8. Hukuk Dairesi 2021/4934 E. , 2021/9542 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Batı Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında Ankara Batı Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünül…
**8. Hukuk Dairesi 2021/4934 E. , 2021/9542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Batı Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında Ankara Batı Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 409 parsel sayılı 36.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 120 ada 48 parsel numarasıyla 28.570,28 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... , uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazın yüzölçümünün azaldığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 102 ada 48 parsel sayılı taşınmazın aynen yenileme kadastrosu tespitleri gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine hükmedilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyleki; uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.