Başvuru, kanuna aykırı olarak aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kanuna aykırı olarak aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) taşınmaz alım satımına bağlı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası açmıştır. Dava dilekçesinde taşınmaz değerinin belirli olmaması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL talep ettiğini belirtmiştir. Mahkeme tarafından davaya konu uyuşmazlık hakkında bilirkişi raporu alınmıştır. Raporda, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanak olan gayrimenkulün devir tarihindeki değeri 173,10 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece 31/3/2015 tarihli ikinci duruşmada bilirkişi raporu taraf vekillerine verilmiş, eksik harç tamamlanmak üzere başvurucu (davacı) vekiline de iki haftalık süre tanınmıştır. Başvurucu vekili 21/4/2015 tarihli üçüncü duruşmada davanın tapu iptali ve tescili davası olmayıp alacak davası olduğunu, bu nedenle harç ikmalinin yapılamayacağını belirtmiştir. Mahkeme 26/11/2015 tarihli kararında; davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğunu, gerekli bilirkişi incelemesi ve keşfin yapılması neticesinde başvurucu vekiline yemin delilinin de hatırlatıldığını ancak yemin teklif etme hakkı varken bu imkânı kullanmadığını, bu durumda dava ispatlanamadığı belirterek davanın reddine karar vermiştir. Yargılama giderleri yönünden Mahkeme; peşin alınan 170,80 TL harçtan karar tarihi itibarıyla alınması gereken 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 143,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, 030,39 TL nispi vekâlet ücretinin de başvurucudan alınarak davalı tarafa verilmesine karar vermiştir. Söz konusu vekâlet ücretine ilişkin tutarı gayrimenkulün devir tarihindeki değeri olan 173,10 TL üzerinden hesaplanmıştır. Başvurucu, temyiz talebinde bulunmuş; dilekçesinde esasa ilişkin şikâyetlerinin yanında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 000 TL alacak talepli dava açtığını, bu değer üzerinden harç yatırdığını, ıslah talebinde de bulunmamasına rağmen dava değerine göre 500 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı olarak 030,39 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Dairesi 19/2/2018 tarihli kararla ayrı bir gerekçe belirtmeksizin temyiz istemini reddederek kararı onamıştır. Başvurucu aynı gerekçelerle karar düzeltme talebinde bulunmuş; Yargıtay Hukuk Dairesi 16/1/2019 tarihli kararla, karar düzeltme isteminin de reddine karar vermiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 12/2/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 1/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Yargılama giderleri şunlardır:...ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.” 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır....Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz.Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır." 492 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir....Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. ... Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır." 1136 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. ... Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. ...Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır." 31/12/2014 tarihli ve 29222 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 2015 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddesi şöyledir:“(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” Anılan tarifenin üçüncü kısımının ilgili bölümü şöyledir:“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret İlk 000,00 TL için % 12 Sonra gelen 000,00 TL için % 11”B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/6/2017 tarihli ve E.2015/8732, K.2017/9136 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... dava -TL dava değeri üzerinden harç yatırılmak suretiyle açılmış, mahkemece hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.Bu durumda, vekalet ücretine esas alınması gereken dava değeri, dava dilekçesinde harçlandırılan -TL’dir, bu bedel üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Ne var ki, mahkemece takip çıkış miktarı olan 638,85 TL üzerinden belirlenen ancak harçlandırılmayan değer üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/ maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür." Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/2/2020 tarihli ve E.2016/13953, K.2020/1966 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Somut uyuşmazlıkta, davacı dava değerini 000,00TL olarak belirterek önalım nedeniyle tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazdaki payın naklini sağlayan resmi senette 000,00TL bedel ödenerek edinildiği anlaşılmıştır. Davacının davasını açarken harçlandırdığı değer ise, yine resmi senette belirtilen 000,00TL’dir. Ancak mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen kendini vekille temsil ettiren davalı yararına 001,25 TL tutarında nisbi vekalet ücretine hükmedildiği, bu miktarın hesabında 2016 tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın toplam arazi bedelinin belirlendiği 750,00TL’nin davalının kullanımında olan 1/2 kısmına düşen 375,00 TL'nin esas alındığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin harçlandırılan ve resmi satış sözleşmesinde gösterilen satış bedeli olan 000,00TL üzerinden hesaplanması gerekirken, bilirkişi raporunda belirtilen ve harçlandırılmayan 375,00TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/6/2020 tarihli ve E.2016/17106, K.2020/3859 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Somut uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazdaki payın naklini sağlayan resmi senette satış bedelinin 000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacının davasını açarken harçlandırdığı değer de yine resmi senette belirtilen 000,00 TL’dir. Ancak mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen, davaya konu hissenin bilirkişi raporunda belirlenen 415,00 TL bedeli üzerinden hesaplama yapılarak, kendini vekille temsil ettiren davalı lehine929,80 TL tutarında nisbi vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin harçlandırılan ve resmi satış sözleşmesinde gösterilen satış bedeli olan 000,00 TL üzerinden hesaplanması gerekirken, bilirkişi raporunda belirtilen bedel üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/3/2022 tarihli ve E.2021/10334, K.2022/1678 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince; yolsuz tescil istemine ilişkin talep taşınmaz malın aynına ilişkin olup para ile değerlendirilmesi mümkündür. Böyle bir davada, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, taşınmazın dava tarihi itibariyle keşfen saptanan bedelinden ibaret olacağı kuşkusuzdur. Vekalet ücreti hesap edilirken deharcı yatırılmış olan dava değerinin esas alınması gerekmektedir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, dava değerini 985, TL olarak göstermiş, harcı bu tutar üzerinden yatırmış, dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen 084,835,14 TL üzerinden eksik harcı tamamlamamıştır. Bu durumda davalı vekili lehine vekalet ücreti harçlandırılan değer üzerinden hesaplanması gerekirken, taşınmazın keşfen belirlenen ancak harcı tamamlanmayan değeri üzerindenfazla hesaplanması doğru görülmemiştir..."