9. Ceza Dairesi 2023/9776 E. , 2023/7025 K. SAYISI : 2023/523 E., 2023/710 K. KATILANLAR : ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin b…
**9. Ceza Dairesi 2023/9776 E. , 2023/7025 K.** **"İçtihat Metni"** SAYISI : 2023/523 E., 2023/710 K. KATILANLAR : ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli ve 2022/636 Esas, 2023/27 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2023/523 Esas, 2023/710 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın işlemiş olduğu suçlar nedeniyle üst hadden cezalandırılması gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Eksik inceleme ile hükümler kurulduğuna, sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, dosyada sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, mağdur beyanlarının çelişkili olduğuna ve takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkindir. C. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın atılı suçlardan üst hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "...Ceza hukukunun temel gayesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Kamu davası açılması için CMK'nun 170/2 maddesinde belirtildiği üzere suçun işlendiği hususunda yeterli şüphenin varlığı aranmakta ise de mahkumiyet kararı verilebilmesi için suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda somut olay ele alındığında; sanığın inkara yönelik savunması, mağdurun oluşa uygun beyanı, tanık beyanları, adli raporlar başta olmak üzere tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama neticesinde; "Mağdur ...'ın zihinsel engelli olduğu, mağdurun sanık ...'ı vefat eden babasının arkadaşı olmasından dolayı tanıdığı, ancak aralarında bir samimiyetin söz konusu olmadığı, Olay günü olan 01/05/2021 tarihinde mağdurun 14:00 sıralarında gezmek için evden ayrıldığı, bu sırada sanığın çok alkollü olduğu, akabinde sanığın 15:30 sıralarında tanık ...'ün evine gittiği, sanığın çok alkollü olduğunu gören ...'ün, sanığı 35 ... ... plakalı motosikletinin arkasına bindirirerek evine bıraktığı, sanık eve girdikten yaklaşık 10 dakika kadar sonra mağdurun sanığın ikameti istikametine doğru yayan şekilde tek başına yürüdüğü, mağdur sanığa ait ikamet önüne geldiğinde sanığın mağdura eve bir kadın geleceğini söyleyip çay içmek için eve davet ettiği, akabinde mağdura 'seni öldürürüm' şeklinde tehditte bulunduğu, mağdurun da korkarak sanığın evine girdiği, girişin sol tarafında kalan odaya geçtikleri, sanığın kadın gelecek diye mağduru yaklaşık 2 saat kadar evde beklettiği, akabinde sanığın mağdurdan soyunmasını istediği, mağdurun da korktuğu için soyunduğu, sanığın mağdura anal bölgesine sürmesi için sıvı madde verdiği, sonrasında mağdurdan arkası dönük olacak biçimde yatağa eğilmesini istediği, devamında sanığın anal yoldan organ sokmak suretiyle mağdura cinsel saldırıda bulunduğu, yine sanığın mağdura kucağına oturmasını söyleyerek bu şekilde anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, mağdurun korkup eve gitmek istemesi üzerine 'bugün buradasın, eve gitmek yok' diyerek izin vermediği, mağdur eve gitmek için ısrar edince yüzüne doğru vurduğu, mağdurun gözünde bulunan gözlüğün yere düşerek camının çerçeveden çıktığı, saanığın odadan ayrıldığı sırada mağdurun gözlük çerçevesini de alarak evden ayrıldığı, saat 17:54 sıralarında mağdurun kafasında şapkası olmadan, ayakkabılarının topuklarına basar vaziyette sanığın ikameti istikametinden ayrıldığının görüldüğü, Olayın gerçekleştiği zaman zarfında mağdurun annesi ve abisinin mağduru aradığı, daha sonrasında mağdurun panik ve korku içinde eve geldiği, annesine sanığın kendisini çay içmek için evine çağırdığını ve evde cinsel saldırıda bulunduğunu söylemesi üzerine müracaatta bulundukları, Mağdur ...'ın Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından 18/06/2021 tarihinde tanzim edilen raporunda, maruz kaldığı eylemle ilgili beyanlarına itibar edilebilir olduğunun, nitelikli cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını kısmen anlayebileceğinin, ruhsal açıdan kendisini savunamayacak biçimde olduğunun, beden bakımından kendisini savunabilir olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu'nun 27/10/2021 tarihli ve 3263 karar sayılı raporu ile; mağdur ...’da Hafif-Orta Derecede Zeka Geriliği saptandığı, dava dosyasının incelenmesinde kendisinde saptanmış olan ve hayatının ilk yıllarından başlayıp ömrü boyunca sürecek olan bu zeka geriliğinin mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmadığı, bu zeka geriliğinin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemet etmesine mani olacak mahiyet ve derecede olduğu, yine kişinin yapılan nörolojik muayenesinde tespit edilen nörolojik defisitin de mağduru bulunduğu fiile bedensel yönden mukavemet etmesine mani olacak mahiyet ve derecede bulunduğu, dolayısıyla; ...’ın 01/05/2021 tarihinde mağduru bulunduğu olayda, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal ve bedensel yönden mukavemete muktedir olamayacağı, kendisinde mevcut zeka geriliği, konuşma bozukluğu ve nörolojik tablo birlikte değerlendirildiğinde durumunun hekim olmayanlarca anlaşılabileceği, beyanlarına ana hatları ile itibar edilebileceğinin mütalaa edildiği hususları sabit olup tüm bu hususlar mahkememizin kabulüdür. Tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama neticesinde sanık savunmaları ve mağdur beyanları değerlendirildiğinde; olay günü alkollü olduğunu, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, mağdurun kendisiyle ilgili neden bu şekilde beyanda bulunduğunu bilmediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirterek inkara yönelik savunma yaptığı görülmüş olup, tanık beyanları, kamera görüntüleri, mağdurun oluşa uygun beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla mahkememizce itibar edilmemiştir. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının mezkur iddianamesi ile sanık hakkında mağdura yönelik eylemleri nedeniyle TCK'nın 102/2, 102/3-a, 109/2 ve 109/3-f.3 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, mahkememizce yapılan ilk yargılama sonucunda sanığın cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise beraatine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Ceza Dairesinin 2022/265 Esas ve 2022/361 Karar sayılı ilamı ile; '... Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 18.06.2021 tarihli raporda mağdurun "maruz kaldığı eylemle ilgili beyanlarına itibar edilebileceği, nitelikli cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını kısmen anlayabileceği, ruhsal açıdan kendini savunamayacağı, beden açısından kendini savunabileceği' belirtilmiş ise de; anılan raporun içeriği itibarıyla yetersiz olduğu gözetilerek mağdurenin dava dosyasıyla birlikte Adli Tıp Kurumuna sevkiyle mevcut akıl zayıflığının hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar veya kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, eyleme ruhsal yönden mukavemete muktedir olup olmadığı, beden veya ruh bakımından kendisini savunup savunamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra sanık hakkında TCK'nın 102/3-a maddesinin tatbiki gerekip gerekmediği, Ayrıca aldırılacak raporun sonucuna göre; sanığın mağduru eve götürdüğü ve burada geçen süre göz önüne alınarak eylemin cinsel saldırı eylemi ile sınırlı kalmadığı da göz önüne alınarak sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşup oluşmadığının ve hukuki durumunun tartışılmaması hukuka aykırı olmakla.. 'denilerek bozma kararı verildiği ve dosyanın mahkememize iade edilerek yukarıda sayısı yazılı sırasına kaydının yapılarak, istinaf ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda; A. SANIĞIN ÜZERİNE ATILI CİNSEL SALDIRI SUÇU YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME DE; Cinsel saldırı suçu TCK'nın 102.maddesinde düzenlenmiştir. TCK'nın 102/1 maddesinde cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiştir. Buna göre; cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâli cinsel saldırı suçunun basit halini oluşturmaktadır. TCK'nın 102/2 maddesinde ise; mağdura karşı organ sokmak suretiyle cinsel saldırı suçunun işlenmesi cinsel saldırı suçunun daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Bu bağlamda somut olay ele alındığında; sanığın mağduru zorla evine alıp anal yoldan zorla cinsel ilişkiye girdiği hususu anlaşılmakla organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları somut olayda oluşmakla; sanığın nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği sabit bulunmakla TCK'nın 102/2 maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiştir. -TCK'nın 102/3-a maddesinin (daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hal) değerlendirilmesi: TCK'nın 102/3-a maddesinde cinsel saldırı suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi cezayı artıran bir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Somut olay bu nitelik hal bağlamında ele alındığında; Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu'nun 27/10/2021 tarihli ve 3263 karar sayılı raporu ile; Mağdur ...'ın suç tarihinde maruz kaldığı fiile ruhsal ve bedensel yönden mukavemete muktedir olamayacağı belirtildiğinden sanık hakkında söz konusu artırım nedeni tatbik edilmiştir. -TCK'nun 62.maddesinin (takdiri indirim nedenleri) değerlendirilmesi: TCK'nın "takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62. maddesinde; indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri örnekseme yoluyla sayılmıştır. Bu doğrultuda sanığın sabıkalı geçmişi ve suça meyilli olduğu nazara alınarak hakkında TCK'nın 62. maddesi tatbik edilmemiştir. - Cezalandırmada alt sınırdan uzaklaşılmama gerekçesi: Yapılan yargılama neticesinde; sanığın suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi ve sosyal durumu, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik nazara alınarak takdiren alt sınırdan cezalandırılması yoluna gidilmiştir. B. SANIĞIN ÜZERİNE ATILI KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇU YÖNÜNDEN; 5237 sayılı TCK’nun “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109. maddesinde; Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişinin cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanması; eylemin çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi ve eylemin cinsel amaçla işlenmesi halinde, verilecek olan cezadan arttırım yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir. Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ya da kısıtlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de; “bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir” şeklinde belirtilmiştir. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir. Serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metninden ve ruhundan da anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Bu görüş öğretide (Erman-Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İst-1994, s.130, ... Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İst-1994, s.31; ... Tezcan - ... Ruhan Erdem - ... Önok, Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Ankara-2008, s.363 vd.; ... ... Artuk, ... Gökcen, A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara-2009, cilt:3, s.2830 vd.; ... Gülşen, Hürriyeti Tahdit Suçları, Ankara-2002, s.87) ve yargısal kararlarda da (CGK’nun 29.06.2010 gün ve 110-161, 23.01.2007 gün ve 275-9, 03.12.2002 gün ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay ele alındığında; sanığın mağdura karşı cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdikten sonra mağdurun evden ayrılmak istediği ancak sanığın "bugün buradasın, eve gitmek yok" diyerek izin vermediği, mağdur eve gitmek için ısrar edince yüzüne doğru vurduğu, mağdurun gözünde bulunan gözlüğün yere düşerek camının çerçeveden çıktığı, sanığın odadan çıkması üzerine mağdurun evden kaçtığı, bu hali ile sanığın eyleminin cinsel saldırı suçunun icrası ile sınırlı olmadığı, sanığın cinsel saldırı eylemi sona erdikten sonra da mağdurun evden ayrılmasına izin vermeyerek mağdura karşı hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın TCK'nın 109/2 maddesi gereğince cezalandırılması yoluna gidilmiştir. -TCK'nın 109/3-f maddesinin (daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hal) değerlendirilmesi: TCK'nın 109/3-f maddesinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi cezayı artıran bir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Somut olay bu nitelik hal bağlamında ele alındığında; Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu'nun 27/10/2021 tarihli ve 3263 karar sayılı raporu ile; Mağdur ...'ın suç tarihinde maruz kaldığı fiile ruhsal ve bedensel yönden mukavemete muktedir olamayacağı belirtildiğinden sanık hakkında söz konusu artırım nedeni tatbik edilmiştir. -TCK'nın 109/5 yönünden değerlendirilme; Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şeklinin oluşması için kast yeterli iken, maddenin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için failin "cinsel amaçla" hareket etmesi, başka bir anlatımla kastın yanında bu saikin de gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu husus madde gerekçesinde de; “suçun cinsel amaçla işlenmesi, söz konusu suç açısından failin güttüğü amaç itibarıyla ayrı bir nitelikli unsur oluşturmaktadır" şeklinde belirtilmiştir. 5237 sayılı Kanunun 109/5. maddesindeki düzenlemede belirtilen cinsel amaçtan maksat, failin eylemi işlerken cinsel arzularını tatmin gayesi ile hareket etmesidir. Amaçlanan cinsel davranışın gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Bunun dışında fail cinsel amacını gerçekleştirmiş ise ayrıca bu fiillerden de sorumlu tutulacaktır. Nitekim öğretideki görüşler de bu yöndedir. (... ... - ... Tahsin Gökcan - ... Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 2. Bası, Ankara-2014, cilt:3, s.3753 vd; ... Özer Özbek - ... ... Kanbur - Koray ... - Pınar Bacaksız - İlker ..., Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Bası, Ankara, 2015, s. 417; Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Bası, Ankara, 2015, s. 403 vd) Failin iç dünyasını ilgilendiren cinsel amacın varlığı; olayın oluşum ve gelişimi, suçun işleniş şekli, olay sırasında failin söylediği sözler ve sergilediği davranışlar ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmelidir. Tüm bu anlatımlar ışığında; yukarıda da açıklandığı üzere sanığın eylemini cinsel amaçla işlediği anlaşılmakla sanık hakkında TCK'nın 109/5 maddesi tatbik edilmiştir. -TCK'nun 62.maddesinin (takdiri indirim nedenleri) değerlendirilmesi: TCK'nın "takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62. maddesinde; indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri örnekseme yoluyla sayılmıştır. Bu doğrultuda sanığın sabıkalı geçmişi ve suça meyilli olduğu nazara alınarak hakkında TCK'nın 62. maddesi tatbik edilmemiştir. - Cezalandırmada alt sınırdan uzaklaşılmama gerekçesi: Yapılan yargılama neticesinde; sanığın suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi ve sosyal durumu, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik nazara alınarak takdiren alt sınırdan cezalandırılması yoluna gidilmiştir." şeklindeki gerekçesiyle hükümler kurmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi gerektiğine ve taktiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. B. Sanık Müdafii Ve Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2023/523 Esas, 2023/710 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık ve mağdur vekilleri ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.