12. Ceza Dairesi 2014/18074 E. , 2014/21880 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/12/2013 tarihli ve 2013/106924 soruşturma, 2013/79440 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/01/2014 tarihli ve 2014/245 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya inc
**12. Ceza Dairesi 2014/18074 E. , 2014/21880 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/12/2013 tarihli ve 2013/106924 soruşturma, 2013/79440 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/01/2014 tarihli ve 2014/245 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, şüphelinin üzerine atılı eylemin kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan olduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olduğu gerekçeleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/5. maddesinde yer alan "Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, dosya içerisinde mevcut 21/08/2013 tarihli kaza tespit tutanağına göre şüphelinin kullanıcısı olduğu ... plaka sayılı araç ile yol ayırma işaretleri ile kapatılmış olan yerden dönmek istediği esnada, İstanbul yönünden Samsun yönüne olağan yolundan ... plaka sayılı araç ile seyreden müştekinin kapatılmış yoldan önüne çıkan şüphelinin kullandığı araca çarpmamak için sağa doğru kaçmak isterken beton bariyerlere çarptığı, bu çarpma neticesinde müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yaşamını tehlikeye sokacak, altı derece kemik kırığı oluşacak ve duyu veya organlarından birini sürekli yitirmesine neden olacak şekilde yaralandığının Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 11/12/2013 tarihli ve 2013/23959 sayılı rapor ile tespit edilmiş olduğu hususları nazara alındığında, kazaya ilişkin bilirkişi raporunun aldırılarak müştekinin yaralanmasının niteliği gözetilerek şüphelinin kapalı olan yoldan geçmesi eyleminde manevi unsurun bilinçli taksir olduğu gözetilmeden kamu davası açılması gerekirken itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 04.07.2014 gün ve 94660652-105-06-5009-2014/13731/46198 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2014 gün ve 2014/264310 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay günü gündüz saat 07:15 sularında, açık havada, meskun mahal dışında, orta refüjle bölünmüş, ancak yolun diğer bölümündeki yol yapım ve onarım çalışması sebebiyle trafiğin, tek platformdan, dubalarla ayrılarak iki yönlü verildiği, buna ilişkin işaretlemerin yapıldığı ve gerekli levhaların konulduğu, 7 metre genişliğindeki, yüzeyi kuru, asfalt kaplama, eğimsiz, düz yolda sevk ve idaresindeki servis otobüsüyle seyir halinde bulunan şüpheli ...'in, yön levhalarına göre sağ şeridi takiben seyrini sürdürmesi gerekirken, dubalarla ayrılmış yolda sola dönmek için manevra yaptığı, bu esnada, karşı yönden idaresindeki otomobille seyreden mağdur Yusuf Seçgin'in, şerit ihlali yapan otobüse çarpmamak için sağa doğru manevra yaptığı esnada direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarındaki beton bariyerlere çarpması şeklinde gelişen ve mağdurun hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek vücutta hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (6.) derecede kemik kırığı meydana gelecek, duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda; dubalarla bölünmüş yolda, yön belirten trafik işaret levhalarına göre, sağa doğru seyrini sürdürmek zorunda olan şüphelinin, dubaları aşarak karşı yöndeki araçlara tahsis edilmiş yola girmesi suretiyle dönüş kurallarına riayet etmediği ve U dönüşünün yasak olduğu yerde dönüş yaptığı, eylemin bilinçli taksirle işlenip işlenmediği, bilinçli taksirin varlığı halinde, TCK'nın 89/5. maddesindeki düzenleme uyarınca, mağdurdaki yaralanmanın niteliği itibariyle suçla ilgili soruşturma ve kovuşturmanın şikayet şartına tabi olmadığı gözetilmeksizin, mağdurun şikayetçi olmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmakla, Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli ve 2014/245 Değişik iş sayılı Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.