8. Ceza Dairesi 2022/1877 E. , 2024/3756 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/385 D.İş SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesine karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzenlenen Ereğli (…
**8. Ceza Dairesi 2022/1877 E. , 2024/3756 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/385 D.İş SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesine karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzenlenen Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2021 tarihli iddianamesinin, Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri gereği iadesine karar verildiği, Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.04.2022 tarihli ve 2021/29136 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB- 2022/58953 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB- 2022/58953 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddî gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere, Somut olayda Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesince, şüphelinin ifadesi alınmadan iddianame düzenlendiğinden bahisle, iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, nitekim Ereğli Sulh Ceza Hakimliğinin 05/12/2018 tarihli ve 2018/2864 değişik iş kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği, yakalama için makul bir süre beklenildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelilerin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı gözetilerek itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Mağdurun 26.06.2014 tarihinde Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatında, 16.05.2014 tarihinde kullanmakta olduğu hattını 0850 (...) (...) nolu hattan arayan bir bayan şahsın Odessacard üyeliğinin olduğunu, bu karta ilişkin 3.000,00 TL borcunun olduğunu söyleyerek kendisinden kredi kart bilgilerini istemesi üzerine verdiğini, kredi kartından 500,00 TL çekilmesi durumunda borcunun iptal edileceğini söylediğini, ancak ekstresinde de göründüğü gibi kartından 1.300,00 TL para çekildiğini beyanla şikayetçi olduğunu belirtmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında yapılan araştırmada, bahse konu kredi kartından 1.300,00 TL tutarında işlem gerçekleştiren işyerinin ...... Cep isimli bir işyeri olduğu, bu işyerinin ...... isimli bir şahsın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, Ali B. isimli şahıs hakkında Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2015 tarihli iddianamesi ile açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin 10.09.2018 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. 2. Ali B. isimli şahıs hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan verilen beraat kararının kesinleşmesinin ardından düzenlenen 15.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ile 81.\*\*\*.\*\*\*.204 IP adresinin 16.05.2014 tarihi 16.48 ile 17.21 saatleri arasında şüphelinin üzerine kayıtlı olduğunun tespiti üzerine Mahkemece şüpheli hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2021 tarihli iddianamesi ile şüpheli hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iddianame düzenlenmiş, Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri gereği iddianamenin sübuta etki edeceği mutlak delil toplanmadan düzenlendiği gerekçesi ile iadesine karar verilmiş, Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun'un "İddianamenin iadesi" başlıklı 174 üncü maddesi; "(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c) Ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. (2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. (3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. (4) Cumhuriyet Savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. (5) İade kararına karşı Cumhuriyet Savcısı itiraz edebilir." Şeklinde düzenlenmiştir. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. 5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir. Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkumiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. 5271 sayılı Kanun'da düzenlenen "İddianamenin iadesi" kurumu, uzun süren yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi ve davaların “tek celse”de bitirilebilmesini temin amacıyla getirilen yeniliklerden biridir. Bunun gerçekleştirilebilmesi, soruşturma safhasında mevcut tüm delillerin toplanmış olması ile mümkündür. İddianamenin iadesi kurumu, şüpheli/sanığın lekelenmeme haklarını etkin şekilde koruma altına almaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 36 ncı ve 38 inci ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddelerinin teminatı mahiyetindedir. İddianamedeki şekle ilişkin eksiklikler her zaman giderilebilir ancak eksik soruşturma sonucu yeterli suç şüphesi oluşturmayan delillerle kişilere sanık sıfatı yüklenmesi, yargılama sonucunda beraat etmiş olsalar dahi hak ihlaline sebebiyet vereceği göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde kanun koyucu suçun subutuna etkili olan bir delil toplanmadan dava açılmasını iade nedeni olarak kabul etmeyeceği aşikardır. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasa'nın 38 inci, 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin birinci fıkrasının doğal sonucudur. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; "Kamu davasının tek veya zorunlu olduğunda birbirini izleyen oturumlarda ve mümkünse bir günde sonuçlandırılmasını gerçekleştirebilmek amacıyla; iddianamenin, hukuken geçerli ve yeterli delillerin toplanmasından ve dava açma koşullarının gerçekleşmesinden sonra, tüm yönleriyle doğru ve eksiksiz olarak mahkemeye verilmesi gerekmektedir. Yeterli delil bulunmadan veya toplanmadan âdeta delilsiz davanın açılmış olması ve bunun sonucu olarak mahkemenin soruşturma yapmak zorunluluğunda kalacağının anlaşılması halinde iddianame iade edilecektir... Deliller kamu davası açmak için yeterli olsa bile, iddianamede bulunması gerekli diğer ve bir bakıma şekli sayılabilecek hususların yer almaması halinde de iade mümkündür..." 7188 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gerekçesinde ise; "Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme uygulamada hâkimler ve savcılar tarafından farklı yorumlanmaktadır. "Mutlak sayılan mevcut bir delil" ibaresi dikkate alındığında mahkemelerin iade yetkisinin çok sınırlı olduğu ve mutlak olmamakla birlikte suçun sübutuna etki edebilecek deliller toplanmadan açılan iddianamelerin iade edilemediği görülmektedir. Yargıtay içtihatları da bu yönde gelişmiştir. Bu itibarla, maddeyle yapılan değişiklikle suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerin toplanması sağlanmaktadır. Suçun sübutuna doğrudan etki edecek delil, olayın oluş şekline göre ceza muhakemesi hukuku çerçevesinde belirlenecektir." 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Ereğli (Konya) Sulh Ceza Hakimliğinin 05.12.2018 tarihli kararı ile şüpheli hakkında ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği ve bu kararın infazının makul bir süre beklendiği, ancak şüpheli yakalanamadığından ifadesinin alınamadığı anlaşılmakla, yerinde olmayan iddianamenin iadesi kararına karşı itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2021/385 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi.