10. Hukuk Dairesi 2023/2669 E. , 2023/2686 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/370 E., 2022/2485 K. ... ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudurnu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/118 E., 2020/142 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı kurum vekili tarafından …
**10. Hukuk Dairesi 2023/2669 E. , 2023/2686 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/370 E., 2022/2485 K. ... ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudurnu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/118 E., 2020/142 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Kurum Sigortalılarından ... ,...'in 20.03.2017 tarihinde Balıkesir Edremit istikametine seyir halinde iken sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı yarı römork ile trafik iş kazası geçirerek vefat ettiğini, ...'in geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca iş kazası olduğunu, davalı işveren davacı kurum müfettişinin 30.05.2018 tarih 400589/13/İR/13 sayılı inceleme raporuna göre %100 kusurlu bulunduğunu, raporda davalı işveren ...'nun iş sağlığı ve iş güvenliği açısından alınması gereken tedbirleri ihmal ettiği, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında belirlenen çalışma sürelerine riayet etmediği tespitinin yapıldığını, bu doğrultuda davalının 5510 sayılı Kanun'un "iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu" başlıklı 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası ve "İşverenin genel sağlık sigortalısının ve üçüncü kişilerin sorumluluğu "başlıklı 76 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince sorumlu olduğunu, trafik kazasının 20.03.2018 tarihi itibariyle davalının sürücü sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş tarafından sigortalandığının tespit edildiğini, müteveffa sigortalının eşi ...'in 25/05/2017 tarihinde davacı kurumdan bu kaza nedeniyle gelir talebinde bulunduğunu, sigortalının iş kazası sonucu vefatı üzerine hak sahibi ...'e 213.789,82 TL hak sahibi ...'e 49.876,99 TL, 10.09.2018 onay tarihi ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, ayrıca sigortalı için 30.80 TL hastane masrafı ödendiğini, meydana gelen kurum zararının 263,697,61 TL'ye baliğ olduğunu, kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile, şimdilik 263,697,61 TL kurum zararının davalı ... yönünden 10.09.2018 tahsis onay tarihinden itibaren, davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dilekçesinde kurum sigortalısı ...'in davalıya ait araçta sürücüyken meydana gelen kazada vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının tamamen kusurlu bulunduğunu ileri sürerek kurumun hak sahiplerine bağladığı gelirin peşin değerinin davalıdan tahsil edilmesi için dava açtığını, kazanın meydana gelmesinde davalının "iş sağlığı ve güvenliği açısından alınması gereken tedbirleri ihmal ettiği, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında belirlenen çalışma sürelerine riayet etmediği" gerekçesi ile tamamen kusurlu bulunduğu ileri sürülmüş ise söz konusu iddiaların doğru olmadığını, sigortalının ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını, davalının iş sağlığı ve güvenliği açısından alınabilecek tüm tedbirleri aldığını, gerek iş mevzuatının ve gerekse Karayolları Trafik Yönetmeliğinin öngördüğü çalışma sürelerine uyulması için azimi özen ve çabayı gösterdiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalının tamamen kusurlu olduğunu, davalıya ait iş yerindeki işleyişe göre, şoför olan davalının yola çıkışından sonraki seyir programının bizzat kendisi tarafından yapıldığını, davalının iş veren sıfatıyla seyir halindeki şoföre müdahale etme imkanının bulunmadığını, seyir esnasındaki aracın kullanma, mola, uyuma ve dinlenme saat ve aralıklarını belirlemenin KTK ve sair mevzuatta yer alan bu yoldaki kural ve düzenlemelere uymanın profesyonel şoför olan davalının görev ve sorumluluğunda olduğunu, yük ve yolcu taşıyan tüm sürücülerin zamansal seyir özeti araçta bulunan takograf cihazı ile belirlendiği, belgeye bağlandığını, davalının sorumluluğu ve alabileceği tedbirlerin ehliyetli şoför çalıştırmak, çalıştırdığı şoförlerin iş güvenliği eğitimlerini vermek, araçların fenni muayene ve rutin bakımlarını yaptırmaktan ibaret olduğu bunları da eksiksiz olarak yaptığını, müteveffanın 10.03.2017 tarihinde ... seferinden döndüğünü, 15.03.2017 tarihine kadar 5 gün yola gitmediğini, istirahat ettiğini, bu süre içerisinde davalının kullandığı araçla ... adlı şoförün çalıştığını, beş günlük aradan sonra davalının 15.03.2017 tarihinde tekrar sefere çıktığını, kaza tarihinin 19.03.2017 olduğu nazara alındığı, davalının "6 gün araç kullanma süresinden sonra 1 günlük hafta tatili kullanmak zorunluluğu" henüz doğmadığını, 15.03.2017 günü yola çıkan davalının 3 günde ...- ...- ... seferini tamamladıktan sonra 18.03.2017 günü saat 17:00 sıralarında Göynük'teki aracı bıraktığını ve evine gittiğini, davalının 3 günlük seyir 72 saat araç kullanmak olmadığını, seyahat esnasında 9 saat araç kullanma süresinden geri kalan zamanlarda istirahat ettiğini, uyuduğunu hatta sonradan yapılan tespitte aracın yemek dolabının önündeki içki içmek fırsatı bile bulabildiğini, yasada belirlenen sürelere uygun kullanmanın sürücünün sorumluluğunda olduğunu, davalının işverenin kilometrelerce uzaktan müdahale etmesinin mümkün olmadığını, 18.03.2017 günü saat. 17:00 sıralarında aracı Göynük'te bırakan davalının evine geldiğini, bundan 25 saat sonrada 19.03.2018 günü saat 18:30 sıralarında Göynük'ten yola çıktığını, 15.03.2017 tarihinden önce 5 gün dinlenmiş olduğunu, 24 saat hafta tatili süresinin dolmamış olmasına rağmen davalının kazadan önce de 24 saat dinlenmediğini, bu süre içerisinde Taşkesti Beldesi'nde arkadaşları ile içki içtiğini de müvekkiline söylediğini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusur atfının kabil olmadığını, kusursuz olduğunu, kazanın meydana geldiği sefere çıkmadan 4 gün önce 24 saatli hafta izinin 5 gün olarak kullanan bu sefere çıkmadan önce 24 saat dinlenme süresi olan davalının, aralıksız ve günlük araç kullanma süresi dolmadan uykusu geldiği halde aracı kullanmaya devam ettiği, uyuyarak kusuruyla kazaya neden olduğunu, davalının şoför mahallinin sağ tarafında, araç ile ağaç arasına sıkışarak vefat ettiğini söylediğini, bu da kaza anında davalının emniyet kemerinin takılı bulunmadığını, emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle aracın sağ tarafına kayarak sıkışıp vefat ettiğini, kazanın sigortalının tam tam kusuruyla meydana geldiğini bu nedenle davalının sorumluluğu yönünde nedensellik bağının kesildiğini, kurum zararının davalıdan tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir. 2.Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davalı işverenin, iş kazasının gerçekleşmesinde kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde kusurun tamamının davalı işverende bulunmasına rağmen, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı, hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporlarına itibar edilerek, davalı işverenin, iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmadığının tespitiyle hüküm tesis edildiğini, davalı işverenin müvekkili kurum müfettişinin 30.05.2018 tarih 400589/13/İR/13 sayılı inceleme raporuna göre %100 kusurlu bulunduğunu, raporda davalı işveren ...’nun iş sağlığı ve iş güvenliği açısından alınması gereken tedbirleri ihmal ettiğini; iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında belirlenen çalışma sürelerine riayet etmediğinin tespiti yapıldığını, bu doğrultuda davalının, 5510 sayılı Kanun'un “İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu” başlıklı 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası ve “İşverenin, genel sağlık sigortalısının ve üçüncü kişilerin sorumluluğu” başlıklı 76 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince sorumlu olduğunu, davalı tanıklarının davalının işyerinde çalışan kişiler olduğunu, bir diğer tanığın davalının babası olduğunu, bu tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, olayın meydana gelmesindeki tüm kusurun müteveffa ...’e izafe edilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle, kusur yönü ile usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davalı işverenin tüm kusurdan sorumlu tutulmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, rücuan tazminat talebine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 21 ve 76 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...