5. Hukuk Dairesi 2025/10162 E. , 2026/4611 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/10 Esas, 2025/3 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden …
5. Hukuk Dairesi 2025/10162 E. , 2026/4611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/10 Esas, 2025/3 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 40... parsel 12 numaralı bağımsız bölümü 17.09.2009 tarihinde satış suretiyle iktisap ettiğini, müvekkilinin söz konusu taşınmazı satın aldıktan sonra bu taşınmazın satılması için ... Noterliğinin 26.09.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile ...'ı vekil tayin ettiğini ancak müvekkilinin söz konusu taşınmazı satmaktan vazgeçtiğini, taşınmazın satışı için vekâlet verdiği ... tarafından satılmasının önüne geçmek için ... Noterliğinin 06.11.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile ...'ın vekillik görevine son verildiğini, müvekkilinin azilnameyi Çorlu Tapu Müdürlüğüne de bildirdiğini ve azilnamenin 13.11.20 12... :12 'de havale edilerek 23876 evrak kayıt numarası ile sisteme girdiğini ve kayıtlara eklendiğini, taşınmazın satışına ilişkin vekâlet, azilname ile ortadan kaldırılmış olmasına ve azilnamenin Çorlu Tapu Müdürlüğüne ulaştırılmış olmasına rağmen taşınmazın ... tarafından ....Noterliğinin 26.09.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile 05.12.2012 tarihinde ... isimli kişiye satıldığını, daha sonra taşınmazın 12.12.2012 tarihinde dava dışı üçümcü şahıslara satıldığını, bu nedenlerle müvekkilinin uğramış olduğu zararın giderilmesi ve mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle, azilnamede TC kimlik numarasının yazılmadığını, adının büyük harflerle ve birbirinden ayrı üç kelimeden oluştuğunu, satış işleminin yapılması sırasında ibraz edilen nüfus cüzdanındaki vatandaşlık numarası ile sisteme giriş yapıldığında ise vekilinin adı ... olarak geldiğini, azilli olan vekil ile işlem yapmak için gelen vekilin ad ve soyadları örtüşmediğinden işlemin yerine getirilmediğini, davacının adı geçen vekili ...'ı vekâletname haricinde daha önce de vekil atayıp daha sonra azil ettiğinin, TAKBİS sisteminde tespit edilemediğini belirterek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.05.2016 tarihli ve 2013/556 Esas, 2016/380 Karar sayılı kararı ile davanın hizmet kusuru nedeniyle idari yargının görevli olduğu kanaatine varılarak reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 40... parsel sayılı 2/24 arsa paylı dubleks konut nitelikli bağımsız bölümün 01.07.2004 tarihinde dava dışı ... adına tescil edildiği, 17.09.2009 tarihinde satış yoluyla davacıya devredildiği, davacının .... Noterliğince düzenlenen 26.09.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletname ile dava konusu taşınmazı satmak üzere ...’ı vekil tayin ettiği, yine .... Noterliğince düzenlenen 06.11.2012 tarihli ve 09953 sayılı azilname ile de adı geçeni azlettiği, ancak adı geçen tarafından dava konusu bağımsız bölümün 05.12.2012 tarihinde dava dışı ...’a satıldığı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Başmüfettişliğinin 11.11.2013 tarihli ve 13 sayılı ön inceleme raporuna göre, sistemde azlin mevcut olduğu, kaldı ki memurun defter halinde tutulan aziller siciline de bakması gerektiğinin tespit edildiği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığının 02.12.2013 tarihli ve 2164 sayılı yazısı eki veri tabanı raporuna göre ise TAKBİS veri tabanına azledilen tarafın adının ‘...’ soyadının ‘...’ olarak yazıldığı, satış işlemi esnasında ise adı ‘...’ Soyadı ‘...’ olarak sisteme girildiği, isim ve soy isim alanı farklı girildiğinden görevli memurun uyarılamadığının anlaşıldığı tespit edildiğinden her ne kadar davacı, vekillikten azledilen dava dışı üçüncü şahsın eylemi nedeniyle zarara uğramışsa da kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımadığından sadece Devletin rücu halinde iç ilişkide etkili olduğundan davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru bulunmayarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar Mahkemenin 31.05.2022 tarihli ve 2022/56 Esas, 2022/220 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne 120.000,00 TL alacağın 12.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 31.05.2022 tarihli ve 2022/56 Esas, 2022/220 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulu olup Dairenin yerleşmiş uygulamalarına göre ana gayrimenkulün arsası ile birlikte tapunun iptal edilmesi halinde her bağımsız bölümün kamulaştırma bedeli bağlantılı bulunduğu arsa payı ile eklentileri de gözönünde tutularak ayrı ayrı takdir olunacağından, ana yapının arsasına değerlendirme gününden önce yapılan ve özel amacı olmayan emsal satışlara göre, üzerindeki yapılara ise değerlendirme tarihindeki resmî birim fiyatları ve yapı maliyet hesapları gösterilip yıpranma payı düşülmek suretiyle ve ayrıca bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüler de dikkate alınarak değer biçilmesi, buna göre; arsa değeri ve tüm yapının (ortak yerleri içerir biçimde) değeri hesaplandıktan sonra arsa payına düşen miktara göre bağımsız bölümün karşılığı tespit edilmeli, şayet o bağımsız bölüm yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte ekstra ilaveler varsa bunların da dikkate alınması gerekir. Yukarıda açıklanan esaslara göre dava konusu taşınmaza değer biçilmesi gerekirken, bu usule uyulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin karar başlığında belirtilen kararı ile dava tarafça bozma öncesi ıslah işlemi yapılarak 120.000,00 TL üzerinden taşınmazın satış tarihi itibari ile değeri tazminat olarak talep edildiği, her ne kadar 18.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümün bedeli 150.748,00 TL olarak belirlenmiş ise de rapordaki hesap hatası mahkemece usul ekonomisi ilkesi gereği resen düzeltildiği belirtilerek davanın kabulüne ve taşınmazın belirlenen bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yapılmış olan hesaplamanın doğru olduğunu, müvekkilinin arsa üzerindeki hissesi 27,25 m² olup buradan hissesine düşen miktarın 56.500,00 TL olduğunu, bozma kararına göre dava konusu bağımsız bölümün yapı bedelinin (bağımsız bölümün bedeli olduğu bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiştir) de usul ve kanuna uygun olarak hesaplandığını, yapı bedelinin 94.248,00 TL olduğunun belirlendiğini, bozma kararı doğrultusunda bulunan yapı ve arsa bedeli toplamının 150.748,00 TL olduğunu, ıslah işlemi ile toplam 120.000,00 TL talepte bulunulduğunu belirterek taleple bağlılık ilkesi gereği talep miktarı olan 120.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararında belirtilen hususların karşılanmadığını, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın üzerine düşen dikkat ve özeni göstermediğini, bu nedenle müvekkili idarenin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince sorumluluğundan bahisle tapu kütüğünün tutulmasından doğan zararlardan sorumlu olduğunun ileri sürülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun’un 1007 inci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Dava konusu taşınmazın zemin bedelinin davacının arsa payı oranında, bağımsız bölümün yapı bedelinin ise tamamının bilirkişi raporunda hesaplandığı şekli ile taleple bağlı kalınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken bozma kararı hatalı yorumlanmak suretiyle davacının maliki olduğu bağımsız bölümün yapı bedelinin de 2/24 üne hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının, a) (1) numaralı bendinde yer alan "62.354,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "120.000 TL " ibaresinin yazılması, b) (5) numaralı bendinde yer alan "yargılama" kelimesinden sonra gelen kısmın hükümden çıkartılması, yerine "giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.