T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1491 - 2026/219 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1491 KARAR NO : 2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 NUMARASI : 2023/291 Esas - 2025/682 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13/02/2026 Mahalli mahkemesince verile…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1491 - 2026/219 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1491 KARAR NO : 2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 NUMARASI : 2023/291 Esas - 2025/682 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 27/04/2016 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalı şirkete ZMMS ile sigortalı aracın karıştığı kaza neticesinde yaralandığını, maluliyetinin meydana geldiğini, zararlarından davalının sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine 11.540,00 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin zararını karşılamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 30,00 TL kalıcı iş göremezlik, 30,00 TL geçici iş göremezlik, 20,00 TL tedavi gider, 20,00 TL bakıcı gideri alacağının kaza tarihi itibari ile olmazsa davalının ödeme yaptığı tarih itibari ile işlemiş avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile geçici iş görmezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri talebini toplam 17.082,64 TL'ye, kalıcı iş görmezlik tazminatı talebini ise 257.523,03TL'ye artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının yaptığı başvuru üzerine 06/03/2016 tarihinde 11.548,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye tazminatın tespitinde ödeme tarihi olan 06/03/2017 tarihindeki verilerin dikkate alınması gerektiğini, davacının trafik kazası sebebiyle meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, davacıya ödeme yapılırken %100 kusur ve %4 maluliyetin kabul edildiğini, aracın özel olması nedeniyle yasal faiz istenebileceğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...'nin kullanımındaki ... plaka sayılı aracın tek taraflı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, davacının yolcu olarak bulunduğu araç için ZMMS poliçesi düzenleyen davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde meydana gelen maddi zarardan sorumlu olduğu, 05/12/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre ... plakalı davalı yana sigortalı araç sürücüsü ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/d ve 52/a-b maddelerin belirtilen kuralları ihlal etmesinin yanında dikkatsizliği ve tedbirsizliği de söz konusu olduğundan olayda %100 oranında kusurluğu olduğu, davacı ...'ın davalıya sigortalı ... plakalı araçta yolcu olarak bulunmasıyla olaya ve hasarının artmasına etkisinin olmaması nedeniyle olayda kusurunun bulunmadığı, Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nun 08/05/2025 tarihli raporuna göre davacının trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle tüm vücut engellilik oranı %4, iyileşme (iş göremezlik) süresi 4 aya kadar uzayacak, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmayacak ve iyileşme süresi 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabilecek derecede yaralandığı, 15/08/2025 tarihli aktüer bilirkişi ikinci ek raporuna göre davacının sürekli iş görmezlik zararının 17.356,70 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ödenen 11.548,00 TL'nin (geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri tazminatı hariç), rapor tarihi itibariyle davalı şirketin ödemesinin güncel tutarının mahsubu sonucunda davacının bakiye sürekli iş görmezlik zararının 211.155,90 TL olduğu, davacının 4 aylık geçici iş görmezlik zararının ise 4.709,84 TL olduğu, davacının 1 aylık geçici bakıcı gideri zararının 1.647,00TL olduğu, davacının toplam zararının bakiye poliçe limiti dahilinde kaldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, 211.155,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.709,84 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.647,00 TL bakıcı gideri tazminatı, 5.784,80 TL tedavi giderinin 06/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 4.941,00 TL'lik bakıcı gideri tazminatı ile 46.367,13 TL'lik sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında belirtildiği üzere çalışma gücünün azalması yahut yitirilmesinin tespitine esas alınacak yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tespiti yapılması gerekirken Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından meslekte kazanma gücüne göre maluliyet tespiti yapıldığını, mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kararına aykırı olarak işlem yapıldığını, hesaplamanın güncel verilere göre yapılması gerektiğini, kararda uygulanan faiz cinsinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun yerleşik yargısal kararlara uygun olmadığını, müvekkilinin maluliyetinin tespitinde özürlülük ölçütü yönetmeliğinin esas alındığını, oysa ki çalışma ve meslekte kazanma gücü yönetmeliğinin dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda müvekkilin gelirinin çok düşük alındığını, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinden yapılan indirimlerin yasaya aykırı olduğunu, tedavi giderlerinin çok düşük hesaplandığını, sigorta şirketi tarafından dava açılmadan evvel yapılan ödemenin güncellenerek düşülmesi nedeniyle mükerrer indirime sebebiyet verildiğini, müvekkilin maluliyetinin çok düşük hesaplandığını 2022 yılı asgari ücret verileri esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirket tarafından ödeme tarihi itibariyle doğru veriler kullanılmak suretiyle hesaplama yapılarak davacının tüm zararının karşılandığını, borcun ödeme sebebiyle sona erdiğini, ödeme tarihinde mevcut yasalar ve içtihatlar çerçevesinde yapılan ödemeden sonra yasa veya içtihat değişikliği nedeniyle ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek açılan davanın sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını, ödeme tarihindeki verilerle hesaplama yapıldığında zarar ile ödeme arasında fark söz konusu olduğunda fahiş fark olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hangi yöntemin esas alındığının anlaşılamadığını, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, ev hanımı olan davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığını, tazminat hesaplamasında AGİ hariç net asgari ücretin dikkate alınması gerektiğini, brüt asgari ücretten bakıcı gideri hesaplanmasının hatalı olduğunu, sigortalı araçta hatır için taşınan davacı yararına hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 27/04/ 2016 günü saat 07:10 sularında dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki davalı şirkete sigortalı ... plakalı araç ile Çerkeş ilçesi istikametinden Gerede ilçesi istikametine seyir halindeyken Bedil mevkine geldiğinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip, gidişe göre yolun sağından çıkıp sağ tarafta bulunan menfez başına çarpması sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce 11.540,00 TL ödeme yapılmasına rağmen davacının ödemenin yeterli olmadığı iddiasıyla sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri alacaklarının ödetilmesi istemiyle eldeki maddi tazminat talepli davayı açtığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yer alan kusura ilişkin bilirkişi raporundan; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, sigortalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından Dairemizin 22/03/2023 tarih ve 2022/685 Esas, 2023/435 Karar sayılı kaldırma kararından sonra ;davacının kazaya bağlı maluliyet durumunun tespiti için Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporu ile Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi Üst Kurulu'ndan davacının muayenesi de yapılmak suretiyle maluliyet oranı ile bakıcı ihtiyacının olup olmadığının tespiti için alınan 01/01/2024 tarihli raporda; davacı ...’ın 27/04/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre kişinin tüm vücut engellilik oranının %4 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, kişinin başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde bir ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği mütalaa olunmuştur. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda kaza 27/04/2016 tarihinde gerçekleştiğinden, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerini dikkate alarak maluliyet tespiti yapan Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davacının kazadan kaynaklı maddi zararlarının hesaplanması için aktüer bilirkişi raporu alınmış olup; TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınıp, Progresif Rant Yöntemine göre, öncelikle ödeme tarihinde (06/03/2017) geçerli olan veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamada, ödemenin yeterli olmadığının tespiti üzerine rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılıp, hesaplanan tutardan davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme güncellenmek suretiyle tenzil edilerek ödenecek tutarların tespit edilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf dilekçesinde, davacının sigortalı araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, def'ilerin cevap dilekçesini ibraz süresi olan iki haftalık süre içinde ileri sürülmesi gerektiğinden (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2019/818 Esas, 2019/9417 Kararı), hatır taşımasına ilişkin def'inin yasal süre içerisinde ileri sürülmemesi nedeniyle, davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 15.253,46TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.815,00TL harcın mahsubu ile bakiye 11.438,46TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.