4. Hukuk Dairesi 2015/7650 E. , 2016/6910 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı A.. A.. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazete Dergi Basım A.Ş. aleyhine 10/03/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra…
**4. Hukuk Dairesi 2015/7650 E. , 2016/6910 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı A.. A.. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazete Dergi Basım A.Ş. aleyhine 10/03/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı, ... Gazetesi'nin 28/12/2013 tarihli nüshasında yer alan "The İmam'ın sır bağlantısı" başlıklı gerçek dışı haberle savcılık mesleğinde ve özel yaşamında yasa dışı ilişkiler içerisinde bulunduğu yönünde şüphe uyandırılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise, davaya konu haberin gerçek, güncel ve yayınlanmasında kamu yararı ile toplumsal ilginin mevcut olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davaya konu haberde davacının kişilik haklarına saldırı bulunduğu kabul edilerek, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.