Başvuru, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının mağduru olarak katılınan ve şahsi hak talebinin bulunduğu ceza yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, söz konusu suçlar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmemiş olması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının mağduru olarak katılınan ve şahsi hak talebinin bulunduğu ceza yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, söz konusu suçlar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmemiş olması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/11/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 9/8/1996 tarihinde şüpheliler tarafından kaçırılıp darbedilmek suretiyle bir miktar parasının yağmalandığı iddiasıyla 10/8/1996 tarihinde şikâyetçi olmuştur. Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliler hakkında 23/5/1997 ve 7/1/1997 tarihli iddianameler ile yaralama ve gasp suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açmıştır. Başvurucu, (kapatılan) Eyüp Ağır Ceza Mahkemesine yazdığı 3/10/1997 tarihli dilekçeyle sanıkların cezalandırılmalarını, gasbedilen 2700 Amerikan dolarının, 120 Alman markının ve 4 milyon Türk lirasının fiilî ödeme günündeki Türk lirası karşılığının sanıklardan tahsil edilmesini talep etmiştir. Bununla birlikte başvurucu, ayrıca 1 milyar TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. (Kapatılan) Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi 2/10/2003 tarihli kararıyla sanıklardan H.A.K. hakkında yaralama suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, gasp suçundan ise bu kişinin 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca sanığın manevi tazminat olarak 500 milyon lira ödemesine hükmetmiş, maddi tazminat talebini ise başvurucunun yetkili hukuk mahkemelerinde dava açma hakkını saklı tutarak reddetmiş, yabancı uyruklu sanık R.A.H. hakkındaki dosyanın ise sanığın uzun süredir yakalanamamış olması nedeniyle ayrılmasına karar vermiştir. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 11/10/2006 tarihli ilamıyla yeni yürürlüğe giren -26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı- Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesine dayanarak mahkeme kararını bozmuştur. Bozma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi 31/5/2007 tarihli kararıyla, sonradan yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre eylemleri yeniden nitelendirmiş ve sanık H.A.K.nın yağma suçundan 8 yıl 4 ay, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun tazminat talebine ilişkin olarak ise herhangi bir hüküm kurmamıştır. Başvurucu 3/8/2007 tarihli dilekçesiyle alt sınırdan karar verilmiş olması ve tazminat talebine ilişkin hüküm kurulmamış olması nedenleriyle temyiz talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 21/3/2012 tarihli ilamıyla cezaların gerekçeden yoksun bir şekilde alt sınırdan verildiği gerekçesine dayanılarak bozulmuştur. Bozma kararı sonrası Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 27/3/2013 tarihli ilamıyla sanık H.A.K. hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından toplam 13 yıl 4 ay hapis cezası vermiş, tazminat talebi için hukuk mahkemelerinde dava açılabileceğini bildirmiştir. Başvurucu 17/6/2013 havale tarihli dilekçesiyle sanığın temyiz taleplerinin reddedilmesini ve kararın onanmasını talep etmiştir. Karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 9/9/2015 tarihli ilamıyla onararak kesinleşmiştir. Başvurucu 24/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.