4. Hukuk Dairesi 2021/23384 E. , 2023/41 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/81 E., 2021/273 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafı
**4. Hukuk Dairesi 2021/23384 E. , 2023/41 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/81 E., 2021/273 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; yapılan vergi denetimleri sonucunda, dava dışı ... Ahşap Sanayi Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri ile şirketin mali müşavirinin sahte fatura tanzimiyle 1996 yılı Haziran, Temmuz, Ekim ve Aralık dönemlerinde ihraç edilmemiş malları ihraç edilmiş gibi göstererek, Akyurt Mal Müdürlüğünden vergi iadesi aldıklarının tespit edildiğini ve ceza tahakkuk ettirildiğini, ancak vergi iadesi aslı ile bunun üç katı tutarındaki vergi cezası ve gecikme faizinin davalılardan tahsil edilemediğini belirterek, oluşan zararın davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; iddiaların gerçek dışı olduğunu, dava konusu alacakla ilgili olarak Akyurt Vergi Dairesi tarafından takip yapıldığını ve takibin halen sürdüğünü, bu nedenle açılan davada hukuki yarar bulunmadığını ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.04.2007 tarih ve 2006/192 Esas, 2007/136 Karar sayılı kararı ile " dava konusu olan alacağın 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilebileceği, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 5., 22. ve 54.maddelerine göre idarenin bu tür alacaklarını doğrudan doğruya takip ve tahsil etme hakkı bulunduğu, doğrudan doğruya takip ve tahsili olanaklı bir alacak hakkında Mahkemeye başvurulmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 05.06.2008 tarih ve 2007/10974 Esas, 2008/7700 Karar sayılı ilamı ile "...Davacı, ... Ahşap A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri ile mali müşaviri olan davalıların haksız yere aldıkları vergi iadeleri sebebi ile oluşan zararın tazminini talep etmektedir. Davacı alacağını 6183 Sayılı Yasa uyarınca veya genel mahkemelerde açacağı bir dava ile takip edebilir. Ancak bir alacağın 6183 Sayılı Yasa Uyarınca takip edilebilir olması genel mahkemelerde dava yolu ile takibine engel teşkil etmez. Sadece tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemelidir ki bu da icra aşamasında yapılacak itirazın konusu olabilir. O halde işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Kararı Mahkemenin 15.02.2011 tarih ve 2009/40 Esas, 2011/40 Karar sayılı kararı ile "... davalılar temsilcisi oldukları ... Ahşap Sanayi Ticaret A.Ş adına sahte ihracat belgeleri düzenleyerek Akyurt Mal Müdürlüğünden 24.388.760,000 TL (Eski TL) tutarında Vergi İadesi almışlar ve Hazineye zarar vermişlerdir. Usulsüz fiil sebebiyle Vergi Usul Kanununun 344/2 ve 345/1. maddeleri gereğince 3 kat kaçakçılık cezası uygulanması ve 6183 Sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme cezası ödemeleri gerektiğinden deliller ile uyumlu olan 23.08.2010 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü gerekmiştir ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. Dairenin İkinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 29.02.2012 tarih ve 2012/1289 Esas, 2012/3131 Karar sayılı ilamı ile; "...Dosya içeriğinden; vergi iadesi aslının üç katı olan vergi cezasının Mardak Anonim şirket hakkında kesildiği, şirketin cezanın iptali istemiyle vergi mahkemesine dava açtığı anlaşılmaktadır. Şu halde vergi cezası ayrı tüzel kişiliği bulunan şirket hakkında kesildiğine göre, şirket yetkilileri olan davalı ..., davalı ... ve ... ile şirketin mali müşaviri olan davalı ...'nun vergi cezasından sorumluluğu bulunmamaktadır. Anılan davalılar hakkında vergi cezasına yönelik istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.... ve ... Eldeki davaya konu edilen alacak nedeniyle dava dışı Mardak Anonim Şirketinin de müşterek müteselsil sorumluluğu bulunduğundan verilecek kararda tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydının düşülmesi gerekmektedir. Bu hususun gözetilmemiş olması da bozmayı gerektirmiştir ..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. D. Mahkemenin Direnme Kararı Mahkemenin 27.03.2013 tarih ve 2013/88 Esas, 2013/184 Karar sayılı kararıyla "...Tüzel kişilik ile gerçek kişiliğin ayrı sorumluluklarının var olduğu kanaati ile gerçek kişilerin Vergi Cezasından sorumlu tutulmamaları yönündeki gerekçeye uyulması halinde muhalif kalan sayın başkan Kamil Kancabaş'ın muhalefet oyunda açıkladığı gibi asıl borçtan da sorumlu tutulmamaları gerekir. Vergi Usul Kanununun 344 ve 345. Maddeleri yanında Borçlar Kanununun 41. Ve 50. Maddelerine göre davalılar haksız fiilin müeyyidelerinden fer'ileri olan cezalarla birlikte sorumludurlar. Tüzel kişiler gerçek kişiler tarafından temsil edilir. İşlemler gerçek kişiler tarafından yürütülür ve haksız fiilden şirket adına işlem yapan gerçek kişilerde sorumludur..." gerekçesiyle kısmen direnme kararı verilerek; "...1. Bozma kararının 2.b maddesine uyulmasına, 2. Bozma kararının diğer hükümlerine karşı önceki kararda direnilmesine, davanın kısmen kabulüne, 3. 334.553,05 TL hazine zararının müteselsilen davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, asıl alacak 24.388,00 TL ye 01.05.2006 dan itibaren yasal faiz uygulanmasına fazla talebin reddine, 4. Dava dışı müşterek ve müteselsil sorumlu Mardak Anonim Şti'den tahsilde tekerrüre yol açılmamasına, ..." E. Dairenin Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/05/2015 gün, 2013/4-2220 esas ve 2015/1336 karar sayılı ilamıyla yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak, tarafların esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, bu karara karşı taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine de karar düzeltme istemleri reddedilerek, dosya Dairemize gönderilmiştir. 3. Dairenin 02.12.2019 tarih ve 2019/212 Esas, 2019/5726 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosyanın yapılan incelemesinde; davalılar vekili Avukat ...’un 02/10/2018 tarihli dilekçesi ile davalıların 7143 sayılı Kanun'dan faydalanmak için başvuruda bulunduklarını ve buna istinaden borcun yapılandırıldığını ve tespit edilen bedelin idareye ödenerek borcun sona erdiğini belirttiği görülmüştür. Dilekçe ekinde bulunan Akyurt Mal Müdürlüğünün 28/09/2018 tarihli yazısından ise ... Ahşap Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin yeminli mali müşaviri ...’nun şirketin 1996/06-07-10 ve 12 dönem KDV iadesi işleminin incelenmesi sonucu 7143 sayılı Kanun’dan yararlanarak tahakkuk eden borcunu 27/09/2018 tarihinde ödediği ve ilgili dönem tarhiyatı için ödenmemiş borcu bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Şu halde; yargılama devam ederken davalılarca talebe konu borcun 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı ve borcun kapatıldığı iddia edildiğine göre, ilgili Kanun ile Akyurt Mal Müdürlüğünün 28/09/2018 tarihli yazısı birlikte değerlendirilerek, davaya konu borcun sona erip ermediğinin gerekirse bilirkişi incelemesi de yapılarak tespitinin ardından, dosya kapsamına göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. ..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararıyla, "... mahkememizce davanın kısmen kabulü ile ilgili 15.02.2011 tarihli hüküm deracattan geçerek kesinleşmiş olduğundan kısmen kabule konu miktar yeniden hüküm konusu yapılmamış, toplanan deliller ve gerek Özel Daire, gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurul ilamı dikkate alınarak bozma ilamı sonrası yapılan inceleme ve celp edilen kayıtlar sonucu, talebe konu borcun 7143 sayılı Kanun kapsamında davalılardan ... tarafından yapılandırılarak ödenmiş olduğu, davacının davalılar nezdinde herhangi bir alacağının kalmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, davanın açılmasına davalılar sebebiyet verdiğinden ve davaya konu borç yargılama sırasında ödenmiş olduğundan davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalıların sorumlu turulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken bu durum gözetilmeden verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların haksız yere almış oldukları vergi iade bedeli ile vergi cezası ve gecikme faizinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yapılandırılması ve Diğre Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin ilk fıkrasına göre; davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." Yine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinde “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz” hükmü yer almaktadır. Somut olayda; davaya konu alacak davanın açılmasından sonra 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılma suretiyle ödenmiş ve davacı alacağı sona erdiğine göre mahkemece, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi ve davacının davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından davacı lehine yargılama gideri ve HMK'nın 326. maddesi gereği yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti de takdir edilmemesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3. Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, bozma nedenine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.