyla başvurucunun DSİ Genel Müdürlüğü emrine araştırmacı olarak atanması işlemi iptal edilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 23/7/2007 tarihli iptal kararı üzerine başvurucu, Devlet Personel Başkanlığı tarafından unvan ve kariyerine uygun bir göreve yeniden ataması yapılıncaya kadar 17/7/2007 tarihinde istihdam fazlası personel kapsamında Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Daire Başkanı olarak görevine iade edilmiştir. Devlet Personel Başkanlığı tarafından başvurucunun DSİ Genel Müdürlüğüne müşavir olarak atandığının Ziraat Bankasına bildirilmesi üzerine 21/1/2008 tarihi itibarıyla Banka ile yeniden ilişiği kesilmiştir. Bu arada başvurucu, 4603 sayılı Kanun'un 16/7/2004 tarih ve 5230 sayılı Kanun'la değişik geçici maddesinin son fıkrası uyarınca 4046 sayılı Kanunun maddesine göre Ziraat Bankası A.Ş. Yönetim Kurulunun 21/9/2004 tarihli kararı ile yeniden istihdam fazlası personel olarak bildirilmiş, Devlet Personel Başkanlığı tarafından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına araştırmacı olarak atanmış, 1/3/2005 tarihinde Ziraat Bankası ile ilişiği kesilmiştir. Başvurucu anılan işlemin ve 4046 sayılı Kanun Çerçevesinde Nakledilecek Personel Hakkında Tebliğ'in maddesinin cümlesinde yer alan ibarenin iptali istemiyle Danıştay Beşinci Dairesinde dava açmıştır. Danıştay Beşinci Dairesinin 6/4/2007 tarihli kararı ile dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/12/2011 tarihli ilâmıyla onanmıştır. Başvurucu, T. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünde müşavir olarak görev yapmakta iken istihdam fazlası personel olarak 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca DSİ Genel Müdürlüğü emrine araştırmacı olarak atanmasına ilişkin 2/7/2002 tarihli işlemin iptaline dair Ankara İdare Mahkemesinin 23/2/2007 tarihli kararına göre hakkında işlem tesis edilmediğini ileri sürerek emsali sözleşmeli daire başkanına ödenen maaş ve diğer parasal haklardan oluşan maddi ve manevi zararının tazmini istemiyle 9/5/2008 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Ankara İdare Mahkemesinin 20/4/2011 tarih ve E.2008/800, K.2011/539 sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "Bakılan davada, davacı tarafından Ankara İdare Mahkemesinin 23/2/2007 tarih ve E.2007/75, K.2007/283 sayılı kararına göre işlem tesis edilmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan emsali sözleşmeli Daire Başkanına ödenen maaş ve diğer parasal haklardan oluşan 000,00 TL maddi ve yargı kararına uyulmaması nedeniyle duyulan elem ve üzüntüye karşılık 000,00 TL manevi olmak üzere toplam 000,00 TL tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminde bulunulduğu, maddi tazminatın dayanağı olarak; Bankada özel hukuk hükümleri statüsüne göre çalıştırılan aynı unvanda emsali sözleşmeli daire başkanlarına sağlanan maaş, ikramiye, temettü, tahsis edilen sivil plakalı araç için her ay ödenen benzin parası, yemek bedeli, temsil ödeneği, ev ve cep telefonu tahsisatı, gazete parası ile bilinmeyen diğer her türlü ilave ödemelerden oluşan parasal alacak toplamından bugüne kadar tarafına yapılmış ödemelerin düşülmesinden sonra geriye kalan miktarın gösterildiği anlaşılmaktadır. …. Olayda, davacının, davalı idarede 399 sayılı KHK hükümlerine göre görev yapması, kendisinin İş Kanunu hükümlerine göre sözleşme imzalamamış olması, 18/10/2001 tarih ve 10641 sayılı işlem ile istihdam fazlası personel olarak isminin Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesi işlemine karşı süresi içinde dava açılmamış olması nedenleriyle ancak kendi iradesi ile geçilebilen ve davalı İdare ile aralarında özel hukuk ilişkisi kurulması ile ulaşılan sözleşmeli Daire Başkanı maaşının ödenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı tarafından talep edilen maddi tazminat isteminin kabulüne olanak bulunmamaktadır. … Dava konusu olayda, davacı tarafından, hakkında verilen yargı kararlarının uygulanmasından davalı idarelerce kaçınıldığı iddia edilmekte ise de; yapılan incelemede, Ankara İdare Mahkemesinin 23/2/2007 tarih ve E.2007/75, K.2007/283 sayılı kararına uygun olarak işlem tesis edilerek kararın davalı idarelerce yerine getirildiği, davacı açısından davalı idareyi manevi tazminatla yükümlü tutabilecek nitelikte hizmet kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, dayanağı bulunmayan manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir. “ Kararın temyizi üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 3/10/2012 tarih ve E.2011/4815, K.2012/5632 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin, 28/5/2013 tarih ve E.2013/623, K.2013/4375 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 18/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 19/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi, maddesi.