DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2 E. , 2024/1209 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2 Karar No : 2024/1209 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2016/57488, K:2022/4827 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İliş…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2 E. , 2024/1209 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2 Karar No : 2024/1209 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2016/57488, K:2022/4827 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2016/57488, K:2022/4827 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından açılan ceza soruşturması neticesinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 06/04/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının kendi beyanı yönünden, davacının ifade tutanağı incelendiğinde, davacının eğitim saiki dışında örgütsel bir amaçla Fetö ile iltisaklı dershanenin yayınlarına abone olduğuna ilişkin bir beyanının bulunmadığı gibi davalı idarece bu yönde dosyaya sunulmuş bir tespitin de olmadığı görüldüğünden, davacının beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının yurt dışı ziyareti yönünden, dava dosyasına dört günlük kısa süreli olarak yurt dışı eğitim programına gönderilenlerin örgütsel saiklerle belirlendiğini ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği, HTS raporu yönünden, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığının görüldüğü, bunun yanında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından yürüttüğü soruşturma sonucunda verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararındaki değerlendirmede yer alan, "...şüphelilerin (davacı ve davacının eşi G.A.'nın) kullanmış oldukları GSM hatlarına ilişkin HTS analiz raporunun alındığı, analiz raporunda; haklarında FETÖ/PDY nedeniyle işlem yapılan çoğunlukla Hakim ve Cumhuriyet savcısı mesleğinden olan kişilerle iletişim kayıtlarının olduğu, iletişimlerden bir kısmının birlikte aynı yerde görev yapan kişilerle, bir kısmının ailevi, sosyal ve sportif faaliyetler nedeniyle olduğunun anlaşıldığı, her iki şüphelinin (davacı ve davacının eşi G.A.'nın) (Erzurum İl Emniyet Müdürlüğün kayıtlarında bulunan ve üst düzey yönetici pozisyonunda bulunan 319 kişi arasında bulunan) örgütün üst düzey yöneticisi konumunda, imam-abi konumunda olan kişilerle iletişimlerinin olmadığının bildirildiği,..." yönündeki tespit de dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen söz konusu raporda yer alan tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının Bank Asya'da hesabının bulunması yönünden, davacının müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığı yönünde Dairelerince davacının ilgi dosyasında (E:2017/810) yapılan ara kararına müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından verilen cevapta; davacının Asya Katılım Bankası A.Ş.'de hesabının olmadığı belirtildiğinden, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunduğu yönündeki iddianın asılsız ve dayanaksız olduğunun anlaşıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde Dairelerince davacının ilgi dosyasında (E:2017/810) yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacının eşi G.A.'nın FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması yönünden, davacının eşi G.A. hakkındaki tespitlerde ve G.A.'nın açtığı Dairelerinin E:2017/437 ve E:2017/764 sayısına kayıtlı dava dosyalarına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği anlaşıldığından, davacının eşi G.A.'nın meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacının kardeşi ve kardeşinin eşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşi ve kardeşinin eşine yönelik tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin E:2017/810 sayılı dosyasında yapılan 23/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı; dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hakim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı dershanenin yayınlarına abone olduğuna dair beyanları ile H.C.nin 21/10/2016 tarihli dilekçesindeki davacı hakkındaki beyanları, davacı hakkında verilen takipsizlik kararında yer alan hususlar, FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde davacının yurt dışı çalışma ziyaretinde görevlendirilmiş olması, davacının eşinin ve kardeşinin yargı mensubu olarak görev yapmakta iken örgütle irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olması, davacının kardeşinin yargı mensubu olan eşinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, Kurul kanaatinin davacının FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, öte yandan davacı hakkında açılan ceza soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporunda, davacının ... hesabından Asya Katılım Bankası A.Ş. Merkez Şube nezdindeki Y.Ç. adına kayıtlı hesaba ortalama 25 TL EFT yapıldığının belirtilmesine rağmen anılan husus araştırılmadan eksik incelemeyle karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 25/01/2024 tarihli ara kararına verilen cevap üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davalı idare tarafından ilk kez temyiz aşamasında dile getirilen ve Daire kararında değerlendirilmediği ileri sürülen H.C.'nin 21/10/2016 tarihli dilekçesindeki beyanları incelenmiş olup, bütünü itibarıyla değerlendirildiğinde söz konusu beyanların, davalı idarenin iddiasının aksine, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/06/2022 tarih ve E:2016/57488, K:2022/4827 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 29/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Yargı mensubu olarak görev yapan H.C.'nin 21/10/2016 tarihli dilekçesinde davacıyla ilgili olarak "...2014 yılı ve HSYK seçim sürecine gelirsek; o dönem ben çalıştığım adliye olan Serik Adliyesi'nde Yargıda Birlik Platformu'nun temsilcisi idim, yine kendi dönemim olan 2. Dönem Avukatlıktan Hakimliğe geçiş grubundaki YBP temsilcilerinden biriydim. Tanıdığım birçok meslektaşı arıyor, hem seçim öncesi birliğin gücünü ölçüp hem de oy çalışması yapıyorduk. ... ve (eşi) G.'i arama ihtiyacı bile hissetmedim, sadece YBP adaylarının Ordu Adliyesi ziyareti zamanı ...'la Facebook'tan yazıştık ve toplantının iyi geçtiğini söylemişti. Onlardan emin gibiydim, fakat ortak arkadaşımız Kanunlar Genel Müdürlüğü Tetkik Hakimi T.A., Sn.Y.Ş. ile Eylül 2014'te adliyemize geldiğinde "...'u aradın mı seçim için" diye sordu, ben de "hayır hakimim, onlarda sorun çıkmaz" dedim, o da "ara, sıkıntı olabilir" dedi ben çok şaşırdım, ...'tan olumsuz bir cevap alırsam çok kızarım diye önce G.'i aradım, "G., 11'de 11 Yargıda Birlik olacak aman fire vermeyelim, bunlara (kuruldaki sözde bağımsız ağırlığa) bir daha fırsat vermeyelim" dedim, o ise "H., 11'de 11 YBP değil de kendi belirlediğimiz adaylara oy vereceğiz" dedi. Yargıda Birlik içindeki daha muhafazakar gördükleri adaylara oy vereceklerini konuşmadan anladım. T.A. Bey'in ismi geçti. Ben biraz daha ısrar ettim ama daha fazla uzatmadım hemen ortak arkadaşımız CTEGM tetkik hakimi İ.G.'i aradım. İ. de bu durumdan haberdar olduğunu T. Bey'e oy vereceklerini fakat gerisinden emin olmadığını söyledi. O da bundan rahatsızdı. ...'u aradım, "bunlar cemaatçi, siz değilsiniz, niye bunların adaylarına da oy veriyorsunuz", dedim, karma liste yapacaklarını söyledi, herhangi bir listeye bağlı kalmayacaklarını ifade etti diye hatırlıyorum, ben de arkadaşlığımız dostluğumuz zedelenmesin diye daha fazla münakaşa etmedim, durumu tetkik hakimi T.A.'ya bildirdim. FETÖ/PDY mensubu olmadıkları halde neden onların bir kısım adaylarına oy verdiler diye kendimce o dönem çok düşündüm. Birinci sebep: ...'un kızkardeşi Hakim N.A.'nın eşi F.A. bir önceki kurul döneminde Akçakale Başsavcılığı yapmıştı, ...; kızkardeşinin bu evlenme olayının hızlı geliştiğini, F. denilen savcıyı pek tanımadığını ifade etmiş, konuşmasından bu evliliğe pek razı olmadığı sonucunu çıkarmıştım. F.A.'nın malum yapıya dahil olduğunu ben Akçakale Başsavcısı yapıldığında anlamıştım, tahminim kızkardeşi ve onun eşi, sözde bağımsız adaylara oy verilmesi için kendilerine baskı yaptılar. İkinci husus ise ... ve G.'nin Ardahan'dan arkadaşları olan H.-N. Dağlı (dönemin Adalet Akademisi ve HSYK tetkik hakimleri-ihraç edildiler) çiftinin kendilerine fetöcü adaylara oy verilmesi yönünde ısrarlı talepleridir diye düşünüyorum, çünkü onlarla muhabbetleri vardı. Hatta H.D. akademinin bir yurtdışı gezisine ...'u da ekletmiş ve 2013 yılında bir hafta Strasburg/AİHM gezisine katılmıştı, bu gezinin amacının da adeta amiyane tabir ile ...'u kafalama amacı içerdiğini düşünüyorum, yine bu gezinin de ihraç listesinde ...'un isminin bulunmasına neden olduğu kanaatindeyim. Özetle; ...'un kardeşinin yaptığı hatalı (katalog) evlilik ve ...-G. çiftinin yanlış arkadaş seçimi ile fetöcü olmadıkları halde bir kısım fetöcü adaylara oy vermişler ve listelerde isimleri çıkmıştır....." ifadelerine yer verilmiştir. Belirtilen bu tanık ifadesinin incelenmesinden, davacının örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerinde, aile ve sosyal çevresinde bulunan ve sonrasında FETÖ ile iltisak ve irtibatlarının oldukları gerekçesiyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş yargı mensubu kişilerle birlikte hareket ederek, örgütün "sözde" bağımsız adayları lehine tutum sergilediği anlaşılmakla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu duruma göre, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığı anlaşıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmekte iken, aksi bir gerekçe ile işlemleri iptal eden Daire kararında hukuki isabet görülmemiş olup; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.