Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/3389 E. , 2024/7434 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3389 Karar No : 2024/7434 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekilleri : Av. ..., Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı - ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın r
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/3389 E. , 2024/7434 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3389 Karar No : 2024/7434 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekilleri : Av. ..., Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı - ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğuna dair somut delil bulunmadığı, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla, kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, re'sen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Sanığın lise eğitimi sırasında örgüte ait dershaneye gittiği, lise döneminde öğrencilere yönelik olarak düzenlenen sohbetlere katılmaya başladığı, 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandığı ve örgüt mensuplarının yönlendirmesi ile örgüte ait öğrenci yurduna yerleştirildiği, ilk sene herhangi bir görev almamakla beraber sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara ve bir sonraki sene kendisine verilecek olan belletmenlik görevi için düzenlenen örgütsel kampa katıldığı, sonraki sene başka bir yurda yerleştirilerek kendisine belletmenlik görevinin verildiği, 2009-2010 eğitim döneminin ikinci yarısında örgüt tarafından bir cemaat evine yerleştirildiği ve esnaf yardımcılığı görevinin verildiği, bu görevi nedeniyle kendisine yeni bir hat alması gerektiğinin söylendiği ve sanığın gizlilik tedbiri olarak örgüt içi haberleşmede operasyonel hat kullanmaya başladığı, 2010-2011 eğitim döneminde farklı bir cemaat evine yerleştirilerek ev abiliği görevinin verildiği, mezuniyetini takiben Ramazan isimli büyük bölgeciye bağlı olarak esnafçılık görevini üstlendiği, bu görevi kapsamında kendisine bağlı esnaflara örgütsel toplantı yaptığı ve örgüt adına bağış toplayarak bağlı olduğu örgüt sorumlusuna teslim ettiği, 2012 KPSS sınavından 63 puan alarak ... Ortaokuluna din kültürü öğretmeni olarak atandığı, burada örgüt ile iltisaklı bir yurtta ve dernekte konaklayarak örgüt ile irtibatını sürdürdüğü, üniversite döneminde örgüt tarafından düzenlenen yurt dışı gezilerine katılarak Mısır, Gürcistan, Kosova ve Bosna Hersek ülkelerine gittiği, örgüt ile iltisaklı Kimse Yok mu Derneğine bağışta bulunarak ve Zaman gazetesi aboneliği için ödemeler yaparak örgüte mali kaynak sağladığı, sanığın kullanmış olduğu GSM hattından elde edilen HTS verileri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma/kovuşturma bulunan birçok örgüt mensubu ile 17/25 Aralık sonrası arama/aranma kayıtlarının bulunduğu ve 24/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, örgüt ele başının talimatı döneminde 17/25 Aralık 2013 sonrası 16/01/2014-05/03/2014 tarihleri arasında memur olan sanığın geliri ile orantılı, maddi gücü nispetinde çağrıya uyarak toplam 3100-TL para yatırdığı nazara alındığında, sanığın 17/25 Aralık sonrası örgütle olan bağını devam ettirmiş olduğunun anlaşıldığı, sanığın hakkında işlem yapılıncaya kadar gizlendiği,....Sanığın örgüt içerisinde bulunduğu süre ve hiyerarşik yapı içerisinde üstlendiği çeşitli görevler nazara alındığında FETÖ/PDY'nin örgütsel yapılanmasından haberdar olduğu, örgütün hiyerarşik yapılanmasına dahil olduğu,...sanığın örgütle organik bağ içerisinde bulunduğu, eylem ve faaliyetlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk taşıdığı, böylelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik yapısı içerisinde, örgüt hiyerarşisine dahil olarak üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına , 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2024 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.