8. Ceza Dairesi 2023/3756 E. , 2024/226 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/315 E., 2015/991 K. SUÇ : Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu v
**8. Ceza Dairesi 2023/3756 E. , 2024/226 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/315 E., 2015/991 K. SUÇ : Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2014 tarihli iddianamesi ile, sanığın tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan cezalandırılması talep olunmuştur. 2. Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2015 tarihli kararı ile sanığın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. 3. İlgili kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 04.07.2023 tarihli kararı ile gerekçeli kararın sanık müdafiine tebliğinin sağlanması amacı ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAYLAR VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın yol kazı çalışmasındaki taşı gevşetmek amacıyla izinsiz olarak tehlikeli patlayıcı madde bulundurup kullandığı iddiasına ilişkindir. 2. 26.09.2013 tarihli olay yeri inceleme raporu ve aynı tarihli olay yeri görgü tespit, muhafaza altına alma ve imha tutanağında, olay yerinin fabrika işletme sahası içinde, meskun mahalde uzak ancak fabrika binasına yakın olduğu, kamuya açık olmayıp, giriş kapısında özel güvenlik teşkilatı bulunan bölgede olduğu, olay yerinden nonel kapsül tabir edilen iki farklı düzenek, bir adet uzatma kablosu, üzerinde fünye ve patlayıcı madde-gübre kalıntıları olan bir adet plastik boru, gri renkli kutu içerisinden çıkarıtılmış 150-200 gr ağırlığında yeşil renkli toz materyal ile aynı ağırlıkta gübre olduğu değerlendirilen maddenin elde edildiği, yol ve inşaat temel çalışmasında taşları parçalayarak kaldırmak için eğitimli patlatma uzmanı tarafından gaz basınçlı "protek teknik" isimli patlayıcı madde kullanıldığı bilgisinin alındığı, firma yetkililerinden alınan 7 adet patlayıcı maddesinin işçi boşaltılarak patlatılmadan imha edildiği bildirilmiştir. 3. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarının 26.02.2014 tarihli raporunda, inceleme konusu iki adet düzenek ve kabloda patlayıcı madde kalıntısına rastlanmadığı, toprakla karışık beyaz renkli granül maddenin üre olduğu, iki farklı kahverengi ve krem renkli maddenin ise amonyum nitrat olduğu, plastik boruda ise amonyum nitrat kalıntısının olduğu yazılıdır. 4. Torbalı Kaymakamlığının 12.10.2015 tarihli yazı cevabında, olay tarihinde patlatma yapmak için sanık ve temyiz dışı sanık ... tarafından yapılan herhangi bir izin talebinin olmadığı belirtilmiştir. 5. Kırlıoğlu Kimya ve Sanayi Ticaret Anonim şirketinin 04.09.2015 tarihli yazısında, suça konu maddenin, ...'e ait firmaya 28.05.2013 tarihli fatura ile 5 kg olarak satışını yaptıklarını, bu maddenin piroteknik maddeler sınıfında olduğu, patlayıcı madde kullanımının mümkün olmadığı şehir içi temel kazı vs. işlerde kullanıldığı, içinde bulunduğu maddenin genleşmesi ile kayanın kırılmasını sağlayıp kazı kolaylığı sağladığı bildirilmiş ve malzeme güvenlik bilgi formu ile Kırlıoğlu ve Ege Nitro faturaları ile Emniyet Genel Müdürlük yazı fotokopilerini yazı ekine eklediği görülmüştür. 6. Sanık savunmasında, protek teknik gazlı sistemle patlama yaptıklarını, ateşleyici yeterlilik belgesi olduğunu, fatura karşılığı aldığı maddeyi kullandığını, aldığı yerden izne gerek olmadığının söylendiğini beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 1. Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, sanık savunması, olay yeri inceleme raporu, kriminal rapor ve tüm dava dosyasına göre, çalışmış olduğu şantiyede yol kazı çalışması sırasında, yol yapım çalışmasına engel olan taşı gevşetmek amacıyla, içeriğinde üre ve amonyum nitrat maddeleri bulunan patlayıcı maddeyi bulundurmak ve kullanmak şeklinde gerçekleşen olayda, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, suça konu maddenin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesi kapsamında patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı madde niteliğinde veya üçüncü fıkrada belirtilen önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde olup olmadığı hususunda görüş alındıktan sonra üçüncü fıkra kapsamında olduğunun tespiti halinde, sanığın taş gevşetmek amacıyla satın aldığına dair savunması da göz önünde bulundurularak hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabule göre de; a. Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir zarar tehlikesi olmadan ya da korku, kaygı, panik yaratabilecek olaylardan uzak, güvenli bir ortamda yaşamaları amacıyla 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu kabul edilmiştir. Suçun mağduru, belirli bir kişi olmayıp tehlike altında bulunan ve zarar görme olasılığı olan çok sayıda kişidir. Bu suçun işlenmesiyle kişilerin sakin ve güvenli bir ortamda yaşama hakları ihlal edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında ve 26.09.2013 tarihli olay yeri inceleme raporunda, olay yerinin LA Şarap Fabrikası işletme sahasına içinde, fabrika binasına yakın ve meskun mahalden uzak olduğu, kamuya açık bir alan olmadığı, LA Şarap Fabrikasınca etrafı işaretlenen ve giriş kapısında özel güvenlik teşkilatı bulunan bir alanda bulunduğunun belirtilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen suçun, yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilemeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, isabetli bulunmamıştır. b) Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan " ... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış... " ibaresinin "... seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. c. Sanık hakkında verilen adli para cezasının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanun'la değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceği nazara alındığında, hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince infazı kısıtlar biçimde ihtarat yapılması hukuka uygun görülmemiştir. d. Sanığın, temyiz dışı diğer sanıkla birlikte eşit olarak sorumlu tutulduğu ve paylaştırıldığı zaman her bir sanık yönünden 20,00 TL'nin altında kalan yargılama giderinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, isabetli görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2015 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci ve 326 ncı maddelerinin son fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2024 tarihinde karar verildi.