Başvuru, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında; usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; duruşma hâkiminin yargılama sırasındaki tavırları nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında; usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; duruşma hâkiminin yargılama sırasındakitavırları nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ile 20/8/1990 tarihinde imzalanan anlaşma çerçevesinde yürütülen proje kapsamında yapımı kararlaştırılan Polatlı 150 yataklı Devlet Hastanesi inşaatı işi, Sağlık Bakanlığı tarafından 10/12/1993 tarihinde başvurucuya ait Cemal Bayseferoğulları İnş. Taah. Dış Ticaret Şirketine ihale edilmiş, taraflar arasında Ankara Noterliğinde 10/1/1994 tarihinde sözleşme düzenlenmiştir. İnşaat yapım işi 9/5/1994 tarihinde yer teslimi yapılmak suretiyle başlamış, 15/3/1999 tarihinde tamamlanarak 20/11/2000 tarihinde kesin kabul yapılmıştır. Sözleşme kapsamında hakediş ödemelerinde yaşanan aksaklık nedeniyle taraflar arasında 5/3/2004 tarihli "İhtilafın Sulh Yoluyla Halline İlişkin Müzakere ve Ön Anlaşma Tutanağı" (sulhname)başlıklı sözleşme düzenlenmiş, başvurucuya 000 TL ödenmesine, tarafların karşılıklı olarak sözleşme kapsamında ulusal ve uluslararası merciler nezdinde her türlü talep, takip ve dava hakkından feragat etmiş sayılmalarına karar verilmiştir. Sulhname ile ilgili olarak Danıştaydan görüş istenmiş; Danıştay Birinci Dairesinin 9/6/2004 tarihli kararında, Sağlık Bakanlığına gönderilen onaylı kesin hakediş raporunda yer alan tutarın yükleniciye ödenip ödenmeyeceği hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığı, idarelerin kanunla kendilerine tevdi edilmiş görevlerini yerine getirmek üzere yetki ve sorumlulukları altında yapacakları icrai işlemler hakkında görüş bildirilmesi hususunu kapsamayan istemin incelenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun alacağının 000 TL'lik kısmı 20/4/2005 ve 1/8/2005 tarihlerinde ayrı ayrı, 000 TL'lik kısmı ise 19/1/2006 tarihinde ödenmiştir. Başvurucu 25/8/2009 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı davada, kesin hakediş parasının geç ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını, biriken borçlarını tasfiye edemediğini, borçlar nedeniyle acz içinde olduğunu, aynı iş nedeniyle Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/202 sayılı dosyasında zararın tespit edildiğini ancak davada taleple bağlı kalınarak hüküm tesis edildiğini, Asliye Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda sulhnamenin geçersiz kabul edilmesi hâlinde tespit edilmiş olan alacak miktarına göre 209,56 TL alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14/6/2011 tarihli ıslah dilekçesinde sulhnameyle belirlenen ödemenin yaklaşık 20 ayda yapılmış olması ve maruz kaldığı hacizler nedeniyle munzam zarara uğradığını belirterek dava dilekçesinde talep edilen alacağın munzam zarar olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 13/3/2012 tarihli kararında, hakedişlerle ilgili olarak 7/5/2004 tarihinde düzenlenen sulhname ile davacının davalıya 000 TL + KDV ödeyeceği belirtilerek tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiklerini, davalının sulhname kapsamında üstlendiği edimini 20/4/2005, 1/8/2005 ve 19/1/2006 tarihlerinde yerine getirdiğini, davacının ödemeler sırasında evvelce işleyen faizlere yönelik ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, dolayısıyla 19/1/2006 tarihinde yapılan son ödeme ile sulhname kapsamında davalının sorumluluğunun sona erdiğini, tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibra etmeleri nedeniyle davacının, faizle karşılanamayan zararlarını, munzam zarar olarak talep etmesinin sulhnameye aykırı olduğunu, ayrıca davacı vekili 16/2/2012 tarihli celsede, davacı hakkında yürütülen 130 adet icra takip dosyasındaki borcun davalının geç ödemesinden kaynaklandığını iddia etmişse de bu iddianın dikkate alınmasının sulhnameye göre mümkün olmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/12/2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 5/6/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı 22/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 12/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.