(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2009/2583 E. , 2009/9231 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde satış suretiyle ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 4159 ada 3 parselde paydaş olduklarını, taşınma…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2009/2583 E. , 2009/9231 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde satış suretiyle ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 4159 ada 3 parselde paydaş olduklarını, taşınmazın üzerinde bulunan bağımsız bölümleri anlaşarak taksim edemediklerini, bu nedenle taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesini satış bedelinin paylaştırılması sırasında fiili kullanım durumunun ve davalıların murisleri ile düzenlenen satış sözleşmesinin dikkate alınmasını istemiş, davalılar vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir.. Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki binaların taksiminin mümkün olmaması gerekçesi ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, satış bedelinin tapu kaydındaki ve veraset ilamındaki hisseleri oranında taraflara ödenmesine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa bunlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684. maddesi uyarınca arzın mütemmim cüzü (bütünleyici parçası) sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilmelidir. Bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatların ve arzın dava tarihi itibarıyla ayrı ayrı değerleri tesbit edilerek ve bu değerler toplanıp taşınmazın tüm değeri saptandıktan sonra bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibarıyla ne kadarının muhdesata, ne kadarının da arza isabet ettiği belirlenmelidir. Satış bedelinin dağıtımında, bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmelidir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden ..., ... ... ile davalıların miras bırakanı ... arasında düzenlenen Bursa Birinci Noterliğinin 10.10.1993 gün ve 35563 yevmiye numaralı "Düzenleme şeklinde Taahhütname"de 2/10 payın zemin kattaki dükkana isabet ettiği ve üç ay içerisinde kat mülkiyeti kurularak tapusunun verileceği,zemin kat malikinin üst katlarda hak iddia etmeyeceği belirtilmiş, ... ... ise 1/10 payını davacı ...’a 08.08.1994 de satmıştır. Yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda ise zemin kattaki 1 nolu bağımsız bölümün davacılar tarafından kiraya verildiği ve 1, 2, 3. normal kattaki ve terastaki dairelerin ise davalılar tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece Düzenleme şeklinde Taahhütname gözönünde tutularak bağımsız bölümlerin ve zemin değeri tek tek belirlenip ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının arza ne kadarının bağımsız bölümlere isabet ettiği saptanıp satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak bağımsız bölümlere isabet eden kısmın sadece bağımsız bölüm sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza isabet eden kısmın da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmesi için bilirkişiden ek rapor alınmadan eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 27.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.