Ceza Genel Kurulu 2020/35 E. , 2023/664 K. İtirazname No : 2019/102894 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : (Kapatılan) Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri SAYISI : 487-136 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanık hakkında görevi kötüye kullanma, bilişim sistemine veri yerleştirme ve hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, görevi kötüye kullanma suçundan sanığın 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu…
**Ceza Genel Kurulu 2020/35 E. , 2023/664 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname No : 2019/102894 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : (Kapatılan) Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri SAYISI : 487-136 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanık hakkında görevi kötüye kullanma, bilişim sistemine veri yerleştirme ve hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, görevi kötüye kullanma suçundan sanığın 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 144. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1, 43/1, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 3.740 TL adli para cezası; bilişim sistemine veri yerleştirme ile hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme olarak nitelenen eylemlerin ise hukuki anlamda tek bir fiil oluşturduğu kabul edilerek en ağır cezayı gerektiren bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan sanığın TCK'nın 44/1. maddesi delayetiyle aynı Kanun'un 244/2, 244/3, 43/1-2, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 5.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirmeye ilişkin (Kapatılan) Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 04.05.2016 tarihli ve 487-136 sayılı hükümlerin, askeri savcı ve sanık müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 16.05.2019 tarih ve 2823-6994 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.11.2019 tarih ve 102894 sayı ile; "Görevi kötüye kullanma suçu bakımından, TCK'nın 257/1. maddesindeki düzenlemeye göre 'görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma' suçun asli unsurlarıdır, bu noktada sanığın eylemleri sonucu 'kişilerin mağduriyeti ya da kamunun zararı' unsurlarından en az birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı ve cerrahi müdahale yapılan iki hastanın ifadelerinden mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar suç konusu iki işlemden dolayı kamunun toplam 334,94 TL zararı bildirilmiş ise de, dosyadan anlaşıldığına göre, her iki hasta da 'sosyal güvenceye' dolayısıyla 'sağlık güvencesine' sahiptir ve bu güvence kapsamında devlete ait ya da özel herhangi bir ehil sağlık kuruluşunda rahatsızlıkları ile ilgili muayene ve cerrahi müdahale işlemlerini yaptırabilirler. 'Kamu Hazinesi' bu hastalar için aynı harcamayı başka bir sağlık kuruşunda da yapacaktır. Geniş manada bakıldığında, suçun unsuru olan 'kamu zararı'nın oluştuğundan bu nedenle söz edilemez. Ayrıca 'suçun varlığını ortadan kaldırmamakla birlikte' sanık, ortaya çıkan zararı karşılamıştır. Bunun yanında dosyada bulunan 28.12.2015 tarihli Gülhane Askeri Tıp Akademisinin 'Tıbbi görüş/değerlendirme' başlıklı raporunda, dava konusu işlemlerin KBB uzmanı hatta her tabip tarafından yapılabileceği belirtilmektedir. Bu noktada maddede belirtilen 'görevin gereklerine aykırı hareket etme' olgusunun da bulunmadığı, bununla birlikte yapılan işlemleri gizlemek gibi bir düşüncesinin olmadığı, aksine diğer servis sorumlularından izin istediği ve özetle; TCK'nın 257/1. maddesinde düzenlenmiş bulunan suçun, unsurları itibarıyla gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Bilişim sistemine veri yerleştirme suçu bakımından ise, sanığın, başlatılan idari soruşturma kapsamında ifade verdikten bir gün sonra, yukarıda anlatıldığı şekilde 'kendi ifadesiyle' yapılan işlemleri düzeltmek ve sarf malzemelerini kaydetmek için, ilk müdahaleyi yaptığı acil servise geldiği, orada acil servis klinik şefi olan ... ...'den, onun şifre ve kullanıcı hesabıyla işlem yapmak için izin istediği ve verilen izin doğrultusunda hemen arkasından iptal edilen işlemi yaptığı, ayrıca yine sanığın kendi ifadesine göre, her iki tanığın da doğruladığı şekilde ... Hoşbul'un açık bulunan 'ASOS' ekranından 'tıbbi cerrahi uygulama' isteğini ... ...'in hesabı zannederek yanlışlıkla girdiği, aksine bir iddianın kullanıcı hesabının sahibi ... Hoşbul tarafından dile getirilmediği, bu noktada şüpheden uzak bir biçimde, kasten bu hesabı kullandığından söz edilemeyeceği, ayrıca bu işlemin de kısa süre içinde iptal edildiği anlaşılmaktadır. Tüm bunlarla birlikte, cerrahi müdahaleler ile ilgili olarak herhangi bir kaydın bulunmadığı anlaşılıp idari soruşturma başlatıldıktan sonra, işlem yapılan zamanın net bir şekilde anlaşılacağı sanık tarafından bilindiği hâlde, soruşturmadan bir gün sonra, 'yapılan işlemleri kaydetme' düşüncesiyle hareket ettiğini söyleyen sanığın beyanının aksine mümkün olamayacak bir 'gizleme' kastının da kabul edilemeyeceği görülmektedir. Bu noktalardan hareketle sanığın, bilişim sistemine veri yerleştirme suç kastının bulunmadığı gözetilmelidir. Özetle; Her iki suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 26.12.2019 tarih ve 26297-15868 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı bilişim sistemine veri yerleştirme ve görevi kötüye kullanma suçlarının unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanık tarafından düzenlenen "Kesi Onarımı Uygulama Raporu" başlıklı belgede; 21.04.2015 tarihinde tanık ... Bilgin'e kesi onarımı yapıldığının belirtildiği, ayrıca "Sağ scapular kesi sütüre edildi" açıklamasına yer verildiği, Sanık tarafından düzenlenen "Hasta tedavi kararı" konulu ve "Dosya" başlıklı belgeye göre; sivil sevkli hasta grubunda yer alan tanık ...'ye 15.04.2015 tarihinde "Otitis media, tanımlanmamış" ve "Akut sinüzit, taımlanmamış"; 20.04.2015 tarihinde ise "Travmatik sonrası yara enfeksiyonu, başka yerde sınıflanmamış" tanısının konulduğu, Sanık tarafından düzenlenen "Hasta tedavi kararı" konulu ve "Dosya" başlıklı diğer bir belgede; sivil emekli hasta grubunda yer alan tanık ... ...'a 07.04.2015 tarihinde "Başın lokalize şişme, kitle ve yumrusu" tanısının konulduğunun belirtildiği, 21.04.2015 tarihli "Tıbbi Cerrahi Uygulamalar Ön İşlem Raporu" başlıklı belgeye göre; tanık ... hakkında tanık ... Hoşbul tarafından kesi onarımı isteminde bulunulduğu, Radyoloji Uzmanı tarafından düzenlenen 08.04.2015 tarihli ve 37127 protokol numaralı rapora göre; sanığın 07.04.2015 tarihli istemi üzerine tanık ...'in tomografi çekimi yapıldığı, bunun sonucunda düzenlenen raporda ise; "Tetkik oksipital bölgeye yönelik olarak kontrastsız olarak, aksiyel planda, 5 mm kesit kalınlığında elde edi1miştir. Sağ temporoparietal bileşkede cilt altında 33x26 mm boyutlarında içerisinde kaba kalsifikasyonlar bulunan yumuşak doku kitlesi izlendi. Komşu kemikte destruksiyon ya da çentiklenme izlenmemiştir." açıklamasının yer aldığı, İdari tahkikat heyeti tarafından düzenlenen 22.04.2015 tarihli tutanakta; 21.04.2015 tarihinde saat 16.00 sıralarında yapılan görüşmede sanığın; "İşlemi acilde yaptığım için sarfları da acil üzerinden yapmam gerektiğini düşündüm. 21 Nisan sabahı acil serviste ... Yarbayın bilgisayarında ... Yarbayın müsaadesiyle hastanın kaydını yaptım ve sarfları düştüm. Daha sonra ... Yarbay yanıma geldi ve içinin rahat olmadığını söyledi ve yaptığım işlemleri geri almamı istedi. Ben de kabul ettim ve bilgisayardaki işlemleri iptal işlemi yaptım." şeklinde beyanda bulunduğunun açıklandığı, Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliğince görevlendirilen idari tahkikat heyeti tarafından düzenlenen 06.05.2015 tarihli raporda; - Sanığın, 07.04.2015 tarihinde acil servis müdahale odasında lokal anestezi ile tanık ...'e yönelik olarak saçlı deriden kitle eksizyonu işlemi yaptığının, anılan tarih itibarıyla bu işlem ile ilgili ASOS (Askeri Sağlık Otomasyon Sistemi) ve Döner Sermaye Ücretlendirme Sisteminde herhangi bir kayda rastlanılmadığının, bu işlem yapılırken tanık İlker Akar'ın sanığa yardımcı olduğunun, tanık ... ...'in de yapılan bu işlemi gördüğünün, söz konusu işlem için acil servisteki tıbbi malzemelerin kullanıldığının, bu nedenle de Hastanenin maddi olarak kayba uğradığının, işlemlerin kayıt altına alınmaması sebebiyle hastane, hasta ve hekim açısından mevzuata aykırı bir durum oluştuğunun, - Genel cerrahi şefi olan tanık ...'in bilgisi dahilinde, 15.04.2015 tarihinde saat 14.00 sıralarında, tanık ... Bilgiseven'in yardımı ile genel cerrahi müdahale odasında, lokal anestezi ile tanık ...'nin sırt bölgesinden sanık tarafından kitle çıkartma işlemi yapıldığının, bu işlemle ilgili ASOS ve Döner Sermaye Ücretlendirme Sisteminde anılan tarih itibarıyla herhangi bir kayda rastlanılmadığının, bahse konu işlem sırasında genel cerrahi kliniğinin tıbbi malzemelerinin kullanıldığının, - Yapılan idari tahkikat sırasında 20.04.2015 tarihinde ilk ifadelerin alınmasından sonra adı geçen hastaların, hastane kayıtlarında olup olmadıkları araştırılırken, sanık tarafından tanık ...'e ilişkin olarak, acil servisteki doktor bilgisayarından, 21.04.2015 tarihinde nöbetçi olan ve sabah saatlerinde nöbetini teslim eden acil servis nöbetçi tabibi tanık ...'un adına açık olan oturumdan, saat 09.16'da cerrahi istek işleminde bulunulduğunun, ancak söz konusu hastaya cerrahi işlem yapılmadığının, yine acil servisteki nöbetçi tabip odasından sanık tarafından tanık ...'nin oturumu üzerinden aynı hastaya ilişkin olarak muayene kaydı ve pansuman kaydı açıldığının tespit edildiğinin, sanığın bu işlemleri tanık ... ile birlikte yapmaya karar verdiklerini idari tahkikat heyeti huzurunda ifade ettiğinin, ancak tanık ...'nin bu ifadeyi kabul etmediğinin ve sanığın bu beyanının ayrı bir tutanak ile kayıt altına alındığının, Belirtildiği, Gölcük Donanma Komutanlığınca 09.07.2015 tarih ve 395 sayı ile; Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından hakkında suç dosyası düzenlenen sanık hakkında mülga 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 8 ve 95. maddeleri uyarınca görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma emri verildiği, Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığınca Donanma Komutanlığına hitaben düzenlenen 29.07.2015 tarihli ve 423 sayılı yazı ile; görevi kötüye kullanmak suçundan sanık hakkında yürütülmekte olan soruşturma sırasında sanığın bilişim sistemine veri yerleştirme ve hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme suçlarını da işlediğine dair kuvvetli belirtiler bulunduğundan bahisle 353 sayılı Kanun'un 103/1. maddesi gereğince soruşturmanın anılan suçları da kapsayacak şekilde genişletildiğinin aynı Kanun'un 95/4. maddesi gereğince bildirildiği, Bilirkişi tarafından düzenlenen 29.07.2015 tarihli raporunda; - Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliğinde sağlık otomasyon yazılımı olarak TSBS (TSK Sağlık Bilgi Sistemi) etki alanında, ASOS yazılımı kullanıldığının, kullanıcıların TSBS etki alanına ve ASOS uygulamasına T.C. kimlik numaralarını kullanarak giriş yaptıklarının, TSBS etki alanına ve ASOS uygulamasına birbirinden bağımsız kullanıcı hesabı ve şifreler kullanılarak giriş yapıldığının, diğer bir ifade ile etki alanı oturum açma şifresi ile uygulama şifresinin birbirinden farklı olduğunun, kullanıcıların, sistemi kullanmadıkları zaman işletim sistemi oturumlarını ve/veya ASOS uygulamasını kapatmaları ya da işletim sistemi oturumlarını kilitlemeleri gerektiğinin, işletim sistemi oturumu kilitlenmediği ve/veya ASOS uygulaması açık bırakıldığı zaman ise yetkisiz bir kullanıcının işlem yapabileceğinin, - 15.04.2015 tarihinde saat 14.38'de genel cerrahi kliniği bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile tanık ...'nin hasta kaydının yapıldığının, anılan tanığa, sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile "otit+sinüzit" teşhisi konulduğunun, saat 14.39'da ayaktan hasta reçetesi düzenlenen tanık ...'nin muayenesinin saat 14.40'ta tamamlandığının, 20.04.2015 tarihinde saat 14.28'de KBB poliklinik hemşire bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile tanık ... hakkında "Hasta Kontrol Muayenesi" kaydının yapıldığının, anılan tanığa ilişkin olarak KBB poliklinik doktor bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile "Hasta kontrol muayenesi" işlemi yapıldığının, bahse konu tanık hakkında saat 14.31'de "Tıbbi cerrahi uygulama istek" işlemi girildiğinin, saat 14.33'te ise ayaktan reçetesi yazılan tanık ...'nin muayene işleminin tamamlandığının, "Tıbbi cerrahi uygulama" işlemi üzerinden 20.04.2015 tarihinde saat 14.31'de tanık ...'ye yapılan cerrahi işlemlere ilişkin olarak 21.04.2015 tarihinde saat 08.13'te KBB klinik bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile malzeme sarf girişleri yapılıp saat 08.14'te işlemin tamamlandığının, - 07.04.2015 tarihinde saat 14.08'de KBB poliklinik hemşire bilgisayarında hemşire ...'in kullanıcı hesabı oturumu ile tanık ...'in hasta muayene kaydının yapıldığının, saat 14.29'da KBB poliklinik doktor bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile muayene işlemi yapılıp "Başın lokalize şişme, kitle ve yumrusu" tanısı konulduğunun, saat 14.30'da muayene tedavi sonuç işleminde "CT" istendiğinin, saat 15.31'de radyoloji servisi bilgisayarında tabip ...'un kullanıcı hesabı oturumu ile "CT" çekim işleminin tamamlandığının, saat 15.38'de KBB poliklinik doktor bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile bahse konu tanık hakkında ayaktan hasta reçetesi düzenlendiğinin, çekilen "CT"nin raporunun 08.04.2015 tarihinde radyoloji servisi tomografi odası bilgisayarında tabip ...'un kullanıcı hesabı oturumu ile 09.00-09.04 saatleri arasında yazıldığının, 21.04.2015 tarihinde saat 09.16'da acil servis nöbetçi tabip bilgisayarında tanık ...'un kullanıcı hesabı oturumu ile tanık ... hakkında "Tıbbi Cerrahi Uygulama" isteği girildiğinin, saat 09.19'da aynı oturum ile bu isteğin kabulünün yapıldığının, saat 09.22'de acil servis nöbetçi tabip bilgisayarında tanık ...'nin kullanıcı hesabı oturumu ile "Muayene Tedavi Sonuç" işlemi girilip aynı saatte tamamlandığının, aynı oturum ile saat 10.06'da hatalı işlemden dolayı "Muayene Tedavi Sonuç" işleminin iptal edildiğinin, acil servis nöbetçi tabip bilgisayarında tanık ...'nin kullanıcı hesabı oturumu ile saat 10.08'de "Hasta Kabul Verisi Düzeltme" işlemi yapıldığının, saat 10.21'de acil servis nöbetçi tabip bilgisayarında tanık ...'nin kullanıcı hesabı oturumu ile "Tıbbi Cerrahi Uygulama İstek" girişi ve "Hasta Kabul Verisi Düzeltme" işlemi yapıldığının, saat 10.32'de çözüm merkezi uygulaması vasıtasıyla acil servis nöbetçi tabip bilgisayarında tanık ...'nin kullanıcı hesabı oturumu üzerinden INC042929 çağrı numarası ile işlemin iptal edilmesi talebinde bulunulduğunun, aynı çağrı numarası gereği saat 10.37'de Mu. Eln. ve Sağ. Bils. Ks. A.liği bilgisayarında tanık ... Ozan'ın kullanıcı hesabı oturumu ile "Acil Hasta Müdahale" işleminin iptal edildiğinin, aynı çağrı numarası ile acil hemşirelik hizmetlerinin saat 10.38'de tanık ...'in oturumu ile yeni konumuna alındığının, aynı gün saat 15.35'te KBB poliklinik hemşire bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile tanık ...'in "Hasta Muayenesi" kaydının yapıldığının, saat 15.38'de KBB poliklinik doktor bilgisayarında sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile "Tıbbi Cerrahi Uygulama" isteğinde bulunulduğunun, tanık ...'e "Yüzeysel saçlı deri yaralanması" tanısı konulduğunun, "Muayene Tedavi Sonuç" kısmına ise "Pansuman yapıldı" ifadesinin yazıldığının, sanığın kullanıcı hesabı oturumu ile saat 15.46'da "Doktor prosedür" işleminin, saat 15.47'de ise "Muayene Tedavi Sonuç" işleminin tamamlandığının, Belirtildiği, 29.07.2015 tarihli bilirkişi raporunun ekinde yer alan, tanık ...'ye ilişkin ekran görüntülerinde; 21.04.2015 tarihinde yapılan işleme ilişkin olarak "Rapor" bölümünde "Sağ skapular kesi sütüre edildi.", "Ön Bilgi" bölümünde "Mavi Nevüs Ekstirpasyonu", "Tıbbi/Cerrahi Uygulama" bölümünde ise "Kesi onarımı"; tanık ...'e ilişkin ekran görüntülerinde; 42470 protokol numaralı hastaya ilişkin "Şikayet", "Hikayesi" ve "Muayene Bulguları" bölümlerinde "Sağ oksipital bölgeden deri altı kitle alınması. kontrol", "Rapor" bölümünde "Daha önce marsüpiyalize edilmiş kitle loju, sütüre edildi.", "Tıbbi/Cerrahi Uygulama" bölümünde ise "Kesi onarımı" ibarelerinin yer aldığı, Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliğince 29.07.2015 tarih ve 480 sayı ile; inceleme konusu olay bakımından oluşan kamu zararının her hasta bakımından ayrı ayrı hesaplandığı belirtildikten sonra ekinde yer alan belgeye göre; tanık ...'e yönelik olarak yapılan "Acil poliklinik muayanesi" işlemine ilişkin 15,50, "Yüzeysel varis, sklerozan madde enjeksiyonu" işlemine ilişkin 4,80 ve "Biyopsi yüzeysel (Deri veya deri altı)" işlemine ilişkin 49,38 TL olmak üzere toplam 69,68 TL; tanık ...'ye yönelik olarak yapılan "Benign yumuşak doku tümörü, yüzeysel" işlemine ilişkin 267 TL kamu zararının oluştuğunun belirtildiği, Sanığın 10.11.2015 havale tarihli savunma dilekçesinde; 06.04.2015 tarihinde tanık ...'in erkek kardeşinin kendisini aradığını, ağabeyinin başının arka tarafında bir kitle olduğunu, bu kitlenin ... oluşturduğunu, ancak ağabeyinin tır şoförü olup bölge dışına çıkması gerektiğini, bu nedenle de kitlenin çıkartılıp çıkartılamayacağını sorduğunu, kendisine hastayı görmesi gerektiğini belirtip ertesi gün öğleden sonra kendisine uğramasını söylediğini, ameliyat günü olan 07.04.2015 tarihinde öğleden sonra tanık ...'in oğlu ile birlikte kulak burun boğaz polikliniğine gelmesi üzerine hemşireden hastayı kayıt etmesini istediğini, tanık ...'in başının arkasında, sağ tarafta büyük bir kitle bulunduğunu, bu kitlenin küçük bir cerrahi işlem ile çıkartılıp çıkartılamayacağını, beyinle irtibatı olup olmadığını anlamak için tomografi çekilmesini istediğini, tetkik sonucunda kitlenin küçük bir cerrahi işlemle çıkartılabileceğine kanaat getirdiğini, bu işlemi hastanenin ameliyathanesinde yapabilmesi için giriş prosedürü olarak hastanın en az bir gün önceden yatırılması, sabah aç karnına kanlarının alınması, akciğer röntgeninin çekilmesi ve check-up'tan geçirilmesi gerektiğini, oysa tanık ...'in bu prosedürlere ayıracak zamanı olmadığını, yurtdışına çıkması gerektiğini, bununla beraber kitle büyük olduğu için en azından bir ameliyat masasına, güçlü bir ışık kaynağına ve ikinci bir cerrahi ele ihtiyacı olduğunu, bu sebeple o gün genel cerrahi polikliniğinde hasta muayenesi yapan tanık İlker'e durumu izah ettiğini, acil servisin bu işlem için uygun olacağını düşündüklerini, acil serviste bulunan basit bir dikiş seti ve cerrahi enstrümanlarla kitleyi çıkarttıklarını, bu esnada acil servis sorumlusu tabip olan tanık ... ile hemşire olan tanık ...'ın müdahale odasına gelerek bir ihtiyaçları olup olmadığını sorduklarını, kitleyi çıkarttıktan sonra patoloji kabına koyduğunu, tanık ...'e bu aşamadan sonra gerekli olabilecek kontrol ve tedavileri söyleyip ameliyat günü olması sebebiyle diğer hastalarının kontrolü için kulak burun boğaz kliniğine çıktığını, yine 15.04.2015 tarihinde tanık ...'nin kulak ağrısı şikâyetiyle polikliniklerine müracaat ettiğini, bu kişiye kulak iltihabı ve sinüzit teşhisi koyduğunu, bu sırada tanık ...'nin lohusa olduğunu, emzirirken sırtında kanayan bir yara bulunduğunu ve bu nedenle çok telaşlandığını ifade ettiğini, yaptığı kontrolde tanık ...'nin sol kürek kemiğinin üzerinde bulunan ve boyun bölgesine yakın olup damarsal yapılar içeren bir kitle tespit ettiğini, durumu o gün genel cerrahi polikliniğinde görevli genel cerrahi servis şefi tabip olan tanık ...a izah ettiğini, onun da genel cerrahi müdahale odasında işlem yapabileceğini, astsubayını da kendisine yardımcı olması için görevlendireceğini söylediğini, ardından söz konusu kitleyi cerrahi teknisyen astsubayı olan tanık ...'ın yardımı ile çıkartıp patoloji kabına koyduktan sonra kliniğe geri döndüğünü, kulak, burun, boğaz, baş ve boyun cerrahı olduğunu, bu ameliyatında iddia edildiği gibi branşı dışında olmadığını, öncesinde daha karmaşık ameliyatları dahi gerçekleştirdiğini, bu tip basit cerrahi işlemlerin sağlık ocaklarında bulunan pratisyen hekimlerce de yapılabildiğini, anlattığı her iki işlemin de tüm hastanelerde aynı şekilde yapıldığını, ancak bazen yoğunluk sebebiyle kayıt ve takiplerin unutulabildiğini, bunun arkasında kasıt, kötü niyet, olayı suistimal ya da maddi/manevi bir menfaat yatmadığını, söz konusu Hastanede çalıştığı süre zarfında sadece iki hastasının ameliyat rapor ve sarflarını unutmuş olmasının sevindirici olarak kabul edilmesi gerektiğini, 20.04.2015 tarihinde sabah saatlerinde hakkında idari soruşturma başlatıldığını öğrendiğini, aynı gün tanık ...'nin kontrole geldiğini, bu kişiyi kayıt ettirdikten sonra yaptığı kontrol sırasında kesi yerinin biraz açıldığını görüp tekrar onardığını, akşamüstü soruşturma heyetince ifadeye çağrıldığını, kayıtsız hasta muayene ettiğinin söylendiğini, hangi hastalar olduğunu sorduğunu, hastaların isimlerinin tahkikat heyetince bilinmediğini, kendisinin de hastaların kayıtsız olmadıklarını belirtip isimlerini verdiğini, bunun üzerine tahkikat heyeti başkanı olan tanık ...'ın bilgisayar sisteminden hastalara bakıp ameliyat sarflarının yapılıp yapılmadığını sorduğunu, kendisinin de unutmuş olabileceğini, derhal bu işlemi yapacağını söylediğini, herhangi bir aksi görüş bildirilmemesi üzerine odadan ayrıldığını, mesainin de o sırada sona erdiğini, ertesi sabah ameliyat günü olduğunu, ameliyatlardan önce acil servise indiğini, acil serviste nöbetçi doktor olan tanık ...'un tanık ... ile birlikte acil doktor odasında bulunduğunu, odaya girince tanık ...'un odadan ayrıldığını, tanık ...'ye bilgisayardan bahse konu malzemeleri sarf etmek istediğini belirttiğini, o an açık olan Windows'un tanık ...'in olduğunu zannettiğini, zaten kime ait olduğunun da önemi bulunmadığını, çünkü esas işlemin Windows tabanında çalışan ASOS üzerinden yapıldığını, o sırada açık olan tanık ...'nin otomasyon sayfasından tanık ...'in T.C. Kimlik Numarasını girdiğini, kendi şifresi ile bu işlemi yapamayacağını, çünkü işlemi acil serviste gerçekleştirip acil servisin sarf malzemelerini kullandığını, söz konusu malzemeleri kendi şifresi ile düşmesinin mümkün olmadığını, işlemi yaptığı sırada tanık ...'nin yarım metre mesafede bulunduğunu, diğer bir ifade ile ondan gizli saklı bir şey yapmadığını, polikliniklerde hastaların sadece muayeneye alınabildiğini, oysa acil serviste pansuman kaydı da yapılabildiğini, kendisinin poliklinik alışkanlığı olarak hastayı yanlışlıkla muayene kaydına alıp malzemeleri sarf ettiğini, işlemin bitminde acil servisten ayrılarak ameliyathaneye çıkıp kalan ameliyatlarını tamamladığını, ameliyathanede bulunduğu sırada tanık ...'nin kendisini cep telefonundan araması üzerine hastayı yanlışlıkla muayeneye aldığını öğrendiğini, ardından tanık ...'nin sehven yapılan bu işlemleri bilgi işlem subesi ve ASOS çözüm merkezinden iptal ettirdiğini, aynı gün öğleden sonra tanık ...'in kızı ile birlikte polikliniğe geldiğini, kaydını yaptırdıktan sonra yara yerini de kontrol ettiğini, o anda kitle olmadığı için, kitleyi daha önceden alması nedeniyle yara dokusunun pansuman ve onarımını rapor edip cerrahi işlem kaydı yaparak malzemeleri sarf ettiğini, o esnada kitle çıkartılması notunu yazsa idi, asıl o zaman gerçeğe aykırı rapor tanzim etmiş olacağını, kontrolü bitince de tanık ...'i gönderdiğini, bahse konu hastaların kayıt edilmeden muayene ve tedavi edilmelerinin söz konusu olmadığını, kayıt ve muayenelerinin kulak burun boğaz polikliniğinde yapıldığını, hatta tanık ...'e ilişkin tetkik istendiğini, eğer bu hastalardan maddi bir menfaat içerisine girilse idi, hiç kayıt yapılmaksızın ve başka cerrah ya da teknisyen astsubayların yardımı alınmaksızın, gizli bir şekilde ameliyat edileceklerini, tanık ...'nin cerrahi servisinde ameliyat edildiğini, tüm kliniklerde ameliyat sonrası sarfların klinik sorumlusu astsubay tarafından yapıldığını, kendisi ameliyat kaydını ve sarfları unutsa da bu işlemlerin görevli diğer personel tarafından yapılması ya da kendisinin uyarılması gerektiğini, söz konusu iki hastanın da Sosyal Güvenlik Kurumuna kayıtlı, Askeri Hastanelerden 2005 yılı Kasım ayından itibaren yararlanma hakkına sahip biri SSK'lı, biri de emekli Astsubay kızı olduklarını, bu hastaların Askeri Hastanelerde yapılan işlemler için para ödemediklerini, bu sebeple de bu kişilerin yararına bir işlemin yapılmasının söz konusu olmadığından kamu zararının oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, ASOS Ankara Gata Ana Çözüm Merkezinde görevli Ümit Topbaş isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde SGK'lı hastadan saçlı deriden kitle alınması sonrasında ameliyat notu ve sarf malzemesi girişinin sehven unutulduğunu, 15 gün sonra bu işlemlerin kendileri tarafindan geri alınarak düzeltilip düzeltilemeyeceğini sorduğunda bu işlemlerin geri alınarak hataların düzeltilebildiğini öğrendiğini, ancak idari tahkikat heyeti başkanı olan tanık Kadir'in geçmiş işlemlerin düzeltilmesini engellediği gibi sonradan hastaları çağırıp gerçeğe uygun olarak yaptığı kayıtları bile suç unsuru kapsamında değerlendirdiğini, Gölcük Asker Hastanesinde acil serviste nöbet tutan hekimlerce çoğunlukla nöbet kayıtlarında prosedür yanlışlıkları yapıldığını, bu işlemlerin ay sonuna doğru tanık ... Yoğurtçu tarafından ya bizzat ya da amiri olduğu birim yetkililerince bilgisayardan düzelttirildiğini, bu kayıt düzeltme işleminin her ay rutin olarak yapıldığını, ancak bu durumunun kendisine uygulanmadığını, olayda kastının bulunmadığını belirttiği, Genelkurmay Başkanlığı TSK Sağlık Komutanlığınca düzenlenen 31.12.2015 tarihli müzekkere cevabı ile ekinde yer alan ve GATF Dek. ve Eğt. Hst. Bştbp'liği KBB ABD Bşk'lığı tarafından hazırlanan 28.12.2015 tarihli "Tıbbi Görüş/Değerlendirme Raporu"na göre; bir hastanın sırt bölgesinden kitle çıkarma (ben gibi) ve lokal anestezi ile saçlı deriden kitle eksizyonu işlemlerinin küçük cerrahi işlemler kapsamında olduğu, 14.04.1928 tarihli ve 863 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un "Cerrahii sağireye ait ameliyat ile sünneti her tabip yapabilir." şeklinde düzenlenen 3. maddesi uyarınca tıp fakültesini bitirmiş her tabip tarafından uzmanlık gerektirmeyen bu işlemlerin yapılabileceği, dolayısıyla kulak burun boğaz uzmanı olan bir tabibin de bu işlemleri yapmasının mevzuata uygun olduğu, yine asker hastanelerinin döner sermaye gelirlerinin, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine kanunlarla verilen asli ve sürekli kamu görevlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve genel idare esaslarına göre yürütülmesi mümkün olmayan mal ve hizmet üretimine ilişkin faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, kamu idaresine bağlı olarak kurulmuş işletmelere tahsis edilen sermayeyi ifade ettiği, bu gelirlerin kamu geliri, giderlerinin de kamu gideri mahiyetinde olduğu, diğer taraftan Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamındaki hastalar için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından aylık olarak GATA K'lığı ve GATA Haydarpaşa Eğt. Hst. K.'lığına, diğer asker hastanelerine ilişkin olarak ise MSB'ye ödeme yapıldığı, MSB'nin de diğer asker hastanelerine aylık olarak ödeme yaptığı, hastanelerin ayrıca ücreti mukabilinde de hastalara hizmet verebildiği, bu çerçevede, eğer hasta GSS kapsamındaki bir hasta ise bu hastanın muayene ve tedavisi için düzenlemesi gereken faturanın MEDULA üzerinden SGK'ya iletilememesi nedeniyle fatura tutarı kadar paranın SGK tarafından hastaneye ödenememesi, GSS dışında ücretli bir hasta olması hâlinde ise bedelini kendisi ödemesi gerektiği hâlde ödememesi nedeniyle gelir kaybı yaşanacağı, Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 20.01.2016 tarihli müzekkere cevabı ile ekinde yer alan alındı belgelerine göre; tanık ...'e 07.04.2015 tarihinde acil serviste bulunan müdahale odasında cerrahi işlem yapılmasına karşın ASOS'a 22.04.2015 tarihinde; tanık ...'ye ise 15.04.2015 tarihinde genel cerrahi müdahale odasında cerrahi işlem yapılmasına rağmen ASOS'a 22.04.2015 tarihinde kaydı yapılarak sarf işlemlerinin gerçekleştirildiği, hastalarla ilgili yapılan cerrahi müdahalelerin MY 33-1 (C) Asker Hastaneleri Yönetim Yönergesi'ne göre; ayaktan tedavi dâhilinde yapılan cerrahi işlemlerin gerçekleştiği gün kayıt ve sarf işlemlerinin yapılması, yatan hastalara yapılan cerrahi müdahalelerde ise sarf işlemlerinin hasta taburcu olana kadar tamamlanması gerektiği, ayrıca zararın sanık tarafından 15.01.2016 tarihinde yasal faizi ile birlikte giderildiği, Sanığın 04.05.2016 tarihli esas hakkındaki savunmasını içeren dilekçesinde; bilgisayarda kayıt işlemlerini yaptıktan sonra her iki hastasını da poliklinikte muayene ettiğini, poliklinikte cerrahi işlem yapılmadığını, cerrahi işlemlerin yapıldığı odalarda bilgisayar bulunmadığını, bulunsa dahi yoğunluk sebebiyle cerrahi işlemlere ilişkin kayıtların derhal oluşturulamayabileceğini, tanıkların ifadelerinden de bu durumun anlaşıldığını, bahse konu cerrahi işlemler sonucunda bir kamu zararının oluşmadığını, çünkü söz konusu hastaların zaten hak sahibi kişiler olduğunu, ancak Gölcük Asker Hastanesinin SGK'dan alacağı bir miktar paranın tahsil edilemediğini, bunun da sonradan kendisi tarafından ödendiğini, dolayısıyla ile kamu zararından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu cerrahi işlemler sebebiyle kurum zararının oluşmasının hastane idaresi tarafından adeta bilerek istendiğini, ASOS Çözüm Merkezi ve Gölcük Asker Hastanesinin yazılarından anlaşıldığı üzere iki aylık SGK veri düzeltme süresinin aleyhine olacak şekilde kullanılmadığını, bu durumun tanık ...'ın ifadeleriyle açıkça anlaşıldığını, oysa bu tür unutkanlıklara doktor-hasta ilişkilerinde çok sık rastlandığını, idari tahkikat aşamasında kimlik bilgileri tahkikat heyeti tarafından bilinmeyen hastaların T.C. Kimlik Numaraları da dahil olmak üzere bilgilerinin kendisi tarafından tahkikat heyetine verildiğini, bununla beraber tahkikat heyetince suç aramaya devam edilerek, hastalara kullanılan malzemelerin sarflarının yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, sarfları yapacağını söylediğini, ertesi gün acil servise uğradığında, doktor odasındaki bilgisayarda tanık ...'un oturumunun açık olduğunu fark etmediğini, o sırada orada bulunan tanık ...'nin oturumundan işlem yaptığını zannettiğini, bu durumu fark ettiğinde işlemi sonlandırdığını, bu nedenle de tanık ...'un etki alanında bilirkişinin de belirttiği üzere sadece hasta isimlerinin bulunduğunu, bunun dışında tanık ...'un etki alanına herhangi bir veri girişi yapılmadığını, ayrıca tanık ...'nin şifresinin bilgisi dâhilinde kullanıldığını, ancak acil servisin işleyiş ve prosedürleri farklı olduğundan, sehven hasta kaydı yapıldığını, ancak bu işlemin daha sonra iptal edildiğini, bahse konu hastalara kullanılan malzemeleri sarf etmesi gerektiğini, çünkü ameliyat kaydını yapmayı unuttuğundan sarfları da yapamadığını, bu işlemleri hastaların kontrole gelmesi neticesinde yapmak istediğini, ancak hastalar kontrole geldiğinde kitle çıkartılması raporu ile sarf yapamayacağını, çünkü bu durumun gerçeğe aykırı olacağını, oysa ki kontrol esnasında yapılan kesi onarımı ve pansuman işlemlerinin bizatihi gerçeği yansıttığını, çünkü o sırada yaptığı işlemleri rapor ettiğini, kastı bulunmadığını, bir hekim olarak, yazılım sistemlerini mükemmel bir şekilde kullanabilme yeterliliğine sahip olamayabileceğini belirttiği, Anlaşılmıştır. Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde acil tıp uzmanı olarak görev yaptığını, 07.04.2015 tarihinde acil serviste bulunan müdahale odasına tesadüfen girdiğinde sanığın tanık İlker ile birlikte erkek bir hastaya işlem yaptığını gördüğünü, ne yaptıklarını sorduğunda saçlı deriden kitle çıkarma işlemi yaptıklarını söylediklerini, kısa bir süre yapılan işlemi seyrettikten sonra hastalarını takip etmesi gerektiğinden odadan ayrıldığını, 21.04.2015 tarihinde sanığın acil servise gelerek bir hastasıyla ilgili malzeme sarfı için kayıt yapmak istediğini söylediğini, kendisinin de bu hastaya ilişkin daha öncesinde KBB branşı üzerinden kayıt yapıldığını düşünerek tıbbi cerrahi müdahale kaydı, diğer bir ifade ile pansuman kaydı yapabileceğini belirttiğini, o sırada nöbetçi doktor odasında bulunan ve nöbetten çıkmak üzere olan tanık ...'un bilgisayar başında olduğunu, hastaları kayıt ettikleri diğer bilgisayarın meşgul olması nedeniyle sanığın tanık ...'a; "Dostum, bir işim var." diyerek bilgisayarı kullanmak için izin istediğini, bunun üzerine tanık ...'un masadan kalkıp odadan ayrıldığını, daha sonra sanığın söz konusu bilgisayarın başına geçtiğini, kendisinin de o sırada aynı odada bulunduğunu, sanığın bilgisayarda işlem yapmaya başladığını, bir süre sonra kendisine; "Benim ASOS'umla olmuyor, senin ASOS'unla yapabilir miyim?" dediğini, kendisinin de işlemin yapılabilmesi ve malzeme sarfının düşülebilmesi için tıbbi cerrahi müdahale kaydı (Pansuman kaydı) yapabileceğini belirtip kendi ASOS şifresini söylediğini, sanığın işini bitirdikten sonra yanından ayrıldığını, ardından yapılan işlemi kontrol etmek için bilgisayar başına oturduğunu, ASOS şifresini girerek ASOS hesabını açtığını, akabinde tanık ...'e ilişkin olarak kendi ASOS oturumumdan "Yeni muayene kaydı" ve "Tıbbi cerrahi müdahale kaydı" (pansuman kaydı) girişi yapıldığını gördüğünü, önce muayene kaydı işlemini iptal etmeye çalıştığını çünkü sanığın muayene kaydı/yeni kayıt oluşturacağını kendisine söylemediğini, iptal edemeyince sanığı aradığını, kendisine söz konusu hasta için hem muayene kaydı hem tıbbi cerrahi müdahale kaydı (pansuman kaydı) yaptığını, bu nedenle muayene kaydı işlemini iptal ettireceğini söylediğini, sanığın; "Bir işim var yanına geleyim konuşuruz." dediğini, daha sonra onu beklemeden bilgi-işlem şubeyi arayıp tanık ... ile görüştüğünü, ona ASOS hesabında bir hasta ile ilgili hem muayene kaydı hem de pansuman kaydı oluşturulduğunu, bir yanlışlık yapıldığını ve muayene kaydını iptal ettirmek istediğini söylediğini, ardından bu işlemin iptal edildiğini, yapılan muayene kaydı işleminin kişisel bir hata olduğunu düşündüğü için idareye haber vermediğini, ASOS oturum şifresini çok acil durumlar ve somut olay haricinde başka bir tabiple paylaşmadığını, malzeme sarf işlemlerinin bazen bizzat kendisi tarafından bazen de hemşireler ya da sağlık astsubayları tarafından yapılabildiğini, hastaya yapılan işleme ilişkin fatura kesilmeden önce de geriye dönük yanlışlıkla yapılan ve unutulan işlemlerin düzeltilebildiğini, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde mikrobiyoloji uzmanı olarak görev yaptığını, 21.04.2015 tarihinde acil nöbeti çıkışında bir hastasının dosyasını kapatmak üzere acil servis nöbetçi doktor odasında bulunduğunu, aynı odada o sırada tanık ...'nin de olduğunu, saat 09.00 sıralarında sanığın içeri girip bilgisayarda bir işi olduğunu söylemesi üzerine, kendi işinin de bitmesi nedeniyle bilgisayarın başından kalkıp odadan ayrıldığını, bu sırada ASOS oturumunu açık unuttuğunu sonradan anladığını, aynı gün idare tarafından tanık ... ile ilgili bir muayene işlemi yapıp yapmadığının sorulduğunu, yapmadığını söylediğini, kendi oturumunun kullanılarak sanık tarafından bir hastaya ilişkin giriş yapıldığından Baştabip Yardımcısı olan tanık Kadir'in bilgi vermesi üzerine haberdar olduğunu, bu olayla ilgili olarak ertesi gün görüştüğü sanığın yaptığının etik olarak uygun olmadığını, hata yaptığını belirtip kendisinden özür dilediğini ve üzüntüsünü dile getirdiğini, ASOS'un tam ekran olarak açık olması hâlinde hangi doktorun hesabıyla giriş yapıldığının ekranın sol alt kısmında yer aldığını, ancak gözden kaçabileceğini, bu bölümde kullanıcı adının kısaltma olarak yer aldığını, örneğin kendi hesabının "thosbul" olarak göründüğünü, hesabı üzerinden yapılan işlemin iptali ile ilgili herhangi bir girişimi olmadığını, Tanık ... mahkemede; 2015 yılı Nisan ayı başlarında sanığa muayene olduğunu, başında bir kitle bulunduğunu, bu kitleyi aldırmak istediğini, muayene olduğu gün saçlarını kestirdikten sonra sanığın kendisini ameliyat ettiğini, bu operasyonun nerede yapıldığını bilmediğini, hatırladığı kadarıyla kendisine ilişkin kayıt işlemlerini bir hemşirenin yaptığını, başındaki kitle nedeniyle ağrısının olduğunu, bu yüzden aldırmak istediğini, sanığı daha öncesinde tanımadığını, sanığa kızı olan ... ... isimli kişi vasıtasıyla ulaştıklarını, bildiği kadarıyla kızının sanığın kız kardeşini tanıdığını, kendisine yapılan operasyondan memnun kaldığını, emekli personel olduğunu ve SGK güvencesi bulunduğunu, Tanık ... mahkemede; babasının askerî personel olduğunu, 2014 yılı Nisan ayı içinde Gölcük Asker Hastanesinde doğum yaptığını, hamilelik sürecinde sırt bölgesinde renkli bir beze oluştuğunu, doğuma giren doktorların kendisine bu bezeyi alabileceklerini söyleseler de daha sonra aldırabileceğini düşünerek kabul etmediğini, doğum sonrası kulağında bir ... başladığını, bu nedenle KBB uzmanı olan sanığa muayene olduğunu, bu sırada bahse konu bezeyi de sanığa gösterdiğini, sanığın da bu noktada kendisine yardımcı olmak için bu bezeyi operasyonla aldığını, operasyonun aynı gün mü yoksa birkaç gün sonra mı yapıldığını hatırlamadığını, genel cerrahi odasında başka görevlilerin de olduğu bir ortamda söz konusu operasyonun gerçekleştirildiğini, sanığa kulağındaki rahatsızlık nedeniyle gittiğini, özellikle bahse konu bezeyi aldırmak için gitmediğini, doktora gitmişken bezeyi de gösterdiğini, bu operasyon için kendisinden maddi bir karşılık istenmediğini, Tanık ... Alaca aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesi Muhabere Elektronik ve Sağlık Bilişim Kısım Amiri olduğunu, soruşturma aşamasında düzenlediği bilirkişi raporunu aynen kabul ve tekrar ettiğini, hastalarla ilgili son işlemlerin doktorlar tarafından yapıldığını, bu aşamadan sonra döner sermaye işletme kısmının yapılan işlemi faturalandığını, faturalandırılan bu işlem nedeniyle SGK'nın hastane döner sermayesine para ödediğini, henüz faturalandırılması yapılmamış işlemleri hatalı olmaları hâlinde birim olarak geri alabilseler de eğer fatura kesilmiş ise işlem hatalı olsa bile bunun geri alınması için önce Kocaeli SGK ile, sorunun bu şekilde çözülememesi hâlinde ise Ankara SGK ile yazışma yapılması gerektiğini, faturalandırma işlemlerinin ay sonlarında yapıldığını, ondan sonra gerekli ödemelerin gerçekleştiğini, çalıştığı süre boyunca hatalı kesilen faturalara ilişkin sorunun Kocaeli SGK ile birlikte çözüldüğünü, bu şekilde hatalı işlemlerin geri alınabildiğini, SGK tarafından işlem iptal edilince doktorun ya da hemşirenin bu yöndeki talebi ile ASOS'ta gerekli değişiklikleri yapabildiklerini, hastalarla ilgili istek girişi yapılabilmesi için hem Windows'un hem de ASOS'un açık olmasının gerektiğini, Sağlık Komutanlığı veri tabanında "Çözüm merkezi" isimli bir program bulunduğunu, yapılan hatalı işlemlerde bu programdan yararlanıldığını, bu program kullanılacağı zaman yapılacak işlem için çağrı numarası verildiğini, kendilerinin de bu çağrı numarasına göre doktor ya da hemşire tarafından istenilen işlemleri gerçekleştirdiklerini, sanığın yaptığı hatalı işlemin iptali için tanık ...'nin, kendisi ile aynı birimde çalışan tanık ...'i arandığını, tanık ...'un ise bu yönde bir talebi olmadığını, ilgili kayıtlar incelendiğinde de tanık ...'un hesabından yapılan işlemin iptal edildiğine ilişkin herhangi bir veri bulunmadığını, tanık ...'un hesabından tanık ... ile ilgili istek girişi yapılmakla birlikte daha sonra işlemin devam ettirilmediğini, bu nedenle de gerek hasta açısından gerekse hastane açısından bir kaybın söz konusu olmadığını, yine tanık ...'nin hesabından tanık ...'e ilişkin muayene işlemi yapılıp tamamlanmış göründüğünü, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesi döner sermaye saymanlık kısmında sivil memur olarak görevli olduğunu, idari tahkikat başladıktan sonra ASOS üzerinden sanık tarafından bahse konu bir erkek ve bir kadın hasta ile ilgili yapılan işlemlere baktıklarını, bir hastaya ilişkin 23 TL faturalandırma yapılmasına karşın diğer hastaya ilişkin herhangi bir faturalandırma yapılmadığını tespit ettiklerini, SGK'ya bu şekilde bilgi gönderilmesi nedeniyle de hâlihazırda birinci hasta için 69 TL ve ikinci hasta için ise 244 TL açık bulunduğunu, bu açığın olay tarihinden sonraki süreçte de yanlışlık giderilemediği için devam ettiğini, bildiği kadarıyla bir yanlışlık olsa da belirli bir süre geçtikten sonra bunun SGK tarafından kabul edilmediğini, uygulamada ilgili evrakları SGK'ya göndermeden önce kontrol ettiklerini, bir yanlışlık tespit etmeleri hâlinde ilgili doktordan hatayı düzeltmesini istediklerini, hata düzeltilip evraklar geri gelince de gerekli ödemelerin yapılması için evrakları SGK'ya gönderdiklerini, bahse konu olayda ise gerekli düzeltmelerin yapılması için sanığa gidilmediğini, bu konu ile ilgili kendilerine bir şey söylenmediğini, tedavi gideri ödemesi adı altında bakılan hastalara ilişkin SGK tarafından hastaneye para ödendiği için somut olaydaki eksikliğin hastanenin SGK'dan alması gereken miktara ilişkin olduğunu, yoksa bahse konu hastalar tarafından herhangi bir yere ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesi genel cerrahi servisinde cerrahi teknisyeni olarak görev yaptığını, olay tarihinde serviste bulunduğu sırada sanığın yanına gelerek klinikte bir müdahale yapacağını ve bu konuda klinik şefinin bilgisinin olduğunu söylediğini, kendisinden yardım etmesini istediğini, yanında o sırada kliniğin ikinci şefi olan tanık İIker'in de bulunduğunu, onun onayıyla sanığa yardım ettiğini, daha sonra klinik şefinden izin almış olduğunu da teyit ettiğini, kliniğin pansuman ve müdahale odasında bir kadının sırtından sanık tarafından kitle çıkartıldığını, bu hasta ile ilgili gerekli girişlerin sisteme yapılıp yapılmadığını bilmediğini, tanık Kadir ile sanık arasında husumet olduğuna ilişkin söylentiler bulunsa da bu konuda net bir bilgisi olmadığını, Tanık İlknur Bozkurt aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde KBB servisinde hemşire olarak görev yaptığını, sanığın yaptığı belirtilen suça konu cerrahi işlemlerde hazır bulunmadığını, bu işlemlerin nerede gerçekleştirildiğini de bilmediğini, sanık tarafından yapılan operasyonlarda kullanılan malzemelerin sarf işlemlerini KBB servisinin sağlık astsubayının yaptığını, Tanık Akın aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde genel cerrahi şefi olarak görev yaptığını, sanığın olay tarihinde kendisini iş yeri telefonundan arayarak genel cerrahi müdahale odasını kullanmak istediğini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini, bu konuda sanığa yardım etmesi için de cerrahi teknisyeni olan tanık ...'ı görevlendirdiğini, göz branşı hariç olmak üzere genel cerrahi müdahale odasının diğer tüm branşlara açık olduğunu, ilgili branşların bu odayı kullanmaya ilişkin bir talepleri olması hâlinde aynı şekilde yardımcı olduklarını, çünkü anılan hastanede ameliyathanenin dışında ufak tefek müdahalelerin yapılacabileceği tek yerin orası olduğunu, suça konu hastalara kayıt dışı bakıldığına ilişkin herhangi bir bilgisi olmadığını, hastalarla ilgili yapılan işlemlerin belli bir noktaya kadar doktorlar tarafından yapıldığını, gerekli sarf işlemlerinin ise mal sorumlusu olan tanık ... tarafından ASOS üzerinden gerçekleştirildiğini, hatalı bir sarf işlem yapılması durumunda ise bu işlemlerin bilgi işlem merkezi tarafından geri alınabildiğini, geri alındıktan sonra da sarf işlemlerinin tekrar yapılabildiğini, ameliyat notu yazılabildiğini, ekstra bir işlem yapılmış ya da malzeme kullanılmış ise onların da birebir olarak sisteme girilebildiğini, ancak ameliyat yapılan durumlarda Sosyal Güvenlik Kurumuna ücretlendirme yapan butona basılmadığı sürece geri alma işleminin bilgi işlem merkezi tarafından yapılabildiğini, bu butona basılıp işlem sonlandırılmış ise Ankara SGK'ya ve Sağlık Komutanlığına başvurulması gerektiğini, bu kurumların da hatalı işlemleri düzeltebileceklerini, daha öncesinde sanık ile idare arasında husumet boyutuna varmasa da anlaşmazlık bulunduğunu, birtakım sıkıntılar ve ufak tefek sürtüşmeler yaşandığını, Tanık ... Hakan Emirkadı aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde anestezi uzmanı olduğunu, suça konu olaylarla ilgili herhangi bir bilgisi bulunmadığını, servislerinde kullandıkları malzemelerin sarf düşümlerinin bazen kendisi bazen de anestezi teknisyenleri tarafından yapılabildiğini, kendi onayı ve bilgisi dâhilinde ASOS şifresini kullanan teknisyenlerini bu düşümleri gerçekleştirdiklerini, Tanık Meltem aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesi acil servisinde hemşire olarak görevli olduğunu, olay tarihinde acil servis pansuman odasından sesler gelmesi üzerine odaya girdiğinde sanığın, tanık İlker ile birlikte erkek bir hastaya küçük bir cerrahi operasyon yaptığını gördüğünü, bu operasyonun yaklaşık beş dakika sürdüğünü, çıkartılan kitleyi sanığın istemi üzerine bir kaba koyduğunu, acil servisteki hasta kayıt işlemlerinin hemşiler tarafından yapıldığını, operasyonlar sonrasında sarf edilen malzeme varsa bunların sistem üzerinden düşümünün ise hemşireler, sağlık astsubayları veya doktorlar tarafından yapılabildiğini, sanığın kendi hastası olduğunu ve işlemin kısa süreceğini belirtmesi ayrıca hastanın acil servise başvuran bir hasta olmaması nedeniyle acil servise kayıt işlemini yapmadığını, sarflarla ilgili bir yanlışlık yapılması hâlinde bu hataların düzeltilebildiğini, daha öncesinde başka bir servis ve doktor tarafından da söz konusu odanın kullanıldığını bildiğini, Tanık ... Durmuş Mahkemede; Gölcük Asker Hastanesinde KBB uzmanı olarak görev yaptığını, sanığın da aynı serviste 2010-2011 yılları arasında göreve başladığını, sanıkla 3-4 yıldır birlikte çalıştıklarını, kendisinin sanığın birinci amiri pozisyonunda olduğunu, sanığın görevini iyi yapan bir tabip olduğunu, kendisinin 1-2 kez yanlışlıkla sanığın ASOS oturumu üzerinden hasta kaydedip muayene ettiğini, bu durumu sonradan hasta kontrole geldiğinde fark ettiklerini, üzerinden zaman geçtiği için de bunu düzeltme imkânlarının olmadığını, Tanık İlker aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığını, 07.04.2015 tarihinde bir yakınının geleceğini ve başında bulunan lezyonu alacağını söyleyerek kendisinden yardım isteyen sanığın aynı gün saat 14.30-15.00 sıralarında hastasının geldiğini ve acil serviste olduğunu belirttiğini, bunun üzerine acil servis müdahale odasına girdiğinde lokal anestezisi yapılmış olan hastanın kafasında yaklaşık 3x3 cm'lik bir kitle bulunduğunu gördüğünü, kitlenin çıkartılması aşamasında sanığa yardım ettiğini, işlem bittikten sonra da odadan ayrıldığını, bu arada acil serviste görevli hemşire olan tanık Meltem'in de kendilerine yardım ettiğini, tabip olan tanık ...'nin ise operasyon sırasında odaya girip çıktığını, bu dışında yaptığı operasyonlarla ilgili olarak ameliyat notunun sisteme girişini kendisinin yaptığını, bu aşamadan sonraki sarf işlemini ise teknisyenlerinin gerçekleştirdiğini, bu işlemi kendisinin daha sonra sistem üzerinden kontrol ettiğini, yine sisteme giriş yapmayı unuttukları durumlarda döner sermaye yetkililerinin kendilerine dönüş yaptıklarını, hekimler için öncelikli olanın hastaların sağlığı olduğunu ve yapılması gereken birtakım bürokratik işlemlerin iş yoğunluğu nedeniyle unutulabildiğini, birlikte çalıştıkları dönemde sanıkla ile herhangi bir sorun yaşamadığını, sanığın yanlış bir davranışını görmediğini, Tanık ... mahkemede; Gölcük Asker Hastanesi bilgi işlem şubede görev yaptığını, olay tarihinde tanık ...'nin kendisini telefon ile arayıp tanık ... ile ilgili yapılan işlemin iptalini istediğini, kendisine sistem üzerinden çağrı numarası alması gerektiğini akabinde bu işlemi iptal edebileceğini belirttiğini, ardından tanık ...'nin sistem üzerinden çağrı numarası aldığını, bunun üzerine de tanık ...'ye bahse konu hasta ile ilgili hangi bölümün geri alınacağını sorduğunu, kendisine iptalini istediği kısmı söylediğini ancak hangi işlemin iptalini istediğini tam olarak hatırlamadığını, daha sonra gerekli işlemleri yaptığını, tanık ...'un ise bu konuda herhangi bir iptal başvurusunda bulunmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda benzer şekilde; Gölcük Asker Hastanesinde KBB uzmanı olarak görev yaptığını, 07.04.2015 tarihinde acil serviste tanık İlker’in yardımı ile bir arkadaşının kardeşi olan tanık ...’e ilişkin olarak oksipital bölgeden kitle çıkartılması işlemi yaptığını, bu işlem için acil servisin malzemelerini kullandığını, söz konusu işlemi tanıklar Meltem ve ... ile ismini bilmediği bir astsubayın da gördüğünü, bu hastanın KBB servisine muayene kaydını yapsa da kitle çıkartma işlemini kayıt altına almayı unuttuğunu, yine 15.04.2015 tarihinde anılan hastaneye gelen tanık ...’nin de muayene kaydının yapıldığını, muayenesinin ardından ise genel cerrahi servisinde bu hastaya ilişkin olarak sol skapula üzerinden lokal anestezi ile kitle çıkarma işlemi uyguladığını, kitle çıkarma işlemini kayıt etmediğini, bu operasyondan ise tanıklar Akın ve ...’ın haberdar olduklarını, 21.04.2015 tarihinde tanık ...’e ilişkin olarak acil serviste kayıt yaparken o anda açık olan ASOS oturumunu kullandığını, acil servisin sarflarının acil servis şifresi kullanılarak düşülebileceği için tanık ...’nin bilgisi dâhilinde şifresini kullandığını, KBB servisinde sadece muayene kaydı açabilmesine karşın acil serviste hem muayene kaydı hem de pansuman kaydı açılabildiğini, o gün pansuman kaydı üzerinden malzeme sarfı yapmak isterken sehven hasta muayene kaydı oluşturduğunu, bu durumun daha sonra tanık ... tarafından fark edilmesi üzerine de işlemi iptal ettirdiklerini, daha sonra aynı gün tanık ...’in hastaneye gelmesi nedeniyle poliklinikten işlemini tamamladığını, yine tanık ...’e ilişkin olarak tanık ...’nin oturumu ile işlem yapmak isterken tanık ...’un ASOS oturumunun açık olduğunu ve bu oturum üzerinden işlem yaptığını anlayıp hemen kaydı iptal ettiğini, tanık ...’un oturumunda yapılan işlemin sehven yapılan bir işlem olduğunu, sonuçta kapatılmayan bir oturum olduğundan aynı hatayı başka bir hekimin de yapmasının mümkün olduğunu, tanık ...’nin 20.04.2015 tarihinde hastaneye kontrole gelmesi üzerine sarflarını düşüp sistemden kaydını kapattığını, bahse konu cerrahi operasyonlara ilişkin sarflar hakkında gerekli düzeltmeleri yapmak istemesine rağmen idare tarafından buna imkân verilmediğini, Baştabip Yardımcısı olan tanık Kadir'in söz konusu hastanede çalıştığı dönem içinde kendisine ve diğer doktorlara yönelik hasmane bir tutum sergilediğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler TCK'nın ikinci kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler"e yer veren dördüncü kısmının "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı birinci bölümünde düzenlenen "Görevi kötüye kullanma" başlıklı 257. maddesi suç tarihi itibarıyla; "(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin, birinci fıkrasında icrai davranışla işlenen görevi kötüye kullanma suçu düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesi ya da vaktinde yapmayıp geciktirmesi suç sayılmıştır. Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için ilk şart, kamu görevlisi olan failin yaptığı işle ilgili olarak kanundan veya diğer idari düzenlemelerden doğan bir görevinin olması ve bu görevinin gereklerine aykırı davranmasıdır. Ancak norma aykırı davranış tek başına yeterli olmamakta ayrıca fiil nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız menfaat sağlanması da gerekmektedir. Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının saptanabilmesi için öncelikle mağduriyet, kamunun zarara uğraması ve haksız menfaat kavramlarının açıklanmasına fayda bulunmaktadır. Mağduriyet kavramının, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiği kabul edilmektedir. Bu husus madde gerekçesinde; "Görevin gereklerine aykırı davranışın, kişinin mağduriyetine neden olunması gerekir. Bu mağduriyet, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararı ifade etmez. Mağduriyet kavramı, zarar kavramından daha geniş bir anlama sahiptir." şeklinde vurgulanmış, öğretide de mağduriyetin sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmeyip daha geniş bir anlama sahip olduğu, bireyin, sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketlerin ve herhangi bir çıkarının zedelenmesine neden olmanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir (Artuk-Gökçen-Yenidünya, s. 911 vd.; Koca-Üzülmez, s. 1024; Özbek-Kanbur-Doğan-Bacaksız-Tepe, s. 974). Kişilere haksız menfaat sağlanması, bir başkasına hukuka aykırı şekilde her türlü maddi ya da manevi yarar sağlanması anlamına gelmektedir. Kamunun zarara uğraması hususuna gelince; madde gerekçesinde "ekonomik bir zarar" olduğu vurgulanan bu kavramla ilgili olarak kanuni düzenleme içeren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesinde; kamu görevlilerinin kast, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanan kamu zararı, her olayda hâkim tarafından, iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek bir fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, somut olayın kendine özgü özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme; uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanması anlamında olmayıp miktarı saptanamasa dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bir bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması hâlinde de kamu zararının varlığı kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı her davranışın, kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla, kamu zararına yol açtığı veya zarara uğrama ihtimalini ortaya çıkardığı şeklindeki bir düşünceyle de hareket edilmemelidir. Öte yandan, "Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçu TCK'nın 244. maddesinde; "(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile bilişim sistemlerinin doğru ve işlevine uygun şekilde faaliyetine devam etmesi sağlanmak istenmiş olup sistemin doğru ve işlevine uygun olarak faaliyetine engel olan fiiller bu maddeye uyan suçu oluşturmakta, sistemin doğru ve işlevine uygun olarak faaliyetine engel oluşturmayan eylemler ise bu maddede düzenlenen suçu oluşturmamaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, ikinci fıkrasında, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka yere gönderme fiilleri suç olarak düzenlenirken üçüncü fıkrada, birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen eylemlerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde gerçekleştirilmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hükmüne yer verilmiş, dördüncü fıkrada ise, birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin gerçekleştirilmesi suretiyle kişinin haksız çıkar sağlaması eyleminin, başka bir suçu oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasını gerektiren bir suç olarak cezalandırılacağı yaptırıma bağlanmıştır. TCK'nın 244. maddesi ile bilişim alanında suçlar bölümünde yer alan 243. maddede olduğu gibi bilişim sistemi ve sistemin işleyişine yönelik saldırıların önlenmesi amaçlanmış olup sistemin soyut unsurlarına karşı işlenen zarar verici fiiller yaptırım altına alınmıştır. Maddede bilişim sistemindeki verilere zarar verici nitelikteki hareketlerin işlenmesinin yanı sıra, niteliği itibarıyla sistemdeki verilere zarar verici olmayan iki seçimlik harekete daha yer verilmiştir. Bunlar sisteme veri yerleştirilmesi veya mevcut verilerin başka yere gönderilmesidir. Sistem üzerinde hak sahibi olan kişinin rızasına aykırı olarak herhangi bir verinin bilişim sistemine girilmesi hâlinde veri yerleştirilmesi söz konusudur (Koca - Üzülmez, s. 918). Bu aşamada TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesine değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Anılan madde; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir." şeklinde düzenlenerek maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup, kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Yerel Mahkemece; olay tarihinde Gölcük Asker Hastanesinde KBB uzmanı olarak görev yapan sanığın ASOS'a giriş yapmaksızın 07.04.2015 tarihinde acil servis müdahale odasında tanık ...'e ilişkin olarak saçlı deriden kitle çıkarma işlemi; yine benzer şekilde 15.04.2015 tarihinde genel cerrahi servisinde tanık ...'ye ilişkin olarak sırt bölgesinden kitle çıkarma işlemi yaptığı, bu işlemlerin kayıt dışı olarak yapılması nedeniyle de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından anılan hastaneye ödenmesi gereken tutarın ödenemediği, bu şekilde görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle hastane döner sermaye gelirindeki artışa engel olarak kamunun zararına neden olan sanığın zincirleme şekilde gerçekleşen görevi kötüye kullanma suçunu işlediği; ayrıca hakkında idari tahkikat başlatıldığını öğrenen sanığın söz konusu işlemleri kayıt altına almak amacıyla tanık ...'ye ilişkin olarak 15.04.2015 tarihinde sırt bölgesinden kitle çıkarma işlemi yapmasına karşın 21.04.2015 tarihinde ASOS'a kendi kullanıcı hesabı ile "Kesi onarımı", tanık ...’e ilişkin olarak ise 07.04.2015 tarihinde saçlı deriden kitle çıkarma işlemi yapmasına karşın 21.04.2015 tarihinde kendi kullanıcı hesabı ile ASOS'a "Yüzeysel saçlı deri yaralanması" tanısı ve "Kesi onarımı" kaydını girdiği, sanığın bu şekilde hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme suçunu, yine 21.04.2015 tarihinde tanıklar ... ve ...’ye ait ASOS hesaplarına rızaları dışında veri yerleştirerek zincirleme şekilde gerçekleşen bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu işlediği ancak sanığın bilişim sistemine veri yerleştirme ile hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme olarak nitelenen eylemlerinin hukuki anlamda tek bir fiil oluşturduğu ve TCK’nın 44. maddesi delaletiyle en ağır cezayı gerektiren zincirleme şekilde gerçekleşen bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan cezalandırılması gerektiği kabul edilen olayda; KBB uzmanı olan sanık tarafından ayaktan tedavi edilen ve genel sağlık sigortası kapsamında oldukları anlaşılan tanık ...'e ilişkin olarak saçlı deriden, tanık ...'ye ilişkin olarak ise sırt bölgesinden kitle çıkarma işlemleri yapıldığı, MY 33-1 (C) Asker Hastaneleri Yönetim Yönergesi'ne göre de bu cerrahi müdahalelere yönelik kayıt ve sarf işlemlerinin gerçekleştirildikleri gün yapılmaları gerekirken yapılmadıkları gibi sanık hakkında idari tahkikat başladığı tarihe kadar da bunlara ilişkin bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmış ise de Genelkurmay Başkanlığı TSK Sağlık Komutanlığınca düzenlenen 31.12.2015 tarihli müzekkere cevabı ekinde yer alan GATF Dek. ve Eğt. Hst. Bştbp'liği KBB ABD Bşk'lığı tarafından hazırlanan 28.12.2015 tarihli "Tıbbi Görüş/Değerlendirme Raporu"nda; söz konusu işlemlerinin küçük cerrahi işlemler kapsamında olduğunun, 1219 sayılı Kanun'un; "Cerrahii sağireye ait ameliyat ile sünneti her tabip yapabilir." şeklinde düzenlenen 3. maddesi uyarınca da tıp fakültesini bitirmiş her tabip tarafından uzmanlık gerektirmeyen bu işlemlerin yapılabileceğinin, dolayısıyla KBB uzmanı olan sanığın da bu işlemleri yapmasının mevzuata uygun olduğunun belirtilmesi nedeniyle söz konusu cerrahi operasyonların yapılması bakımından sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, yine bu işlemlerin kayıt altına alınmayıp gizli bir şekilde yapılmasını gerektirecek nitelikte sanığın maddi bir menfaat temin ettiğine yönelik bir tespitte bulunulamaması, aksine söz konusu cerrahi müdahalelerin bazı doktor ve hastane çalışanlarının operasyonlardan haberdar olabilecekleri şekilde gerçekleştirilmesi karşısında, sanığın bahse konu cerrahi müdahalelere ilişkin kayıtları yapmayı unuttuğuna yönelik savunmalarının aksine bu kayıt ve sarf işlemlerini süresi içinde bilerek ve isteyerek yapmadığı, diğer bir ifade ile kastının bulunduğu hususunda şüphe oluştuğu ve bu şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki kayıt dışı yapılan söz konusu işlemler faturalandırılamadığından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından anılan Hastaneye yapılması gereken ödeme yapılamamış ise de bu ödemenin bir kamu kurumundan diğer bir kamu kurumuna yapılacak olması hususu göz önünde bulundurulduğunda, 5018 sayılı Kanunu'nun 71. maddesinde; kamu görevlilerinin kast, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanan kamu zararının somut olayda oluştuğundan bahsedilemeyeceği gibi sanığın bu eylemi nedeniyle kişilerin mağduriyetine neden olduğunun ya da kişilere haksız bir menfaat sağladığının da tespit edilemediği, Sanığın, 07.04.2015 tarihinde tanık ...'e ilişkin acil serviste yaptığı cerrahi müdahale sırasında kullandığı malzemelere yönelik sarf işlemlerini kayıt altına almak amacıyla 21.04.2015 tarihinde tanıklar ... ve ...’nin ASOS hesaplarına veri yerleştirdiği anlaşılmış ise de, sanığın işlem yapmak için suça konu bilgisayarın başına geçmeden önce acil nöbeti biten ve mikrobiyoloji uzmanı olan tanık ...’un bu bilgisayarda açık vaziyette olan ASOS oturumunu kapatmayı unutması, 07.04.2015 tarihinde tanık ...’e ilişkin yaptığı operasyonda kullanılan acil servis malzemelerinin düşümünün acil servis şifresi kullanılarak yapılabileceğini belirten sanığın bu amaçla acil tıp uzmanı olan tanık ...’den ASOS şifresini istemesi, sanığın savunmasında tanık ...’un ASOS oturumunun o sırada açık olduğunu fark etmediğini, tanık ...’nin ASOS oturumu üzerinden işlem yaptığını zannettiğini, bu durumu fark ettiğinde ise işlemi sonlandırdığını savunması, bu savunmasını doğrular şekilde tanık ...’nin, tanık ...’un hesabından tanık ... ile ilgili istek girişi yapılsa da bu işlemin devam ettirilmediğine yönelik beyanda bulunması, tanık ...’un sehven 1-2 kez sanığın oturumu üzerinden hasta muayene ettiğini ve bu durumu daha sonra fark ettiğini, tanık ...’un da ASOS'un tam ekran olarak açık olması hâlinde hangi doktorun hesabıyla giriş yapıldığının ekranın sol alt kısmında yer almasına karşın bu durumun gözden kaçabileceğini ifade etmeleri, yine sanığın poliklinikte sadece muayene kaydı yapabildiklerini ancak acil serviste hem muayene kaydı hem de pansuman kaydı yapılabildiğini, poliklinik alışkanlığı nedeniyle tanık ...’nin ASOS oturumu üzerinden sehven muayene kaydı oluşturduğuna yönelik savunmada bulunması, kaldı ki doktor olan sanığın suça konu işlemleri tanık ...'nin daha sonra kontrol edilebileceğini öngörebilecek durumda bulunması, bu durumu bilerek anılan tanığın rızası hilafına işlem yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, bununla birlikte bahse konu işlemlerin daha sonra tanık ... tarafından kontrol edilip tanık ... aracılığıyla iptal edilmesi, ayrıca tanık ...’nin sanık tarafından yapılan muayene kaydı işleminin kişisel bir hata olduğunu düşündüğü için idareye haber vermediğini belirtmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın gerek tanık ...’un gerekse tanık ...’nin ASOS oturumlarına rızalarına aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek veri yerleştirdiği, diğer bir ifade ile kastının bulunduğu hususunda şüphe oluştuğu ve bu şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, Anlaşılmakla, sanığa atılı görevi kötüye kullanma ve bilişim sistemine veri yerleştirme suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Görevi kötüye kullanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurul Üyesi ...; görevi kötüye kullanma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu, Bilişim sistemine veri yerleştirme suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığına ilişkin ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurul Üyeleri ... ve ...; bilişim sistemine veri yerleştirme suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu, Ceza Genel Kurulu Üyesi ... ise; bilişim sistemine veri yerleştirme suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu ancak sanık hakkında bu suç bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. İtiraza konu olmadığından hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita etme suçuna ilişkin bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16.05.2019 tarihli ve 2823-6994 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- (Kapatılan) Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli ve 487-136 sayılı hükümlerinin, sanığa atılı bilişim sistemine veri yerleştirme ve görevi kötüye kullanma suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin kapatılması sebebiyle dosyanın, UYAP kayıtları dikkate alınarak Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla karar verildi.