19. Ceza Dairesi 2017/6382 E. , 2018/8575 K. "İçtihat Metni" Https://.....wordpress.com/2017/04/06/dr-tansu--kucukoncu-1-sahte-docent-hakan-murat-korkmazin-akademik-dergileri/ ve https://..... wordpress.com/category/akademik-bilimsel-danismanlik-adbm/ isimli web sitelerinde hakkında asılsız haberler yayınlanması sebebiyle ilgilisi ...’ın, anılan alan adlarının ve tüm iletişim sistemlerinin kapatılması talebinin reddine dair Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/05/2017 tarihli ve 2017/2615 d
**19. Ceza Dairesi 2017/6382 E. , 2018/8575 K.** **"İçtihat Metni"** Https://.....wordpress.com/2017/04/06/dr-tansu--kucukoncu-1-sahte-docent-hakan-murat-korkmazin-akademik-dergileri/ ve https://..... wordpress.com/category/akademik-bilimsel-danismanlik-adbm/ isimli web sitelerinde hakkında asılsız haberler yayınlanması sebebiyle ilgilisi ...’ın, anılan alan adlarının ve tüm iletişim sistemlerinin kapatılması talebinin reddine dair Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/05/2017 tarihli ve 2017/2615 değişik iş sayılı kararına karşı adı geçen tarafından yapılan itirazın kabulüne, söz konusu yayınlara ilişkin içeriğe erişimin engellenmesine dair Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/05/2017 tarihli ve 2017/2888 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 29/11/2017 gün ve 2017/10417 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2017 gün ve KYB - 2017 / 69043 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Daha önce yine ... tarafından http://scholaryaa.com/2016/05/17/ turkey-fake-joumals-fake-conferences isimli web sitesinde yayımlanan yazılarla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia eden ... vekilinin içeriğe erişimin engellenmesi talebinin reddine dair Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/06/2016 tarihli ve 2016/4217 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/07/2016 günlü ve 2016/4719 değişik iş sayılı kararı aleyhine Bakanlığımızın 20/12/2016 gün ve 94660652-105-34-12257-2016-Kyb sayılı yazısıyla kanun yararına bozma yoluna gidilmesi üzerine, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05.2017 tarihli ve 2017/710 esas, 2017/4575 karar sayılı ilâmında ayrıntılı olarak incelendiği, “… şikâyetçinin akademik geçmişine ve yazılarına ilişkin bilgi, yorum ve eleştirilere yer verildiği, bu iddialara dair açıklayıcı ve nesnel ek bilgiler de sunulduğu, bu nedenle yazının amacının daha çok şikâyetçinin bilimsel tezlerinin neden dikkate alınamaması gerektiğine yönelik olduğu, öte yandan yazılan eleştiride öne sürülen iddiaların tümünde, şikâyetçi hakkında sadece herkesçe bilinen ve sadece şikâyetçinin bilmesini istediği bilgilerin yer alması gerekmediği gibi, şikâyetçinin bilimsel yazıları hakkında gerçek olup olmadığı hususunda ilgililerinde dikkat, merak ve hatta şaşkınlık uyandıracak bilgilerin de paylaşılabileceği, eleştiriyi kaleme alan kişinin, şikâyetçi hakkındaki bilgileri ve fikirlerini aktarırken şikâyetçiyi veya onu tanıyan pek çok kişiyi şok edebilecek, kışkırtıcı bir takım ifadeler de kullanabileceği, tüm bu koşullar içinde yazıyı yazan kişinin ulusal ve uluslararası mevzuatta yazılı düşünce ve ifade özgürlüğü hakkını kullandığı tespit edildiğinden ve bu hakkı kullanırken başvuruya konu yazı içeriğinin şikâyetçinin kişilik haklarını ihlal etmediği kanaatine varılmakla…” şeklinde ortaya konulan gerekçeyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiş olduğu da gözöünde bulundurulduğunda; ilgilisi ...’ın, anılan alan adlarının ve tüm iletişim sistemlerinin kapatılması talebinin reddine dair Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/05/2017 tarihli ve 2017/2615 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığından, anılan karara karşı adı geçen tarafından yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde başvurucunun kişilik haklarının ihlâl edildiğinden bahisle, ilgilisinin erişimin engellenmesine yönelik bir talebi de olmadığı halde, söz konusu yayınlara ilişkin içeriğe erişimin engellenmesine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuranın, kendisi ve daha önceden yayınladığı dergilerin editörleri hakkında; "https://sahtedocentinprofesorleri.wordpress.com/2017/04/06/dr-tansu-kucukoncu-1-sahte-docent-hakan-murat-korkmazin-akademik-dergileri, " ve "https://sahtedocentinprofesorleri.wordpress.com/category/akademik-bilimsel- danismanlik-abdm/" internet URL adresleri üzerinde ... tarafından yazılan yazılarda kendisinden "sahte doçent" şeklindeki takma adla bahsedildiğini, uluslararası alanda çok ünlü bir bilimsel organizasyon şirketinin patronu olduğunu, ancak daha önceden paylaşımlarda bulunan şahısla aralarında geçen bir bir uyuşmazlığa dair ifade özgürlüğü kapsamında Dairemizce bir karar alındığını, şahsın bu karar üzerine kendisine yakıştırdığı "sahte doçent" ünvanını hemen her ortamda her paylaşımda kullandığını, bu şahsın FETÖ'cü olduğunu ve bu örgüt için çalışıp ulusal alanda iş yapmaya çalışan kendiis gibi iş adamlarının kişilik haklarını para karşılığında ihlal ettiğini beyan ederek, mahkemeden adı geçen URL adreslerine erişimin engellenmesini talep etmesi üzerine, Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hakimliğince, yapılan başvurunun, başvuranın dosyaya diploma veya onaylı suretini sunmadığı gibi daha önceden kullandığı iddia edilen doçent unvanını haksız yere kullanması nedeniyle hakkında var olan soruşturma dosyasından, şirket belgelerinden suretler sunduğundan bahisle reddedildiği, itiraz üzerine Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararda ise başvuran hakkında yapılan "sahte doçent" nitelemesinin paylaşımlarda sürekli kullanılmasının iddia edilemeyen bir takım isnatlarla beraber talepte bulunan kişinin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle adı geçen iki URL adresine erişimin engellenmesine karar verildiği görülmektedir. Kanun yararına bozma talebine esas alınan ve Dairemizin 15.05.2017 tarihli, 2017/710 E: - 2017/ 4575 K. Sayılı kararında; "...başvuruya konu makale eleştirisinde; şikayetçinin makalelerinden birisine karşı aynı akademik forum sitesinde, aynı dilde "ingilizce" bir yazı kaleme aldığı görülmektedir. Yazılan yazının aynı bilimsel makale ve eleştiri sitesinde bulunması, yazı içeriğinde şikayetçinin akademik geçmişine ve yazılarına dair bilgi, yorum ve eleştirilere yer verildiği, bu iddialara dair açıklayıcı ve nesnel ek bilgiler de sunulduğu, bu sebeple yazının amacının daha çok şikayetçinin bilimsel tezlerinin neden dikkate alınamaması gerektiğine yönelik olduğu, öte yandan yazılan eleştiride öne sürülen iddiaların tümünde, şikayetçi hakkında sadece herkesçe bilinen ve sadece şikayetçinin bilmesini istediği bilgilerin yer alması gerekmediği gibi, şikayetçinin bilimsel yazıları hakkında gerçek olup olmadığı hususunda ilgililerinde dikkat, merak ve hatta şaşkınlık uyandıracak bilgilerin de paylaşılabileceği, eleştiriyi kaleme alan kişinin, şikayetçi hakkındaki bilgileri ve fikirlerini aktarırken şikayetçiyi veya onu tanıyan pek çok kişiyi şok edebilecek, kışkırtıcı bir takım ifadeler de kullanabileceği, tüm bu koşullar içinde yazıyı yazan kişinin ulusal ve uluslararası mevzuatta yazılı düşünce ve ifade özgürlüğü hakkını kullandığı tespit edildiğinden ve bu hakkı kullanırken başvuruya konu yazı içeriğinin şikayetçinin kişilik haklarını ihlal etmediği..." gerekçeleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin reddine karar verildiği bilinmektedir. ../.. Kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, yazarın eleştiri, yorum ve toplumu bilgilendirme mahiyetindeki yazısındaki amacının daha çok şikayetçinin bilimsel tezlerinin neden dikkate alınamaması gerektiğine yönelik olduğu anlatılmıştır. 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un "içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi" başlıklı 9. maddesi; "(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir. (2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde cevaplandırılır. (3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir. (4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir. (5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir. (6) Hâkim bu madde kapsamında yapılan başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. (7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. (8) Birlik tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği derhâl, en geç dört saat içinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir. (9) Bu madde kapsamında hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde mevcut karar bu adresler için de uygulanır. (10) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." hükmünü amirdir. Buna göre erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanma şartları; - İnternet ortamında yapılan bir yayın olması, - Yapılan yayın içeriği nedeniyle, gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların "kişilik haklarının" ihlal edilmesidir. İlgili kanun maddesiyle, kişilik hakkı ihlal edilenlerin "erişimin engellenmesi" konulu taleplerini içerik veya yer sağlayıcısından veya bu hususta karar almaya görevli ve yetkili Sulh Ceza Hakimliğinden doğrudan isteyebileceği, alınan kararların mahkemece erişim sağlayıcıları birliğine gönderilerek derhal yerine getirileceği, erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından kaldırılması halinde hakim kararlarının da kendiliğinden ortadan kalkacağı ve bu husustaki hakim kararlarının yerine getirilmemesi halinde uygulanacak değişik ceza yaptırımları düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli, 2014/19685 başvuru numaralı C.K. Başvurusu hakkında verdiği kabul edilemezlik kararında; "25. Anayasa'nın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesine göre herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Anılan maddede ifade özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar "söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §43). 26. İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine getirdiği sürece- basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A . Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 36-42; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 39; Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 45). Basın yönünden düşünce ve kanaat açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilen İnternet özgürlüğü, internete erişenler yönünden ise Anayasa tarafından korunan ve ifade özgürlüğünün özünde yer alan haber veya fikir almak özgürlüğü olarak mütalaa edilmektedir. 28. Dolayısıyla İnternet sitelerine veya İnternet sitelerinde yer alan haberlere erişimin engellenmesi biçiminde getirilen her türlü kısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi, bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı bilinmektedir (İlhan Cihaner (2), § 63). 29. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayından çıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı bir şekilde incelemiştir (bkz. §§ 55-63). Mahkemeye göre bu usul, kanun koyucunun İnternet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin yapılabilmesi, özel hayatın ve kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekilde korunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir koruma tedbiri kararıdır, dolayısıyla istisnai bir yoldur (Ali Kıdık, § 55). 30. Kişilik haklarına saldırı nedeniyle erişimin engellenmesi yolunun istisnai bir yol kabul edilmesinin sebebi bu yolun ifade ve basın özgürlükleri önünde orantısız bir mühadale oluşturması ihtimalidir. 31. 5651 sayılı Kanun'da öngörülen erişimin engellenmesi yolu çekişmesiz bir yargı yolu olduğundan, başka bir deyişle karşı taraf bulunmadığından karardan etkilenecek basın organının temsilcileri ile sorumlu kişiler silahların eşitliği ilkesinden faydalanamamakta; talepte bulunanın iddialarına karşı delil sunmak da dahil olmak üzere savunmalarını ortaya koymak için makul ve kabul edilebilir olanaklara sahip olamamaktadır. Özet olarak hakim kararını dosya üzerinden, delil toplamaksızın, sınırlı bir inceleme ile yani talepte bulunanın sunduğu bilgi ve belgelere göre vermekte; bu yargılamada karşı tarafın görüşleri alınamamaktadır (Ali Kıdık, §§ 60-62). 32. Dahası 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde internet erişiminin engellenmesi kararından sonra failler hakkında adli soruşturma açılıp açılmayacağı belirsizdir. Kişilik haklarına müdahale nedeniyle soruşturma açıldığı takdirde soruşturma veya kovuşturmanın sonucuna göre yargı mercileri, erişimin engellenmesi tedbirinin akıbeti hakkında bir karar ../.. verebilir. Buna karşılık bir soruşturma açılmadığı takdirde erişimin engellenmesine ilişkin söz konusu tedbir, İnternet kullanıcılarını engellenen içeriğe belirsiz bir süreyle erişmekten alıkoyacaktır (Ali Kıdık, § 59). 33. Bu sebeplerle başvuruya konu İnternet yayınına erişimin engellenmesi tedbirinin alınmasının haklılığı, ancak bir görüşte haklılık veya "ilk bakışta" (prima facia) haklılık olarak nitelendirilebilir. Anayasa Mahkemesi, bu usulün ancak internet yayınının kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmiştir. Bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin yayımlanması gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme yapılmaya gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hallerde 5651 sayılı Kanun'un 9. Maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir. Böyle durumlarda "ilk bakışta ihlal doktrini" internet ortamında yapılan yayınlara karşı kişilik haklarının hızlı bir şekilde korunması ihtiyacıyla ifade hürriyeti arasında adil bir denge sağlayacaktır (Ali Kıdık, §§ 62, 63). 37. Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre ortada ilk bakışta ihlal bulunmadığı gerekçesiyle istediği korumayı elde edemeyen kişinin de kişilik haklarının korunması için genel hukuk yoluna her halde başvurabileceği, sulh ceza hakiminin ilk bakışta ihlalin olduğuna veya olmadığına karar vermesinin uyuşmazlığın tümüyle çözümlendiği anlamına gelmeyeceği sonucuna varmıştır. Bu tür kararların hiçbir zaman normal bir dava için maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, genel mahkemelerde görülen davalarda erişimin engellenmesi talebinin kabul edilebilmesi için ihlal iddiasının ispatlanması gerekeceğini belirtmiştir (Ali Kıdık, §§ 66, 67)." 40. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişimin engellenmesi kararı verilebilmesinin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri olduğu hallerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. § 31 ). Bu yolun amacı; İnternet faaliyetleri ile kişilik hakları arasında gerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamak, kişi ve kuruluşlara haksız zarar veren, onlar hakkında gerçek dışı bilgiler yayan ve şeref ve itibarlarını ihlal eden İnternet kullanımına karşı bireylerin haklarını korumaktır. O halde bu yol, basın özgürlüğünün ve basın mensuplarının haber verme ve eleştiri haklarının özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını koruyacak şekilde kullanılmalıdır." şeklindeki gerekçesiyle, 5651 sayılı Kanun kapsamında başvurunu kabul edilmesinin Kanun'da yazılı olmayan bir diğer şarta daha bağlı olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesine göre; başvuranın, 5651 sayılı Kanun'da yazılı olduğu gibi "kişilik hakkına karşı yapılan ihlal" iddiasını ispatlamak dışında, "internet yoluyla yapılan ve kişilik hakkını ihlal eden yayının, başvuranın kişilik haklarına özel ve ceza hukukunda sağlanan diğer koruma yollarından (tedbir, tazminat veya ceza yaptırımlarından) daha hızlı, etkin ve acil bir şekilde erişimin engellenmesi kararıyla ortadan kaldırılması gerektiğini ispat etmesi" gibi bir şartı da gerçekleştirmesi gerekmektedir. Keza mahkemeye göre, başvuranın bir temel hak ve özgürlük olan kişilik haklarının, başka yargı yollarında öngörülen koruma tedbirleriyle de korunabileceği, dolayısıyla 5651 sayılı Kanun'a göre sağlanamayan bu koruma yoluna başvuru sonucu verilen kararların maddi anlamda bir kesin hüküm olmadığı ve diğer yargı yollarında korunabileceği öngörülmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında kanun yararına bozmaya konu dosyadaki somut olay değerlendirildiğinde; Erişime engellenmesi talep edilen URL sitelerindeki paylaşımlarda, bu sefer yukarıda adı geçen başvuran ...'ın "sahte doçent" olduğu ve türkçe kaleme alınan yazılarda editörlerinin kimler olduğundan bahsedildiği, bu yolla ulusal çapta bir dolandırıcılık şebekesinin ortaya çıkartıldığının anlatıldığı, yazılarda elde edilmek istenen amacın başvurandan çok başvuran kişiyle birlikte çalışan kişilerin kimler olduğunun ve hangi amaca hizmet ettiklerinin topluma bildirilmesi olduğu, ayrıca yazıda adı geçen kişilerin çoğunun başvuranla olan iletişimlerinin kesildiğinden ve başvuran hakkında hukuki sürecin başlatıldığından bahsedildiği, dolayısıyla "sahte doçent" deyiminin sadece ilgilinin kişilik haklarına yönelik bir ihlal amacıyla kötüniyetli olarak değil, geçmişte yaşananları hatırlatmak amacıyla kullanıldığı, öte yandan itiraz mercii tarafından verilen kararın gerekçesinde yazılı "sahte doçent deyiminin paylaşımlarda sürekli olarak tekrarlanması" kriterinin 5651 sayılı Kanun'da yer almayan ve tek başına kişilik haklarını ihlal eder derecede yorumlanamayacak bir gerekçe olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği, yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden, kanun yararına bozma talebinin kabulüyle, Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/05/2017 tarihli ve 2017/2888 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre verilen "erişimin engellenmesi kararının" tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına, 12.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.