3. Hukuk Dairesi 2016/6291 E. , 2016/9622 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalının kızı …
**3. Hukuk Dairesi 2016/6291 E. , 2016/9622 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalının kızı olup,...Fakültesi'nde eğitimine devam ettiğini, yatılı olarak yurtta kaldığını, yurt ücreti olarak 750,00 TL ücret ödediğini, davacının anne ve babasının boşanma aşamasında olduğunu davalı tarafından müvekkiline hiçbir yardım yapılmadığını ileri sürerek 1.000,00 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, talep edilen nafaka miktarını kabul etmediklerini, müvekkilinin iki tane çocuğu olduğunu, diğer çocuğun özel okula gittiğini, müvekkilinin giderlere yardımcı olmadığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, yardım nafakası talebinin fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, dava tarihinden itibaren aylık 800,00 TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 328/1.maddesinde “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır. TMK.nun 364.maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Aynı Kanunun 365/2.maddesinde de; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemesi yer almıştır. .../... -2- Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 gün ve ... sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Dosyanın incelenmesinden, mahkemece yaptırılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre, davalı babanın işsiz olduğu, kendisine kardeşinin baktığı, davalının annesinin ise aylık 2.030 TL gelirini bulunduğu anlaşılmıştır. Ne var ki; davalı hakkındaki ekonomik durum araştırması objektif ve tarafsız olmayıp, davalıdan alınan beyana göre düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının kendi beyanları olmaksızın ,objektif olarak ve etraflıca araştırılarak tespit edilmesinden sonra, bu ekonomik ve sosyal durumlar, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu ve davacının giderleri değerlendirilerek ve hakkaniyet ilkesi (TMK 4.maddesi) de gözetilerek; uygun bir yardım nafakasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...