Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1769 E. , 2024/5583 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1769 Karar No : 2024/5583 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)... İşletmeleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRE…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1769 E. , 2024/5583 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1769 Karar No : 2024/5583 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)... İşletmeleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı ..." projesiyle ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 27/04/2023 tarih ve E:2023/1821, K:2023/4201 sayılı kararıyla bozulması üzerine, (Mahkemenin E:... sayılı dosyasında bozma kararına uyularak) alınan ek bilirkişi raporu, işbu dava dosyasında taraflara tebliğ edilmek suretiyle verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, kimya mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve (flora ve fauna olmak üzere) iki biyolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ek bilirkişi raporunda özetle; maden mühendisliği bakımından yapılan değerlendirmede; 1) davaya konu sahada kuzey doğu (KD), güney batı 1 (GB1) yeraltı işletmelerine ek olarak, güney batı 2 (GB2) ve güney batı 3 (GB3) isimli 2 adet yeraltı ocaklarının planlandığı, mevcut durumda bu ocakların fiili olarak faaliyetlerini sürdürdüğü, galerilerde ilerleme yönteminin delme, patlatma ve çıkan malzemenin (cevher ve EOK malzeme) yeraltı kamyonlarıyla taşınması ve tahkimat döngüsü ile yapıldığı, yeraltı işletme yöntemi olarak damarın eğimine göre iki yöntemin uygulandığı, bunların; damarın eğiminin 70'den az olduğu yerlerde "kes ve doldur" (cut & fill) ve damarın eğiminin 70'den fazla olduğu yerlerde “ara katlı uzun delgili kazı” (sub-level long hole stoping) yöntemlerinin olduğu, bu yöntemlerin özellikle damar eğimlerinin fazla olduğu metal madenlerinde yaygın olarak kullanıldığı, madencilikte dolgunun; üretim yapılarak açılan bir alanın, kısmen veya tamamen el, gravite, mekanik, pnömatik ve hidrolik araçlar kullanılarak doldurulması işleminin olduğu, dünyada dolgu teknolojisinin gelişiminde ve bundan faydalanılmasında son 30 senedir büyük bir gelişme kaydedildiği, madencilik sektörünün, yeraltında geniş üretimli açık alanların doldurulmasıyla ilgili teknoloji ile özellikle ilgilendiği, yeraltında kullanılan dolgunun madencilikte sağladığı yararları; güvenli ve ekonomik madenciliğe olanak sağlaması, tasmanı engellemesi, havalandırma kontrolünü sağlaması, galeri ve üretim boşluklarının duraylılığına yardımcı olması, çalışma yerlerinin duraylılığını sağlaması, yan topukların duraylılığını sağlaması, topukların kazanımını sağlayarak, cevher kaybının azaltması, ocak ve/veya tesis artıklarına yer teşkil etmesi olarak sıralanabildiği, yeraltı madenciliğinde dolgu malzemesi olarak genellikle tesis atıklarının ya da açık ocak veya yeraltı ocağından çıkan pasanın kullanıldığı, bu malzemelerin dolgu malzemesi olarak kullanılmasının bir yandan dolgu için kolay malzeme teminini sağlarken, bir yandan da işletme atıklarını ortadan kaldırmak için ekonomik ve basit yol olduğu, yeryüzü hareketleri ve çevre sorunları bakımından dolgulu yöntemlerin kullanımının gittikçe arttığı, yeraltının doldurulması zor bir işlem olduğu için ocak çalışmalarının buna göre planlanmasının gerektiği, dolgulu yöntemlerin en büyük çevresel faydasının, yeryüzünde tasman (çökmeler) hareketlerinin meydana getirmemesi olduğu, bu etkilerin çevresel olarak doğaya ve yaşam alanlarına (bina, yol, baraj vb.) zarar verebildiği, tasman etkilerinin özellikle yeryüzünde yamaç olarak bulunan bölgelerde daha fazla zararlara neden olabildiği, bu nedenle uygulanan dolgulu yeraltı üretim yöntemlerinin başarısının yüzeyde tasman meydana getirip getirmemesi ile önemli ölçüde ölçülebildiği, keşif esnasında yeraltı üretim alanlarının üstünde bulunan topoğrafya üzerinde ve özellikle de yamaçlı alanlarda gözlem yapıldığı ve herhangi bir tasman hareketine ya da izine rastlanılmadığı, bilirkişi heyetinin sahanın tamamını incelediği, keşif esnasında tasman hareketi belirlenmemiş olduğu için de yer altı portallarının incelenmesine gerek duyulmadığı, 2) Mahkeme heyeti ve taraflar ile 16 Şubat 2022 tarihinde yerinde keşif yapıldığı, açık ocak hazırlık faaliyetlerine Nisan 2010 itibarıyla başlanıldığı ve Eylül 2010 itibarıyla tam üretime geçildiği, Ekim 2019 tarihi itibarıyla da açık ocak üretim faaliyetlerinin sonlanmış olduğu belirtilmiş olup, keşif incelemesi esnasında da bu durumun tespit edildiği, 2021-2022-2023 yılları için etap 7 ve etap 8 açık ocaklarının planlandığı, ancak yapılan araştırma sondajları sonucu ekonomik açıdan uygun bulunmayarak iptal edildiğinin belirtildiği, etap 7 ve etap 8 açık ocaklarının faaliyet alanlarına yeraltı üretiminin kaydırıldığı, üretimi tamamlanan ocak etap 6'nın geri dolu faaliyetlerinin tamamlandığı, rehabilitasyon ve ağaçlandırma faaliyetlerinin 2022-2023 yıllarında devam edeceğinin keşif esnasında görüldüğü, yine 2010-2019 arası 25.000.000 m3 dekapaj işinin yapıldığının, 2019-2021 yıllarında 4.800.000 m3 geri dolgu ve rehabilitasyon işlemlerinin yapıldığının keşif mahallinden ve dava dosyasından belirlendiği, hesaplamalarda kullanılan formülün ve yaklaşımların bilimsel ve teknik olarak uygun olduğu, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde "Maden ve Taş Ocakları ile Benzeri Alanlarda Patlama Nedeniyle Oluşacak Titreşimlerin En Yakın Çok Hassas Kullanım Alanının Dışında Yaratacağı Zemin Titreşimlerinin İzin Verilen En Yüksek Değerleri” olan 50 mm/sn'nin altına 23,4 m'de ulaşıldığı, değerlendirme, izin verilen en yüksek titreşim hızı olan 5 mm/sn için yapıldığında emniyetli mesafenin yaklaşık 115 m'ye karşılık geldiği, bu mesafelerin içerisinde yerleşim birimi veya binanın bulunmadığı, oluşacak titreşimin herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağının belirlendiği, bu hesaplamalar göre ÇED dosyasında belirtilen patlayıcı miktarlarının (özgül şarj) uygun olduğu, hava şoku oluşumuyla ilgili yapılan değerlendirmede sonucunda hava şokunun en hafif etkisinin 75 m mesafede sonlandığı, bu mesafede herhangi bir yerleşim alanının zaten olmadığı, taş savrulması ile yapılan hesaplamalarda taş savrulma mesafesinin yaklaşık 650 m olduğu ve en yakın yerleşim yeri olan ... (1.6km) üzerine etkisinin olmayacağının görüldüğü, yapılan değerlendirmeler sonucunda açık işletme geometrileri stabilite sonuçları ve patlatma kaynaklı çevresel etkiler üzerine yapılan planlamalar ve hesaplamaların maden mühendisliği disiplini açısından uygun bulunduğu, 3) dava konusu ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunun ... sayılı Genelge çerçevesinde ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan iptal gerekçeleri çerçevesinde maden mühendisliği disiplini açısından revize edildiğinin belirlendiği, sonuç olarak, maden mühendisilği açısından yürütülen projenin “... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi ...” ile uyumlu olduğunun görüldüğü, yürütülen madencllik faaliyetlerinin bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda incelenmiş olup, faaliyetlerin yürütülmesinin uygun bulunduğu, çevre mühendisliği bakımından yapılan değerlendirmede; ÇED raporu sayfa 5.3'te "Modelde Kullanılan Veriler 1-Kaynak Bilgileri, Üretim Sırasında Toz Kaynakları ve Çıkacak Toz Miktarı" başlığı altında; açık - ocak üretim faaliyetleri sona erdiği için yeraltı madencilik faaliyetleri sırasında patlatma, sökme ve yükleme işlemleri açık alanda gerçekleştirilmeyeceğinden toz emisyonunun oluşmayacağı, bu nedenle yeraltı madenciliği ile üretilen cevher ve EOK kaynaklı toz emisyonlarının hesaplamalara dahil edilmediği açıklamasının mevcut olduğu, hava kalitesi modelleme çalışmasında çalışmanın en yoğun olacağı öngörülen 2023 yılında GB1 Yeraltı Portalı (GB1), GB2 Yeraltı Portalı (GB2), GB3 Yeraltı Portalı (GB3) ve KD yeraltı portalı madenlerinde üretim gerçekleşeceğinden, yeraltı madenlerinden çıkan cevher ile EOK malzemesinin kamyonlar vasıtası ile taşınma/depolanma işleminin aynı anda gerçekleştirileceği göz önüne alınarak oluşacak PM10 ve çöken toz konsantrasyonunun hesaplandığı, Mahkemenin “ÇED raporunun tamamına yönelik değerlendirme yapılması" isteği dikkate alındığında; proje sahası içerisinde halihazırda bulunan 2 adet açık ocağın, 3. kapasite artırımıyla genişletilecek olan ocak 5'in ve projeye eklenecek üç adet yeni açık ocağın (Ocak 6, Ocak 7, Ocak 8) toz kaynağı olarak Hava Kalitesi Modellemesine dahil edilmediğinin anlaşıldığı, faaliyet alanında yapılan ölçüm sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği, ancak ÇED raporunun tamamına yönelik değerlendirme yapılması durumunda, modelleme sonuçlarının açık ocakların değerlendirmeye dahil edilmemiş olması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından denetime elverişli olmadığı, sonuç olarak, keşif esnasında yeraltı üretim alanlarının üstünde bulunan sahanın tamamında, özellikle de yamaçlı alanlarda yapılan gözlemde herhangi bir tasman hareketi ya da izine rastlanılmadığı, sahanın tamamında yapılan incelemede, tasman hareketinin belirlenmemiş olduğu için de yeraltı portallarının incelenmesine gerek duyulmadığı, yapılan değerlendirmeler sonucunda açık işletme geometrileri, şev stabilite sonuçları ve patlatma kaynaklı çevresel etkiler üzerine yapılan planlamalar ve hesaplamaların maden mühendisliği disiplini açısından uygun olduğu, dava konusu ÇED Olumlu kararının ... sayılı Genelge ÇED raporunun, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan iptal gerekçeleri çerçevesinde maden mühendisliği disiplini açısından revize edilmiş olduğu, maden mühendisliği açısından yürütülen projenin “... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi ..." ile uyumlu olduğunun görüldüğü, yürütülen madencilik faaliyetleri bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda incelenmiş olup, faaliyetlerin yürütülmesinin uygun buluduğu, faaliyet alanında yapılan ölçüm sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği, ancak ÇED raporunun tamamına yönelik değerlendirme yapılması durumunda, modelleme sonuçlarının açık ocakların değerlendirmeye dahil edilmemiş olması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından denetime elverişli olmadığı, yönünde görüş ve tespitlerde bulunulmuştur. Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ek bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde kurulması planlanan "... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi"ne ilişkin verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının; açık işletme geometrileri, şev stabilite sonuçları ve patlatma kaynaklı çevresel etkiler üzerine yapılan planlamalar ve hesaplamaların maden mühendisliği disiplini açısından uygun olduğu, ... sayılı Genelge ÇED raporunun, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan iptal gerekçeleri çerçevesinde maden mühendisliği disiplini açısından revize edilmiş olduğu, maden mühendisliği açısından yürütülen projenin “... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi ..." ile uyumlu olduğu, yürütülen madencilik faaliyetlerinin bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda olduğu, ÇED raporunun tamamına yönelik olarak yapılan değerlendirmede ise; faaliyet alanında yapılan ölçüm sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermemekle birlikte, proje sahası içerisinde hali hazırda bulunan 2 adet açık ocağın, 3. Kapasite artırımıyla genişletilecek olan Ocak 5'in ve projeye eklenecek üç adet yeni açık acağın (Ocak 6, Ocak 7, Ocak 8) toz kaynağı olarak Hava Kalitesi Modellemesine dahil edilmemiş olduğu, modelleme sonuçlarının açık ocakların değerlendirmeye dahil edilmemiş olması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından denetime elverişli olmadığı anlaşılmış olup, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, projeyle ilgili ÇED raporunun emisyon hesaplamaları bölümünde yapılan ölçümler, hesaplamalar ve modelleme çalışması ... sayılı Genelge kapsamında revize edilirken, işletmenin mevcut koşullarındaki çalışma takviminin göz önünde bulundurulduğu, dolayısıyla 3. kapasite artırımı projesi kapsamında yer alan açık ocaklarda 2019 yılı içerisinde üretim faaliyetleri sona erdiği ve rehabilitasyon çalışmaları kapsamında geri dolgu faaliyetleri tamamlandığı için bu bölümde yapılan hesaplamalarda ve modelleme çalışmasında mevcut ve projenin ilerleyişinde uygulanacak olan yeraltı madencilik faaliyetlerinin dikkate alındığı, sonuç olarak projeyle ilgili ÇED sürecinde yer alan ilgili uzman kurum ve kuruluşların olumlu görüşünün bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu proje kapsamında açık ocak faaliyeti bulunmadığı halde, Mahkemece açık ocak faaliyetinin bulunduğu kabulüyle değerlendirme yapıldığı, başlangıçta açık ocak planlanmış iken, maden rezervinin yüzeye yakın olması ve maliyetlerin yüksek olması nedeniyle açık ocakların devreye alınmadığı, bilirkişi raporunda da 2019 tarihi itibarıyla açık ocak üretim faaliyetlerinin sona erdiğinin vurgulandığı, kaldı ki açık ocak faaliyetinin modellemeye dahil edilmesi durumunda mevzuata aykırı bir yönün bulunduğu şeklinde bir bilirkişi raporunun bulunmadığı, bilirkişi raporunda yalnızca açık ocak faaliyetinin modellemeye dahil edilmemesi nedeniyle denetime elverişli bir durumun bulunmadığının belirtildiği, ayrıca hava kirliliğine ilişkin raporlarda kapasite artırımının hava kirliliğine sebep olmayacağının ortaya konulduğu, dolayısıyla Mahkemece bilirkişi raporuyla hava kirliliği bakımından olumsuz bir hususun tespit edilmiş gibi değerlendirme yapılmak suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının karşı oyda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : ... İli, ... İlçesi, ... Köyü civarında davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Altın Madeni" projesiyle ilgili ilk olarak davalı idare tarafından... tarihli "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Bu kararın, iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/03/2015 tarih ve E:2013/4066, K:2015/2198 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Sonrasında davalı yanında müdahil tarafından söz konusu projede kapasite artışı planlanınca davalı idare tarafından "... Altın Madeni Açık ve Kapalı Ocak İşletmesi Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, anılan kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin... tarih ve K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/03/2015 tarih ve E:2013/4061, K:2015/2201 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Davalı yanında müdahil tarafından anılan projede ikinci kez kapasitenin artırımına karar verilmiş, davalı idare tarafından "... Altın Madeni İşletmesi İkinci Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak ... tarihli "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Söz konusu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/03/2015 tarih ve E:2013/4067, K:2015/2202 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Kapasite artışlarıyla mevcut durumda 192 hektara ulaşan ÇED alanının, 132 hektar daha genişletilerek açık ocak ve yeraltı ocak işletmeciliği suretiyle altın madeni işletilmesinin planlanması üzerine, toplam 324 hektar olan ÇED alanında gerçekleştirilecek "... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, anılan kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada,...tarihinde işlemin yürütmesinin durdurulmasına, sonrasında da Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, temyiz edilen bu kararın, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 05/03/2019 tarih ve E:2018/5434, K:2019/1606 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, kısmen davanın ehliyet yönünden reddine, kısmen feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2021/4388, K:2021/8783 sayılı kararıyla; anılan Mahkeme kararı bozularak, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Diğer taraftan,... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine, ... sayılı Genelge kapsamında yürütmenin durdurulmasına ilişkin Mahkeme kararının gerekçesinde yer alan hususlara ilişkin ÇED raporunun 1. bölümü, 4. bölümü, 5. bölümü ve 9. bölümü revize edilerek, 17/10/2018 tarihinde davalı idareye sunulmuş, ''... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı ...'' projesi ile ilgili ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle...İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kısmen davanın ehliyet yönünden reddine, kısmen feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2021/965, K:2021/8784 sayılı kararıyla, Mahkeme kararının, haklarında davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen davacıların bir kısmı yönünden bozularak, bu davacılar bakımından da dava konusu işlemin iptaline; haklarında davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen diğer davacılara ilişkin kısmı ile dava açma ehliyeti bulunanlar yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı onanmıştır. Son olarak,... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali üzerine, davalı yanında müdahil tarafından ... sayılı Genelge kapsamında Mahkeme kararının gerekçesinde yer alan hususlara ilişkin ÇED raporunun 1. bölümü, 2. bölümü, 5. bölümü ve 9. bölümü revize edilerek 18/01/2021 tarihinde davalı idareye sunulmuş, 12/02/2021 tarihinde inceleme değerlendirme komisyon (İDK) toplantısı yapılmış, komisyon üyelerinin görüşleri ile halktan gelen görüşler çerçevesinde ''... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı ...'' projesi ile ilgili dava konusu ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü Genelgesinde; "...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır. Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.' şeklinde yapılması" düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Öte yandan, anılan Genelge ile yapılması planlanan projeyle ilgili verilen ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada, Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararları, ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunun bir veya birkaç bölümüne ilişkinse ve ÇED raporunun tamamını kusurlandırmıyorsa, ÇED raporunun yetersiz görülen bu kısımları yeniden düzenlenmek suretiyle davalı idareye sunulması üzerine, Yönetmelikte öngörülen ÇED sürecinin en başından işletilmeyerek değerlendirme yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Uyuşmazlıkta her ne kadar Danıştay Altıncı Dairesinin 27/04/2023 tarih ve 27/04/2023 tarih ve E:2023/1821, K:2023/4201 sayılı kararıyla açık ocak faaliyetleri ile yeraltı ocağı faaliyetlerinin birlikte kümülatif etkisinin yargısal denetim dışında kalmaması amacıyla ÇED raporunun bütünüyle dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş ve İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak alınan ek bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle, ÇED raporundaki modelleme sonuçlarına açık ocakların değerlendirmeye dahil edilmemesi nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından ÇED raporunun denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, ÇED raporunda; dava konusu proje kapsamında ocak 6, ocak 7 ve ocak 8 olmak üzere 3 adet yeni açık ocak açılacağı belirtilmekle birlikte, ek bilirkişi raporunda; Ekim 2019 tarihi itibarıyla açık ocak üretim faaliyetlerinin sonlandığı, keşif incelemesi esnasında da bu durumun tespit edildiği, başlangıçta 2021-2022-2023 yılları için ocak 7 ve ocak 8 açık ocaklarının açılmasının planlandığı, ancak yapılan araştırma sondajları sonucu ekonomik açıdan uygun bulunmayarak iptal edildiğinin belirtildiği, ocak 7 ve ocak 8 açık ocaklarının faaliyet alanlarına yeraltı üretiminin kaydırıldığı, üretimi sona eren ocak 6'nın geri dolgu faaliyetlerinin tamamlandığı ve rehabilitasyon ile ağaçlandırma faaliyetlerinin 2022-2023 yıllarında devam edeceğinin keşif esnasında görüldüğü yönünde yapılan tespitler dikkate alındığında, 3. kapasite artırımına ilişkin ilk ÇED Olumlu kararının verildiği 2017 tarihinden bu yana ocak 6'nın üretiminin sona ererek, geri dolgu faaliyetlerinin tamamlanması, proje sahibi şirket tarafından 7 ve 8 olarak ifade edilen açık ocakların açılmasından vazgeçilmesi ve üretime yeraltı ocağında devam edilecek olması nedeniyle yeraltı ocağı ile kümülatif etki oluşturacak açık ocağın halihazırda bulunmadığı anlaşılmış olup, gelinen aşama itibarıyla, yargısal denetimin yeraltı ocak işletmeciliği bakımından yapılması gerektiğinin kabulü gerekmektedir. Yeraltı ocak faaliyetleri bakımından yapılan incelemede ise, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/04/2023 tarih ve 27/04/2023 tarih ve E:2023/1821, K:2023/4201 sayılı kararında, davacı ile davacı yanında müdahillerin yeraltı ocaklarında keşif yapılmadığı yönünde iddialarının bulunması nedeniyle bu kısımlarda ayrıca keşif yapılmasını gerektiren bir durumun olup olmayacağı hususunun da açıklığa kavuşturulması gerektiği vurgulandığından, Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda, dolgulu yeraltı üretim yöntemlerinin başarısının yüzeyde tasman meydana getirip getirmemesi ile önemli ölçüde ölçülebildiği, keşif esnasında yeraltı üretim alanlarının üstünde bulunan topoğrafya üzerinde ve özellikle de yamaçlı alanlarda gözlem yapıldığı ve herhangi bir tasman hareketine ya da izine rastlanılmadığı, bilirkişi heyetinin sahanın tamamını incelediği, keşif esnasında tasman hareketi belirlenmemiş olduğu için de yeraltı portallarının incelenmesine gerek duyulmadığı yönünde yapılan değerlendirme dikkate alındığında, yeraltı ocak alanlarında ayrıca keşif yapılmamasının bilirkişilerce bilimsel olarak açıklığa kavuşturulduğu görülmüştür. Olayda, bilirkişi ve ek bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; ÇED raporunda yeraltı ocak faaliyetleri ile ilgili taahhüt edilen kes-doldur ve ara katlı uzun delgili kazı yöntemlerinin, yeraltı madencilik faaliyetleri kullanımında sağladığı faydalar göz önünde bulundurulduğunda, madencilik faaliyetlerinin bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda yürütüldüğü, madencilik sahası ve çevresinde akifer niteliğinde geçirimli birimlerin yer almadığı, yörede geçirimsiz özellikte granit sokulum kayaçları ve volkanik kayaçların bulunduğu, çalışma alanında yer alan fay ve kırık sistemlerinin devamlılığının olmadığı, fay zonlarının bağlantısız olmaları nedeniyle yeraltısuyu akımı için ortamın elverişsiz olduğu, yeraltısuyu akımının oluşması için kırık ve çatlakların bağlantılı olması gerektiği, sahanın düşük geçirimli/geçirimsiz özellikte olduğu, bununla birlikte projenin yer üstü ve yeraltı su kaynakları üzerindeki etkileri ilgili ÇED raporunda yapılan çalışmaların yeterli olduğu, Ph" seviyesinin nötre yakın tutulacağı ve ani "Ph" düşüşlerinin olabileceği ve sülfat konsantrasyonlarının yükselebileceği durumlarda "Ph"ı nötr tutmak için gerekli tamponlama işlemleri gibi önlemlerin proje dosyasında değerlendirildiği, yeraltında sürdürülecek faaliyetler nedeniyle habitat ve tür kaybının yaşanmayacak olması sebebiyle devam eden ve edecek olan madencilik faaliyetlerinin doğal flora ve vejetasyon üzerine etkisinin bulunmadığı, ormancılık faaliyetleri açısından projenin uygunsuzluk içermediği, tarım alanlarına olabilecek olumsuz etkilerinin önlenmeye çalışıldığı ve faaliyetlerin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği, öte yandan, her ne kadar bilirkişi raporunun fauna, ortinoloji ve ekoloji kısmının değerlendirildiği bölümde, bilirkişi tarafından faaliyetlerin sadece yeraltı maden araştırma ya da çıkarma faaliyetlerini içermediği, söz konusu madenin yerüstü faaliyetlerine de bağlı olarak gelişen bir uygulama olduğu, dolayısıyla bağımsız faaliyetler olarak düşünülmesinin bilimsel açıdan uygun olmadığı ve bölgede yer alan su kaynaklarının kullanılması durumunda nehir yatağında akan suyun olası kimyasal özeliklerinin değişmesi nedeniyle biyolojik özelliklerin de değişmesine yol açma olasılığını barındırdığı belirtilmiş ise de, ÇED raporunun 5. bölümünde, yeraltı ve yüzey suları, hava kalitesi, gürültü, asit kaya drenajı ve olası tüm etkilerinin proje alanı ve etki alanını kapsayacak şekilde bir bütün olarak değerlendirildiği gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da yine kimya ve jeoloji mühendisleri tarafından bu hususların değerlendirmesinin yapıldığı ve herhangi bir olumsuzluk içermediği belirtildiği görülmekle birlikte, ... İdare Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı dosyasında aynı alana ilişkin açık ocak faaliyetlerinin yürütüldüğü sırada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde fauna bölümüne yönelik olarak aynı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda işbu raporda belirtilen çekincelerin yer almadığı sadece, ÇED raporunda birtakım eksik hususların bulunduğuna yönelik görüş belirtildiği, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususlara yönelik herhangi bir tespitte bulunulmadığı ve madencilik faaliyetlerinin yeraltından yürütülecek olması dikkate alındığında, "... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi"ne ilişkin verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; söz konusu projeyle ilgili verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz istemlerinin kabulüne, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4.Davalı idarece temyiz aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen...TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, 6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 7.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı ..." projesiyle ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta; Danıştay Altıncı Dairesinin 27/04/2023 tarih ve E:2023/843, K:2023/4200 sayılı kararıyla açık ocak faaliyetleri ile yeraltı ocağı faaliyetlerinin birlikte kümülatif etkisinin yargısal denetim dışında kalmaması amacıyla ÇED raporunun bütünüyle dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulması üzerine, her ne kadar bozma kararına uyularak İdare Mahkemesince alınan ek bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, ek bilirkişi raporunun tüm bilirkişilerce imzalandığı görülmekle birlikte, bozma kararında yer verilen hususların tüm bilirkişilerin uzmanlık alanlarını ilgilendirdiği halde ek bilirkişi raporunun içeriğinde sadece çevre mühendisi ile maden mühendisinin değerlendirmelerine yer verildiği görülmüş olup, ... sayılı Genelge kapsamında verilen dava konusu ÇED olumlu kararının dayanağı ÇED raporunun,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan iptal gerekçeleri çerçevesinde revize edilip edilmediğinin ortaya konulması, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/04/2023 tarih ve E:2023/1821, K:2023/4201 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, açık ocak faaliyetleri ile yeraltı ocağı faaliyetlerinin birlikte kümülatif etkisinin yargısal denetim dışında kalmaması için ÇED raporunun bütünüyle incelenmesi zorunlu olup, bu konudaki incelemenin ise tüm bilirkişilerce yapılması gerektiği halde, bu gerekliliğe uyulmayarak hazırlanan ek bilirkişi raporunun uyuşmazlığı tüm yönleriyle açılığa kavuşturması mümkün değildir. Bu itibarla, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/04/2023 tarih ve E:2023/1821, K:2023/4201 sayılı bozma kararında yer verilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla tüm bilirkişilerin değerlendirmelerine yer verilmesi suretiyle ek bilirkişi raporu alınması gerektiği sonucuna varıldığından, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.