11. Ceza Dairesi 2021/35251 E. , 2023/8572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/275 E. 2016/102 K. SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükt
**11. Ceza Dairesi 2021/35251 E. , 2023/8572 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/275 E. 2016/102 K. SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2014/275 Esas, 2016/102 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında; 1. Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 ve 40 ıncı maddeleri yollamasıyla 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3'er yıl 4'er ay hapis ve 20.000,00'er TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, 2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, ayrı ayrı beraatlerine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanıkların zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri sabit olduğundan cezalandırılmaları yerine verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 2.Katılanlar vekilinin temyiz isteği; şirket ortaklarından olan sanık ...'ın şirket yetkilisi olmadığına ve imza yetkisinin de bulunmadığına, sanıkların zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri sabit olduğundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; mahkûmiyet hükmünü temyiz ettiğine ilişkindir. 4.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; mahkûmiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, suça konu senedin gerçek olduğuna, delillerin takdirinde hata edildiğine, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ilişkindir. 5.Sanık ...'ın temyiz isteği; eksik incelemeye dayalı mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Mahkemece; sanıklardan ...'ın katılan şirketi temsile yetkili müdür olduğu suç tarihinde diğer sanıklarla birlikte hareket ederek şirketin ticari faaliyetleri ile hiçbir ilgisi olmayan bir hususta şirketi zarara uğratacak şekilde şirketi yükümlülük altına sokmak ve diğer sanıkları onların da bilgisi dahilinde hak sahibi göstermek suretiyle suça konu 01.02.2010 tanzim, 10.11.2011 vade tarihli, 250.000 TL bedelli ve 01.02.2010 tanzim, 01.12.2011 vade tarihli, 250.000 TL bedelli iki adet senedi kardeşi olan sanık ...'ı hak sahibi olarak gösterip düzenlediği, suça konu bu senetler dışında ayrıca iki adet 500.000'er TL'lik senetlerin de aynı şekilde düzenlendiği, suça konu senetlerin sanık ... tarafından sanık ...'ya ciro edildiği ve 10.11.2011 vade tarihli olanın ... 5. İcra Müdürlüğünün 2011/8510 Esas sayılı dosyasında 18.11.2011 tarihinde, 01.12.2011 vade tarihli olanın ise yine ... 5. İcra Müdürlüğünün 2011/9100 Esas sayılı dosyasında 15.12.2011 tarihinde tahsil için icraya konuldukları, bu şekilde sanıkların suça konu senetleri fikir ve eylem birliği içinde düzenleyip icraya koydukları ve eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan cezalandırılmalarına, her ne kadar resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmış ise de, senet düzenleyen şahsın yetkili olduğu, imzanın gerçek olduğu, sahte imzanın söz konusu olmadığı, bu haliyle senetler düzenlenmesinin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacağından beraatlerine karar verilmiştir. 2.Sanık ...'ın üzerine atılı suçlamaları tevilli olarak ikrar ettiği, diğer sanıkların kabul etmedikleri belirlenmiştir. 3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu senetlerin, hukuk dava ve icra takip dosyalarının örnekleri, kurumların cevabi yazıları, sanıkların nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur. IV. GEREKÇE A. Tacir Veya Şirket Yöneticisi Olan Ya Da Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 1.Tam bir işbirliği ve iştirak iradesiyle hareket eden sanıklardan katılan şirketin ortağı olan ...'ın, şirket adına düzenlediği ve kardeşi olan diğer sanık ...'ın alacaklı olarak göründüğü suça konu iki adet bonoyu, sanık ...'ın sanık ...'ya ciro etmesinden sonra bu sanık tarafından iki farklı tarihte katılan şirket aleyhine icra takibine konu etmekten ibaret eylemlerinin, bir kamu kurumu olan icra dairesi araç olarak kullanıldığı cihetle, zincirleme şekilde işlenen ve 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, vasıflandırmada hata sonucu aynı maddenin (h) bendinde düzenlenen tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan hükümler kurulması, aleyhe temyiz olmadığından ve anılan fıkralardaki ceza miktarları itibarıyla sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış; mahkûmiyet hükümlerinin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suçun vasfı ile yaptırımların eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'ın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 1.Mahkemece senet düzenleyen şahsın yetkili olduğu, imzanın gerçek olduğu, sahte imzanın söz konusu olmadığı, bu haliyle senetler düzenlenmesinin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacağı gerekçe gösterilerek beraat hükümleri kurulmuş ise de; sanık ... ile katılanlar ...ve ...'in diğer katılan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortakları ve müdürleri oldukları, şirketin ortaklar kurulunun 05.05.2010 tarihinde aldığı karar ile sanık ...'ın şirket müdürlüğünden azledilerek imza yetkisinin kaldırıldığı ve bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 13.05.2010 tarih ve 7563 sayılı nüshasında yayımlanarak tescil ve ilan edildiği, dolayısıyla sanık ...'ın müdürlük yetkisinden azledilerek artık şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı hâlde, tam bir işbirliği ve iştirak iradesiyle hareket eden sanıkların suça konu bonoları sahte olarak düzenledikten sonra iki farklı tarihte katılan şirket aleyhine icra takibine konu ettiklerinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sanıkların zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri sübut bulduğunun, ayrıca sanık ... katılan şirketin ortağı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde düzenlenen daha az cezayı gerektiren hâlin somut olayda uygulanma imkânı bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Kabule göre de; hükümler kurulurken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Tacir Veya Şirket Yöneticisi Olan Ya Da Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenlerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2014/275 Esas, 2016/102 Karar sayılı kararında sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştirilen hususlar dışında, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'ın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenlerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2014/275 Esas, 2016/102 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2023 tarihinde karar verildi.