7. Ceza Dairesi 2008/7671 E. , 2010/7531 K. MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğüne, 10 ay süreyle işyerinin kapatılmasına, aynı süre ile ticaretten men'ine, müsadereye ve ertelemeye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç tarihi olan 08.10.20…
**7. Ceza Dairesi 2008/7671 E. , 2010/7531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğüne, 10 ay süreyle işyerinin kapatılmasına, aynı süre ile ticaretten men'ine, müsadereye ve ertelemeye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç tarihi olan 08.10.2002 günü itibariyle, temyiz inceleme tarihinde, sanık yararına hükümler içeren 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi tamamlanmış bulunduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan maddeler uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, sanığın fiiline ilişkin suç tanımlamasının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiş bulunması nedeniyle, KHK hükmüyle getirilen suç unsurlarına ilişkin bu düzenleme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2.maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmadığından, atılı eylem 01.01.2009 tarihinde yürürlüğü giren 5237 sayılı TCK.nun 5 ve 2.maddeleri uyarınca suç olmaktan çıkarıldığı cihetle, el konulan eşya da suç konusu olmaktan çıktığından ve inceleme tarihinde söz konusu eşyanın bulundurulmasının da bizatihi suç olduğuna dair yasal bir düzenleme de olmadığından zapt olunan eşyanın sahibine İADESİNE, 31.05.2010 günü iade yönünden oyçokluğuyla, ortadan kaldırma yönünden oybirliğiyle karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Ceza Hukukunun amacının; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamunun sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek olduğu, hiçbir ceza yasasının, bu hedefe aykırı olarak düzenlendiğinin kabul edilemeyeceği ve yorumlanamayacağı açıktır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar, ceza ve güvenlik tedbirleri olup, 5237 sayılı TCK. Müsadereyi güvenlik tedbirleri bölümünde düzenlemiştir. Güvenlik tedbirinin, meydana gelen hukuka aykırılık nedeniyle kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, kişi hakkında ya da hukuka aykırılığın konusu veya bunun için hazırlanmış eşya hakkında uygulanabileceği, Güvenlik tedbiri ile fiil veya failden meydana gelebilecek muhtemel tehlikeleri önlemek, kişiyi yeniden topluma kazandırmak ve özellikle yeni bir suç işlenmesine karşı toplumu korumanın amaçlandığı, geleceğin hedeflendiği, Bir Güvenlik tedbiri olan müsadere ile eşyanın kişinin elinde bulunmasının yaratacağı tehlikeliliği bertaraf etmek, onda yaratacağı suç işleme potansiyelini yok etmek, yeni hukuka aykırılıkların önüne geçmek olduğu kabul edilmiştir. Ceza Hukuku araçlarından olan cezanın uygulanabilmesi için mutlak surette kanun ile tanımlanan bir suçun işlenmesi gerektiği halde, güvenlik tedbiri için bir hukuka aykırılığın yeterli olduğu, TCK.nun 54.maddesinde “suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan, eşya kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir” hükmüyle açıklığa kavuşturulduğu, Uzun çalışma, araştırma ve emek ile meydana getirilen markanın, hiçbir hak ve yetkisi bulunmayan kişilerce kullanılmasının haksız maddi, manevi menfaat elde etmeye yönelik olduğu, marka sahibinin ise bu eylemler sebebiyle müşteri, itibar, maddi kazanç gibi zarara uğradığı veya bu tehlikelerle karşı karşıya olduğu, tam bir hukuka aykırılığın oluştuğu, Taklit ürünlerin sınıfına göre toplumun mutlak tehlike ile karşı karşıya bırakıldığı, örneğin taklit ilaç nedeniyle kamu sağlığının, yedek parçalar sebebiyle trafik güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğü, bireylerin aldatıldığı, kalitesiz malların yüksek fiyatla satılmasıyla maddi kayba uğratıldığı, Fail yönünden ise; taklit malın kendisine iadesiyle güvenlik tedbirinin esas amacı olan ileride suç işlenmesini önlemek gayesinin gözardı edilerek adeta yeniden suç işlemeye teşvik edileceği, keza 28.2.2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5833 sayılı Yasa ile iadeye konu eşyanın üretimi, satışı, satışa arzının suç olarak kabul edildiği, dolayısıyla kamu güvenliği, kamu sağlığı ve genel ahlak açısından tehlike yaratan bu tür eşyanın müsaderesinin gerektiği, Tüm bu açıklamalar ile davanın ortadan kaldırılmasına dair karara katılmakla beraber, el konulan ve tescilli markanın taklidi olduğu sabit olan eşyanın müsaderesi yerine iadesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.