Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/2594 E. , 2024/1346 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/2594 Karar No : 2024/1346 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ...'a velayeten ... ve .... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilm…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/2594 E. , 2024/1346 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/2594 Karar No : 2024/1346 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ...'a velayeten ... ve .... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı ...'ın 13/12/2004 tarihinde Tarsus Devlet Hastanesi'nde doğumu sonrasında topuk kanı örneklerinin gönderildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce gerekli tahliller yapılıp bildirimde bulunulmadığından Fenilketonüri hastalığına yakalandığı iddiasıyla 500.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince; Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 12/02/2019 tarih ve E:2014/9706, K:2019/535 sayılı kararı ile bozulması sonrasında verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan raporların birlikte değerlendirilmesinden, davacıda gelişen otizmin fenilketonüriye bağlı olarak geliştiğinin bu aşamada saptanmasının mümkün olmadığı, otizmin fenilketonüriye bağlı olarak geliştiği ve erken tanı konulduğu kabul edilse dahi, davacının ailesinin hastalığı öğrenmelerine rağmen son üç yıldır olduğu gibi diyete uymamaları nedeniyle aynı bulguların gelişebileceği, dolayısıyla söz konusu hastalığın davalı idarenin işlemi nedeniyle doğduğunun ortaya konulamadığı, başka bir ifadeyle davalı idarenin bu işlemi veya eylemi ile davacının hastalığı arasında illiyet bağının kurulamadığı anlaşıldığından, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamadığı, dolayısıyla maddi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacı çocuktan doğumun gerçekleşmesini müteakip birinci gün kan örneğinin alındığı bilgisinin dosya kapsamında yer aldığı, kan örneğinin Hacettepe Üniversitesi'ne teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise analiz yapılıp yapılmadığı hususlarının belirsiz olduğu, ekli listede bebek Kanık isminin yer aldığı, ancak kan örneğinin Üniversite laboratuarına teslim edildiğine dair teslim tutanağı ya da posta gönderisi gibi somut bilgi ve belge bulunmadığı, kan örneği teslim edilmiş ve analiz yapılmış ise fenilalanin düzeyi yüksek çıkanlar ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından İl Sağlık Müdürlüğü'ne bildirilenler arasında sözkonusu bebeğin bildirilmediği, şayet kendilerine gönderilen kan örnekleri ile listelerin eşleşmemesi gibi bir durum sözkonusu olmuş ve analiz yapılamamış ise gönderilen posta içerisinde eksik numune olduğu hususunda veya listede ismi yer alan hastanın kan örneği bulunmadığından çalışılamayacağı hususunda ilgili yönetime herhangi bir bildirim de yapılmadığı anlaşıldığından, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Muhammet Kanık'ın annesi ve babası olan davacıların ruhsal ve bedensel olarak yıprandığı da dikkate alındığında uğradıkları manevi zarara karşılık 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, 13/12/2004 tarihinde Tarsus Devlet Hastanesi'nde doğan Muhammet Kanık'tan doğumun akabinde alınan topuk kanı örneğinin, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan fenilketonüri taraması kapsamında gerekli tahlillerin yapılması amacıyla Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderildiği, ancak kan örneği ile ilgili olarak aileye hiçbir bildirim yapılmadığı, ailelerinin doğal olarak çocuğu normal şekilde beslediği, herhangi bir diyet programı uygulamadığı, yaklaşık altı yıl boyunca,tamamen davalı idarelerin hizmet kusuru nedeniyle, hatalı beslenen çocuk diyet yapmadığından dolayı fenilketonüri hastalığına yakalandığı idarelerin hizmet kusuru ile çocuğun hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, son zamanlarda günde 3000 – 5000 yenidoğan bebeğin taramasının yapıldığı Ankara dahil 74 ilin taramasını yüklenen Üniversitelerine gelen örnek sayısının çokluğu nedeniyle her bebeğin kaydının yapılması yerine, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü’nün de bilgisi dahilinde sadece tarama sonucu şüpheli bulunan bebeklerinin kayıtlarının sıkı bir şekilde tutulması böylece daha fazla bebeğin kan incelemelerinin yapılarak gecikmeksizin şüpheli bulunanlara erişilmesinin hedeflendiği, Mersin’den gönderilen ve inceleme sonucu şüpheli bulunan bebek kayıtları incelendiğinde ... Bebek kaydına rastlanmadığı, öte yandan, Kanık bebeğin kan örneğinin laboratuarlarına ulaştığı, teslim edilmiş olduğu varsayılsa bile; örneklerin laboratuara ulaşması durumunda da bazı nedenlerle kan sonucu negatif alınabildiği, şöyle ki; doğumun gerçekleştiği hastanelerde yoğunluk nedeni ile bazen yeni doğum yapmış annelerin erken taburcu olabildiği, bu durumda bebek henüz yeterince beslenemediğinden ve fenilalanin kanda testi pozitif yapacak şekilde yükselmediğinden testin normal sonuç verebildiği, nitekim davacının da doğumun gerçekleşmesine müteakip birinci gün kan örneğinin alındığını belirttiği, tarama için kan örneğinin bebek 48-72 saat beslendikten sonra alınması gerekmektiği, yeterli protein almadan alınan kan örneklerinde hastalığın belirlenmesinin mümkün olamayabileceği, ayrıca anne veya bebeğin antibiyotik kullanıyor olmasının da bakteriyolojik bir test olan feniketonüri tarama testinin sonuçlarını etkilediği, kan örneğinde inceleme yapılsa bile bu ve benzeri nedenlerle test sonucunun negatif çıkma olasılığının da bulunduğu, davacının kan örneğinin de doğuma müteakip birinci gün alındığı dikkate alındığında test sonucunun negatif çıkması nedeniyle aileye bildirilmemiş olma ihtimali olasılığının da oldukça yüksek olduğu, davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, illiyet bağı kurulmamasına rağmen manevi tazminata fahiş miktarda hükmedildiği, ağır hizmet kusurunun bulunmadığı tazmin şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi, davacıların temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 13/12/2004 tarihinde Tarsus Devlet Hastanesi'nde doğan davacı Muhammet Kanık'tan doğumun akabinde alınan topuk kanı örneği, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan fenilketonüri taraması kapsamında gerekli tahlillerin yapılması amacıyla Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderilmiş olup, davacıya hasta olduğu yönünde bir geri bildirim yapılmamıştır. Ancak büyüdükçe gelişim geriliği gösteren çocuğa, Çukurova Tıp Fakültesi'nin 11/03/2010 tarihli raporu ile epilepsi, atipik otizm, pnömoni ve klasik fenilketonüri tanısı konulmuştur. Davacı çocuğun topuk kanının incelenmesi sonucunda fenilketonüri teşhisi konulmuş olsaydı tedavisine daha erken başlanabileceği, söz konusu teşhisin konulamaması nedeniyle davacının hastalığının ilerlemesi sonucu epilepsi ve atipik otizme yol açtığı ifade edilerek, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla 500.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Kalıtsal metobolik bir hastalık olan fenilketonürinin erken tanısını ve tedavisini sağlayabilmek amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından 1987 yılında 22 ilde, 1993 yılında tüm Türkiye genelinde fenilketonüri tarama programı başlatılmıştır. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi arasındaki protokol gereğince, 2007 yılı öncesinde 74 ilin taramaları Hacettepe Üniversitesi tarafından yapılmakta olup, programın koordinasyonu Sağlık Bakanlığı Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, yenidoğan bebeklerden alınan topuk kanı örneklerinin merkezde İl Sağlık Müdürlüğü, ilçelerde ise Sağlık Grup Başkanlığı tarafından tüm kurumlardan toplanarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne gönderildiği, gönderilen kan örneklerinin arasından sadece fenilalanin düzeyi yüksek çıkanların Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından İl Sağlık Müdürlüğü'ne bildirildiği anlaşılmaktadır. Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü savunmasında; o dönemde kan örneklerinin adi posta yoluyla zarf içerisinde gönderildiğini, laboratuara tutanak ile teslim edilmediğini, zaman zaman gönderilen kan örnekleri ile listelerin eşleşmediğini, örnek sayısının çokluğu ve personel yetersizliği nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde tarama uygulanan bebeklerden yalnızca şüpheli bulunanların kayıtlarının tutulduğunu, 2004 yılında Mersin ilinden gönderilen kan örneklerinden hasta olduğundan şüphenilerek çağrılan bebekler arasında Kanık bebek ismine rastlanmadığını, davacı çocuğa ait kan örneğinin Üniversite'ye gönderildiğine ya da gönderinin Üniversite'ye teslim edildiğine dair belge bulunmadığını belirtmiştir. Mahkeme tarafından Ara Kararı ile Tarsus Devlet Hastanesi'nden davacı Muhammet Kanık'a ait topuk kanı örneğinin Hacettepe Üniversitesi'ne gönderildiğine ilişkin kayıt, posta gönderisi vb. her türlü bilgi ve belgenin istenilmesi üzerine, Tarsus Devlet Hastanesi Baştabipliği tarafından davacıya ait örneğin Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastalıkları Metabolizma ve Beslenme Ünitesi'ne gönderildiğine dair ...tarih ve ... sayılı yazı ile eki liste dosyaya sunulmuştur. Ekli listede bebek Kanık ismi yer almakta olup, kan örneğinin Üniversite laboratuarına teslim edildiğine dair teslim tutanağı ya da posta gönderisi gibi somut bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu çerçevede davacı çocuktan doğumun gerçekleşmesini müteakip birinci gün kan örneğinin alındığı bilgisi dosya kapsamında yer almakta olup, kan örneğinin Hacettepe Üniversitesi'ne teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise analiz yapılıp yapılmadığı hususlarının belirsiz olduğu görüldüğünden Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 12/02/2019 tarih ve E:2014/9706, K:2019/535 sayılı kararında; "tespit edilen hususlar dikkate alınarak; fenilketonüri tarama programını, aralarında bulunan protokol gereği davalı Hacettepe Üniversitesi ile birlikte yürüten Sağlık Bakanlığı'nın da hasım mevkiine alınmak suretiyle husumet genişletilerek, tarafların protokol şartlarına ne ölçüde uyduğu araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, aksi yönde eksik inceleme üzerine verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği" gerekçesine yer verilerek .... İdare Mahkemesi kararının bozulduğu; ancak temyize konu Mahkeme kararında, bozma gerekçesine uyulmadan karar verildiği görülmektedir. Bu itibarla, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 12/02/2019 tarih ve E:2014/9706, K:2019/535 sayılı bozma kararının gerekçesine uyulmadan verilen davanın kısmen iptali, kısmen reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.