Başvuru, aleyhine açılan davada koşulları bulunmadığı hâlde davacının cinsiyeti esas alınarak tazminata karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, aleyhine açılan davada koşulları bulunmadığı hâlde davacının cinsiyeti esas alınarak tazminata karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ile R.E. 2007 yılında resmî nikah olmadan birlikte yaşamaya başlamış, bu birliktelikten 2008 doğumluS. ve 2009 doğumlu N. adlı iki çocukları dünyaya gelmiştir. R.E. 27/12/2012 tarihli dilekçesinde; birtakım vaatlerde bulunması sebebiyle başvurucuyla gayriresmî olarak evlendiklerini, çocuk sahibi olmalarına rağmen resmî nikah yapmaya yanaşmaması ve kendisine yönelik kötü davranışlarda bulunması nedeniyle çocuklarını da alarak müşterek evden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek 000 TL manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 19/12/2012 tarihli kararla başvurucunun evlenme vaadiyle davacıyı birlikte yaşamaya ikna ettiği, bu birliktelikten iki çocuğun dünyaya geldiği, bu çocukları nüfusuna kaydettirmek için herhangi bir çaba göstermediği gibi hakaret ve şiddet içeren davranışlarıyla davacıyı evden ayrılmaya zorladığını kabul etmiştir. Mahkeme sabit gördüğü bu eylemlerinbir bütün olarak ahlaka aykırı fiil niteliğinde olduğu gerekçesiyle başvurucu aleyhine 000 TL manevi tazminata karar vermiştir. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 3/3/2014 tarihli kararla tarafların kusur durumları, davalının gayriresmî evlenme tarihindeki yaşı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile olayın gelişim süreci nazara alındığında davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fazla olduğuna işaret ederek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. İlk derece mahkemesi bozma kararına uymuş ve 18/6/2014 tarihinde önceki karardaki gerekçeyi tekrar ederek başvurucu aleyhine 000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/12/2014 tarihli onama kararı ile kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucuya 6/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir:"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." 4721 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.'' 4721 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. '' 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.''B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Ayrımcılık yasağı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, benzer durumdaki kişilere nesnel ve makul bir gerekçe olmaksızın faklı muamelede bulunulmasını ayırımcılık olarak kabul etmektedir (Zarb Adami/Malta, B. No: 17209/02, 20/6/2006, § 71; Burden/İngiltere [BD], B. No: 13378/05, 29/4/ 2008, § 60).