10. Hukuk Dairesi 2024/8193 E. , 2024/9548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/520 E., 2024/828 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/904 E., 2022/629 K. Taraflar arasındaki uzun vadeli sigorta kollarına tabi (1) gün süre ile çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edi
**10. Hukuk Dairesi 2024/8193 E. , 2024/9548 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/520 E., 2024/828 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/904 E., 2022/629 K. Taraflar arasındaki uzun vadeli sigorta kollarına tabi (1) gün süre ile çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... 'ın iş yeri olan ... Oto Elektrik isimli iş yerinde 01.05.1986 tarihinden 11.08.1990 tarihine kadar çalışmış olmasına rağmen müvekkilinin işe giriş tarihini 01.05.1986 olarak gözüktüğünü, müvekkilinin emeklilik için Kuruma başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin talebinin reddedildiğini, sigorta tescil tarihinin 01.05.1986 olduğunu, prim bildirimi yapılmadığından ilk işe giriş tarihinin 10.07.1990 olarak işleme alındığını öğrendiğini beyanla müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 01.05.1986 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK cevap dilekçesinde, öncelikle davacının hak düşürücü süre olan 5 yıldan önceki taleplerinin reddi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden re'sen araştırma yapılması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, ... ...'a ait ... sicil numaralı iş yerinde 01.05.1986 tarihinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak 1 gün çalıştığının tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin 506 sayılı Kanun'un 60/g maddesi gereğince 18 yaşını doldurduğu 28.01.1988 tarihi olduğunun tespitine, 1 günlük tespit edilen çalışmanın sigorta prim gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, dinlenen tanık beyanlarının yetersiz olduğunu, işe giriş bildirgesinin hizmet akdinin varlığına dair bir delil teşkil etmediğini, çalışma iddiasının hiçbir kuşkuya yer olmayacak şekilde ispatlanamadığını, davanın reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak 01.05.1986 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci,16 ncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16 ncı maddesinde ise iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin iş yeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri”nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (... Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, 29.01.1970 doğumlu davacının dava konusu ettiği dönemde 16 yaşında olduğu, davacı adına dava dışı ... ... ünvanlı işverenin ... sicil no.lu tarafından 01.05.1986 tarihli bir işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, iş yerinin oto elektrik mahiyetli olduğu ve 01.08.1966-30.11.2014 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, iş yerinden verilen 1986/1-3,1987/1-3,1988/1-3,1988/1-3,1990/1-3 arası dönem bordrolarının dosyaya sunulduğu, işe giriş bildirgesi üzerinden bişlirkişi marifetiyle yapılan imza incelemesinde, imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği, SGK tarafından SYK Tur. Otel ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin komşu iş yeri olduğunun bildirildiği, dinlenen bordro tanıkları arası dönem bordrolarında davacının adının mevcut olduğu, ancak yanında sigorta sicil no.su olmayan bu döneme ait sigortalılığın davacıya mal edilmediğinin Kurumdan bildirildiği, öte yandan iş yerinden dava konusu 1986 yılına ilişkin bir dönem bordrosunun da mevcut olmadığının bildirildiği, oto tamiri mahiyetli iş yerinin 01.02.1981-24.07.1999 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, öte yandan davacının İzzet Baysal Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünden oto-kaporta tamirciliği konusunda aldığı 13.02.1989 tarihli kalfalık belgesi bulunduğu, dava konusu dönemden önceki ve sonraki yıllarda aynı iş yerinde çalışanların dinlendiği, emniyet vasıtasıyla yapılan araştırmada komşu iş yerinin tespit edilemediğinin bildirildiği, davacının 13.02.1989 tarihli kalfalık belgesi öncesi özellikle dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemece, davacının çalıştığı iş yerinde yapılan iş ile uyumlu şekilde oto kaporta tamirciliği konusunda 13.02.1989 tarihli kalfalık belgesinin olduğu anlaşıldığından bu tarihten öncesi dönem için özellikle dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı, bu kapsamda çıraklık sözleşmesi olup olmadığı, bu dönemde teorik eğitiminin meslek eğitim merkezinde, pratiğine yönelik çalışmasının dava konusu iş yerinde yapıp yapmadığı araştırılmalı, dava konusu dönemde iş yerinden bordro verilmemiş olduğu da gözetilerek dava dışı iş yerine dava konusu dönemde komşu işyerleri sahipleri ile kayıtlı çalışanları SGK, vergi, belediye nezdinde de yapılacak araştırma ile belirlenmeli, bu kişilerin sigortalık ve vegi kayıtları da getirtilerek davacının iş yerindeki çalışma ilişkisi aydınlatılarak, iş yerinde davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, komşu iş yerinin tespit edilememesi halinde iş yerinde dava konusu dönem öncesi ve sonrası çalışanlar yukarıdaki hususları aydınlatacak şekilde yeniden dinlenmeli, dinlenen tanık beyanları arasında varsa çelişkiler giderilmeli, böylelikle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.