(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3897 E. , 2009/4172 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.04.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek g…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3897 E. , 2009/4172 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.04.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 28.04.2006 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydı ile maliki bulunduğu taşınmaza komşu taşınmaz sahibi olan davalının sınır boyunca diktiği ağaçların dal ve yapraklarının kendi taşınmazındaki zirai mahsullere zarar verdiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesini, ağaçların kal'ini ve 1000 TL. tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporlarına itibar edilerek davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir ve 11.04.2008 tarihinde açılmıştır. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı hükmen tescil kararı ile edindiği tapu kaydına dayanmış olup, davalının taşınmazı ise, zilyetliğe dayalı olarak tasarruf edilmekte iken taşınmazların bulunduğu Karaoğlu Köyünde kadastro tespit çalışmalarının başladığı ve davacıya ait taşınmazın 101 ada 40, davalıya ait taşınmazın ise 101 ada 42 parsel numarası ile 25.10.2007 tarihinde kadastro tespitlerinin yapılarak 06.08.2008 ila 04.09.2008 tarihleri arasındaki ilan süresinden sonra 05.09.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Oysa, kadastro tespiti yapıldıktan sonra ancak kesinleşmeden önce genel mahkemeye açılan eldeki bu dava sebebiyle tesbitin kesinleştiğinin kabulü olanaksızdır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 27. maddesine göre mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalarda, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte genel mahkemenin görevi sona erdiğinden, dava dosyasının kadastro mahkemesine devredilmesi gerekir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiğinden mahkemece dava konusu yerleri kapsar biçimde kadastro tutanaklarının düzenlendiği ve bu nedenle görevinin sona erdiği dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmek suretiyle davanın görevli kadastro mahkemesine devredilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verilDi.